Bir haftadır özürle yatıyoruz özürle kalkıyoruz, TV’lerdeki bu konuyla ilgili programlarla.
Evvel ki gece Avrasya TV deydim…
Hulki Cevizoğlu’nun Ceviz kabuğu programını gece sabah 04,30 ‘a kadar seyrettim.
Bu gün de Star TV de Ruhat Mengi’deyim.
Hulki Cevizoğlu’nun üç konuğu vardı. Niğde üniversitesinden Özcan yeniçeri, Emekli büyükelçi Bilal N. Şimşir ve Doğu Ergil. Tabi birde telefonla katılanlar vardı.
Telefonla katılan konuklardan en önemlisi İstanbul eski baro başkanlarından Yücel Sayman ve Ermenistan’dan katılan ve Yavuz Bingöl’den özür dileyen bir bayandı.
Yücel Sayman ve Doğu Ergil beyefendiler bu özür kampanyasına imza koyanlardan. Tek söyledikleri şey, Gerçi sadece bunlar değil hemen hemen özürcülerin hepsi aynı şeyleri ağızlarında bir sakız gibi çiğneyip duruyorlar.
Söyledikleri tek şey; bu benim kişisel görüşüm, soykırım yok. Ben teşhirin dünya normlarında bir suç teşkil ettiği için özür dilenmelidir diyorum ve onun için bu bildiriye imzamı koydum.
Bunun üzerine Özcan Yeniçeri ve Bilal N. Şimşir ellerinde ki belgelerle soykırım iddialarının büyük bir yalan olduğunu ispatlamalarına rağmen ben böyle düşünüyorum diyebilmeleri idi.
Aydın kişi nedir? tanımına gelindiğinde ise Doğu Ergilin yapmış olduğu tanımda “Aydın demek, kritik düşünme demektir. Aydın kişide kritik düşünme vardır. Bununda toplumu etkileme yüzdesi %17 dir,
Buda kritik eşit’tir.” Ben bir vatandaş olarak bu tanımdan bir şey anlamadım desem yalan olur. Köyde yaşayan vatandaş nasıl anlayacak. Özcan Yeniçeri ve diğer konuğun getirdiği aydın kişi yorumunda ise tam halkın anlayabileceği bir dilde yapılmış bir yorumdu.
Ermenistan’dan katılan Maral Taşcıyan ise sanatçı Yavuz Bingöl’den özür diliyorum diyordu. Neden özür diliyorsunuz sorusuna gelindiğinde, Türkler Ermenileri katletmiş, bizim Ermenilerde yavuz Bingöl’ün büyüklerini katletmişler, onun için özür diliyorum.
Peki, Azerbaycan’dan özür dilediniz mi? sorusuna ise; o savaştı…
Karabağ’da ki olaylar, yerinden yurdundan kovulan insanlar var bu sizce tehcir değil mi? Denildiğinde ise soruya cevap verilmeden bizler Türkiye’ye gelmekten korkuyoruz diyordu.
Ermenilere yapılan suçlamaları kesinlikle kabul etmiyordu. Birde sadece fert olarak özür diliyordu.
Bizimkiler gibi Ermenilerin tamamından değildi.
İlerleyen dakikalarda bu bildirinin değişmesi veya imzadan çekilmesi tartışıldı. Özcan yeniçeri ve Bilal N. Şimşir Doğu Ergil’e gelin bu bildiriyi sizin düşündüğünüz gibi soykırım yoktur, tehcirden ötürü hastalıklardan dolayı ölen kişilerden özür diliyorum şeklinde değiştirin demelerine rağmen bu bildiriyi ben hazırlamadım ki diye cevap veriyordu.
Bilal N. Şimşir’in kararı siz vermiyorsunuz ama karara imza koyuyorsunuz. Bu şu demektir. Kararı biz vermiyoruz ama bizim yerimize kararı yabancılar veriyor.
Biliyorsunuz ABD de seçimler oldu Obama ocak ayında göreve başlayacak. Ermeni diasporası 24 nisanı soykırım olarak kabul ediyor.
Amerika’nın yeni başkanı, Obama 24 nisan da kürsüye çıkarak dese ki ermeni diasporasının önünde soy kırım yok, yok deniyor ama Türkiyedeki bir grup işbirlikçimiz imza toplayarak bize destek verdi.
Derlerse ne diyeceksiniz.
Doğu Ergil, Olmaz öyle bir şey…
Doğu bey, “Halep oradaysa arşın burada.” Göreceğiz…
&&&&&&&&&&&&&
Ruhat Mengi de konuklarıyla birlikte çok güzel bir program hazırlamış. Tam bir tarih dersiydi. Hele Yusuf Halacoğlu’nun açıklamaları Türk arşivleriyle, dünyanın birçok ülkesindeki arşivler arasında bir farkın olmadığını gerçekliğiyle gözler önüne seriyordu…
Tehcir olayıyla ilgili olarak yabancıların arşivlerinde Osmanlının haklılığını gösteren birçok belge vardı, bu belgelerin altında imzaları olanlarda yine kendileri.
Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi Cumhuriyet savcılarına çağrı yapmıştık. Duyulmuş ola ki özür kampanyasını başlatanlar hakkında dava açılması için savcılar harekete geçmişlerdir.
&&&&&&&&&&
Seçimlere ramak kala, seçmen listelerindeki rezalete bakın. Ölülerin isimleri listede, dirilerinki başka bir listede, bazılarınınki de hiç yok.
