‘’İnsan sevdiği şeyleri mi önemser, önemsediği şeyleri mi sever?
Hepimiz severiz, bu kimi zaman bir insan, kimi zaman da duyguları dahası ruhu bile olmayan cansız bir varlık olabilir.
Sevginizi yeterince gösteriyor musunuz onlara? Mesela sırf sevdiğiniz insan balık tutmayı seviyor diye –ki sizde en çok bundan nefret ediyorsunuzdur- onunla saatlerce balığa gider misiniz? Yoksa yalnız mı bırakırsınız ? Peki ya o çok sevdiğiniz evinize yeteri kadar özen gösteriyor musunuz? Duvarları boyanmak istendiğinde sevginizi katıp da boyuyor musunuz? Bunlar da nereden çıktı dediğinizi duyar gibiyim.
Ben mesela balığımı çok seviyorum. Onun her şeyini biliyorum, bir insan gibi benim için, dostum hatta. İnanmazsınız belki ama oyun bile oynuyoruz onunla, müzik de dinletiyorum hatta beraber dinliyoruz. Tüm bunlar ona olan sevgimden kaynaklanıyor. Bu sevgi, ona dikkat etmemi, onu korumamı, ona özen göstermemi sağlıyor. Ki ben önemseyip sevmeye çalışmaktansa, sevip önemsemeye çalışmayı çok daha anlamlı buluyorum. Eminim birçoğunuz benimle aynı fikirdedir. Hatta fikirlerini saklamak isteyenlerde olabilir, inatla.
Sevdiğiniz, sevdiğimiz her şeye onu önemsediğimizi hissettirmeliyiz. Bu dünyayı daha yaşanılabilir bir yer kılar herhalde değil mi ? Ne o, siz de kuşunuzu alıp yürüyüşe mi çıkarmaya karar verdiniz? ‘’
|
|