Açılış Sayfam Yap  |  Sık Kullanılanlara Ekle     

    

  Arama Motoru :

Makaleler

Haberler

Köşe Yazıları  
     Site Menü
  Anasayfa
  Forum
  Kategoriler
  En Çok Okunanlar
  Yeni Eklenenler
  Seçmeler
  Bugün Eklenenler
  Köşe Yazarları
  Haber Arşivi
  İletişim - Bize Ulaşın
      Kayıtlı Kullanıcı Girişi
  Kullanı adı :
  Şifre :
 

Yeni Üye Kayıt

Şifremi Unuttum


      Reklam
     Kategoriler
  Şiir
  Gündem
  Kişisel
  Hikaye
  Deneme
  Genel
  Felsefe
  Edebiyat
  Günlük
  Makale
  Ekonomi
  Spor
      Haberler
  Meliha Doğu 'nun 2. Kitabı Çıktı! ...
Amatör Yazarlar, löşe yazarı olan Meliha DOĞU 'nun 2. kitabı, raflarda yerini aldı.

"Başını Dik Tutan Hüzün" adı ile, Cinius Yayınevi 'nden çıkan kitapta, Umuda ve sevgiye dair öyküler ve çeşitli yaşanmışlıklar yer alıyor.

Anlatım tarzı ve içerdi ...

  Bu kitapla kızlar okullu olacak ...
'İmkansız(!) Periler...' kitabından elde edilecek gelirle Artvinli kızlar okutulacak.

Türkiye’nin en yoksul şehirlerinden Muş’ta 80 kızı okullu yapan 'İmkansız(!) Periler...' kitabı, şimdi de İngilizcesi'nden elde edilecek gelirle Artvinli kızları okutacak ...

  17'lik yazardan Aşkta Diplomasi ...
Elinizden bırakamayacaksınız!

Cinius Yayınları’ndan yeni bir eser daha kitapçı raflarındaki yerini aldı. “Aşkta Diplomasi”...

17 yaşında, henüz lise öğrenimini sürdüren genç bir yazar olan Beltan Demir’in yayımlanmış ilk eseri & ...

  Hayatı kitap oldu
Yazar Nezih Tavlaş'ın fotoğraf sanatçısı Ara Güler'in hayatını anlattığı''Foto Muhabiri'' adlı kitap yayımlandı.

Fotoğrafevi Yayınevinden yapılan yazılı açıklamada, kitabın tanıtımının Ara Güler'in 81. yaş günü olan 15 Ağustos cumartesi günü yapılacağı belirtildi.


     Diğer Haberler

  İletişim kurma rehberi

  Senaryo yazarı olmak istiyo ...

  Guinness'in 2009 baskısı çı ...

  İranlı ünlü yazar hayatını ...

  Fransa'nın en çok okunan ya ...

  Şair Arif Nihat Asya anılac ...

  Okuma Saati, Lale Müldür il ...

  Türkiye Cenevre Kitap Fuarı ...

  Bakiler niçin annesine çok ...

  BEKLENMEDİK ANLAR 30. 31. 32. 33. 34. 35 ve FİNAL BÖLÜM okunuyor.

  Baþlýk :   BEKLENMEDİK ANLAR 30. 31. 32. 33. 34. 35 ve FİNAL BÖLÜM
  Kategori :   Şiir
  Ekleyen :   ...ELF...
  Eklenme Tarihi :   16.12.2011
  Okunma Sayýsý :   239

  Ortalama Puan

:

10 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 10

Puan Ver? :
  Yazý Ýçeriði
30.BÖLÜM




Kerem şirketten çıkıp tam arabasına binecekken önünü biri kesti. Erdem! Kerem daha ne olduğunu anlamadan, Erdem kafa atmıştı. Dengesini kaybeden Kerem yere düşmemek için arabasına tutundu. Daha dengesini sağlayamadan, Erdem karnına yumruk atmıştı. Kerem acısını görmezlikten gelerek Erdem'e sağlam bir yumruk atmıştı. Erdem tam ona vuracakken, Kerem bir yumruk daha geçirerek yere düşmüştü.

"Derdin ne lan senin?" Dedi Kerem ve karnını tutarak bir tekme attı. Erdem zor ayağı kalkarak, Kerem'in çenesine bir yumruk sallamıştı.

"Derdim sensin!" Dedi Erdem ve çenesine sağlam bir yumruk yedi.

"Bu sıralarda herkesin derdi ben oluyorum nedense! Çok sevimli biri olduğumdan sanırım." Demişti Kerem çenesini ovuşturarak.

"Ela'yı bırakacaksın!" Dedi Erdem sinirle bir yumruk attı Kerem'e.

Kerem'in beyninden kaynar sular dökülmüş gibiydi. Öfkesine yenik düşerek Erdem'e dalarak onu yere düşürdü. Üzerine çıkıp yumruklarını suratına geçirerek öfkesinin geçmesini bekledi. Erdem'in ağzında, burnundan ve patlayan kaşından kanlar akıyordu. Sokakta görenler onları izlemeye başlamıştı. Şirkette güvenlik görevlileri Kerem'i dövüşürken gördüklerinde hemen Kemal'e haber verdiler

Güvenlik görevlileri Kerem'i zor almışlardı adamın üzerinden. "Adi şerefsiz! Ela'dan ayrılacağımı sanıyorsan fazla yanılıyorsun. Ela benim ve sonsuza kadar benim olacak! O sadece benim!" Dedi bağırarak. Ağzına kanın tadı gelince elinin tersiyle sildi.

Erdem yüzü dağılmış bir şekilde ayağı kalkarak, "Onu sana bırakmayacağım. Buna emin ol!" Demişti ve Kerem'in güvenlik görevlilerinin kolundan sıyrılarak tekrar dalmasına sebep oldu.




Yasmin ağacın altına oturarak düşüncelere dalmıştı. Bora'yı gerçekten seviyor mu? Evet! Bugünkü davranışları normal mi? İkisinide Hayır! Onun davranışlarından tahrik olduğunu söylemişti Bora. Bu söylediği gerçek mi değil mi, burada tıkanmıştı işte. Onun için her türlü duyguyu hissediyordu. Öyle çok seviyordu ki, kısa zamanda nasıl bu kadar çok sevdiğini anlayamıyordu.

Dizlerini kendine çekerek düşüncelere iyice daldı. Kendisini şimdi farklı hissediyordu. O geçenki öpüşmelerini hatırladı ve vücuduna tatlı bir titreme sardı. Onu çok istiyordu. Hiçbir şeyi bu kadar istememişti! Ama bir yandan da onu istemiyordu. Kendini ona kaptırırsa yanacağını biliyordu. Üzüleceklerdi, kırılacaklardı, param parça olacaklardı ve en önemlisi ise kendi alevlerinde yanacaklardı. Birbirine tutkuları onları küle çevirecekti.

İçinden çıkılmaz bir sürü neden vardı ama aşk her şeye değerdi. Yasmin'in de korktuğu buydu. Aşk gerçekten her şeye, her fedakarlığa değer mi? Değerse vazgeçerdi her şeyinden onun olmak için. Peki ya Bora? Bora onun için bunu yapar mıydı? Bora'nın sabah gözlerindeki kişiyi görmüştü. Yapardı ama odada olanlar ise onu bu düşüncelere itmişti.

Uçurumun kenarında gibi hissetmişti kendini. Evet, aşk onu uçutumun kenarında itiyordu. İlk defa bunları tattığı için kendisini seve seve uçuruma atabilirdi.

Gök yüzüne baktı ve havanın karardığını anlamıştı. Ne var ki Yasmin buradan gitmek istemiyordu. Hala kıpırdamadan, sadece nefes alarak orada oturdu. Çiftliğe hiç gitmek istemiyordu. Atın acıkacağı aklındaydı ama yerler çimenlikti otlanabilirdi.

Okulu bu sıralar boşlamıştı. Birden aklına bu gelmişti! Okulu cidden çok boşlamıştı -birçok dersi kaçıtmıştı- Nasıl yapacaktı? Notları alması lazımdı ama kimden? Anladığına göre yanındaki arkadaşlardan alamazdı. Kendi bölümünün en çalışkanlarından birinden alması lazımdı. Yasmin ile rekabet eden Okan'dan alamazdı. Vermezdi! Peki kimden? Hakan'dan alabilirdi ama onunda eksikleri vardı. Nazlı geldi birden aklına. Ondan alabilirdi. Buradan gittikten sonra onu hemen arayacaktı.

Gök yüzüne tekrar baktı ve akşamın serin güzel kokusunu içine çekti. Temiz hava onu ferahlatıyordu. İçine huzur doluyordu ve düşüncelerinden sıyrılıyordu. Öylesine huzur vericiydi ki kendini burada unutmak istiyordu. Yanında Bora olsaydı kesinlikle burada sevişmeyi isterdi. Havanın verdiği huzurla birlikte onun olmak isterdi. Ruhunun ve bedeninin tek sahibi Bora'nın olmasını istiyordu. Onun sertliğini hissetmek istiyordu.

Birden huzurlu sessizliği, at sesleriyle bozulmuştu. Ayağı kalkıp etrafına baktı, uzakta ata binmiş biri ona yaklaşıyordu. İrkilerek atına binecekken onu tanıdığını hissedip kıpırdamadı.




Bora her yerde arasada Yasmin'i bir türlü bulamamıştı. Çiftliğe geri dönmüştü ve onu arayan kişilere de sormuştu. Hala ortalıkta yoktu! Çıldırmak üzereydi ve çiftlikten bir hışımla tekrar aramaya çıktı. Hava kararmaya başlamıştı ama ona engel olamayacaktı. Kendini berbat hissediyordu sabahki davranışı yüzünden -bir pislik gibi davrandığını kabul ediyordu- Atın soluklanmasına izin vermeden tekrar aramaya başladı. Birkaç yeri gözden kaçırmış olmalıydı ki gözüne bir yer ilişti.

O tarafa doğru tuhaf bir çekim hissetmişti. Gök yüzüne baktı ve karanlıkta atıyla birlikte oraya doğru gitti. Yaklaştıkça kalbi daha da atıyordu. Eğer orada Yasmin varsa ne yapacaktı? Ona kızgınlığını belli edecek miydi? Pislik gibi davranmaya devam edecek miydi? Atı hızlandırarak daha da yaklaştı ve onu ayakta dikilirken gördü.

