Kayıtlı Kullanıcı Girişi |
|
Reklam |
Haberler |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
Uyandığında… okunuyor. |
|
 |
Baþlýk |
: |
Uyandığında… |
| Kategori |
: |
Hikaye |
| Ekleyen |
: |
ranamarcella |
| Eklenme Tarihi |
: |
22.01.2009 |
| Okunma Sayýsý |
: |
156 |
|
|
|
Yazý Ýçeriði |
Uyandığında…
Gözlerini açtı, bir rüyada gibiydi. İşte yanında yatıyordu. Sessizce…
Kızıl saçları yanlarına dökülmüştü ve kayalara çarpmaktan yorulmuş dalgalar gibi düğümlenmişti. Tuzlu teni bedenine denizin kokusunu salgılıyordu. Gözleri kapalıydı ve rüyalara dalmış olduğu belliydi. Önemli olan onun kollarında olmasıydı. Kendisine doğru çekti sıkıca ve bedenine birleştirdi onu iyice. Beyaz teni soğuktu. Nefesi ılık, göğsü yavaşça gelip gidiyor ve kalbi usulca ama göğsünden çıkmak istercesine atıyordu. Ürpermişti hafif bir dokunuşla masumca. Sanki biraz önce şehveti yaşatan kendisi değildi. Ona doğru uzandı ve o kutsal gerdanını öptü. Yeniden istiyordu, doyumsuzca. Onu yine öperken göğsüne elini götürdü ve biraz önce olanlar aklından geçerken onu yine kalbinin içinde hissetmek istedi. Zira onlar bir olmuştu artık ve onları ölümün en narin dokunuşu veya en acımasız şehveti bile ayıramazdı.
Sabahın ilk ışıkları alacakaranlığın bekâretini bozmaya çalışıyordu kırmızı perdelerin ardından. İçeriye yansırken yatağın yanındaki sehpanın üstünde duran kristal kadehin dibinde kalan kırmızı şarabın berraklığı ile sevişiyordu adeta. Ama neden sadece bir kadeh duruyordu? Kadehin eşi nereye konmuştu? Sehpanın üzerinde bir tek kadeh vardı, yatağı kaplayan ve artık iyice bozulmuş olan kırmızı saten çarşafların üzerinde bir tek beden olduğu gibi.
Onu öylesine arzuluyordu ki artık karşı koyamadığı sertliği ile onu kendine doğru iyice çekerken o inlemeye başlamıştı yine. O ilk inleme işte, yine acı ile karışmış bir zevkti. Oysa çarşaf hala ıslaktı çünkü o bekâret kanı üstüne daha biraz önce dökülmüş ve henüz kurumamıştı bile. Temiz ve masum kanı beyaz teninin üzerine bulaşmıştı ve dudaklarından kırmızı şarabın tadı geçmemişti, öyle ki şarap ve kan aynı bedenden akmıştı sanki.
Hızlı gelişiyordu her şey ve o inlemeye devam ediyordu kıvranırken acıyla. Sehpanın üzerinde hala bir tek kadeh duruyordu. Kızıl saçlarını bir eliyle tuttu ve diğer elini onun dudaklarına bastırdı ama bu onun sesini bastırmadı, aksine artık inleme sanki bir çığlıktı alacakaranlığı bölen. Zira alacakaranlık artık masumiyetini kaybetmiş ve şehvetle tanışmış gerçek bir kadın olmuştu.
Artık son demlerindeydi ve tutku nefreti kendine âşık ederken aşk öylesine ilahi olmuştu. Gökyüzünün yedinci katına işte bu zevk çıkartıyordu onu ve o ölüm sevişmek kadar kolaydı. Zira bu ilahi zevki ancak ölümle bütünleşmek mühürlerdi ama bedeni hala ıslaktı yatakta ve artık bu rüya sona ermişti, yorgunluk ise bedene ait bir zevkti. O ise yine usulca nefes alıyordu, sanki biraz önce nefesi kesilen kendisi değilmiş gibi.
Gözlerini açtı, bir rüyada gibiydi. Sessizce… Sehpanın üzerinde bir tek kadeh duruyordu ve yatakta bir tek beden yatıyordu. Zira gözlerini açtığında yanında kimse yoktu ve o yatakta yalnızdı.
Rana Marcella Özenç
|
|
|
 |
Uyandığında… Yazýsýna Yapýlan Yorumlar |
|
Bu Yazýya Henüz Yorum Yapýlmamýþ Veya Makale Sahibi Tarafýndan Yorum Onayý Bekleniyor. |
|
|
 |
Uyandığında… Makalesine Sizde Yorum Yapmak Ýstermisiniz? |
|
|
|