Kayıtlı Kullanıcı Girişi |
|
Reklam |
Haberler |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
EŞ KADEHLER okunuyor. |
|
 |
Baþlýk |
: |
EŞ KADEHLER |
| Kategori |
: |
Hikaye |
| Ekleyen |
: |
ranamarcella |
| Eklenme Tarihi |
: |
22.01.2009 |
| Okunma Sayýsý |
: |
391 |
|
|
|
Yazý Ýçeriði |
EŞ KADEHLER
Sehpanın üzerindeki şarap kadehi eşine doğru bakıyordu yarı dolu ve eşi neredeyse boştu. Bu gece defalarca öpüşmüşlerdi ve ona defalarca ‘seni seviyorum demişti. Saat epeyce geç olmalıydı. Dışarısı her zamankinden karanlıktı, zira hiç yıldız yoktu bu gece. Yağmur hazırlanıyordu düşmeye ve önceden bir haberci gibi soğukluğunu göndermişti. Ürpertici bir esinti giriyordu pencereden ve kadehin yanından tanışmaya çalışan avcı gibi şöyle bir geçerken diğer kadeh kıskançlıkla sallandı. Bunun üzerine yarı dolu kadeh onu teskin etmeye çalışır gibi karşılık verdi. Rüzgâr umurunda değildi çünkü onun bir eşi vardı. Mutlu bir şekilde içini çekti. Âşıktı ve mutluydu. Ama bu gece evde var olan keder onu biraz üzmeyi başarmıştı. Yardım etmek isterdi ama içindeki kırmızı şarabı kıvamında tutmaktan başka yapabileceği bir şey yoktu çaresiz sahibesine.
Ortalık sessizdi. Sehpanın yanında yerde sahibesinin üstünden çıkarılan beyaz saten gecelik duruyordu hala. Terlikler kapının önünde atılıydı birkaç adım ötede. Mumlar çoktan sönmüştü ve yakılan tütsünün kokusu çoktan kaybolmuştu. Sehpanın önünde durduğu kanepenin üzerindeki kırlentler dağınık duruyordu birbirleriyle kavga edip küsmüş gibi. Biri hatta yerdeydi. Kırmızı kanepe onları barıştırmak istemişti beklide ama gecenin yorgunluğu odanın her tarafına sinmişti çünkü ev sahibesi ağladığında o keder, o negatif enerji hepsinin çökerdi üstüne. Yas havasındaydılar yarın ne olacağını merak ederek. Oysa gece güzel başlamıştı kapı ilk çaldığında. Ne hazırlıklar yapılmıştı. Kremalı çilekler, peynir tabağı ve üzümler bir şişe kırmızı şaraba eşlik etmişti sehpanın üzerinde bu gece eş kadehler boş beklerken. Ev mutluydu bu gece kapı ilk çaldığında. Müzikler ayarlanmıştı. Mumlar dizilmiş ve yakılmıştı. Kokulu mumlara bir de tütsü eklenmişti ve dumanlar beraber ağır müzikte tango yapmışlardı mum ışığı gecenin karanlığına renk verirken. Bu gece güzel başlamıştı.
Sonra kapı çalmıştı işte. Ne heyecan, ne tutku… Sahibenin elleri titremişti ilk yerleştirirken kadehleri sehpaya örttüğü beyaz satenin üstüne. Özenle hazırlanmıştı her şey ve mükemmeldi her şey tek kelimeyle. Hazırlıkların ardından nihayet kapı çalmıştı işte, heyecan dolu bir bekleyişin ardından. Kapının kolu bile heyecanla titredi belki ona dokunulduğunda. Kapı tereddüt etmedi bile açılırken; karşısındaki açık pencereden gelen rüzgârın da etkisiyle hızla ve aceleyle savruldu kavuşmak ister gibi misafire. O içeri girdiği an evdeki bütün eşyalar sustu. Bir çift ayakkabı yerleşti kapının ardına kapı kapandıktan sonra ama onlar yabancıydı biraz ve kıs kıs gülüyorlardı, zira onlar önceden biliyordu olacakları. Gelirken duymuşlardı o telefon konuşmasını. Sonra o arabayı park ederken telefonu kapattı ve kapıya geldi bir şey yokmuş gibi. Ama onlar duymuştu telefonun öbür ucundaki diğer sevgiliye verilen sözleri.
İçeri girdiğinde yüzünde bir gülümseme vardı. Özlemiş miydi? Ev sahibesine sıkıca sarıldı sever gibi. Onu öptü ve kokusunu içine çekti. Nereden bilsin zavallı kadın bunun son olduğunu? O sadece özlendiğini sanmış bir de üstüne mutlu olmuştu. Kanepedeki Hint desenli kırlentler yerlerindeydi daha ve küsmemişlerdi. İki eski âşık kanepeye oturdular ev sahibesi bir kadeh ‘hoş geldin’ şarabını kadehlere koyarken. Sonra kadehler ilk kez kalktı ve iki kadeh sevgi tazelediler; zira kadehler evliydi bir zamanlar bu iki yabancının olduğu gibi.
