Genzimden çıkan dumanın sinir bozucu geometrik şeklim içinde kaybolup gidiyor yüzüm.
kirpiklerimin dibinde birikenlerde yüzsün varlığın Stain...
Sessizlik dünyadaki tüm erdemlerden üstün olduğunda biliyorum,ölüler yaşayanlardan çok daha değerli olacak ve ben işte o gün ölmeyi isterim...
Stain...
söyle bu sen misin?
neden karanlıktaki aynama düşüyor yorgun argın akislerin?
bir gülüşü çok mu gördü bu hayat bize?
bir sevişi deli gibi...
ne özledikde kavuşamadık söyle!
neyi bekledik bunca zaman birbirimizin gözlerinde?
koca kahverengi erik taneleri,beni görmek istedi mi gece düşünde?
bana tutunmak gelir mi aklına hiç,olur da bir gün düştüğünde?
Birçoğu insanların,seven insanların bir çoğu,hep ister ya düşerken tutunacak bir dal,
dört duvar arasında kaldığında kendi başına,duyacak bir ses...
ben,seni istedim Stain...
çünkü yalnızca sen bilirdin benim yalnızlığımı,öpüşürken bile ne kadar ıssızlaştığımı.
çünkü yalnızca sen tükürürdün ateşe benimle,sen yakabilirdin karanlığı!
peki ya ben?
alır mıyım gözlerindeki acıyı?
ortak olabilir miyim yalnızlığına?
sever miyim sakinliğini?
kendi yalnızlığın içinde kaybolmuşken ruhlarımız söyle biz nasıl olur da birbirimizin oluruz?
gelecek günlerin hayalini kur sevgilim! derdin ya sen bir zamanlar.
gelecek günlerin hiç bir iyilik getirmeyeceğini biliyorum.
yarınlarımda canımın yanacağını hissediyorum.
yarınlarım...
yarınlarım olmayacak benim Stain...
ben -bugün-de sıkışıp kalan,
-dün-de herşeyini kaybetmiş biri olacağım...
Biz,tüm terkedilenlerden biriyiz...
tüm yalanlara göğüs geren...
sarıldığımızda bir oluyor mu kalplerimiz?
hisseder misin stain ara sıra,kalbimin attığını?
giz'imde yankılanıp duruyor bir çığlık.
ses,benim değil.
ağıt,benim değil.
sen,benim değilsin...
söyle Stain,kimde kaldı neşeli gülüşlerin?
kimde kaldı hevesin?
hayır,bu sen değilsin.
üzerime gölge eden ateş,senin değil.
yanıyorum Stain,görüyor musun?
düşüyorum,biliyor musun?
uzat ellerini stain,
ihtiyacım var sana...
hiç olmadığım kadar,
kimsenin olmadığı kadar...
avuçlarım kesildi,hala bekliyorum.
hala umud ediyorum gelip beni çekip almanı.
oysa kurtuluşunu başkasından beklemek ne zavallıca...
fakat o -umut- yok mu Stain...
o keder yok mu!
o özlem...
oysa denmişki bir yerlerde,
umut en beteridir acıların,işkenceyi uzatır...
son nefesimi verdiğimde,
aklımda yalnız sen olacaksın,
ve senin -ben- olmöa ihtimalin...
kırmızı şemsiyemi açıp,yürüyorum yağmurun altına şimdi...
belki bir ilk gün kokusu gelir de burnuma,yeniden canlanır hissiyatsız bedenim.
yeniden derin anlamlar yüklenir özne ve fiillerden oluşan cümlelerim...
oysa,biliyorum,kimse beklemiyor beni saat ikide,taksim de...
yağmurun altında,yeşil şapkasıyla...bir cuma günü...
geç kaldım...
sana...
yarına... |
|