Niçin yazma ihtiyacı duyarız?Yazılarımızın sonucunda ne olmasını bekleriz?
Öncelikle,tanınmayı ve de bilinmeyi arzu ederiz.Tanınan,bilinen biri olarak,saygınlığımızın artmasını,daha fazla övgülere,taktirlere mazhar olmayı isteriz..İlmimizi,tecrübelerimizi aktarmak suretiyle toplumsal yaşama sağlayabileceğimiz katkılarımızı görüp kendimizle gurur duyarız.Ve tabi ki bu da bizi mutlu kılar.Toplum içerisinde ne kadar çok ‘ben’ görürsek,kendi hakimiyetimizin o derece arttığını görür,bu hakimiyet duygusun zevkine ziyadesiyle varmak isteriz. Hatırı sayılır bir statünün bize kazandıracağı maddi- manevi hazzın keyfi ile daha mutlu bir yaşam düşleriz .Peki bu klonlanmış ‘ben’ler kendi tatminkarlığımızın yanında toplumu daha mutlu kılar mı?
Bununla birlikte, doğruların yalnızca kendimize ait olmadığının anlaşılması yazmanın ve de yazarlığın sonu olacağı demektir ki bu da yaşamakta olduğumuz evrenin son bulması ile eşdeğerdir.Doğrusu, bir Yunus ve Molla Kasım ilişkisi ile sorunlar çözüme kavuşur.
Yazarların ve dahi yazılı eserlerin artması çoğunluk hissiyatının toplumda var olan güç haline gelmesidir ki,bununla oluşabilecek artıları anlatabilmemiz için daha nice yazılı,görsel,.. eserlerin hayat bulması ile mümkün olacaktır.Böylece, ortak kültürel zenginliklerimiz kat be kat artacak o zaman ayrılıklar ile değil, birlikte tadılan hazların farkına varacağız.
‘Yazarlar hazineleri gün yüzüne çıkarır,okurlar da kendilerine sunulan bu hazineleri paylaşır ve de paylaştırırlar.’Kemal ALKAN.
Gelin şimdi,paylaştıkça artan hazinelerimizi gün yüzüne çıkaralım,çıkaralım ki mutlu huzurlu yarınlar hep bizim olsun.
Yazıyorum,rahatlıyorum
Yazıyorum,mutlu oluyorum
Ben yazıyorum sanıyorum.
Ne söylenirse söylüyor
Ne yazılmışsa yazıyorum.
Kemal Alkan
Güzel bir rastlantı ile yeni bir yıla başlarken sizlerle buluştuğum bu ilk makalemde,nice mutlu seneler diler,saygılarımı sunarım.
|
|