Seçmen listesiyle, özürcülerin özür listesi arasında bir benzerlik var. Seçmen listeleri nasıl hazırlanmışsa, Ermenilerden özür diliyorum listeleri de öyle hazırlanmış ola. Çünkü imza koyanların içerisinde ölen kişilerin isimleri var. Bu nedir diye sorulduğunda karşılığında muhatap bulunulamıyor.
Sayın Cumhurbaşkanının Milli maçla başlatmış olduğu bir süreç midir bu?
Kapalı kapılar ardında hazırlanarak bizlere sunulan lokmalar mıdır?
1918 yılında itilaf devletlerinin hazırladığı haritaları gündeme taşıyarak; bizlerin içerisinden buna destek veren taşeronları kullanmak mıdır?
Hadi hayırlısı diyerek sonuçlarını beklemeye başlayalım.
Buradan imza koyanların dikkatine sunulur Aşağıdaki bilgileri bir incelesinler.
1- Dr. Erdal İlter’in 300 sayfalık bu konuyla ilgili dokümanları var onları bir okuyun.
2- Sayısı yüz milyonu bulan Osmanlı belgelerini, 200.000 dosyalık Bab-ı Ali Evrak Odasına, 224 cilt Meclis-i Vükelâ Mazbatalarına, 46 ciltlik İradat-ı Seniye Müsveddatına, Yıldız Sarayı belgelerine, her ilin sâlnamelerine, Mesail-i Mühimme ve Gayri Müslim Cemaatlerine Ait Defterlere ve Nazım Paşa vukuatı, Mehmet Mansur Efendi yazanağı, Vali Hakkı Paşa buyrukları ya da Uras incelemesi benzeri yüzlerce ve binlerce ilk elden belgeler…
3- yabancılardan ünlü Langer, Hamlin, Whitman, Rambert, Eliot, Ubicini, Arpée, Shaw, McCarthy, Lewis, Levy, Zeidner, Weems, Erickson ve benzerlerinin yazdıklarını…
4- Ermeni yazar L. Nalbantian’ın doktora tezindeki terörizm değerlendirmelerini okumakta yarar var…
5- Prof. Dr. Türkkaya Ataöv ün bu konuda yazmış olduğu bir sürü döküman ve kitaplar var… “1914-18 arası Ermeni savaşlarını anlatan A.P. Hacobian ve Ermenilerin doğuda Kafkas cephesindeki askerî eylemlerini anlatan Ermeni General G. Gorgarian “özür açıklaması”na imza koyanların dikkate almadıkları kanıtları kendi kalemleriyle sergilemektedirler. Ben bu Ermeni kaynaklarına da kendi yayınlarımda göndermeler yaptım. Birinci Dünya Savaşının yenginlerinin önderleri olan D. Lloyd George ve G. Clemenceau gibi başbakanlar, General E.H.H. Allenby gibi Ermenilere komuta etmiş ön sıradaki yüksek rütbeli askerler ve siyasal kararların önemli yerlerinde bulunan A.J. Balfour, R, Cecil ve J, Bryce gibi kişiler, Ermenilerin kendilerinin kabul ettikleri gibi, “200,000’den fazla” silâhlı kişiyi Türklere karşı savaşa sürdüklerini yinelemiş ve kendilerine teşekkür etmişlerdir. 1917 Bolşevik Devrimine değin, bu kutlamalara Rus Çarı İkinci Nikola ile Kafkasya’daki Rus generalleri de katılıyorlardı. Bu bilgileri, Türkçe kitaplarım da dahil, çok sayıda okuyucuya ulaşan yayınlarıma gereği gibi aktardım. Başkalarının da yayınları var. 2003’de basılan önemli bir İngiliz kitabının “Osmanlılar seferberlik hazırlığı içindeyken, Ermenilerin doğuda 120,000 kişiyi boğazladıklarını” belirttiğini de yazdım. İngiliz kaynağı “öldürdüler” dememekte, sanki hayvan kesilen mezbahadan söz eder gibi “boğazladılar” demektedir. Gene aynı kaynak Van’da silâhla başkaldırıp Türk ve Müslüman mahallelerini bastıklarını, kenti devletten ayırıp başa geçtiklerini ve daha sonra da bir 50.000 kişi daha yok ettiklerini yazmaktadır. Bunun belgelerini de yayınladım. Ya Japonlar ABD’nde aynı şeyi yapsaydı, neler olurdu? “
6- 1915 olaylarını yasayla 'soykırım' olarak kabul eden Fransa, inkarını suç kabul eden tasarıyı iptal etti. Devlet Bakanı, 'Senato'ya gelmesine karşıyız' diyerek dosyayı kapattı. Fransa'da Ermeni iddialarının reddinin ceza kapsamına alınması yönünde çabalarını aralıksız sürdüren Ermeni diasporasına büyük darbe… Fransız hükümeti ilk defa resmi olarak "Ermeni soykırımını inkarın" cezalandırılmasını öngören yasa tasarısına karşı olduğunu açıkladı. Hükümet, Ermeni lobisine yakınlığıyla tanınan Sosyalist Parti milletvekili Rene Rouquet'nin bir sorusuna verdiği yanıtta, Fransa'nın "Ermeni soykırımını" 2001′de resmen tanımış olduğunu ve Fransız hükümetinin tarihsel olayların yazım ve yorumunun parlamentonun değil tarihçilerin işi olduğu düşündüğünü bildirdi.
Özürcü beyler ve hanımefendiler!...
Okudunuz değil mi? Gözlerinizi kapatın birde gözleriniz kapalı vicdanlarınızla baş başa kalarak düşünün…
Haydi sözde aydınlar kendilerinize işbirlikçi dedirtmemek için bir düşünün ne dersiniz?
|
|