Kayıtlı Kullanıcı Girişi |
|
Reklam |
Haberler |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
PEMBE AŞK okunuyor. |
|
 |
Baþlýk |
: |
PEMBE AŞK |
| Kategori |
: |
Hikaye |
| Ekleyen |
: |
sugibiberrak |
| Eklenme Tarihi |
: |
15.09.2011 |
| Okunma Sayýsý |
: |
163 |
|
|
|
Yazý Ýçeriði |
Bir genç kız vardı. Hayalleri hep pembeydi. Çok sevmek, çok çok sevmek istemişti. Aşkı iliklerine kadar hissetmek istiyordu. Kapalı bir şatoda yaşadığını sanırdı. Bir beyaz atlı prens gelecek ve onu mutlu edecekti. O beyaz atlı prens de onu çok sevecekti hem de çok çok sevecekti. O genç kıza hep aşık kalacak, onu her şeyiyle kabul edecek hep onun mutluluğu için çabalayacaktı.
Bir gün bir delikanlı geldi. Beyaz atlıydı ve bir prense benziyordu. Gerçekten de başlarda aynı masallardaki gibi mutlulardı. Mutluluklarını hiç bir şeyin bozamayacağını sanıyorlardı. Genç kız yıllardır beklediği beyaz atlı prensinin bu gelen delikanlı olduğunu sanmıştı. Tüm kalbiyle ona aşık olmuştu, tüm saf duygularıyla onu her şeyiyle kabul etmişti. Ama o delikanlı kızın sandığı o prens değildi. O delikanlı da genç kızı sevmişti ama aşık değildi. Genç kızı her şeyiyle kabul etmemişti. Gerçek hayatın pembe hayaller gibi olmadığını söylemişti. Genç kızı içinde yaşadığı pembe dünyadan çıkartmak istemişti ve başarmıştı da. Genç kız hayallerindeki prensin bu delikanlı olmadığını anlamıştı. Pembe dünyasından çıkarılan genç kız neye uğradığını şaşırmıştı delikanlıyı kırmıştı, üzmüştü çünkü canı çok yanmıştı, o delikanlıyı nasıl da hayallerindeki prens sandığı için kendine çok kızmıştı.
Genç kız bu delikanlıya aşık olmuştu bir kere. Pembe dünyasından çıkardığı için ve pembe aşkını yok ettiği için çok kırgındı ona ama yinede kalbi onu seviyordu. Genç kız o delikanlıya çok alışmıştı. Onu özlüyor, sesini duymak, yüzünü görmek istiyordu.
Delikanlıysa genç kıza çok kırılmıştı. Eski sevgisini yansıtmıyordu. Genç kız sevgisinin karşılığını bulamayınca içinde hala bir şeyler olmasına rağmen bitirmek istedi ve bitirdi. Delikanlı bu bitişe de bir anlam verememişti ama genç kızı kaybetmemek için de bir şey yapmamıştı.
Aradan günler geçti. Genç kız o delikanlıyı unutamadı. Ona çok alışmıştı. Onsuz hayattan tat alamıyordu. İçinde bir şeyler ona geri dönmesini söylüyordu. Çünkü delikanlı genç kızı yanlış tanımıştı ve daha tam tanımadan ilişkileri bitmişti. Genç kız belki kendisini gerçekten tanısa geri dönerdi diye düşündü. Delikanlıya ulaşmak istedi. Ona kendi tanıtmak istedi. Ama delikanlı o bitişten sonra o genç kızı pek düşünmemişti. Kendi hayatına devam etmişti. Ama genç kız yinede arkadaş gibi de olsa delikanlıyla görüşmek, kendini bir kez daha ifade etmek istemişti. Ama delikanlı genç kızdan soğumuştu ona yüz vermiyordu, genç kızın çağrılarına kulak asmıyordu, genç kızın güzel yönlerini görmüyordu.
Aradan aylar geçti. Aralarındaki bu soğukluk devam etti. Genç kız uzaklara bir yere gitti. Gittiği yerde çok yalnızdı ve hayatın zorluklarını kendi aşmak zorundaydı. Genç kız delikanlıya çok ihtiyaç duyuyordu. Dertlerini onunla paylaşıyor, onun sesini duymak istiyordu. Yaşadığı zorlukları ağlayarak ona anlatınca dertleri azalıyor, yaşadığı güzellikleri ona anlatınca daha da mutlu oluyordu. Genç kız ona ne kadar ihtiyaç duyduğunu söylüyordu ama delikanlının gözü artık o genç kızı görmüyordu çünkü başka bir kıza gönül vermeye başlamıştı. Genç kızın ona ne kadar çok ihtiyacı olduğunu bile bile bunu yapmıştı. Genç kızın kalbinin bunu kaldırmayacağını bile bile. Genç kızın o kızdan haberi yoktu. Hep bir umudu vardı, hep içinde küçücük de olsa onunla mutlu olacağına dair bir inancı vardı. Delikanlıya dönmek için her yolu düşünüyordu, tekrar ilişkilerine bir şans vermek istiyordu. Ama delikanlı genç kıza tıpkı bir taş gibi tepkisiz kalıyordu.