Atı bir dakika sonra diğer atın yanına bağladı. Sonra ona dönerek soru sormaya başladı.

"Burada ne işin var?"

"Sadece biraz kafa dinlemeye geldim."

"Çiftlikte odanda dinleyebilirdin kafanı."

"Ben burayı tercih ediyorum." Dedi Yasmin sinirlenerek. Bu kadar üzerine gelmemesi gerekirdi.

"Bizi ne kadar çok endişelendirdin farkında mısın?" Diye sordu Bora ona daha da yaklaşarak.

"Neden endişelendiniz onu bile anlamıyorum. Burası kalabalık bir yer değil! Sadece buraya gelip biraz dinlenmek istedi." Dedi Yasmin bir adım gerileyerek.

"Yasmin o attan düşüp başına bir şey gelecek diye çıldıracaktım resmen!" Dedi Bora sesini yükselterek ona bir adım daha yaklaştı.

"Sanırım Ela sana söylemedi. Ben çok iyi bir biniciyim!" Dedi Yasmin'de sesini yükseltmişti.

"Çok iyi bir binici ol ya da olma, benim umrumda olan sana ya bir şey ..." Diyecekken Bora sessizliğe büründü. Ona bir şey geleceğini bile düşünmek acı veriyordu. Bu kadar kısa zamanda Yasmin'e sırılsıklam aşık olmuştu.

"Sadece biraz yalnız kalmak istemiştim." Dedi Yasmin sessizce başını eğerek. Bunu düşünememişti. Bora gerçekten onu seviyordu!

Bora ona yaklaşarak çenesinden tutarak başını kaldırdı. Sonra ona eğilerek dudaklarını aralayana kadar öpmeye devam etti. Yasmin dudaklarını aralayınca dilini içeriye soktu ve onu kendine çekerek daha da derine gitti. Yasmin onun dilini hissedince vücuduna tatlı bir ürperti geldi. Bora öpücüklerini daha da derinleştiriyordu. Onun başına bir şey gelecek diye düşünmekten gerçekten çıldırmıştı. En çok ise korkmuştu! Onu hissetmek istiyordu.

Yasmin nefessiz kalarak geri çekilse de Bora onu daha sert bir şekilde kendine çekmişti. Kulağına fısıldayarak, "Lütfen seni hissetmem lazım!" Diyebilmişti nefes nefese.

Yasmin onun ne kadar korktuğunu şimdi anlıyordu. "Sakın korkma ben buradayım. Hep yanındayım!" Diye fısıldadı Yasmin dudakları tekrar onun dudaklarına hapsetmeden.




Çiftlikteki herkes merak içinde onların gelmesini bekliyordu. Tam o sırada kapı açılarak Kerem girdi içeri. Yüzünde ufak morluk ve dudağı patlamıştı. Ela gördüğüne inanamayarak hemen yanına gitti. Kerem ona sarılınca siniri yatışmıştı -Ela ona morfin gibi gelmişti, her şeyden arınmış gibi- Herkes şaşırmıştı Kerem'i görünce.

Şimdi Yasmin ve Bora'nın durumunu nasıl açıklayacaklardı. Kerem'in yüzündeki yaraları görünce Alp yanına gelerek dudağındaki yarılmış yaraya baktı.

"Dur bee şurada sevgilime doyasıya sarılıyım." Dedi Kerem gülmeye çalışarak ama dudağı sızlayınca yarım kalmıştı.

"Sana bunu kim yaptı?" Dedi Ela endişeyle.

"Biraz dövüştük birileriyle endişelenme. Diğerini görecektin yüzü gözü dağıldı." Dedi Kerem biraz sert çıkmıştı sesi.

"Kim?" Dedi Ela keskin bir sesle.

Kerem onu duymamış gibi yapmıştı ve Ela tekrar, "Kim?" Diye sorunca önemsiz diye geçiştirmeye çalışmıştı.

"Son kez soruyorum! Kim?" Dedi Ela aynı keskinlikle.

"Erdem." Dedi Kerem ona bakarak.

Ela afallamıştı ve birkaç adım geri gitmişti. Herkes donuğ kalmıştı. Erdem, Ela'nın eski sevgilisiydi -aldatan eski sevgilisi-

"Bana da buraya gelmeden bir gün öncesinde gelmişti." Dedi Pınar düşünceli bir sesle.

Herkesin bakışı Pınar'a yönelmişti. "Evet, bir gün önce Pınar'a gelmişti." Dedi Alp onaylayarak.

"Ne için?" Dedi Kerem sesine hakim olmaya çalışarak.




Gamze kendini daha iyi hissediyordu artık. Hakan ona çok iyi bakmıştı. Bütün yalanlardan arınmış gibiydi Gamze. Salonda otururken Hakan'ın derinden bir küfür ettiğini duymuştu. Koşarak mutfağa geldiğinde, Hakan'ın elinden yere kanlar akıyordu. Hızla bir bez alarak Hakan'ın eline bastırdı. Hakan acıdan irkilmişti biraz.

"Yemek yapmayı bana bırakmalıydın!" Dedi Gamze biraz sert sesle.

"Sen misafirsin." Dedi Hakan acıdan sesi kesilmiş gibi.

"En yakın arkadaşını misafir olarak görme." Dedi Gamze başını kaldırarak ona baktı.

Birbirlerine çok yakındılar ve Gamze ilk defa onun yakışıklı yüz hatlarının belirginliğinden içi ürpermişti. Hakan ise gözlerini açtığında Gamze ile göz göze gelmişti. "Tanrım çok güzel!" Diye geçirdi içinden Hakan. Sonra ikiside ne düşündüklerini anlayınca birbirlerinden uzaklaşmışlardı. Ne varki birbirlerinin çekim alanına çoktan girmişlerdi.

"Şimdi elin nasıl?" Dedi Gamze bir nefes kadar kısık bir sesle.

"İyi." Demişti Hakan kurbağa cıyaklaması gibi ve boğazını temizleyerek, tekrar söylemişti.

Gamze başını sallayarak tam içeri gidecekken Hakan onu kolundan tutarak kendine çekti. Bunu iç güdüsel yapmıştı Hakan ve yaptığına kendi bile şaşırmıştı. Gamze ne olduğunu anlamadan onun gözlerinde kaybolurken buldu kendini. Gamze vücuduna hakim olamadan ona bir adım daha yaklaştı. Kalçası, Hakan'ın bacaklarının arasındaydı.

Hakan eğilerek onun dudaklarından öpmeye başlamıştı. Gamze ona karşılık vererek dudaklarını araladığında Hakan'ın dili içeri girmişti. Sonra ne yaptıklarının bilincine varınca hızla kendilerinden ayrılarak uzaklaştılar.

Gamze öksürerek, "benim artık gitme vaktim geldi." Diyerek koşarak evden çıktı.

Hakan eli yaralı bir şekilde mutfakta öylece kalmıştı. İşin tuhafı sırıtıyordu. Sonra elinin hala kanadığını anlayarak öfkeyle eliyle ilgilenmeye başladı. O öpüşme bir başlangıçtı sadece.




Yasmin artık nefes nefese ondan ayrılarak ağaca dayandı. Bora ona fırsat vermeden üzerine giderek tekrar dudaklarına yöneldi. Yasmin ne kadar nefessiz kalsa da onun dudaklarını mutlulukla karşıladı. Yasmin'i ağaca daha da sıkıştırarak erkekliğini kalçalarında hissetmesini sağladı. Yasmin onun sertliğinin kalçalarını dürttüğünü hissedince vücudu titredi. Kalçalarındaki dokunduğu her yer yanan Yasmin zevkten, Bora'nın dudaklarına inlemişti.

Bora onun ağızında inlediğinde kalbi daha da atmaya başlamıştı. Kendine engel olamadan onun kalçalarını kavrayarak havaya kaldırıp beline doladı. Yasmin havada bir kez hoplayınca onun kucağında buldu kendini. Kollarını Bora'nın boynuna dolayarak güldü ve dudaklarını nefes nefese tekrar birleştirdi. Bora erkekliğini onun bacaklarının arasına yerleştirmişti. Yasmin bacaklarının arasındaki sertliği hissedince nefesi kesilmiş bir şekilde dudaklarını çekti.

Bora kucağında onu tutarak boynuna kafasını gömdü. Nefes alması gerekiyordu artık ve durmaları gerekiyordu. Duramazlarsa bunu aklına bile getirmek istemiyordu. Yasmin onu istiyordu ama burası doğru yer mi? Ya da bu kadar erken olması doğru olur muydu?




31.BÖLÜM



Yasmin ve Bora birden birbirinden ayrılarak öylece gökyüzüne baktılar. Sonra Bora kıkırdamaya başladı. Kıkırdaması kahkahanın yerini alınca, Yasmin anlamayan bakışlarla ona baktı. Neden gülüyor? Bora daha da gülünce Yasmin merakla sordu.

"Sadece biraz çabuk evlensek daha iyi olacak. Yoksa kesinlikle ikimiz de çıldıracağım." Dedi Bora gülerek.

"Haa anladım." Dedi Yasmin üzerini düzeltmeye başladı. Bora onun aklı başına gelmesini kollarını bağlayarak bekledi. Bir kaşı yukarda şimdi onun tepkisini beklemeye devam etti. Yasmin onun söylediklerini düşünerek dondu kaldı. Evlenmek?

"Evlensek derken?" Dedi Yasmin şaşırarak.

"Evleneceğiz ve bunun biraz çabuk olamasını istiyorum. Yanımdayken nasıl sabredeceğimi yoksa hiç düşünemiyorum." Dedi Bora gülümseyerek.

Yasmin duyduklarını sindirmeye çalışarak, "Yani benimle evlenmeyi planlıyorsun?" Dedi.

"Tabii ki sen! Seni elimden kaçırırsam kesinlikle diplomamı yırtarım. Babandan istemeye geleceğim en kısa sürede seni, öbürleri elini çabuk tutsalar iyi ederler. Onlardan önce seni kaçırıp evleneceğim." Dedi Bora kahkaha atarak. Gülüşe büyülenmiş bir şekilde sırıtan Yasmin, evlilik olayını düşününce daha da komiğine gitti.

Bir ay önce biri gelip ona evlenmeyi düşünüyor musun diye sorsa, "hayır" gerdi. Ama şimdi evlenmek için sabırsızlanıyordum. Bora ona evlenmek istediğini sormamıştı, kendisinden emin bir şekilde çabuk evlensek demişti. Bu huyu hoşuna gitmiyor değildi ama biraz onu kışkırtsa iyi olacaktı.

