Eve girdiği de şok olup kalmıştı. Yasemin yerde yüzüstü hiç kıpırdamadan yatıyordu…
Ne yapacağını bilmeden titrek adamlarla yavaşça karısının yanına doğru ilerledi her adım atışında ayaklarının altından çıkan parke seslerinin kulaklarında nasılda iğrenç bir ses olduğunu fark etti..
-Allah’ım ne olur Allah’ım ne olur…
Yere çöküp elini omzuna koydu, bedeni buz gibiydi o sımsıcak teninin yerine buz kütlesi vardı ellerinin altında..
Yavaşça kucağına doğru kaldırırken aklına ilk öpüştüğü gün geldi nasılda sıcaktı dudakları..
-Şimdi, şimdi nasıldır acaba Ne olur Allah’ım ne olur.
Karısının yüzünü gördüğünde aklını kaçırdığını sandı gördüğüne inanmak istemedi
Karısına kısık gözleriyle bakarken bunun nasıl olabileceği sorusu beynini kemiriyordu yaseminin yüzüne kan damladığını gördü elini dudağına götürdüğünde dudağını ısırarak kanattığını fark etti ceketinin cebinden arkadaşından gereksiz yere aldığı peçeteyle karısınız yüzünü silmeye başladı ne yapacağını bilmiyordu yüzündeki gözyaşı kana karışıp karısının yüzüne damlıyordu bilinçsiz şekilde karısınız yüzünü siliyordu kendine hakim olamıyordu artık, birden oda kararmaya başladı gün gece sessizliğine büründü karısının soğuk bedeni hala kucağındaydı yüzündeki o dehşet ifadeyle arkasında çok derinden gelen ve yükselmeye başlayan bir çığlık duydu çığlık yükseldikçe kulaklarındaki basınç artıyordu
kısık gözleri kanlanmaya ve açılmaya başladı elindeki peçeteyi yere bırakıp kulağını kapattı karısının soğuk bedenini hala kucağında tutmaya çalışıyordu diğer elinde kulağına götürdü yaseminin yere düştüğü andaki ses, çığlığı bastırmıştı sanki, artık dayanamıyordu çığlık devam ederse kulak zarlarının patlayacağını hissediyordu kıvranmaya başlamıştı artık…. Bir şey düşünemiyor kulaklarından beynine giden o çığlık, kaçıp gitmesini bile engelliyordu
-yeterrr ,
dudağından hala kan geliyordu birden çığlık kesildi oda karanlık ve sessizdi dizlerinin üstüne çöküp ne olduğunu anlamaya çalışıyorudu.
başını odanın her yerini görebilmek için sağa sola çeviriyordu gözleri yasemine takıldı
–allahım nekadar güzeldi
Dün birlikte sahilde dolaşmışlardı dört yıllık evliydiler ve aşkları hala zamana inat ayaktaydı.
-bankta oturalımmı biraz?
Güneşin ısıttığı bankın sıcaklığını yasemin hissedebiliyordu ve bu hoşuna gidiyordu
-köpek almayı düşünüyorum eve ne dersin ?
- yasemin ela gözlerindeki coşkulu bakışıyla kocasının gözlerine baktı
Bu bakışları tahmin edebiliyordu ama yaseminden duymak istiyordu dört yıllık evliliklerinde hep içinde baba olma hevesi vardı o küçücük dudaklarıyla baba demesi ne kadarda müthiş bir şeydi bunun aşık olduğu kadından, yaseminden olması da onun için başka bir duyguydu..
Ba ba ….
Bedenini karısına doğru çevirdi, ellerinin sıcaklığı kalbini okşuyordu sanki..
- köpeği çocuğumuz biraz büyüdüğünde alsak;
Yaseminin yüzünde anne olma hevesi vardı. evet artık istiyordu, kocasının da bunu ne kadar çok istediğini, üzülmemesi için ısrar etmediğini biliyordu.
-ben, ben ne diyeceğimi bilmiyorum
ayağa fırladı, sepetindeki çiçeklerini düzelten çiçekçi kadını, el ele tutuşmuş, birbirlerine aşk şarkıları söyleyen aşıkları, çocukları, bastonlu adamı, hiç, hiç kimseyi umursamadan sesinin en yüksek tonuyla
-baba oluyorum… baba oluyorum..
Her kez ona bakıyordu, ama o kendi dünyasında mutluluk denizinde yüzüyordu sanki..
Yasemin kocasının mutlu olmasına çok seviniyordu, oda çok mutluydu, ama o bunu biliyordu, hazırdı önceden plan yapmıştı, bu tabloyu hayal bile etmişti aslında ..
