Kayıtlı Kullanıcı Girişi |
|
Reklam |
Haberler |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
Bir Küçük Gemi okunuyor. |
|
 |
Baþlýk |
: |
Bir Küçük Gemi |
| Kategori |
: |
Deneme |
| Ekleyen |
: |
ranamarcella |
| Eklenme Tarihi |
: |
22.01.2009 |
| Okunma Sayýsý |
: |
378 |
|
|
|
Yazý Ýçeriði |
Bir Küçük Gemi
Dalgalar hızlanmış rüzgârla yarışırken soğuk yağmur damlacıkları yüzüne çarpan sert kurşunlar gibi canını yakmaya başlamıştı. Güverte terk edilmişti ve yapayalnızdı. Dalgalarla savaşıyordu ayakta kalmak için ama deniz altından kayıp gidiyordu. Gökyüzü ağlıyordu sanki haline. Şimşekler öfkeyle gülüyorlardı. Daha saatler önce oysa güneş batarken huzurluydu. Huzurla uykuya dalmıştı ki gürültüyle uyandı. Çığlıklar yükselmişti. Tek tek bütün yolcular onu terk etmiş okyanusun derinliklerine doğru kaybolmuşlardı. Şimdi sadece şimşekler vardı, dalgalar vardı, rüzgâr ve yağmur damlaları vardı. Soğuk ve acımasız damlalar…
Gücünü yitirdiğini hissetti. Daha fazla direnemezdi. Her yerden sular girmişti artık ve ağırlaşmıştı bedeni. Net göremiyordu ki önünü. Biraz daha, biraz daha dayansa; belki sabaha geçerdi bu olanlar uyanınca unutulan kâbuslar gibi.
Karanlıktı. Şimşekler bazen gündüz gibi aydınlatıveriyordu ama sonra yine karanlık oluyordu. Büyük bir çıtırdama duydu. Bu iyice yıpranmış tahtaların sesi olmalıydı. Canı acıyordu. Seslenmek istedi birine, çığlık atıp yardım çağırmak istedi ama duyan olmayacaktı. Sert darbelerle onu yıkmaya çalışan dalgalar ve her düştüklerinde onu biraz daha inciten damlalardan başka duyan olamazdı artık onu. Okyanusta ve karanlığın içinde yapayalnızdı. Ölüme terk edilmişti. Direndi son gücüyle ama artık suların altına doğru çekilmekte olduğunu biliyordu. Son saatleriydi bunlar. Son anıları…
Bir süre kendinden geçmiş olmalıydı. Alacakaranlığın yaklaşmakta olduğunu gördü. Yaraları çok ağır ve derindi. Yorgundu bedeni. Belki son kez görüyordu alacakaranlığı. Oysa daha dün gece sevişmekten bitkin düşmüş âşıklar güverteye çıkmış sabahın gelişini kutluyordu ellerinde geceki kutlamadan kalma şampanyaların son kadehleri ile. Damlalar yavaşlamıştı ama kırılan tahtaları tamir edemezlerdi artık. Okyanus onu kendine doğru çekmeye devam ediyordu yavaşça. Bedeni neredeyse sular altındaydı artık tamamen. Pes etti ve kendini sulara teslim etti. Rahat bıraktı bedenini belki acıları biraz olsun diner ve sonu daha kolay olur diye ama en acısı şimdi yeni başlıyordu. Boğulmak; hem de yalnız başına kimse onu özlemeden, kimse yokluğunu fark etmeden boğulup gitmek… Terk edildikten sonra sulara, bir daha kimsenin onu bulamayacağı, kimsenin ziyaret edip başına bir kır çiçeği bile bırakmayacağı karanlık mezara gömülmek…
Yavaşça batmaya devam etti bedeni. Tamamen sular altındaydı ama aşağıya doğru bir kuvvet, bir direnç hala çekiyordu onu. Artık acı kalmamıştı sadece dans eder gibi sulara direnmeden battı ve arada çıtırdamalar duyuyordu yine. Ama artık uzaktan geliyor gibiydi sesler. Bir sarhoşluk çöktü yukarı bakarken. Gökyüzünde kaç renk vardı? Aşkın rengindeydi sanki gökyüzü; orda ama belirsiz, bir o kadar da renkli ve güzel. Çizgiler halinde parlıyordu okyanusun yüzeyine yansıyan ışınlar. Okşadılar denizi teselli etmek ister gibi. İçini bir huzur, bir rahatlık kapladı sanki artık yalnız değilmiş gibi. Ama başkası yoktu. Bu yalnızca bir hayaldi. Kendinin hayali… Aynadaki yansımalar gibi. Kâbus sanki tatlı bir rüyayla bitiyordu. Nefret tutkunun fırtınasının ardından nasıl aşka dönüşürse öyle bir huzur vardı.
Işıklar seyreldi gittikçe. Altında kumları hissetti. Yavaşça okyanusun dibine oturmuştu. Gökyüzü çok uzaktaydı artık. Onu kimse özleyecek miydi? Gözlerini usulca kapattı, zira suların altı karanlıktı ana rahmi gibi. Kendini bıraktı gökyüzünün hayaliyle. Artık bitmişti. Küçük gemi batmıştı. Yalnız ve sessizce… Derinlerde bir yerlerde terkedilmiş bir batıktan başka bir şey değildi bundan böyle. Gözlerinden yaşlar süzüldü veda ederken kendine.
Aradan yıllar geçti. Bir gün, sıcak bir yaz günü, iki küçük dalgıç denizin derinliklerine daldılar. Ellerinde fenerleri vardı. Kumlara indiklerinde küçük bir gemi gördüler. Tahtaları kırılmıştı ve demirleri paslanmıştı. Gözlerini yummuş ve hayata veda etmişti. Dalgıçlardan biri ona yaklaşıp eliyle onu okşadı hafifçe. Artık onun mezarının yerini bilen bir ziyaretçisi vardı…
Rana Marcella Özenç
|
|
|
 |
Bir Küçük Gemi Yazýsýna Yapýlan Yorumlar |
|
Bu Yazýya Henüz Yorum Yapýlmamýþ Veya Makale Sahibi Tarafýndan Yorum Onayý Bekleniyor. |
|
|
 |
Bir Küçük Gemi Makalesine Sizde Yorum Yapmak Ýstermisiniz? |
|
|
|