"Hımm ortada evleme teklifi yok." Dedi sırıtarak.

"Evlenme teklifi etmeme gerek yok. Sen benimsin!" Dedi Bora benimsin kelimesini üstüne basarak söylemişti.

"Evlenme teklifi olmadan evlenmeyi düşünmüyorum. Senden başka kişiler evlenme teklifi ederse onlara cevap veririm." Dedi kurnazca Yasmin.

"Bana bak! Sen benimsin ve benim olana soru sormam." Dedi Bora sinirle sesini yükseltti.

"Hadi canım, senin olduğumu kim söyledi." Dedi Yasmin gülerek atına koşup, "Çiftlikte görüşürüz beyaz atlı prensim."

Bora ne olduğunu anlamadan Yasmin çoktan gözden kaybolmuştu. Sinirle soluyarak atına bindi ve Yasmin'in son sözü aklına geldi. Ne demişti? "Beyaz atlı prensim." Atına baktığında gerçekten beyazdı. Kızgın olsa da gülmesine engel olamadı.



Yasmin ve Bora eve geldiklerinde, Bora sinirle odasına gitmişti. Yasmin arkasından kahkaha atarak salona doğru yürümeye başladı. Salona geldiğinde gülümsemesi yüzünden silinmişti. Kerem dudağı patlamış ve biraz şişmiş, yanağında hafif bir morarma, çenesinin altı mavileşmişti. Yasmin koşarak abisinin yanına giderek sıkıca sarıldı.

"Sana bunu kim yaptı?" Diye sordu sinirle.

Cevabını Kerem'den beklerken, diğer yanında oturan Ela, "Erdem." Dedi başını eğerek. Çünkü bütün suç onun olduğunu sanıyordu.

Yasmin şaşırarak Ela'ya bakınca, kızın utançtan yerin dibine girdiğini anladı. "Ela başını eğmene gerek yok. O şerefsiz için hiç değmez!" Dedi Yasmin onu anlayarak.

Kerem sevgilisini kendine çekerek, "Bunlar senin yüzünden değil, sevgilim. Sakın kendini suçlama!" Diyerek Ela'nın anlından öpmüştü.

"Ona bunu ödeteceğim!" Dedi Ela keskin bir sesle.

Yasmin gülümseyerek, "Birlikte yapacağız." Dedi.

"Hadi amaa. Tamam bu kadar tatlı suratı dağıttığı için onu öldürmek lazım ama ben onun yüzüne dört kat daha fazla zarar verdim." Dedi Kerem şişmiş dudağıyla sırıtarak.

Yasmin hafif yurukla Kerem'in omzuna vurdu, "Seni şımarık şey." Dedi gülerek.

Tam bu sırada Bora salona girdi ve Kerem'i görünce soru sorarcasına Murat'ın yanına gitti. Murat sessizce anlattı olanları. "Geri dönmeye ne dersiniz?" Dedi Bora öneride bulunarak.

"Bence erken derim. Bizim düğünümüze kısa kaldı ve düğünden sonra pek araya gelemeyeceğiz. Alp ve Pınar yeni bize katıldı. Biraz daha kalıp gitsek daha iyi." Dedi Yasmin keskin bir sesle.

Bora gülümekle yetinmişti sadece, alışmıştı Yasmin'in böyle davranmasına. Tekli koltuklardan birine oturarak düşüncelere daldı. Geçrekten doğru bir karar vermişti onunla evlenmesi gerekiyordu. Yoksa kabul etmezse kaçıracaktı! Bu konuda ciddi düşünüyordu. Başkasına hiç böyle acele karar vermemişti. Eski nişanlısına bile... Aklına o iğrenç kadın gelince irkildi birden. Kaç yıl geçmişti üzerinden? Beş, altı mı? Düşünceleri yoğunlaşmışken masanın hazır olduğunu söyledi bir kadın. Ayağı kalkarak masaya doğru ilerledi dalgın dalgın. Yasmin yanına gelerek koluna girdiğinde, ona gülümsedi. Onun yerine başkasını istemiyordu...




Hakan arabasıyla Gamze'nin evinin önünde durdu. Gamze'nin buraya geleceğini sanmıyordu ama yinede bir ihtimal gelebilirdi. Arabadan çıkarak kapıya ilerledi. Kapıya ulaştığında bağırışları duydu. Hızlı davranarak kapıyı çaldı. Duymamışlar sanarak tekrar kapıyı çaldı. Sonunda Gamze gözleri yaşlı bir şekilde kapıyı açtı. Elinde büyük bir valizi sürüklüyordu. Hakan'ı karşısında gören Gamze şaşırarak valizini bırakıp gözlerini sildi. Gamze'nin arkasından tanınan entetik cerrahı amcası Mustafa çıktı.

Gamze'nin omzuna dokunduğunda, omzunu sirkerek ondan uzaklaşıp Hakan'ın yanına gitti. Hakan valizi alarak arabaya doğru Gamze'yi götürmeye başladı.

"Gamze lütfen! Lütfen böyle yapma kızım." Dedi Mustafa acı bir sesle...








32.Bölüm



"Gamze lütfen! Lütfen böyle yapma kızım." Dedi Mustafa acı bir sesle...

"Sakın! Sakın bana bir daha kızım deme. Seni görmek istemiyorum." Dedi Gamze sesi çatlayarak.

"Gamze. Lütfen." Dedi Gamze'nin annesi bildiği teyzesi.

"Bakın benim kendimi toparlamam lazım. Tekrar sizin yanınıza geleceğim. Sadece bu burada olduğu sürece deği!" Dedi Gamze gerçek babasına.

"Böyle yapma. Gamze böyle yapma lütfen. Beni biraz dinle." Dedi Mustafa ona yaklaşarak.

"Seni dinlemek mi? Seni dinlememi bekleyemezsin benden!" Diyerek Gamze arkasını dönerek hızla Hakan'ın arabasına bindi.

Hakan olanlara şaşkınlıkla bakmamak için zorlayarak valizi arka koltuğa koyup direksiyona geçti. Gaza basarak evin önünden ayrılmışlardı. Gamze sessizce camdan bakarak ağlıyordu. Kolay değildi bütün hayatı yalan olmuştu. Sessizliği bozarak Hakan'ın telefonu çaldı. Direksiyonu bir eliyle tutarak telefonunu cebinden aldı.

"Alo?" Dedi arayana bakmadan.

"Hakan sana bir şey soracağım." Dedi Yasmin. Arayan Yasmin'di.

"Evet, sor bakalım." Dedi Hakan biraz gerginliği azalarak.

"Erdem'i bu sıralar gördün mü?" Diye sordu.

Hakan biraz hafızasını zorlayarak, "Sanırım okulda Ela'yı soruyordu. Birkaç kez rasladım." Dedi.

"Hımm. Bu arada Gamze'ye ulaşamıyorum. Yanında mı?" Dedi Yasmin merakla.

"Evet, yanımda." Dedi Hakan yoldan gözünü bir saniye ayırarak Gamze'ye baktı.

"Verebilir misin?" Dedi Yasmin rahatlayarak.

"Gamze telefonda konuşabilir misin? Arayan Yasmin." Dedi Hakan telefonu kulağından uzaklaştırarak.

Gamze kendini toparlayarak kafasını olumlu şekilde salladı. Hakan telefonu ona uzatarak verdi. "Yasmin," sesi boğuk çıkmıştı.

"Gamze, neyin var? Sesin ağlamışsın gibi geliyor." Dedi Yasmin endişeyle.

Elinde sonunda öğreneceklerdi ne olacağını, "Gelince anlatırım sana her yeni." Dedi sadece.

"Hayır! Şimdi anlatacaksın, ya da dur. Hakan'a ver telefonu." Dedi Yasmin düşünceli bir sesle.

Gamze itiraz etmeden telefonu Hakan'a verdi. Hakan telefonu alınca, "Ne oldu?" Dedi merakla.

"Hakan sana adres vereceğim. Bir çiftlik adresi oraya gelin. Biz buradayız." Diyerek Yasmin adresi verdi.

"Tamam geliyoruz." Dedi Hakan ısrar etmeye gerek yoktu. İstanbul dışında kafalarını dinlemeye ihtiyacı vardı ikisinin de. Birisinin ailesi yalandı, diğeri ise en yakın arkadaşına bir şey hissediyordu.

"Gamze'ye ne olmuşsa bunu öğreneceğim. Çabuk olun akşama bekliyorum." Diyerek Yasmin telefonu kapattı.

Hakan ilk kendi evine giderek, kendine ufak bir çantaya giysilerini koydu. Hızla evden çıkarak arabada bekleyen Gamze'nin yanına gitti. Gamze ne olduğunu merak ediyordu ama sormamıştı.



Yasmin olan her şeyi Ela, Tuğba ve Pınar'a anlattı. Hepsi endişeyle akşam gelecek olan Gamze ve Hakan'ı düşünmeye başlamıştı. Ela hem merak ediyordu, hemde korkuyordu. Yakın arkadaşı Gamze'nin böyle halleri olmazdı. Gamze'nin kişiliğinde ağlamak yoktu. O her zaman çevresine gülücükler saçan biriydi.

Pınar odasına geçerek en yakın arkadaşlarından olan Gamze'nin ailesi hakkındaki gerçeği öğrendiğini sanıyordu. Pınar'da tesadüfen iki hafta önce Gamze'nin annesi gizlice konuşurken duymuştu. Şimdi nasıl yıkıldığını anlıyordu. Bildiğini söylemesi doğru olur muydu? Hayır, onunla hiç konuşmazdı söylerse. Bunu bildiğini saklayacaktı. Onu birde yakın arkadaşının yalan söylemesiyle üzülmesine izin veremezdi.

Yasmin evin içinde dolanarak Gamze'ye neler olduğunu biran önce öğrenmek istiyordu. Gamze ya da bir başkasının ağlamasına asla dayanamazdı. Erdem'i bulma çabalarını bırakarak, şimdi Gamze'yi düşünüyordu.


Bora erkeklerle birlikte toplanarak onlara bir açıklama yapmaya çalışıyordu. İşi zordu, çünkü Kerem'in bunları duymasıyla tepkisini merak ediyordu. Erkekler çardakta oturarak çaylarını içerek Bora'nın açıklayacağı şeyi merak ediyorlardı.