-dur bebek daha yok, yani.. daha emin değilim ama gidip biraz daha çalışabiliriz ..
İkisi de gülüyordu yasemin ayağa kalkarken kocasının koluna girip onu eve doğru çekiştirmeye başladı sallana sallana yürümeye başladılar. Hayal ediyordu, nekadar müthiş bir şeydi…
Ba ba…
arkasında bir tıkırtı duydu, hızla başını arkaya doğru çevirirken az önce gelen çığlığı değil yaseminin yere düştüğünde perkeden gelen sesi anımsıyordu. oda tamamen kararmıştı hiçbir şey gözükmüyordu, yasemin bile…
-kim var orda ?
Ayağa kalkarken ayakları acıyordu, sanki uzun zamandır hiç kıpırdatmamıştı ayaklarını.
-çok karanlık.
Gökyüzünde parlayan ay evini aydınlatmaya yetmiyordu. Yavaş adımlarla ilerlemeye başladı, duvardaki lamba anahtarını bulmak istiyordu. Bir iki adım atıktan sonra ayağı yeseminin antikacı amcası Hüseyin beyden aldıkları telefon sehpasına takıldı, anahtar fazla uzakta olamazdı, sehpa oturma odasına giden kapının hemen yanındaydı. Sehpaya tutunarak duvara doğru uzandı elini duvara deydirdiği gibi geri çekti. Kalbinin atışlarını duyuyordu korkmaya başlamış çok korkmaya başlamıştı.
Birkaç dakika öylece durdu, hiç kıpırdamadı, kıpırdayamadı sadece gözlerini sağa sola çeviriyordu arada derin bir nefes alıyordu..
-ışık!
Tekrar elini uzatmaya başladı, elleri titriyordu görmüyordu ama hissediyordu. Parmağının ucundan duvara yakınlaştığını anladı,
Duvar kaygandı ve soğuktu, bilmediği bir sıvı vardı elini tamamen götürdüğünde duvarda yapışkan bir sıvı olduğunuda fark etti, korkusu giderek artıyordu..
Elini duvarda gezdiriyordu eli tamamen duvardaki soğuk,
kaygan ve yapışkan sıvı olmuştu.
-nerdesin?
Sesi titriyordu anahtarın olabileceği her yere elini götürüyordu ama yoktu, bulamıyordu. Birden oturma odasından kırmızı bir ışık gelmeye başladı ışık bulunduğu odayı da aydınlatıyordu loş bir görüntü olmuştu ama en azından etrafını görmeye başlamıştı..
-yasemin..
Eli hala antika sehpadaydı, başını yasemine doğru çevirdi karısı yüz üstü yatıyordu, onu böyle görmeye dayanamıyordu. yüzünü
göremiyordu ama onu ilk bulduğunda kapkara ve içine çekilmiş gözlerini, bir tarafı yırtılmış kemiği gözüken burnunu, yüzündeki o dehşet verici ifadeyi unutamıyordu. Neydi bunu yapan? Kimdi?..
-orospu çocuğu..
kafasını oturma odasına çevirdi, ne duvardaki sıvı, ne kırmızı ışık, nede bu korku filmlerini anımsatan çığlık hiçbir şey umurunda değildi. Korku kalmamıştı içinde çok sinirliydi, karısına bunu yapanı eline geçirdiğinde neler yapabileceğini o bile tahmin edemezdi.
Ani bir hareketle oturma odasının girişinde durdu. Kırmızı ışık, doğrudan gözlerine vuruyordu, ışığın kaynağından bir siyahlık belirmeye başlamıştı ve gittikçe büyüyordu. kalbi yerinde yoktu sanki, atmıyordu, attığını hissetmiyordu. Donup kalmıştı, kıpırdayamıyordu, çok öfkeliydi karasına olanların bununla ilgisi olduğunu biliyordu ama kıpırdayamıyordu, sadece ışığa bakabiliyordu.siyahlık artık insan suretinde olmaya başlamıştı yüzü hatları yoktu, burnu yoktu, ağzı yoktu, sadece insana benzeyen bir şey olmuştu siyahlık.
Üstüne doğru geliyordu içinde korku yoktu, karısına olanları bir anda unutmuştu sanki, duygusuz bir biçimde üzerine gelen insan görünümlü yüz hataları olmayan siyahlığı bekliyordu. Birden kapakları düşük siyah gözlerini fark etti..