Mutluydu bu gece ev sahibesi çünkü altı aylık aradan sonra kocasının eve döndüğünü sanıyordu. Artık üçüncü kadın olmaktan çıkmıştı. Affetmeye de hazırdı. O hazırsa eşyalar ihanet etmez onlar da affederdi elbet. Bu kanepenin üzerinde ev sahibesine ihanet edilmişti birkaç kere ama önemi yoktu. Geçmişte kalmış olmalıydı bunlar. Kanepe böyle düşündü. Mutluydu evin erkeğini gene görmekten.
Kıs kıs gülen ayakkabılarla eve gelen adam kanepede yanında oturup kadehlere şarap doldurmuş ev sahibesinin omuzlarına düşen altın sarısı saçları eliyle şöyle bir itti açık teninden. Biraz kızarmıştı ev sahibesi. Bu insan altı ay önce aynı evi paylaşan kocasıydı ama sanki bu gece ilk defa buluşmuşlar gibi heyecanlıydı. Adam elindeki kadehi sehpaya geri bıraktı ev sahibesinin kadehinin yanına ve yeni konan kadeh diğerine göz kırptı. Her şey yolundaydı.
Adam yaklaştı ev sahibesine ve onu öptü uzunca. Altın sarısı saçlarla oynamaya devam etti bir yandan. Sonra geri çekildi ve kadehini eline aldığında kadeh adamın ellerinin titremekte olduğunu sezdi. Adamın yüzü gülüyordu ama gözleri boştu. O an anladı kadeh bir sorun olduğunu ve sehpaya geri inerken eşini uyardı. Eşi inanmadı ona. Bir şeyler yapmalıydı ama ne yapabilirdi ki. İnsanoğlu kapalıydı doğadaki bilinmeyen seslere teknolojiden beri ve kadeh asla sesini duyuramadı sahibesine. Ama adam konuşmaya başladı ve ses tonu sakindi.
Birkaç kadehten sonra ev sahibesi çakır keyif olmuştu ve adamla eski günlerden konuştular. Adam onu çekti kendine heyecanla ve artık dayanamaz gibi şehvetle karısının üzerindeki beyaz saten geceliği sıyırdı. ‘Çıkar’ emrini verdi. Ev sahibesi itiraz etmeden emri dinledi ve çıkarıp yere attı. Adam ayağa kalktı ve ev sahibesini kucakladı. Onu yatak odasına taşıdı ve yatakta kırmızı saten çarşaflar hazır beklemekteydi. İlk kez sevişen liseli çiftler gibi heyecanlı hatta belki beceriksizce ve belki biraz da amatörce sevişti bedenleri altı aylık aradan sonra. Tabii ki gece planlandığından çabuk son buldu ama değerdi ve şimdi eve dönen kocasına sarılıp uyumak kalmıştı geriye. Bedenini kollarıyla sardı ve kocasının kokusunu içine çekti ev sahibesi, ama adam onu hafifçe itip kalktı. Banyoya gidiyordur diye düşündü ev sahibesi. Banyoya bugün temiz havlular koymuştu eve dönen kocası için. Gerçekten de adam banyoya girdi ve çok geçmeden çıktı ama yatağa dönmeden yere atılmış eşyalarını topladı ve giyinmeye başladı. İşte o an anladı ev sahibesi bir sorun olduğunu ama itiraf etmek istemedi ve belki üşümüştür diye geçirdi içinden. Tamamen giyinen adam yatağa oturdu ve ev sahibesini öptü. Dudaklarından acı bir söz düştü ‘Hoşça kal’ ama işte o an biliyordu ev sahibesi, bu öylesine bir hoşça kal değildi bu son hoşça kaldı.
Adam kıs kıs gülen ayakkabılarını giydi ve kapıyı açtı. Çıktı ve gitti. Bu son geceleriydi birlikte. Yine gitmişti ama bu sefer dönmemek üzere; çünkü ev sahibesi yine üçüncü kadındı ve adamın yaptığı seçim açıktı.
Sehpanın üzerindeki şarap kadehi eşine doğru bakıyordu yarı dolu ve eşi neredeyse boştu. Odaya hüzün dolmuştu ve kanepe suskundu. Ev sahibesi ağlıyordu yatağında sessice ama hepsi biliyordu, kanepe, sehpa, eş kadehler, kapı ve yatak… Yarın sabah güneş doğacaktı yine ve gün devam edecekti, hayat gibi…
|
|
|
 |
EŞ KADEHLER Yazýsýna Yapýlan Yorumlar |
|
Bu Yazýya Henüz Yorum Yapýlmamýþ Veya Makale Sahibi Tarafýndan Yorum Onayý Bekleniyor. |
|
|
 |
EŞ KADEHLER Makalesine Sizde Yorum Yapmak Ýstermisiniz? |
|
|
|