"Söze nasıl başlayacağım bilmiyorum. Tanrım, diplomam bile bunu söylememi kaldıramaz. Dahiyim ama bu konuda çuvalladım. Ben aşık oldum! Nasıl söylesem... Ben Yasmin'e," Sözünü yarıda keserek Kerem'e baktı. Kerem gülümsüyordu. "Ben Yasmin'e... Yasmin'e evlenme teklifi edeceğim." Dedi sonunda hızla.

Kerem yudumlamış olduğu çayını birden karşısındaki Alp'e püskürterek, "Yuhhh." Dedi öksürerek.

"Lan ne yaptın. Sıçsaydın daha iyiydi. İğrenç yaratık, üzerimi mahvettin." Dedi Alp sinirle masadaki peçeteyi alarak yüzünü sildi tiksinerek.

"Ne dedin daha demin Bora?" Dedi Kerem tam olarak anlamaya çalışarak.

"Yasmin'e evlenme teklifi edeceğim." Dedi Bora sırıtarak.

"Lan oğlum bu ne hız! Biraz daha sabredemez misiniz? Evlenmenize karışmam ama sıra benim!" Dedi Kerem burnundan soluyarak.

"Sen ağzından sıçmaya devam edersen, zor gelir o sıra." Dedi Alp sinirle laf atarak.

"Özür dilerim, bilerek olmadı Alp. Bora sıranı bekle." Dedi Kerem peçete alarak Alp'in üzerini silmeye çalıştı.

"Bırak lan, zaten batırdın. Sıçacaksan avcumu açayım bir dahakine." Dedi Alp kahkaha atarak. Masadaki herkes bu sözlere gülmeye başlamıştı.

"Tamam kesin bee! Bora ben evlenene kadar Yasmin evlenemez." Dedi Kerem sinirle.

"Öyle bir konun olduğunu sanmıyorum. Ben evlenme teklifimi yapacağım ve onunla en kısa zamanda nişanlanıp evleneceğim." Dedi Bora kararlı bir şekilde gülümseyerek.

"Lan yoksa kız kardeşimle yattın mı?" Dedi Kerem kükreyerek.

"Saçmalama! Ben öyle bir adam değilim. Sadece aradığım kişiyi buldum. Onun başkasına gitmeden benim olmasını istiyorum! O doğuştan benim!" Dedi Bora sinirle ayağı kalkarak.

"Tamam tamam. Otur. Bari bizim nişandan sonra yapın." Dedi Kerem onu vazgeçiremeyeceğini anlayarak.

"Tamam ama ona nasıl evlenme teklifi edeceğim? Aklımda bir çok şey var ama çok özel olmasını istiyorum." Dedi Bora ciddi bir şekilde düşünerek.

"Aslında benim aklımda bir şeyler var. Ama evlenme teklifini biraz geç yapman lazım." Dedi Kerem sırıtarak.

"Tam olarak ne kadar geç?" Dedi Bora merakla.

"Fazla bir şey değil, bir buçuk hafta bekle." Dedi Kerem sırıtmasına devam ederek.

Herkes ne olduğunu anlamıştı ve Bora, "Bu harika. Eğer düşündüğüm şeyse ikimizde böyle bir evlenme teklifi yapmalıyız." Dedi Kerem'e gülümseyerek.

"Kesinlikle! Bunu kaçıramam." Dedi Kerem içten bir gülümsemeyle.



Pınar salona giderek kafasını dağıtmaya çalışırcasına televizyonda kanalları gezmeye başladı. Uydu bağlantısı olduğun için Number1'ı açarak biraz müzik dinlemeye karar verdi. David Guetta & Taio Cruz-Little Bad çıkmıştı tam açtığında. Biraz sesini açarak sevdiği müziği dinlemeye başladı. Erkeklerin genellikle kadınlara kötü kız demesine alışmıştı. Yabancı kadın sanatçılar bile kötü kız diyorlardı.

Tam müziğin ortasına geldiklerinde Alp salona geldi. Üzerini değiştirmiş olduğunu anlayan Pınar merak etmişti ama sormamıştı. Alp yanına oturarak kollarını ona doladı. Pınar onun kollarının arasına girerek gevşemişti. Dinlediği şarkıyı anlayan Alp.

"Böyle müzikler dinlememelisin! Kötü kızlar vardır ama hepsi değil. İşteseler melek gibi olabilirlerdi. Bana göre bu şarkının sözlerinde 'bad girl' yerine 'angel girl' olsaydı daha hoş olurdu." Dedi Alp düşünceli bir sesle.

"Bad girl olması biraz olmamış ama yinede şarkının temposu güzel. Bana göre müziği önemli eğlenceli şarkılardı. Duygusal şarkılarda ise sözleri." Dedi Pınar gülerek.

"Hımm bak bu konuda yanılıyorsun canım." Dedi Alp onun saçlarını okşayarak.

"Nasıl yanılıyorum?" Dedi Pınar başını kaldırarak ona baktı.

"Bunu sana sonra söyleyeceğim." Dedi Alp sırıtarak Pınar'ın burnunun ucundan öptü. Pınar ısrar etse de söylememişti.



Akşam olduğunda herkes Gamze ve Hakan'ın gelmesini bekledi. Yarım saat sonra burada olurlardı. Yasmin, Bora'nın yanına oturarak, "Bugün seni ortalıkda göremedim." Diye sordu.

"Erkek erkeğe muhabbet ettik sadece." Dedi Bora gülümseyerek.

"Sen onu benim... Neyse." Dedi Yasmin şüphelenerek.

"Kızım biraz rahat bırak çocuğu." Dedi Kerem gülerek.

"Hayatım peki ne sohbeti bu?" Dedi Ela lafa girerek. Yasmin'e dönüp göz kırpmıştı.

"Erkek erkeğe sonuçta." Dedi Kerem.

"Hımm o zaman bizi bırakın siz, erkek erkeğe çıkın." Dedi Yasmin sırıtarak.

"Biz size kız kıza konuşurken böyle sıkıştırıyor muyuz?" Dedi Bora sinsice.

"Tamam tamam. Kapatalım konuyu." Dedi Ela gülerek.

"İşinize gelmeyince nasıl kapatıyorsunuz konuyu. Siz açıklayana kadar her zaman kız kıza konuşmalarınızı, o zaman bizde açıklarız." Dedi Kerem gülerek.

Tam bu sırada evin çalışanları çalan kapıyı açarak Hakan ve Gamze'yi içeri aldılar. Gamze'nin gözleri şişmişti ağlamaktan. Hakan ona kırılacak bir cam gibi tutuyordu sıkıca. Yasmin hemen ayağa kalkarak Gamze'yi koltuklardan birine oturttu. Ve işte anlatmaya başladı her şeyi...



Herkes şok içinde Gamze'ye bakıyordu. Nasıl biri kızını yok sayardı! Anlayamıyorlardı. Yasmin onun üzülmesine dayanamayarak sıkıca sarıldı. Gamze ağlamamaya çalışarak onun sarılmasına karşılık verdi.

"Buradan gidince bize yerleşiyorsun!" Dedi Yasmin soru sormadan net bir sözle.

"Bunu yapamam." Diye karşı çıktı Gamze.

"Konu kapandı bize yerleşiyorsun!" Dedi Yasmin.




33.BÖLÜM


1.HAFTA SONRA ANKARA;


"Durr, oynama kızım!" Diyerek Nergiz Hanım (Murat ve Bora'nın annesi) Tuğçe'yi azarladı. Kızlar arkada kıkırdıyorlardı.

"Bu kaçıncı deneyişim yav, yetmedi mi?" Diye sızlandı Tuğçe.

"Dur kızım, evlenen ben değil sensin. Bir hafta sonra düğünün var ve daha gelinliğin içinde duramıyorsun." Dedi Hatice Hanım (Tuğçe'nin annesi) gülerek.

Kızlar gülerek içeri giderken karşılarına Murat çıktı ve Tuğba'ya bakmaya çalıştı. Kızlar hızla onun önüne geçerek onu sürükleyerek götürmeye çalıştılar. Tuğba ise hızla banyoya girerek ona görünüp görünmediğini düşündü.

"Gelini görmek uğursuzluktur." Diyerek onun yüzüne kapıyı kapattı Yasmin. Murat başını eğerek salonda oturan erkeklerin yanına gitti.

"Çıkabilirsin Tuğbaaa." Diye bağırdı Nazlı.

Tuğba derin bir nefes alarak banyodan çıktı. "Gelinliği ne hale getirmiş." Diye cırladı Hatice Hanım ve hızla onu tekrardan odanın ortasına getirdi. "Gelinlik işi bitince bizim düğün kıyafetlerini almaya gideceğiz." Dedi Gamze gülümseyerek yatağın üzerine oturdu.

"Gerçekten gelinliğin çok ama çok güzel." Dedi Ela hayranlıkla.



Kerem, Bora, Alp ve Hakan, Murat'ı zabdetmeye çalışıyorlardı. Murat ise bir sağa bir sola yürüyerek merakını zor tutuyordu. Bora evlenme teklifi nasıl edeceğini mi düşünsün ya da onun durumunu mu düşünsün?

"Kalkın gidiyoruz." Dedi Kerem ayağa kalkarak Murat'ı sürüklemeye başlamıştı.

"Nereye?" Diye sordu Hakan.

"Oğlum burada biraz daha durursak bu delirecek. Hadi hızlanın buradan çıkalım ve şu düğün yerinde bir kaç oynama yapacağız." Dedi Kerem sırıtarak.

"Ne yapacaksın?" Dedi Murat.

"Görürsün." Diyerek Kerem hemen onları dışarı çıkarttı. Herkes kendi arabasına atlayarak oradan 4 arabayla çıktılar. Murat, Bora'nın arabasına binmişti stresli olduğu için. Düğün yeri fazla düşünmeden ilk şirketleri olan BaranCenter'daydı. Oraya doğru hızla gittiler.



"Onuu oraya değil! Yukarı, yukarı. Kimsenin göremeyeceği bir biçimde olacak. Yukarı diyorum! Ahh o çiçekleri bir düğmeyle basınca aşağıya saçılmasını istiyorum." Diye bağırdı Kerem çalışanlara.

"Ne yapmışsın sen bee. Bana yer kalmamış resmen." Dedi Bora sinirle.

"Bekle bir dakika." Diyerek Kerem yukarı bir şey asan adama işaret edip başıyla onayladı.