Zihninde bu gözleri anımsıyordu, ama tam olarak hatırlayamıyordu. siyahlık artık tam karşısındaydı, duvardan bulaşan yapışkan, soğuk sıvılı elini uzatsa ona dokunabilirdi. Ama yapamıyordu hiçbir şey hissetmiyordu sadece siyah gözlere odaklanmıştı gözlerinin derinliklerine bakan siyah gözlere.
siyahlık göğsüne doğru uzanmaya başladı, her santim yaklaştığında bedeninde oluşan soğukluğu hissediyordu, damarlarında dolaşan kan, artık donmuştu sanki kıpırdayamıyordu, gözleri kısılmaya başladı siyahlık ona dokunduğunda göğsünde şiddetli bir acı hisseti yaseminin olduğu odaya düştü, yasemin birkaç adım uzağındaydı, doğrulmayı denedi ama yapamadı, sırt üstü parkenin üstünde yatıyordu. kalbini hissetmeye başladı, bedeni onu hareket ettiremeyecek kadar soğuk değildi artık ama çok güçsüzdü, beynine verdiği komutla bedenindeki son gücü sadece başını kaldırabilmekte kullandı, hafifçe başını kaldırdığında kırmızı ışık gelen odanın girişinde duran siyahlığı gördü, gözlerini göremiyordu ama hatırlıyordu, göz kapakları kapanmaya başladı başını artık yukarıda tutamıyordu ve yavaşça kendinden geçti.
-uyan hadi uykucu işe geç kalacaksın!
Gözlerini açtığında karşısında esmer tenli kahverengi gözlü uzun saçlı bir kadın gördü. yatağın üstünden geriye doru hızlı bir şekilde çekildi nerde olduğunu bilmiyordu burası yaseminle uyuduğu oda değildi.
-sen, sende kimsin ? burası neresi?
Yasemin!
-yasemin nerde?
- yasemin de kim? Kenan kendine gel şaka yapıyorsan hiç hoş değil , yok yapmıyorsan seni boşarım.
-boşanmak?
yüzünde anlamsız bir ifade oluştu neler olduğunu anlamaya çalışıyordu.
-kötü bir rüya görmüş olmalısın hayatım
-Rüyamı?
Rüya görmüş olamazdı yaşadıkları gün gibi aklında aydınlıktı, kendinden geçmeden önce yasemin kollarının arasındaydı ve o kapakları düşük siyah gözleri her şeyi hatırlıyordu yaseminle yaşadıklarını, ilk tanışmalarını, evlendikleri günü, çocuk kararı aldıkları anı, çalıştığı fabrikada güvenlik şefi olduğunu, hatta isminin Kenan değil haluk olduğunu!
ismini bilmediği ve karısı olduğunu söyleyen kadının üstüne atladı, gözleri açılmış yüzünde öfke vardı, bir eliyle boynunu tuttu diğer eliyle bileklerini, bacaklarının arasına aldığı kadın çırpınıyordu
-kenan ne yapıyorsun ne olur bırak beni ben senin karınım ne oldu sana?
Kadının sesinde korku vardı ve zor konuşuyordu.
vücuduyla kadını iyice sıkmaya başladı kadın hala onun karısı olduğunu ve onu bırakmasını söylüyordu yalvararak. Kadının gözlerinin içine öfkeyle bakıyordu ağzından tükürükler fışkırarak
-suuusss.. diye bağırdı
-eğer sorularımı cevaplamazsan seni öldürürüm.
-yasemine ne yaptınız? beni buraya neden getirdiniz?
Kadın ağlamaya başladı ve boynuna gelen basınçla öksürüyordu
-kenan neyden bahsettiğini anlamıyorum ben senin karınım Sibel, nasıl hatırlamazsın yaseminin kim olduğunu bilmiyorum lütfen Kenan kendine gel burası senin evin.
-sibel..
-evet Kenan benim Sibel lütfen bırak beni
Beyni allak bullak olmuştu ama bu nasıl olabilirdi? Söylediklerinin hiç birini hatırlamıyordu bilmiyordu.
Birden arkasında bir çocuk sesi duydu.
-anne, baba ne yapıyorsunuz ?
Konuşması peltekti, çocuğu gördüğünde aklına yaseminle çocuk yapma kararı aldıkları an geldi. Sibel’in boynundaki eli gevşedi üstünden inip yatakta arkasına doğru yaslandı gözlerini ufak çocuktan alamıyordu. Sibel yataktan kalkıp çocuğu kucağına aldı.
- gel kızım baban biraz hasta biz çıkalım dinlensin
Hala gözleri çocuktaydı, sibel kapıdan çıkarken gözlerinin içine baktıp odadan çıktı.
