Sibirya kurdu köpeğim, adı Suzi. Neden bilmiyorum, beni çok seviyor. Belki yemek verdiğim için beni seviyordur, ama tok olduğu zamanda beni seviyor. Beni sevdiğini hareketlerinden ve bakışlarından anlayabiliyorum. Arabayla yaklaşırken bile hemen koşarak arabanın yanına geliyor ve sevgi gösterileri yapıyor, kuyruğunu sağa sola pervane gibi sallıyordu.
Melek balığım, adı celoş. O da beni çok seviyor. Bir balık nasıl sever diyebilirsiniz. Ben salona girdiğimde hemen akvaryumda benim olduğum yöne doğru gelerek, bir sağa bir sola, yukarı ve aşağı yüzerek değişik hareketler yapıyor. Görseniz, sanki akvaryum camı olmasa yanıma gelecek. Bunu tok olduğu zamanlarda yapıyor, çünkü yemek saatleri belli. Yemek saatlerinde zaten su yüzeyinde hazır bekliyor. Ben bir balığın bu kadar akıllı olacağını hiç düşünmemiştim.
Birde yabani güvercinler var. Balkona çıktığımda hemen yanıma geliyorlar, yem versem de vermesem de geliyorlar. Onlar da beni seviyor.
Diğer canlılarla insan arasındaki tek fark insanın nefsinin olmasıdır. Nefs aslında bir yüktür, sorumluluktur. Bu yükü hiçbir yaratılmış kabul etmemiş, fakat insanoğlu bu yükü taşıyabileceğini düşünerek hemen almıştır.
Bunların kalplerine o sevgiyi koyan güç, karşıma çıkan hiçbir bayanın kalbine o sevgiyi koymamış. Bir türlü elektrik uymuyor. Acaba diğer canlılarda olmayıp da insanlarda olan nefs, özgür irade, bizim neyi görmemizi engelliyor. Bizim kalp gözümüzü mü kapıyor ?
|
|