Dört adamın yukarı astığı pangart aşağıya doğru süzülerek yazan yazıya işaret etti Kerem. Bora ağzı açık bir biçimde sırıtmaya başlamıştı. Yazıya hayran olmuştu. "Ne zaman hallettin bunu?" Diye mırıldandı.

"İki gün önce ama şimdi astırıyorum. Daha süprizlerim bitmedi, çatı katına." Diyerek Kerem merdivenlere ilerledi.



Yasmin bir kez daha bembeyaz taşlarla süslü elbisesiyle dönerek annesine baktı. Belgin yüzünde güzel gamzeli gülümsemesiyle ona karşılık verdi. Yasmin yanındaki Ela'ya dönerek ona da baktı ve gözleri kamaşmıştı. Ela gri taşlı elbisesinin için de çok büyüleyici durmuştu. Öyle güzeldi ki etrafına ışık saçıyordu. Sonra diğer yanındaki Gamze'ye baktı ve şaşkınlıkla ağzı açık kaldı. Kırmızı kenarları işlemeli elbisesiyle çok güzeldi. Nazlı'ya bakmadan önce kendini hazırladı ve baktı. Şaşkınlıktan artık bayılacaktı. Nazlı, yeşil elbisesi ile büyüleyici duruyordu.

"Kızlar gerçekten çok güzelsiniz!" Diye mırıldandı Yasmin

"Sen kendine baktın mı?" Dedi Ela gülümseyerek.

"Bakmama gerek yok sanırım sizin yanınızda sönük kalacağım." Dedi Yasmin gülerek.

"Gelinden bile güzel oldu." Dedi Tuğba gülümseyerek.

"Offf tamam ya, iltifat etmeye gelmiyorsunuz." Dedi Yasmin yüzünü buruşturarak.


2.HAFTA SONRA ANKARA;


"Hadii çıkın artık." Diye seslendi Belgin.

"Tamam geldim anne." Dedi Yasmin. Ela önden çıkarak arkasında Tuğba, Yasmin, Nazlı ve en son Gamze çıktı. Her biri birbirinden güzeldi ve Belgin hayranlıkla bakmaya başladı.

"Çok güzel olmuşsunuz." Dedi Belgin en çok Ela'ya bakarak. Ela kızarmıştı ve başını yere eğerek, "Teşekkürler." Dedi.

Negiz Hanım içeri girerek kızlara baktı ve hayranlıkla öylece kaldı. Bora'nın sevgilisi Yasmin olduğunu biliyordu ve yanına giderek, "Çok güzel olmuşsun kızım." Diyerek sevgiyle baktı.

"Teşekkür ederim efendim." Dedi Yasmin utanarak.

"Bakalım seni ne zaman gelinim olarak göreceğim." Dedi Nergiz Hanım ve ruju geçmeyecek bir şekilde Yasmin'in yanağından öptü. Bu sırada içeri beyazlar içinde Tuğba girdi. Herkes ona döndüğünde şaşkınlık ve hayranlıkla baktı. Çok güzel olmuştu. Hemde çok! Yasmin, Ela, Gamze, Nazlı hayranlıkla gülümseyerek arkadaşının çevresine dolandılar. Herkes onun ne kadar güzel olduğunu söylüyordu. Tuğba utanarak onlara teşekkür ediyordu. İçeriden sesler geliyordu, Tuğba'nın babası Ali Bey içeri girerek kızının ne kadar güzel olduğunu görünce bir an duraksadı. Sonra gözleri dolarak kızının yanına gitti. Birbirlerine sarılarak ağlamamak için zor tuttular. Tuğba'nın annesi Hatice Hanım ise makyajı falan dilemeyip ağlıyordu.

Ali Bey kızının yanaklarından öperek geri çekildi. "Çok güzelsin canım," diyerek gülümsedi. Tuğba ağlamamak için kendini tutarak teşekkür etti. Sonra babası cebinden kırmızı bir kurdale çıkararak onun beline doladı. "Bu kurdale ömür boyu mutlu olman adına takıyorum kızım. Mutlu olacağını biliyorum." Diye açıkladı.

Kızlar dışarı çıkarak onları yalnız bıraktı. Kapıdan çıkınca hepsinin erkek arkadaşları bekliyordu. Nazlı, Serkan'ın yanına giderek koluna girdi. Serkan onun güzelliği karşısında dili tutulmuş bir şekilde donup kalmıştı. "Ço-çoo-k gü-zz-elsin." Diyerek kekelemişti. Nazlı gülümseyerek yanağına bir öpücük kondurarak, "Teşekkürler hayatım," dedi.

Gamze, Hakan'ın yanına gidince Hakan'ın ağzı açık bir şekilde ona baktığını görünce güldü. Sonra, "ee gitmiyor muyuz?" Diye sordu Gamze.

"Sen.. Sen çok.. çok ama çok güzelsin." Dedi Hakan onu sorusunu duymayarak.

"Şey.. Teşekkürler." Dedi Gamze utangaç bir şekilde.

Kerem, Ela'nın yanına giderek onu kendine çekti ve yanağından öptü. Ela gülümseyerek, "Birazcık yavaş canım makyajım bozulacak." Diye sızlandı.

"Çok güzel olmuşsun. Bu gece sanırım cinayet işleyeceğim." Dedi Kerem onun kulağına fısıldayarak.

"Sen nasıl birisin, hem iltifat ediyorsun hemde piskopat gibi davranıyorsun." Dedi Ela yüzünü buruşturarak.

"Birinin senin gibi sevgilisi olunca oluyor bu kadarı işte." Dedi Kerem gülümseyerek.

Yasmin'in gözleri Bora'yı aradı ama bulamamıştı. Hayal kırıklığı içinde abisine dönerek, "Bora nerede abi?" Diye sordu.

"İçeride biraz işi var. İşi bitince bizi çağıracak." Dedi Kerem gülümseyerek.



34.BÖLÜM


Yasmin sinirli bir şekilde hala Bora'yı bekliyordu. Kerem ve Ela yanından gitmişti. İçeri girmek istemiyordu Bora gelmeden ve öylede yapacaktı. Böyle boş boş beklemek yerine Tuğba'nın yanına giderek onun son hazırlıklarıyla ilgilenmek istedi. Odaya girerek Tuğba'nın heyecanını gördü. Kuaförüne, "Olabildiğince tel toka takın. Ciddiyim yüz taneyi geçsin." Dedi.

Tuğba'nın annesi Hatice Hanım ve Murat'ın annesi Nergiz Hanım gülmemek için kendilerini zor tutuyorlardı. Yasmin anlamayarak Tuğba'nın yanına gitti. Neden bu kadar çok tel toka taktırıyor, sorusu kafasında uçuşup duruyordu.

"Yasmin yardım et! Berk biraz Yasmin'e de ver tel toka o da taksın saçıma." Dedi Tuğba heyecanla. Berk onun avucuna tel tokaları vererek geri işine döndü.

"Bunları neden bu kadar çok taktırıyorsun." Diye sordu Yasmin merakla.

"Bizde gelenek bu. Tel tokaların hepsi çıkana kadar gerdek gecesi gerçekleşmiyor." Dedi Tuğba yüzü gerilerek. Berk gülmemek için kendini zor tutuyordu.

"Neee? Gerçekten mi?" Dedi Yasmin hayretle tokaları peşi peşine takıyordu.

"Güzel görünmesi lazım rasgele takmamaya çalış." Dedi Berk gülerek.

"Tamam. Tuğba sen geceden korkuyorsun." Dedi Yasmin gülerek.

Tuğba'nın yüzü şekilden şekile girmişti. "Kusura bakma ama her kız korkar o geceden, sende korkuyorsun." Dedi Tuğba aynada onun yüzüne bakarak.

Yasmin düşününce birden ürkerek titredi. "Doğru." Diyerek tokaları takmaya devam etti.

Belgin Hanım kızının yanına giderek, "Babanların da adetleri böyle kızım merak etme senin düğününde de bu kadar toka gerekecek." Dedi gülerek.

"Tuğba lütfen bu tokaları sakla bende takacağım hepsini." Dedi Yasmin gergin bir şekilde.

"Ne oldu benimle dalga geçiyordun, şimdi korkudan ... Neyse." Dedi Tuğba gülerek.

"Rahat dur Tuğba." Dedi Berk onu uyararak. "Veee bitti, kalkabilirsin." Dedi.

"Sonunda. Kaç tane taktın?" Diye sordu Tuğba.

"Sanırım yüzü geçiyor." Dedi Berk saymadığını belirterek.

"Neyse idare eder. Anne erkek kardeşim nerede?" Diye sordu Tuğba annesine bağırarak.

"Buradayım." Dedi Anıl elinde kırmızı kurdale ile gelerek. Babası Ahmet Bey ise onun arkasında girdi odaya.

"Biz çıkalım en iyisi. Salonda bekliyorum canım." Diyerek Yasmin annesinin elinden tutarak odadan çıktı.

Odanın kapısında Bora bir sağa bir sola yürüyüp duruyordu. Tam kapıya ilerleyecekken kapı açılarak Yasmin ve annesi çıktı. Bora gözlerine inanamayarak birkaç kez gözlerini kırpıştırdı. Karşısında ki Yasmin'di. Belgin Hanım, Bora'nın omzuna dokunarak, "Kızıma iyi bak." Diye fısıldayarak uzaklaştı.

Bora'nın gözleri hala inanamıyordu. Bembeyaz elbise içinde Yasmin meleklerden daha güzeldi. Yasmin onun yanına ilerleyerek, "Ağzını kapat canım ve nerede kaldın?" Diye sordu sesi huysuzdu.

"Sa-saa-sa-nı-rımm öl-öl-düm." Diye kekeledi Bora.

Yasmin onun bu haline gülümseyerek, "hayır ölmedin." Dedi.

Bora onu kollarına alarak, "O zaman bu güzel benim sevgilim. Şimdilik sevgilim." Dedi ciddiyetle.

"Şimdilik sevgilin haa. Tamam, evet senin şimdilik sevgilinim ve sende şimdilik erkek arkadaşımsın." Dedi Yasmin bozularak.

"Bu geceden sonra başka bir şeyim olacaksın ama neyse. Çok, çok güzel olmuşsun." Diyerek Yasmin'in anlına derin bir öpücük bıraktı.

