‘’aşk bile bile tutsaklıktır’’ yazıyordu kitaplığın üstündeki bir notta, evet ama ben böyle olsun istemedim. Ben böyle olsun istemedim. Diyordu içinden, içinden söylüyordu ama sesi, sarı duvarlarında yankılanıyordu sanki. Artık yaşama dair bir isteksizlik duyuyordu. Hiçbir şeyi umursamıyor, sigara üstüne sigara içiyordu. Çok değil, altı gün önce ne kadar mutluydu gelecek hayalleri kurup, sevgilisinin saçlarını okşuyordu. Şimdi ise, ellerinin arasında külü düşmek üzere olan ve ateşi, sanki kalbinde yanan bir sigara vardı. Kim bilir böyle kaç gün daha geçecekti. Bu belirsizlik içini sıkıyor, hayattan da bir o kadar kopartıyordu. Etrafı kalın süngerlerle yapılmış, koyu yeşil koltuğunda oturuyordu. Başı ağrımıyordu ama elini sıklıkla alnına götürüp ovuyordu. Sigarasını kurumuş dudaklarına götürüp içine çekmeye başladı, birden parmaklarının yandığını hissetti, aldırmadan nefesinin yettiğince sigarasını çekiyordu. Sigarasını dudaklarından çekerken hafifçe gülümsedi, –sendemi diye mırıldandı. Ağır, ağır ayağa kalktı, bacakları sanki yıllardır kıpırdamamış gibi zorlanıyordu. Gece olmuştu, oda birkaç elektronik aletin ve caddeden geçen arabaların lambalarıyla aydınlanıyordu. Yavaşça caddeye bakan, pencerenin önüne yürüdü, ellerini cebine sokup başını cama yasladı. Daha dün gibiydi, dört yıl önceki ilk karşılaşmaları. Sabah yine geç kalkmıştı ve İşe yetişmesi gerekiyordu. Üzerini giyinip, koşar adımlarla durağa gitti otobüsün gelmesine daha beş dakika vardı. Açlığını bastırmak için, durağın yanındaki markete girdi. Reyonlarda atıştıracak bir şey bakarken, birden dondu kaldı. Ruhunu okşayan, gözlerinin derinliklerine bakan simsiyah bir çift göz görmüştü...
İçindeki bütün havayı boşaltırcasına bir iç çekti. başını kaldırdı ve cama baktı. Dudaklarının arasından çıkan nefesle, cam buğulanmıştı. Parmağını hafifçe cama götürerek’’özledim’’ diye yazdı. Gecenin bitmesine birkaç saat vardı. ağır adımlarla odasına gitti, bu boş yatağa yatmak ona işkence gibi geliyordu. Her zamanki yattığı yere uzandı, gözleri kapanırken aklına mıh gibi kazılmış, o simsiyah gözler vardı.
Sabah kalktığında dünyanın onsuz ne kadar boş olduğunu düşündü. Oda ya gidip bir sigara yaktı, oysa hiç sevmezdi kahvaltıdan önce içmeyi, birden camda bir şey fark etti koşar adımlarla pencerenin yanına gidip diz çöktü, gözlerine inanamıyordu yanaklarına akan yaşı bile fark edememişti ve Sesinin en yüksek tonuyla camda yazanı okudu….
-BENDE……. Ömer ÇALIŞIR
|
|