Pek çok insan düşlerini kurduğu zenginliğe sahip olduktan sonra mutlu olacak, saygınlık kazanacak, hayatının sonuna kadar da eksiksiz ve mükemmel bir yaşam sürdüreceğini düşünür. Ancak kişi, Yaratıcı’sını unutan, gaflette yaşayan bir insan ise hayalini kurduğu gibi bir yaşamı hiçbir zaman olamaz. Çünkü hedeflediği şeye kavuştuğunda tatmin olmaz, daha da iyisini, fazlasını ve güzelini ister. Parasının az olduğunu düşünür, daha fazlasını kazanmak için uğraşır. Kendininkinden daha güzel bir ev görür, onu almak için çaba harcar. Sürekli olarak daha güzel giysilerin, daha güzel eşyaların hayalini kurar.
Oysa en fazla eve, en son model arabalara, en gösterişli mobilyalara, modaya en uygun giysilere sahip olan kişinin de içinde yaşadığı ev, kullandığı araba, yattığı yatak, oturduğu koltuk, giydiği giysi sınırlıdır. Aynı anda bunlardan yalnızca bir tanesini kullanabilir. En önemlisi, kişinin, malının, mülkünün ‘sefasını sürebileceği’ ömrü de kısıtlıdır. Kişi, “malının kendisini ebedi kılacağını" zannederek müthiş yanılmaktadır.
Kuşkusuz insan servet, kariyer ve insanlar arasında saygın bir kişiliğe sahip olmalı. Ancak bunlar kimi zaman yakınlarını kırarak, kimi zaman bir başkasının omuzlarına basarak ve hatta bazılarını ezerek elde edilecek, hırsla ve gösteriş amacıyla ardında koşulacak özellikler olmamalı. Akılcı bakarak dünya hayatının gerçeğini kavrayamayan kişiler, dünyada elde ettiklerinin hiçbir anlamı olmadığı, kaçınılmaz gün geldiğinde, çocuklarını, mallarını, evlerini dünyada bırakarak mezara konacakları gerçeğinden gaflettedirler.
Ömürlerini bencil tutkularının ardında, zenginlik ve kariyer hırsıyla tüketirler. Oysa Yaratıcısını unutup, malına ve ailesine güvenen kişi büyük bir kayba uğrar.
Peşinden koşulan her şeyin yok olacağını, malın ve saygınlığın burada kalacağını bilen inananlar, hiçbir zaman dünyanın ardına düşmezler. Sahip oldukları zenginlik onları şımartmaz, Onlar verilen nimetlere şükrederler ve verilenle geçinirler. Kanaat verilenle yetinmek değil geçinmektir; o yüzden Hz. Süleyman gibi daha fazlasını da isterler.
Eğer samimi inanan insan servet sahibi olursa zekat, infak, sadaka gibi ibadetleri yerine getirirken çok daha fazla ihtiyaç sahibine, çok daha fazla verebilir. Alan el yerine veren el olmak daha iyi değil midir?
Dünyevi değerlere hırsla bağlanmayan insanlara Allah, rahat bir yaşantı vaad eder. Ahiretteki sonsuz nimetlerin yanında dünya metaının çok az bir değeri olduğunu bilen insan da mal sahibi olur ancak bunu gösteriş yapmak ya da insanları ezmek için kullanmaz. Asıl istediği, kendisini gerçek ve sonsuz zenginliğe kavuşturacak olan saygın ve üstün bir ahlakı yaşamak olan samimi insan, maddi kaynaklarını da bu amaçla kullanır. Dünya onların gönüllerinde değil, ellerindedir…
Fuat Türker
|
|