Yasmin bu geceden sonra ne olduğunu merak etmişti ama sonradı. "Teşekkürler, hadi artık içeri girelim." Dedi Yasmin onun elini tutarak.

"Seninle ölüme bile giderim." Diyerek elini sıktı Bora.


İçerisi tıklım tıklımdı. Tuğba'nın akrabaları, arkadaşları. Murat'ın akrabaları, arkadaşları doldurmuştu. İş dünyasından birçok tanınmış kişiler. Yasmin, Bora'yı ailesinin oturduğu masaya götürerek babasının yanına gitti.

Kerem kaş göz işareti yaparak, "Baba işte benim güzel cadımın kalbini çalan kişi." Dedi gülerek. Yasmin yanakları kızararak utanmıştı. "Abi sana bunu ödeteceğim merak etme." Dedi fısıldayarak Yasmin.

Bora ise ciddileşip, "sizinle tanıştığıma memnun oldum efendim." Diyerek Kemal Beyin elini sıktı.

"Bende memnun oldum kızımın kalbini alan kişiyi tanımakla." Dedi Kemal bey gülümseyerek.

"Babaa!" Dedi Yasmin utanç ve sinirle.

"Efendim kızım?" Diye sordu Kemal Bey.

"Yok bir şey." Dedi Yasmin oflayarak.

"İzin verirseniz, Yasmin'i babamla tanıştırmak istiyorum." Dedi Bora gülümseyerek.

"İzin senin evladım." Dedi Kemal Bey onunla tekrar el sıkışarak.

"Hanım sanırım biz çifte düğün hazırlıklarına başlayalım. Kızımızın ve oğlumuzun hayat arkadaşlarını buldukları an bu an işte." Diyerek Kemal Bey onları gösterdi. "Baksana ateş bacayı sarmış, bu arada Bora'yı gözüm tuttu."

"Evet artık onların düğün hazırlıklarına başlayacağız ama bu akşam daha da değişik şeyler olacak. Oğlumuz, Ela'ya evlenme teklifi edecek. Kimseye söyleme ve Yasmin'de bu gece evlenme teklifi alacak." Dedi Belgin Hanım gülümseyerek eşinin elini sıktı.

"Umarım bizim kadar birbirlerini severler." Dedi Kemal Bey karısına sevgiyle bakarak.


Bora babasının yanına gelince Yasmin'in elini sıktı. Yasmin ilk defa karşılaşmıyordu ama ilk defa tanışacaktı Bora'nın babasıyla. Bora onun heyecanını anlayınca kulağına doğru, "Heyecanlanmana gerek yok, eminim babam seni çok sevecek." Dedi Bora fısıldayarak. "Umarım." Dedi Yasmin.

"Baba, seni biriyle tanıştırmak istiyorum, bu hayatımı paylaşacağım kadın Yasmin." Dedi Bora ciddi sesle.

Bora'nın gözlerinin aynısının tıpkısı Yasmin'i baştan aşağı süzüyordu. Yasmin yüzüne güzel bir gülümseme yerleştirerek karşılık verdi. "Memnun oldum kızım." Dedi Kadir Bey kızın güzelliğine gülümseyerek elini uzattı.

"Bende efendim." Diyerek uzatılan eli sıktı Yasmin.

"Ve bu arada nikah kıyılmadan terasa çıkıp size bir süprizim var. Siz teresa çıkın biz Yasmin'in ailesine haber verip geleceğiz." Dedi Bora elini bırakmadığı Yasmin'i peşinde sürükleyerek.

Yasmin'in ailesinin oturduğu masaya gelince Kerem'e olumlu şekilde başını salladı. Kerem masadan müsade isteyerek Ela'nın ailesinin oturduğu masaya gitti.

"Efendim, kızınıza bir süpriz yapacağım ama sizin gözünüzün önünde yapmak istiyorum. Ailem terasa çıktı ve sizinde orada olmanızı istiyorum. Nikah kıyılmadan önce bütün ailenin orada toplanmasını istiyorum." Dedi Bora ve cevap beklemeden Yasmin'e döndü. "Yasmin ailenle birlikte bizi bekle." Diyerek yanından ayrıldı.

Koridorda Kerem'le buluşarak, "Her şey hazır değil mi?" Diye sordu heyecanla.

"Evet, bütün her şey hazır. Şimdi sadece en büyük soruyu sormaya geldi." Dedi Kerem ona gülümseyerek.

"Hadi bakalım ikimize de kolay gelsin." Dedi Bora gülerek.

"Aslında üçümüze," dedi biri.

"Hayır dördümüze," dedi başka biri.

"Şunu beş yapalım," dedi arkalardan başka biri.

"Hadi beee." Dedi Bora ve Kerem hayretle onlara bakarak.

"Her şey hazır merak etmeyin." Dedi üçlü.




35.BÖLÜM ve FİNAL!


Bora ve Kerem şaşkınlıkla onlara baktılar. "Bu fırsatı kaçıramazdık sizin gibi bizde evlenmek istiyoruz kızlarla!" Dedi Alp mızmızlanarak.

"Lan sen daha yeni tanıştın Pınar'la." Dedi Hakan ona dönerek.

"Birde ona diyene bak. Sen sanki Gamze'yle çok önceden ilişki içindeydiniz. La daha ne kadar oldu çıkalı!" Dedi sinirle Serkan.

"Ne var bee sanki bizde erkenden evlenmek istiyoruz!" Dedi Hakan ve Alp aynı anda.

"Beyler, beyler! Tamam sakin olalım ve lütfen evlilik teklifimizden uzak durun." Dedi Kerem ciddi bir şekilde.

"Artık çok geç." Dedi Serkan pis pis sırıtarak. Bora onun üzerine yürümeye başlamıştı, "Sakın tahmin ettiğimi yaptım deme!" Dedi tehlikeli bir sesle.

"Üzgünüm ama yaptım." Dedi Serkan öylece ona bakarak. Kormuyordu ve korkutamazdı.

Kerem sonunda Bora'nın kolundan tutarak durdurdu onu. Ne yapacağını tahmin ediyordu Bora'nın ve şimdi bu olmayacak bir şeydi. "Beyler o zaman şöyle bir şey var ki fikir bizim ve ilk biz uygulayacağız! Sonra ne bok yiyorsanız yiyin." Dedi Kerem kaba bir şekilde.

"Hep beraber yapacağız." Dedi Alp kararlılıkla. "Hayır bizden sonra!" Dedi Bora ve Kerem'in kolundan tutarak terasa çıkmaya başladılar. Diğer üçlü ise onları takip ediyordu. "Beyler lütfen!" Dedi Kerem sinirle soluyarak.

Terasa çıktıklarında tüm güzellikleriyle iki kızın ailesi ve kendi aileleri bekliyordu. Bunun yanı sıra Pınar ve Nazlı'nın aileleri de oradaydı. Gamze ise zoraki ailesinin yanında duruyordu. Sahte ailesi hakkında hiç kimse gerçeği bilmiyordu. Amcası yani babası Mustafa gözlerine yansımayan gülümsemeyle onlara bakıyorlardı. Yasmin ve Bora göz göze geldiklerinde birden öylece donup kaldı Bora. Ona bakınca her zaman böyle olmak istiyordu. Onun büyüsünde, onun güzelliğinde, onun çekiciliğinde, onun etrafa yaydığı enerjide kaybolmak istiyordu Bora. Sonra kendini toplayarak yanında duran Kerem'e baktı. Kerem başını sallayarak onay verince ikisi de sevgililerinin yanına ilerlemeye başlamışlardı.

Ela neler olduğunu merak ederek onları izledi. Alp Pınar'ın yanına, Hakan Gamze'nin yanına, Serkan Nazlı'nın yanına gitmişlerdi ve onların dediklerine uyarak sonradan söyleyeceklerdi. Bora Yasmin'in yanına giderek elini tuttu. Kerem'de Ela'nın yanına gidip elini tutunca ortada ki çalışanlara başlarını sallayınca şarkı çalmaya başladı. Murat ve Tuğba merdivenlerden çıkarak sonunda durup olanları gülümseyerek izlemeye başladı. Yasmin ve Ela ise sevgililerine öylece bakıyorlardı. Çalan müzikle gülümseyen Kerem ve Bora onlara döndüler. Çalan müzik ise Kerem'in seçtiği bir şarkı çalıyordu. Ne kadar modası geçse de küçük çocuklar gibi bunun çalmasında ısrar etmişti. Ama ne kadar modası geçse de Bora bu şarkının mükemmel bir seçim olduğunu biliyordu.

Bora, Yasmin'in elini tutarak ortaya doğru ilerlemesine yardım etti. Kerem'de Ela'nın elini tutarak Bora ve Yasmin'in yanına geçtiler. Herkes onları izlerken Yasmin sonunda ne olduğunu anlayarak beyni durmuş gibi Bora'nın gözlerine baktı. Bora ise ona sadece gülümsüyordu ve biraz tedirgindi. Aileler ise onlara bakarak neler olacağını anlamıştı bu şarkıda. İki çift Mustafa Ceceli'nin Hastalıkta Sağlıkta şarkısının melodisini dinlerken bir süpriz kişi de konukların arasından çıkarak orkestranın yanına ilerledi ve mikrofonu alarak şarkının sözlerine söylemeye başladı.

Mustafa Ceceli mikrofonu tutarak şaşkın konukların arasından çiftlere gülümseyerek,
"Şu hercai hayata bir kere geldik
Yedik içtik doyduk kalktık hesabı birlikte verdik
Sinsi hayat ihtirası bana hiç uğramadı
Dünya malı zenginin olsun sen benim kadınım"

Sözleri söylerken salonda ufak bir alkış kopmuştu. Ela ise şaşkınlıkla Kerem'e bakarak, "Sen mükemmel birisin. Seni kendi hayatımdan çok seviyorum!" Diyerek yanağından öpmüştü. Kerem ise içten bir gülümsemeyle, "Beni mükemmelleştiren sensin. Seni seviyorum, içime soluduğum havadan bile çok..." Dedi onun gözlerinin içine delercesine bakarak.

"Seni hastalığımda sağlığımda da yanımda görmeliyim
Güneşin doğduğunu da battığını da senle izlemeliyim
Yanabilir saltanatlar olsun yeniden yaparız
Bizde bu sevda sürdükçe ölsek de yanyanayız."

