Kayıtlı Kullanıcı Girişi |
|
Reklam |
Haberler |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
Gri okunuyor. |
|
 |
Baþlýk |
: |
Gri |
| Kategori |
: |
Hikaye |
| Ekleyen |
: |
arasanil |
| Eklenme Tarihi |
: |
27.10.2011 |
| Okunma Sayýsý |
: |
74 |
|
|
|
Yazý Ýçeriði |
| Uykusunda düşer gibi oldu, aniden fırladı yataktan. Etrafı blur görüyordu, kafasının içi betonla dolu gibiydi. Zar zor ayağa kalktı, başı hayli fazla bir biçimde dönüyordu. Etrafı izledi bir süre, odasını izledi... Her şey aynı gibiydi. Tek fark; ortalık inanılmaz bir biçimde topluydu, tertemizdi... Aylardır uykudaymış gibi hissediyordu kendini. Bu nedenle tarihe ve saate baktı. 25 Haziran 2011'di, saat ise 07:36... Bugün onun doğum günüydü, ama etrafında ne ailesi vardı, ne de dostları. Kimsesizin tekiydi zaten. Mutfağa gitti sendeleyerek, kendine koyu bir kahve hazırladı ayılmak için. Dün gece ne olduğu hakkında en ufak bir fikri yoktu, zaten düşünecek durumda da değildi. Termostatın düğmesi attığında kahvesini kupasına koydu ve bir sandalye çekip masaya oturdu. Bir sigara yaktı, ardından kahvesinden de ince bir yudum aldı. Beyni bomboştu, hiçbir şey düşünemez haldeydi. Sanki dün gece bir ton dayak yemiş gibiydi. Tüm kemikleri kırılıyor, tüm etleri kopuyordu resmen. Kahvesini bitirince biraz daha iyi hissedeceğini düşündü ama nafile. Halen aynı beton kafayı taşıyordu omuzlarının üzerinde. Gördükleri de blurdu halen... Duvarlara tutunarak odasına gitti ve yavaş yavaş üzerini değiştirdi. Bu duruma nasıl geldiğini öğrenmesi gerekiyordu ama nasıl?... Şuanki halinin gerçek mi yoksa bir rüya mı olduğundan emin değildi. Ayakkabılarını giyerken dengesini kaybetti, betona oturdu. Biraz zaman geçirdikten sonra ayağa kalktı ve dışarıya attı kendini. Midesi bulanmakla bulanmamak arasındaydı. Fakat tek bildiği kafatasının çatlamak üzere olduğuydu. Sokaklar bir değişik gelmişti gözüne. Yıllardır yaşadığı gri ve ufak şehirdeydi ama daha bir gri, daha bir ufak gibiydi bu sefer sanki... Ne olduğunu anlayamadan evinden uzaklaşmıştı bir anda. Her şey çok garipti. Ve bir türlü de dün geceyi hatırlayamıyordu... Biri ona çok kuvvetli bir uyuşturucu mu vermişti? Ama onun hiç arkadaşı yoktu ki... Saatlerce gezinip durdu tozlu sokaklarda. Metabolizması halen anormaldi... Bir çok kez ölüm tehlikesi atlatarak evine geri dönmeye başladı... Bir kez daha uykuya dalarsa her şeyin normale döneceğini umuyordu. Bir yandan da tüm bunları yine Tanrı'nın yaptığını düşünmeden edemiyordu. Çünkü hayatı boyunca neredeyse tüm şanssızlıkları o yaşamıştı. Her seferinde de isyan etmişti Tanrı'ya... O isyan ettikçe başına daha büyük şanssızlıklar geldi, ve bu seferki de bir isyanının cezası olabilirdi. Bir an durdu, artık yürüyemeyecek haldeydi. Ellerini yukarı kaldırıp Tanrı'ya bağırmaya başladı, ama bu sefer isyan etmiyordu. Yardım istiyordu O'ndan... Artık mutlu olmak istediğini bağırıyordu gırtlağı parçalanana kadar. Ardından bir an kendinden geçti, yere yığıldı. Gözleri açıktı ama parmağını kıpırdatacak gücü bulamıyordu. Bir kaç saat sonra tekrar ayaklandı, dayanamayacağına karar verdi. Yalpalayarak hemen yanındaki binanın merdivenlerini tırmanmaya başladı. On iki katlı yüksek bir binaydı bu... Çok geçmeden çatısına ulaştı. Son gücüyle kapıyı tekmeleyerek açtı ve ilerlemeye başladı. Korkulukların ucuna geldiğinde tekrar yukarı doğru baktı. Sadece baktı... İçinden hiçbir düşünce geçmiyordu. Beton kadar ağırlaşan kafası bomboştu bu sefer. Biraz daha durdu ve kendini boşluğa bıraktı... Katları son sürat aşağı inerken de bir şey düşünmedi, artık herşey için de çok geçti zaten... Yüzyıllardır insanların bahsettiği ışığı gördü, o parlak ışığı. Hızla büyüdü ışık ve onu içine aldı... Aniden fırladı! Kan ter içerisindeydi ve yatağındaydı... Evindeydi. Ellerinde açılmamış hap kutuları olduğunu farketti. Hemen çıktı yataktan ve çevreye baktı. İşte bu gerçek olmalıydı çünkü odası hep bildiği gibi darmadağındı. Onlarca içki şişesi vardı, yeni içilmiş... Ne olduğunu yine hatırlamıyordu. Derken baş ucundaki komodinin üzerinde duran kağıt parçasına ilişti gözü. Kendi yazdığı, kendi kendinin intihar mektubuydu. Biraz şaşırdı ve tarihe baktı... 26 Haziran 2011, saat ise 11:46... Şimdi herşeyi anlamaya başlıyordu. Yalnız ve mutsuz bir hayat sürmekten bıkmıştı. Litrelerce alkolü içip cesaret depolamıştı. Fakat intihar edemeden uykuya dalacak kadar şanssız biriydi o... |
|
|
 |
Gri Yazýsýna Yapýlan Yorumlar |
|
Bu Yazýya Henüz Yorum Yapýlmamýþ Veya Makale Sahibi Tarafýndan Yorum Onayý Bekleniyor. |
|
|
 |
Gri Makalesine Sizde Yorum Yapmak Ýstermisiniz? |
|
|
|