“Modern dünya bir ağrı kesicidir.”
Tarık Tufan Günlük hayatın içine ne kadar dalıyor insan yaşarken. İşten, okuldan, evden bir oraya bir buraya savrulurken nasıl da kendini dinleyecek vakit bulamıyor. Zaman ve yaşam hep bir yerlere koşuşturarak geçiyor. Hep yetiştirmemiz gereken işler, yetişmemiz gereken yerler… İşte, evde, okulda bir sürü şey bizi bekliyor. Hepsine yetişiyoruz da bir kendimize yetişemiyoruz. Her şeye ayıracak özel vakitlerimiz var da bir kendimize ayıracak vaktimiz yok.
Özel vakitlerimiz diyorum çünkü 24 saati sadece işlerimize göre ayarlıyoruz. Bütün planlamalar, programlamalar bunun için. Kendimize ayırdığımız vakitler sadece yemek yemek ve uyumak için gereken süreler. Eee bunlar da zaten işlerimizi daha verimli yapalım diye.
Kendimizi dinleyecek zamanlar bulamıyoruz ya da ayıramıyoruz. Böyle zamanlar ayıramıyoruz; çünkü üzerimizde yapay bir mutluluk var. İyi bir okulda okuyorsanız ya da iyi bir işte çalışıyorsanız ve sağlığınız yerindeyse mutlusunuzdur. Hepimiz birbirimize bunları söyleyip durmuyor muyuz? Çok iyi bir okulda okuyorsun daha ne istiyorsun? Çok iyi bir işte çalışıyorsun daha ne istiyorsun? Bütün bunlar mutlu olmak için gerekli ve yeterli şartlar. Ve biz bunlara sahipsek mutluyuz.
Peki ya insanın duyguları, hisleri? İnsan değil midir bir kitabı, bir şiiri okurken çok uzaklara giden, kalbinin derinliklerine inen? İnsan değil midir o kadar işin gücün arasında sevmek ve sevilmek istenen? İnsan değil midir sıcacık bir dost selamı ile yüreğini ısıtmak isteyen? İşimizdeki, okulumuzdaki başarılarımız yüreğimizi ne kadar ısıtabilir? Üzüldüğümüz zamanlarda dertlerimizi paylaşacak, sevindiğimiz zamanlarda bizi gülümseyen gözlerle dinleyecek birileri aramaz mıyız? Yaradılış gereği yalnız kalmaktan hoşlanmayan, etrafında kendisini seven, anlayan bir tek insan olmasını isteyen bir varlık değil midir insan?
Bütün bunların hepsidir insan. Kocaman bir yürek, bir yürek dolusu sevgidir aslında insan. Lakin bırakmaz modern hayat bizi kendimize, kendi halimize. Kuşatmıştır dört yanımızı. Almıştır 24 saatimizi ve bütün ömrümüzü. Nasıl robotlaştırmış, nasıl tektipleştirmiş hepimizi?! Bireyselliklerimizi ön plana çıkarma vaadleriyle nasıl da gözlerimizi kör edip hepimizi aynı kalıba sokmuştur!
Madem bu kadar benziyoruz birbirimize nereden geliyor bu yalnızlık hissi? Birbirimize bu kadar benzerken nasıl da bu kadar yalnızız öyleyse?! Bütün ağrılarımızı kesen, bizi uyuşturan modern dünya yalnızlığımıza neden çare değil? Azıcık etkisi geçti mi, azıcık kendimizle baş başa kaldığımızda nasıl da çarpıyor yalnızlıklarımız yüzümüze? Nasıl da kalıyoruz bir başımıza?
Zaman ve yaşam hep bir yerlere koşuşturarak geçiyor. Bu koşuşturmacanın içerisine bir küçük sevgi sığdıramaz mı insan? Bir küçük tebessüm sığdıramaz mı yürekten gelen?
Nihayetinde insan kocaman bir yürek, bir yürek dolusu sevgi değil midir?[/solayasla] |