Mardin'de 26 kişinin ( aralarında; asker, okul müdürü, memur, esnaf her kesimden insanın bulunduğu kişilerin) tecavüzüne uğrayan N.Ç. ile ilgili davadan çıkan sonuç, ülkemizde A'dan Z'ye her kesimi derinden yaralamış, ülke yargısında ve mevzuatında ne kadar ciddi sorunlar olduğunu bir kez daha göstermiştir. 13 yaşında tecavüze uğrayan bu kız çocuğu hakkında yargının aldığı kararı, cumhurbaşkanından siyasi liderlere, medyadan halka kadar her kesim büyük bir utanç ile kınamıştır. Davanın başlamasından itibaren uygulanan durumun, çıkacak sonuçla doğru orantılı ilerlemiş olması, insana bu kadar da olmaz dedirtiyor...
- Hakimin dava sırasında N.Ç. den tecavüz anını hareketlerle anlatmasını istemesi,
- Çocuk psikiyatrisi olmayan 4'üncü İhtisas Kurulunun hazırladığı rapora dayanarak olay sırasında daha 13 yaşında olan N.Ç. nin sanıklarla ''kendi rızasıyla birlikte olduğu'' kanaatine varılması,
- N.Ç. nin ifadesi alınırken duruşma salonunda, pedagog ve psikologun bulunmaması,
- Dava sonrası açıklama yapan eski Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Nadir Özsoy'un ''sanıklara kanunlar çerçevesinde ceza verdik'' demesi
- Davada sanıklara verilen cezalar ve iyi hal indirimleri.(Davadaki isim ve cezalar)
Bu davanın baştan sona trajedi olduğunu, yargımızda ne kadar eksik olduğunu göstermektedir. Yazımın bu bölümüne kadar olan kısmında, medyada yer alan ve herkesin rahatlıkla ulaşabileceği bilgilerden bahsettim. Ben bu olayı şimdiye kadar hiç değinilmeyen başka boyutuna çekmek istiyorum. Davanın bu şekilde sonuçlanmasının suçlusu sizce kim, kararı veren hukuk adamları mı, siyasiler mi? Bu davanın bu şekilde sonuçlanmasının nedeni bizden başka kimse değil! Kendim de başta olmak üzere şu soruyu tüm milletimize sormak istiyorum. Bu davadan önce başka davalarda da görülen yargı eksikliğimizden neden hiç söz etmedik, sesimizi neden zamanında çıkaramadık, neden bizim milletimiz hep son ana kadar beklemek zorunda? Evet bu davanın doğurduğu sonuçtan hepimiz sorumluyuz. Suçu sadece kararı veren hakimlere yüklemek, sanırım millet olarak vicdanımızı rahatlatmaktan başka bir şey değil. Hey cumhurbaşkanım, başbakanım, siyasi parti liderlerim, medyam, halkım biz daha önce neredeydik! Neden daha önce sesimizi çıkarmadık, eksikliklerimizi gideremedik, işin bu boyuta varacağını neden hiç düşünmedik! Neden hep olaylar olduktan, kararlar alındıktan sonra üzüldüğümüzü, utandığımızı belirtiyoruz! Neden işler bu boyuta varmadan önlemlerimizi almıyoruz, hep bizi en derinden etkileyecek olayı bekliyoruz!
Kimse alınmasın, darılmasın bu olayın suçlusu sadece ve sadece bizleriz. Artık işin ucunun bize dokunmasını beklemeden, ''bana dokunmayan yılan bin yaşasın'' durumundan kurtularak halk olarak sesimizi çıkarmalı, devlet olarak eksiklerimizi gidermeliyiz. Artık bu olayları örnek alıp geleceğimizi daha doğru planlamanın zamanı geldi geçiyor bile. Lütfen duyarlılığımızı bomba patladıktan sonra değil, patlamadan önce gösterelim. Herkes şapkasını çıkarsın artık! Düşünelim bir kere, bu olay bizim kızımızın, ablamızın, kuzenimizin başına da gelebilirdi. Hakimlerimizin aldığı bu karar, yargı sistemimizdeki eksikliklerin göstergesi ve tüm Türk Milletinin büyük bir ayıbı olarak kayıtlara geçmiştir. Hepimize geçmiş olsun!
Saygılarımla... |
|