Yasmin olanlara bakarak Bora ile dans ediyordu. Herkes onları izlerken utanmamak elde değildi. "Nasıl başardınız bunu?" Diye mırıldandı Yasmin. Bora ise ondan gözlerini ayıramayarak, "bu aslında Kerem'in fikri ve beni de ortak etti. Böyle mükemmel geceyi kaçıramazdım." Dedi imalı bir sesle Bora. Yasmin gülümseyerek, "bu biraz erken değil mi sence?" Diye sordu. Bora ise ona daha da ciddi bir şekilde bakarak, "bu geç gile! Benim olan bir şeyi geç almak biraz tuhaf. Zaten benimsin ve geç ya da erken fark etmez. Sonuçta her zaman benimsin." Dedi. Yasmin tehlikeli bir gülümsemeyle, "senin olduğumu nereden çıkarttın?" Diye sordu. "Benim olduğunu doğuştan biliyorum!" Dedi onu kendisine çekerek Bora. Yasmin ise tiz bir kahkahayla onun yanağına hafif bir öpücük kondurdu. "Bu öpücükle kurtulamayacaksın." Dedi Bora koyulaşan gözleriyle.

Mustafa Ceceli şarkısını bitirdikten sonra kenara çekilerek onları izlemeye başlamıştı. Bora ve Kerem birbirlerine bakarak bir hareketle havai fişeklerin patlamalarını sağladılar. Herkes şimdi havaya bakıyordu. Patlayan havai fişeklerle bakan Ela ve Yasmin bir anlık göz göze geldiler. O göz göze gelmelerinde daha da heyecanlanan iki arkadaş tekrar havai fişek gösterisine baktı. Bora ve Kerem herkesin dikkati dağıldığında yan yana gelerek, "Başlayalım artık. Kızlar ne olduğunu tahmin ettiler ama böyle olacağını tahmin edemezler. Havai fişek birazdan biter, sen diğerlerine işareti ver yaptırdığın şeyi yukarı çıkartmaya başlasınlar ve Rafet şarkısını söylemek için hazırlansın." Dedi Bora ve tekrar Yasmin'in yanına giderek elini tuttu.

Kerem işareti vererek arka tarafta yazı ortaya çıkmaya başlamıştı. Akşamın ışığında parlayan yazılar ışık saçıyordu. Havai Fişek gösterisi bitmeden hemen Bora ve Kerem o yazının yanına giderek beklediler. Sonunda gösteri bitince arkalarını dönen konuklar yazıyı görünce imrenmemek için kendilerini zor tutmuşlardı. Ve birden Rafet El Roman çıkarak orkestranın orada Ömrümün Sahibisin şarkısını söylemeye başladı. Herkes onlara bakarak yazının önünde duran Kerem ve Bora sadece gözleri iki kızda onların gelmesini bekliyordu. İkiside yürümeye başlamıştı ve Rafet sözlere başlaması bir oldu.

Rafet El Roman, "Bende kaybolanı sende bulmak güzel
Yitip unutulanı sende görmek güzel
Güzel demek yetmez muhteşem olmalıyız
Bakir bir yere seninle varmalıyız

Bir umut göğüslediğim yıllardır beklediğim
Kalbimin sahibisin sen
Çırpınıyor yüreğim ferman buyur ölürüm
Ömürümün sahibisin sen

Duy şu kalbimin vurduğu sesi
Dilerim bitmesin bu tutku sevgi
Kulak verdiğimden dökülen sözlere
Bir söz bile met bana versene
Evlenir misin benimle?" Diye söyleyerek onlara gülümsedi.

Kerem ve Bora onların önlerinde eğilerek yazan yazıyı gözlerine bakarak okumaya başladılar.
"Sadece bir cevabı kabul ederim.
Diğer cevapları kulaklarım duymaz.
Dudaklarından dökülen 'Evet' sözcüğü ile,
Hayatımı ayaklarına sermek ve,
Seni en kısa zamanda benim yapmak İstiyorum.

Benim olan şeye soru sormak tuhaf gelse de,
Dudaklarından duymak istiyorum benim olduğunu.
Herkesin içinde benim olduğunu demeni istiyorum!
Benimle Evlenir misin?" Dediler...

Rafet El Roman, "Kader kıymet budur kısmet buna derim
Mutluluksa dileğim seninle yaşamalı
Yaşamakla bitmez muhteşem olmalıyız
Mucize bir yere seninle varmalıyız

Bir umut göğüslediğim yıllardır beklediğim
Kalbimin sahibisin sen
Çırpınıyor yüreğim ferman buyur ölürüm
Ömürümün sahibisin sen

Duy şu kalbimin vurduğu sesi
Dilerim bitmesin bu tutku sevgi
Kulak verdiğimden dökülen sözlere
Bir söz bile met bana versene
Evlenir misin benimle?" Diyerek şarkısını bitirmiş ve onları izlemek için Mustafa'nın yanına gitmişti.

"Sence neden bizim de onlar gibi ilişkimiz yok? Şarkıları yazıyoruz ama bir türlü böyle ilişkilere giremiyoruz." Dedi Rafet gülerek.

"Bana söyleme Rafet benim mutlu bir evliliğim var. Ama onlar gibi evlenme teklifi etmediğim için biraz imrenmedim değil." Dedi onlara bakarak Mustafa gülümsedi.

"Tekrar et o zaman, senin içinde söylerim şarkımı." Dedi Rafet elini Mustafa'nın omzuna koyarak.

Yasmin cevap verecekken Bora ve Kerem tekrar konuşmaya başladılar.
"Sadece bir tek cevap!
Hepsi bu ve sonra benim olduğunu duyurmak.
Sadece benim olduğunu bilmelerini istiyorum..." Dediler.

Ela gözleri dolarak Kerem'i yerden kaldırdı. Yasmin ise gözleri ışıl ışıl Bora'yı elinden tutup kaldırdı. "Sana vereceğim tek cevabı biliyorsun zaten, bunu duyurmamı istiyorsan." Dedi Ela, Yasmin aynı anda ve sevgililerin dudaklarına ateşli bir öpücük bırarak, "Evet!" Diye bağırdılar.

Bora ve Kerem bu cevabı duyduklarında biraz beklediler. Çünkü, başka bir şey daha da bekliyorlardı. Kızlar yaramazca gülümsemeyle onlara bakıp, "Sadece seninim ve hep senin kalacağım!" Dediler onlara daha da yaklaşarak.

Aileler ise bütün güçleri ile alkış tutuyorlardı. Bu sırada Alp, Rafet El Roman'ın yanına giderek, "Bir daha tekrar yapar mısın Rafet abi?" Diye sormuştu.

"Sende mi Alp? Başka kimler var?" Diye sordu Rafet sırıtmaya başlayarak.

Alp biraz utanarak, "Serkan, Hakan ve ben." Dedi birazda gülümseyerek.

Rafet kahkaha atarak, "Bakıyorum çapkınların hepsini adam edecek kızlar çıktı haaa! Hahahaa." Diye tekrar gülerek sahneye çıktı. Migrofonu eline alarak, "Evet bir kez daha aynı parçayı söylemek düştü bana." Diyerek şarkısını söylemeye başladı.

Alp hemen Pınar'ın yanına giderek öbürlerine işaret verdi. Diğerleri de kızları yanına alarak Bora, Yasmin, Kerem ve Ela'nın yanlarına götürdüler. Hepsi birden şok içinde onlara bakarak dans etmeye başladı. Herkes hep bir ağızdan, "Yok artık!" Dememek için kendilerini zor tuttular ama bazıları çoktan ağzından kaçırmıştı.

"Çok erken değil mi sence?" Dedi Pınar gülümseyerek. Alp ise ona yaramazca sırıtarak, "Bence çok geç bile kaldım." Demişti. Pınar onun sırıtmasına hayranlıkla baka kalmıştı. "Seni seviyorum..." Dedi onun gözlerine bakarak Pınar. "Değersiz hayatımdan bile çok seviyorum." Dedi Alp başının onun anlına koyarak gözlerine baktı.

"Serkan, sen ki evlenmem ben diyen kişi... Şimdi evlenme mi teklifi edeceksin?" Diye sordu Nazlı şaşkınlıkla. Serkan ise kendinden emin bir şekilde gülümsemişti. "Bu sözü sen hayatıma girmeden önce söylemiştim. Ama..." Demişti ki, "ama?" Diye sordu Nazlı gülümseyerek. "Ama sen hayatıma girince her şey değişti. Hayatımı değiştiren bir kızı hayatta bırakmam! Aptal değilim." Dedi Serkan ciddi bir sesle ve Nazlı'nın burnuna ufak bir öpücük bıraktı.

"Hakan ciddi değilsin değil mi?" Diye sordu Gamze gözlerini kırpıştırarak kollarında ki adama baktı. "Sence şaka gibi mi duruyor?" Diye sordu Hakan gülerek. "Bu... Bu çok erken değil mi?" Dedi Gamze etrafına bakarak. "Bu bence çok geç! Ve bana bak lütfen." Dedi Hakan biraz kırılmıştı. "Lütfen bana kırılma, sadece şaşırdım... Senden bunu beklemiyordum... Belki ilişkimiz ciddi olmayacağını sanmıştım..." Demişti ki Gamze. "İlişkimiz çok ciddi. Ben salak değilim kollarımda ki kadını bırakacak. Seni buldum Gamze ve eşim olmanı istiyorum. Sadece benim olmanı ve başka kimsenin olmayacağını herkese göstermek istiyorum. Senin gibi duyguları yoğun birini bırakamam, bu duygulardan ölene kadar yararlanmak istiyorum." Dedi Hakan gülümseyerek onun dudağına öpücük kondurdu. Gamze ise gözünden bir damla yaş akmıştı bu sözlerden sonra. "Lütfen ağlama... Bu gece sadece mutlu olduğunu görmeni istiyorum." Dedi Hakan yanağında ki yaşı öperek. Gamze ise ona gülümseyerek baktı. Gözleri ışıl ışıl parlıyordu...

Rafet El Roman şarkısının son nakaratına gelmişti.
"Duy şu kalbimin vurduğu sesi
Dilerim bitmesin bu tutku sevgi
Kulak verdiğimden dökülen sözlere
Bir söz bile met bana versene
Evlenir misin benimle?"

