SEN GİDİNCE
Sen giderken ben elini tuttum biliyor musun, elin buz gibiydi, üşüdüm. Gözlerine baktım geriye doğru dönüktü gözlerin, ağladım, gözyaşım tam göğsünün üstüne düştü, benim ta ciğerim yandı. Köz oldu, kokusu geldi, çığlık çığlığa bağrıştı canımın sol tarafı.
Hadi dediler “öp, vedalaş”, korkar mı insan sevdiğinden ben korktum, çok soğuktun, öptüm taş gibiydi yüzün, hoşça kal demedim sana, diyemedim, hoşçakalların seni geri getirmeyeceğini bildiğimden sen giderken ben gizlice seni yüreğime gömdüm. Öyle sıkı örtüm ki üstünü, hiç kimse göremedi, hiç kimse yerin neresi bilemedi.
Seni gömdüğüm yerde nedense hiç gül fidanı büyümedi, çam ağacı yetişmedi. Ben suladıkça gözyaşlarımla toprağı, acılarım boy attı, yokluğun öylesine işledi ki ruhuma, canımın her yanını yokluğun sarmaladı. Yaprakları olmadı, dalı gülü olmadı, dikenler sardı yüreğimin her yanını, battıkça canıma, canımdan ayağıma kanlar boşaldı. Kirpiklerimde ateşten bir su gibiydi gözyaşı, aynaya baktığımda gözlerimin karasında hep yüzün vardı, seni hatıralarımın en gizli yerine ektim ben ey sevgili, ama hasadım hep sensizlikti.
Suskunum, sessizim, sensizim. Adını hiç söylemedim kimseye ve kimse duyamadı seninle ilgili tek bir kelime benden, sana dair hiçbir cümle kurmadım, sana dair hiç hayalim olmadı. Hatırasızım benim, gözleri geride kalanım. Gitmek istemeyip, kaderinde yanınım. Bunca yıllık yalnızlığımın sebebi, bunca yitirilmişliğin gözbebeği, kırılıp düşen gülümsememin nedeni, sen giderken ben kendimi öldürdüm.
Yine geleceğim yanına ve yine sarılacağım sana, biliyorum haykırıp çıkmak istiyorsun sende ve sarılmak bana ve hiç bırakmamak asla. Olmuyor değil mi, beyaz elbiseler içindesin, bana dokunman yasak, beyazına kir mi gelir, ben yerüstü insanıyım ya, yanımda duramaz mısın, farklı gibimi görünüyoruz ordan, ayrı ayrı dünyalarda mı yaşıyoruz, ama inan değiliz farklı, inan sen hala benim “BABAMSIN”
|
|