Elimde bir tabanca ve içerisinde bir tane mermi var. Bu silah benim bile değil ve bugüne kadar hiç silah kullanmamıştım. Fakat şu anda bu silah gözüme en yakın dostummuş gibi görünüyordu.
Gizlendiğim yer iki katlı harabe halde bir binaydı. İkinci katta koridorda sağlı sollu odalar vardı. Ben koridorun sonunda soldaki odanın içine saklanmıştım. Beni bulmaları an meselesiydi, seslerini dışarıdan duyabiliyordum.
Aslında aradıkları ben değildim. Onların istediği kan ve insan etiydi. Et ve kan kokusu bu yaratıkları kendine çekiyordu. Yaratıklar bir anda akşam saatlerinde toprak altından çıkmışlardı, her yerdeydiler, insanları genç, yaşlı, çocuk ayırt etmeksizin öldürüyorlar, kemik yapıdaki parmaklarıyla bedenleri paramparça ediyorlardı.
Yaratıklar daha önce ölmüş olan insanlardı, canlanmışlardı. Fakat zamanından önce canlanmışlardı ölüler. SUR’a üfürüldüğü kıyamet koptuğu zaman tüm ölüler kalkacak ve canlanacaktı. SUR sesi bütün ölmüşleri uyandıracaktı.
Nereden bilebilirdim ki, sabah bir yabancının verdiği telefonun çaldığı zaman ölüleri canlandıracak olan sesi sur sesini çıkartacağını.
Yaratıklar merdivenlerden yukarı çıkıyorlar, her an beni bulabilirler….
|
|