..
nişan aldım kendime,sağ elime.sabit bir noktaya doğru rus ruleti oynamaya başladım...sayıyorum 4.kurşun..sessizlik..boş bir tetik sesi.sabır!
hayır,bu intihardan kimse sorumlu değil.kimseye yazacak bir intihar mektubum yok benim.bağışlanmamı beklediğim bir kişi yok.
kendi parmaklıklarım arasında kendi kendime infaz kararı aldım.aynaya yansıyan bir suret.
kırmızı dudaklarım,siyah gözlerim mavi saçlarım.
ey sen,
bende gördüğün güzeliklerin hiç birine aldanma.içimi bilemezsin.içimde yanıp duran o ateş kızıla dönüştürüyor dudaklarımı,o cehennem karanlığa döndürüyor gözbebeklerimi...
ve saçlarım,hala bir umudum var diyebilmek için mavi...
bir melek adına tutmuştum tüm dilekleri.asimile ikinci el kederlerde,istekler basitti tutkular etkisini yitirmişti.gözlerine bakamadım çoğu kez,tanıdığım insanların.
çünkü ben görürdüm dipte biriken timsah gözyaşlarını,oysa onlar gözlerimin içine baka baka geldiler üstüme ellerinde neşterlerle.
küfür etmedim,edemedim çünkü çoktan maskelere bürünmüştü siluetler.maskeler tükürük tutmazdı bilirdim,tüküremedim.saklandım duvar diplerine.yalnızlığımla saklanbaç oynadım.nereye gitsem gölgemde sürüklendi peşimden.
geçmişi düşündüm bir bir.
baktım...
hatırlanacak bir anı yokmuş meğer yaşanılan tüm saatler içinde.saniyelik duygular beslemişim bunca sene kendime.kendime duyduğum sevgi aldatmacaymış,kendime kurdugum dünya,ruhu pezevenk olanlarca bana pazarlanmış.
ağlamadım.ağlamayacağım.dünyaya bir damla daha gözyaşı hediye etmek?neden?
fiziksel acılar acıtmıyor canımı.evet bahsettiklerim sadece fiziksel acı.
ruhum sidreye ulaşalı sayamadım takvim yapraklarını.ellerinde neşterler,üzerime gelenlerden konusuyordum demin.geçmiş nerden çıktı?
sustular baktılaryüzüme,gözlerime,gözlerimi kapattım karşılarında kollarımı açtım...damarlarıma birer birer sapladılar ucu ipli jiletleri.geri çekildiler tek tek yırttılar derimi..
yüzümü yırttılar çıkardılar gözlerimi.yine de ağlamıyorum.fiziksel acılar ruhumu zedelemıyordu cunkü ruhum yoktu.sadece gözlerim kapalı,ne kadar güzel oldugumu düşünüyordum.ben,güzeldim.hepinizden herkesten.kırmızı dudaklarım bana şarkı söylemeyi adet edinmişti her sabah.ve bir masal uykusuzluğum öncesinde.uykuları sevmem ben,yaşlı insanları sevmediğim gibi.hayatla kavgası bitmiş kimseyi sevmem,hayatla kavga edenide...birilerini sevmemek için uydurduğum yalanlar..insanların sevmiyorum,yer yer kendime bile kızıyorum...aynı maskelere ancak aptallar inanır ikinci kere..ve ben,hala gülümsüyordum gözlerim kapalı,yüzlerini yüzlerce kez gördüğüm ve derilerini yüzdüğüm maskelere..bu intihardan kimse sorumlu değil.görünenlerin ardında beni bekleyen bir cennet değil.tecavüzüne ugradım tüm umutların,ırzına geçtim kızgınlıkla tüm günahların.kendime dağlar uçurumlar yaptım...
sigaramın dumanı öldürürken içimdeki küçük meleği,grajuvalar fırlattım saçlarıma...ellerimde biriken gözyaşlarını döktükçe üstüne alevler her yanımı sardı.yüzüm kan,yüzüm umut,yüzüm yok,yüzümü unut!
içimde tıka basa umut,yanan saçlarımda okyanus kokusu.yanan saçlarımdan düşen bir deniz kabuğu.içinde inci yerine bir kurşun.işini şansa bırakma dercesine.
ruhumu saatım ben çok önce bir beyaz gülüşe.bir melek gelmişti bir gece camıma,sana sihirli bir söz öğreteceğim demişti.karsılıgında ruhunu ver bana.merak adamı ipe götürür,saatım ona ruhumu bir söz karşılığında.
gözkırptı ve dedi ki;sakın meleklere inanma..
o gun bu gündür yaktım tüm kutsal sayfaları,ayetleri yakmayı adet edindim kendime.
ayna karsısında güldüm kendime.dakıkalarca,saatlerce...
kahkahalarım akıl almaz seslere ulaştı,şirk koştum kendime,gülmeye devam edersen boynunu keserim dıye.sustum,karaya dönmüş gözlerime baktım,sustum yorgundum,dizlerimi göğsüme çektim ağladım.
kendi çektiğim cezanın tek kadısıyım,tek tanıgıyım.
anayasamı ben yazdım.
ve şimdi tek el ateş..
boş tetik sesi..
çevrilen kursunlar.
hala düşünüyorum ne kadar güzel oldugumu.insanların beni ne kadar güzel buldugunu.ah o zavallı insanlar.nasıl da öğrenmişler hemen adam olmayı bilmezden önce maske kullanmayı.
nasıl da pazarlıyorlar deli gibi suratlarını..
bir ben kaldım bir yalnızlığım
hala dört duvar arasında kendine yalanan..bir ben kaldım bir de yalnızlığım
hala mavilere yeltenen...
ama hala dudaklarım kırmızı hıssedebiliyorum.bana bir masal anlatıyor içimde saçları yanmaya başlayan küçük melek.bir sabah uyanacaksın ve herşey geçmiş olacak diyor bana arsızca,deli gibi.
oysa ben çok önce öğrrenmiştim meleklere güvenilmeyeceğini...
olmayan ruhumun acıdığını hissettim şimdi...
tek el ateş...
güm...
kalemin yere düşerken çıkardığı o korkunç ses...
ve yerde;hala,
parmaklarım arasında.... |
|