Olanlar sağlıklı düşünmesini engelliyordu bu nasıl olabilirdi karısı olduğunu söyleyen bir kadın ve baba diyen bir çocuk, aklını kaçırmak üzereydi eğer bunlar yasemine yapılanların üstünü öretmek için bir plansa, ufacık bir çocuk bu planda olabilirmiydi? peki yasemin neredeydi ve burası neresiydi?. Aklına yaseminin yüzünü gördüğünde dudağına açtığı yara geldi. Ellini dudağını götürdüğünde yara yerinde yoktu dudağı yarasız biçimde parmaklarının altındaydı. Ne kadar baygın kaldığını düşünmeye başladı dudağındaki yara genişti çok kanamıştı yaranın geçmesi için bir iki hafta geçmeliydi o kadar baygın kalmasına imkan yoktu.
Odadan çıktığında sibel camın yanında dışarı doğru bakıyordu yaklaştıkça yüzündeki göz yaşlarını fark etti. Yavaşça koltuğa oturdu başı yere bakıyordu ve hala beynini kemiren sorular aklından çıkmıyordu. İkna edici ses tonuyla..
-bak Sibel, senin bu olanlarda bir suçun olmadığını biliyorum bana lütfen bunu kimlerin yaptığını söyle, beni buraya neden getirdiler? yasemine ne yaptılar?
Sibel sinirlerine hakim olamaya çalışıyordu. Yaşadıkları karşısında bu kadar sakin olmasına o bile şaşırıyordu .yüzünü silip, kocasına doğru döndü, sakin bir ses tonuyla konuşmaya başladı.
-Kenan söylediklerinden hiçbir şey anlamıyorum, ben senin karınım, neler oldu sana, dün gece hiçbir şeyin yoktu bir gecede aklını kaçırmış olmazsın. Allah aşkına Kenan, bana oyun oynuyorsun desem boğazım hala acıyor, gerçekten hatırlamıyormusun ?
-Hayır, söylediğin hiçbir şeyi hatırlamıyorum ve inanmıyorum .
Sesi keskin ve sertti.
-bunları bana inandırmaya çalıştığınıza inanamıyorum, hem benden ne çıkarınız olabilir? Ne bekliyorsunuz benden? O gece olanları unutmamı nasıl beklersiniz? Benim hatırladığım tek şey, karımın sen değil, yasemin olduğu.
Sibel sinirlerine hakim olamıyordu artık, gözleri yaşarmaya başladı, ama anlattıklarını gerçek olduğunu biliyordu, aklına buzdolabının üstündeki faturalar geldi, hepsinde Kenan’ın ismi yazıyordu Kenan’ın yanından hızlı bir şekilde mutfağa doğru yürüdü. Sibel Kenan’ın yanından geçerken arkasında bıraktığı parfüm kokusu Kenan’ın burnunu okşuyordu. Geri geldiğinde elinde birkaç tane fatura vardı Kenan’a doğru uzattı.
-Bunlar senin üstüne olan faturalar, evdeki her fatura senin üstüne.
Kenan faturalara baktığında Kenan DAĞ ismini gördü. Hafifçe gülümsedi.
-karım olduğunu, yaşadıklarım bir rüya olduğunu, bana bunlarla mı ispatlıcayaksın? Benim adım Kenan değil, Haluk! bu oyuna bir son verin. Sibel sana zarar vermek istemiyorum bana olanları anlat.
Sibel, isminin haluk olduğunu iddia eden birine Kenan yazan fatura getirmenin saçma olduğunu anladı. Hızlı adımlarla yatak odasına doğru gitti. Geri geldiğinde elinde fotoğraf albümü vardı. Kocasını kaybetmemek için çırpınıyordu.
Kenan fotoğraf albümünü görünce şaşırdı bir o kadar da meraklıydı.
-al Kenan bunlar belki aklını başına getirmeye yeter.
Kenan albümü açtığında gözlerine inanamadı Sibel’le düğün fotoğrafları vardı. Resimlere baktıkça şaşkınlığı artıyordu resimlerden birinde Sibel’in kucağında bir bebek gördü ve yanında da kendini.
-bu çocuk..
Kenan sözlerini bitirmeden Sibel konuşmaya başladı. .
-bizim çocuğumuz Kenan, onun bu evdeki ilk günü.
Kenan resimlerde kendini seyrediyordu ama inanamıyordu albümü her çevirişinde yaşadığı günler geliyordu aklına.
-bu resimler gerçek değil diye mırıldandı
-efendim ?
-bu lanet olasıca resimler gerçek değil.
Sesindeki öfke Sibel’i korkutmuştu.
DEVAMI GELECEK..... ömer ÇALIŞIR |
|