Çok üzgündüm, boğazım sanki düğüm olmuş nefes alamıyordum, içim acıyordu, kalbim sızlıyordu. Şarjı bitmiş cep telefonu gibiydim. Neden bu hale geldiğim çok da önemli değildi. Her insan bu duyguları yaşamaktaydı. Maddi sıkıntılar, gönül işleri, ailevi problemler, sağlık durumu gibi haller insanı bu duruma sokabiliyordu.
İçim o kadar daralmıştı ki balkona çıkıp biraz etrafa bakmak istedim. Balkona çıktığımda önce derin bir nefes aldım, ciğerlerime giren serin hava biraz üşümeme sebep olduysa da iyi gelmişti. Havada oksijen olmasaydı ne yapardık diye düşündüm. Allah ağaçlara oksijen üretmesini emretmişti ve ağaçlarda görevlerini yapıyordu. Birden karşıma vızıltısı ile birlikte bir arı geldi. Allah arıya bal üretmesini ve uçmasını emretmişti, arıda aldığı emirlere harfiyen uyuyordu. Gece karanlığında beliren ay ve yıldızlara baktım, dünyayı ve evreni düşünmeye başladım. İnsan dışındaki tüm varlıkların yalnızca Allah'ın emirlerini yaptığını düşündüm. Kendi bedenime baktım. Kalbim Allah'ın emrine uyduğu için atıyor, gözüm, kulağım, ellerim ayaklarım bütün organlarım aldıkları emir doğrultusunda görevlerini yerine getiriyordu.
Ben ne yapmıştım, nefsime aldanıp saçma bir sebepten dolayı kendimi yıpratmış, başıma ağrı sokmuş, kendimi strese teslim etmiştim. Nefis denilen varlık düzgün çalışan vücut sistemimi hasta etmişti. Allah insana nefsi, özgür iradeyi, vermişti. Fakat bu nefis bizi hep yanlışa yöneltiyordu. Nefis aslında sistemi bozan bir yapıydı.
Kalp atışlarımı dinlemeye başladım, bir saat gibiydi, dönen evreni dev bir saat gibi düşündüğümde kendimi bu saatin küçük bir dişlisi gibi hissettim. Gözlerimi kapattım. Dönen evrenle birlikte bende dönmeye başladım. Derin bir nefes daha çektim ciğerlerime. Sanki hava daha bir güzeldi. Kafamda dünyevi hiçbir düşünce kalmamıştı bir anda. Sadece evreni ve kendimin de evrenin bir parçası olduğumu düşünüyordum. Kendimi birdenbire çok daha iyi hissettim. Neden içimin sıkıldığını bile hatırlamıyordum.
Artık nefsim bana hükmedemiyordu. evren döndükçe ve ben yaşadıkça karşıma daha birçok problem ve sıkıntı çıkacağını biliyordum. Ama artık evren benimleydi, o beni kabul etmişti ve bende tamamen onun bir parçası olmuştum. Karşıma gelecek her türlü olayı şimdiden kabul etmiştim.
Ertesi sabah yağmur sesiyle uyanmıştım. İçim çok ferahtı. İşe gitmek için kapıdan çıktığımda yağmur kesildi ve bulutların arasında güneş kendini bana gösterdi. Bu evrenin bana ilk gülümseyişiydi. Bundan sonra olacaklar evrenin eseri olacaktı, olması gerekenler olacaktı, nefsimin istedikleri olmayacaktı.
O gün istifa edip işi bıraktım. Bana stresten başka bir şey vermiyordu. Şimdi kendi iş yerim var. Maddi gücüm çok iyi. Her şey yolunda, huzurlu ve sağlıklıyım. Evrenin dişlilerinin zamanı geldiğinde bana vereceği eşi ve çocuklarımı bekliyorum. Bana düşen sadece sabırla beklemek.
|
|