Beş çift kızları bırakarak diz çöktüler ve yüzüklerini çıkarmışlardı. Beş adam aynı anda, "EVLENİR MİSİN BENİMLE?" Diye sorduklarında kızlar birbirlerine bakarak imalı bir şekilde sırıtmışlardı. Sonra önlerinde ki mükemmel adamlara dönerek, "EVET!" Diye bağırmışlardı. Herkes çoşkulu bir şekilde alkışlayarak onlara hayranlıkla bakmışlardı. Beş adam ise ayağı kalkıp gelecekte eşleri olacak kadınlara parmaklarına yüzükleri takmışlardı.

"Gece olmadan bizde dünya evine girsek diyorum!" Diye bağırdı Murat gülerek eşine bakarak ve bütün konuklar bu muhteşem düğünü hiç unutamayacaklarını bilerek yavaş yavaş aşağı inmişlerdi.

Sonra beş mükemmel çift karşılarında ki kadınlarına bakarak, "Sonunda gerçek eşimi buldum." Demişlerdi kendilerinden emin bir şekilde ve kollarına girerek aşağıya inmişlerdi.





3 YIL SONRA;


"Dikkat et Bora!" Dedi nefesi kesilerek Yasmin, yavaş yavaş aşağı inmeye çalışarak.

"Ahh özür dilerim tatlım. Bir şey olmadı değil mi?" Dedi Bora telaşlanarak.

"Hayır ama sanırım tekrar tekme attı yaramaz kızım." Dedi Yasmin onun endişesine gülerek.

"Yine kaçırdım! Kızımın tekmelerini sadece ben hissedemedim gitti." Dedi Bora yüzünü buruşturarak karısının son basamağı da indirdikten sonra kapının önünde ki sandalyeye oturttu.

Yasmin oturduktan sonra Bora çömelerek karısının ayakkabısını giydirmeye başladı. "Çok utanç verici senin bana ayakkabılarımı giydirmen. Şuna bak kendi ayakkabılarımı giyemiyorum." Dedi Yasmin derin bir nefes alarak.

"Hayatım bundan şikeyetçi değilim ben." Bora içten bir gülümsemeyle sözlerine devam etti. "Sen sekiz aylık hamilesin ve ben bu halimden çok memnunum." Gülümseyerek eşine baktı.

Tam bu sırada Yasmin, "Elini ver!" Diyerek elini uzattı.

Bora anlamayarak ona elini verdi. Yasmin onun elini tutarak karnına götürdü. Kızı tam o sırada tekme attığında Bora nefesini tuttu. Hissetmişti sonunda doğmamış kızının tekme atışını. Sonra kendinden emin bir şekilde sırıtarak karısına baktı. "Seni çok seviyorum!" Diyerek yerinden kalkarak karısının dudaklarına tutkulu bir öpücük bıraktı.


ELA ve KEREM;


Kerem pis bebek bezini nefesini tutarak yanında ki çöpe attı. "Ne yediriyorsun şu oğlana anlamadım gitti. Durmadan sıçıp duruyor." Dedi Kerem şikayetçi bir sesle.

Ela kahkaha atarak onlara baktı. Babasına çok benzeyen oğlunun hınzırca gülümsemesi bir başkaydı. "Oğlumuz normal bebek maması yiyor." Dedi güldü tekrar ve karnını ovuşturdu.

Kerem sonunda oğlunun altını temizledikten sonra bebek bezini taktı. "İşte bitti. Ediz, oğlum lütfen hemen altını pisleme tamam mı?" Dedi Kerem yalvararak oğluna baktı. Sanki anlıyormuş gibi umatla bakıyordu.

"Hayatım, biliyorsun ki oğlumuz daha küçük. Seni anlamasını bekleme." Dedi Ela gülerek.

"Ediz belki anlar ne biliyorsun." Kerem çocuklaşarak. "Hem oğlumla benim aramda. Bu arada küçük şeytanımız nasıl?" Diye sordu Kerem gülümsemesi büyüyerek.

Ela karnını ovarak onlara baktı. "Ona küçük şeytan deme! O bizim meleğimiz ve sanırım tekme attı daha demin." Dedi Ela karnını tekrar ovarak.

Kerem gözleri ışıldayarak oğlunu kucağına alıp Ela'nın yanına geldi. "Ciddi misin?" Dedi umutla ve elini karısının karnına koydu. "Kızım! Babasının gülü orada neler yapıyormuş? Anneyi mi tekmeledin sen haa?" Dedi çocukca karısının karnını ovarak.

Ela onun bu durumuna gülerken kızı tekrar tekmeledi karnını. "Sanırım kızımız kavgacı olacak." Dedi sırıtarak.

"Tıpkı annesi gibi!" Dedi Kerem imalı bir sesle. "Kızımıza isim düşünüyordun, ne koyacağına karar verdin mi?" Diye sordu Kerem merakla.

"Hep bana bırakıyorsun isim koymayı. Ediz'in ismi gibi bir şey düşündüm. Biliyorsun anlamı, değerli ve kızımın ismi Edis olsun diye düşünüyorum." Dedi Ela umutla kocasına baktı.

"Anlamı ne peki?" Diye sordu Kerem oğlunu sıkıca tutarak.

"Anlamı, benzerlerinden üstün yüce." Dedi karnına bakarak.

"Hımm bence bu güzel isim. Kızımız kesinlikle annesi gibi benzersiz olacak." Dedi Kerem gülümseyerek eşine baktı.

"Sence tuhaf değil mi? İki yıl önce evlendik ve şu an ikinci çocuğumuza tam altı aylık hamileyim. Biraz hızlı olmadı mı?" Dedi Ela merakla.

"Bence hızlı değil hayatım. Eğer dokuz ay olmasaydı kesinlikte bir düzine çocuk yapardık." Dedi Kerem sırıtarak.

"Ahh seni şapşal." Dedi ayağa kalkmaya çalışaral Ela. "Neyse bu konuyu kapatıp akşam için hazırlanalım. Ver şu yaramaz oğlumu bana." Dedi Ela elini oğluna uzatarak.

"Tatlım dikkat etmen gerek, Ediz ağır gelmesin sana." Dedi Kerem endişeyle oğlunu ona vererek.

"Hayır ağır gelmez annesine o. Hadi sen git üzerini değiştir. Üzerin kusmuk kokuyor." Dedi Ela sırıtarak.

"Oğlun sağ olsun bütün sütü üzerime çıkarttı." Dedi Kerem kapıdan koşarak odasına gitti.

Ela oğlunun üzerini çıkarıp güzelce giydirmeye başlamıştı. "Benim güçlü bücür oğlum nasılmış bakalım? Seni yaramaz... Gülüşe bak yerim seni yakışıklı oğlum... Sende baban gibi olacaksın sanırım çapkın." Diyerek Ediz'in üzerini giydirmişti.

Kerem üzerine mavi bir gömlek, gri dar pantolon giyerek gelmişti. "Oğlumu bana ver ve sende üzerini giyinsen iyi olur. İstersen yardım edebilirim." Dedi Kerem imalı bir sırıtışla.

"İstersen beli lastikli pantolonumu falan giydire bilirsin. Ama bu pek seksi olmaz. Ben kendim giyinirim." Diyerek odasına gitmeye başladı Ela.

"Sen her halinle seksisin." Diye bağırmıştı kocası arkasından.


Akşam herkes birlikte toplanarak yemek yiyorlardı. Altı çift masada yerlerini alarak bu günün hayatlarının en mükemmel yıl dönümünü kutluyorlardı. Bir çiftin evlilik yıl dönümü... Diğer beş çiftin ise evlenme teklifi ettikleri yıl dönümdü. Murat ve Tuğba çiftinin iki yaşında ki kızları Alev kucaklarında etrafına ışık saçan kahverengi bukleleriyle yemek yemeye çalışıyordu. Bora ve Yasmin çifti ise daha doğmamış kızları için geleceklerini konuşuyordu. Ela ve Kerem çifti ise oğullarına mama yedirmekle uğraşıyorlardı. Tam bu sırada Kerem ise oğluna mamasını yedirerek ortaya bir laf atmasıyla Bora biraz afallamıştı. "Ediz, kuzenine sarktığı zaman bir şey yapmasan iyi olur. Gelecekte sanırım ikisi evlenecekler." Demişti Kerem sırıtarak. Bora ise kız evlat sahibi olacağı için korumacı kesilmişti birden. "Kızımın canını yakarsa o eşek sıpasını severek kulaklarını çekeceğimden emin ol." Dedi Bora gülümseyerek. Yasmin ise sırıtıyordu onun korumacı tavrını görünce. "Heyy heyy oğluma el kaldırmaya kalkma. Babası gibi olacak ve eşine sadık olacak." Dedi Kerem sinirle Bora'ya baktı. "O gün gelsin görürüz." Demişti Bora.

Alp ve Pınar ise onların bu diyologlarını dinlerken gülüyorlardı. Pınar'ın yeni hamile olduğunu öğrenen Alp etrafına hiç bıkmadan bebeğinin olacağını söylüyordu. Üç aylık hamile olan Pınar ise onun bu haline gülümsüyordu. Hakan ve Gamze çifti yeni doğmuş olan kızları Su'ya öyle düşkünlerdi ki etrafındaki olanları göremiyorlardı bile. Serkan ve Nazlı ise onların hallerine bakarak geçmişi düşünüyorlardı.

"Eee Serkan, herkesin karısı hamile peki siz ne zaman çocuk yapacaksınız?" Diye sordu Kerem gülümseyerek Serkan'a laf atmıştı.

Serkan ise kendinden emin bir şekilde, "Nereden biliyorsun belki benim karımda hamile." Dedi.

Herkes onlara dönerek, "ciddi misiniz?" Demişlerdi.

"Tatlım bence tam sırası." Diyerek Serkan, Nazlı'nın elini tutup. "Nazlı iki aylık hamile." Demesiyle herkes onları tebrik etmeye başlamışlardı...


SON...

  BEKLENMEDİK ANLAR 30. 31. 32. 33. 34. 35 ve FİNAL BÖLÜM Yazýsýna Yapýlan Yorumlar

Bu Yazýya Henüz Yorum Yapýlmamýþ Veya Makale Sahibi Tarafýndan Yorum Onayý Bekleniyor.

  BEKLENMEDİK ANLAR 30. 31. 32. 33. 34. 35 ve FİNAL BÖLÜM Makalesine Sizde Yorum Yapmak Ýstermisiniz?

Sadece Sitemize Üye Olanlar Yorum Yapabilir.

Üye Ol  |  Þifre Talep


 


Yerli Yapým | Proje Network Ürünleri :
Amatör Yazarlar | Amatör Þairler