Genç kız, delikanlının en zor günlerinde yanında olmak istememesine bir anlam veremiyordu. Genç kız çok yıpranmıştı, çok canı yanıyordu, kalbi acıyordu. Delikanlı, genç kızın bu acı çeken halini görmezlikten geldi. Genç kızı dinliyor ama tepki vermiyordu. Genç kız nerden bilebilirdi ki delikanlının başka bir kız yüzünden kendisine bu kadar soğuk davrandığını. Bilemedi.
Bu şekilde aradan birkaç ay geçti. En sonunda genç kızın canına tak etti. Neden dedi neden? Delikanlı işin doğrusunu anlattı. Artık genç kızla olmak istemediğini, onu mutlu edemeyeceğini söyledi. Genç kız inanamıyordu. Halbuki hayalleri vardı o delikanlıyla. Hem de eskiden beri. Genç kız başka biri mi var diye sordu. Evet dedi delikanlı. Genç kız yıkılmıştı. Deli gibi aşık olduğu kalbin sahibi nasıl olurda başka birine meyil edebilirdi. Genç kız bunu kesinlikle hak etmiyordu. Ne zamandan beri diye sordu genç kız. Yeni dedi delikanlı.
Peki dedi, madem benim kalbimi bırakıp gideceksin, şunları bil ve öyle git dedi genç kız. Genç kız yıllardır beklediği prensin delikanlı olduğunu itiraf etti. Delikanlı onun şatosuna gelmeden önce genç kız onu karşılıksız seviyordu. Bunları ona itiraf etti. Delikanlı çok şaşırdı, inanamadı. Az daha nasıl bir kalbi yüzüstü bırakacağının farkına vardı. Ve bu kalbi bırakıp gidemedi. Çünkü bu kalbin böyle bir terk edilişi hak etmediğini anladı. Tekrar deneyebiliriz dedi delikanlı, bu sefer. Bir şans daha verebiliriz dedi. Genç kız, savaş sonrası gibi paramparça olan kalbiyle ne yapacağını bilmiyordu ama delikanlıya çok ihtiyacı vardı bunu biliyordu. Kabul etti genç kız. Zaten aylardır bunun için savaşmasına rağmen mağlup olmamış mıydı hep. Bu sefer delikanlı her şey bitti dediğinde elindeki son kurşunu harcamak zorunda kalmamış mıydı?
Genç kız delikanlıyı affetmişti. Ama affettiği şeyin geçmişte ona ne kar çok bedel ödettiğini bilmiyordu. Affettiği şeyin geçmişte onu ne kadar ağlattığını bilmiyordu. Geceleri hıçkıra hıçkıra ağladığı zamanlarda delikanlının o kızla görüştüğünü bilmiyordu. Neyi affettiğini bilmeden affetti genç kız, neye kumar oynağını bilmeden affetti. Çünkü genç kız hiçbir zaman delikanlısının kendine ihtiyaç duyduğu zamanlarda başka birine meyil edeceğini tahmin edemezdi, bunu ondan hiç beklemezdi, bunu ona hiç yakıştıramazdı, hiç konduramazdı.
Sonuç olarak genç kız hiçbir şeyden habersiz affedivermişti delikanlıyı. Zaten içinde hep ona karşı bir sevgi yok muydu. Affedivermişti işte. Çünkü onunla mutlu olacağına inanıyordu. Onun kendisini daha iyi tanıdıkça daha çok seveceğine inanıyordu. Aradan aylar geçti. Aralarındaki buzlar erimeye başladı. Eski günlerindeki kadar olmasa da birbirlerine karşı tekrar sevgi duymaya başlamışlardı. Aralarındaki sorunları artık daha yapıcı çözebiliyor. Birbirlerini tekrar kaybetmek istemiyorlardı. Her şey yavaş yavaş düzelmeye başlamıştı.
Bu şekilde ardan aylar geçti. Bir gün genç kızla delikanlı tartışırken konu delikanlının başka kıza meyil etmesine gelmişti. Genç kız merak etmişti. Bu olayı tam kurcalamamıştı. Bu olay nasıl olmuştu? Genç kız sanmıştı ki, onun delikanlısı böle bir şey yapmaz yapsa yapsa o kız böle bir şey yapmıştır sanmıştı. Ve bu meylin en fazla birkaç hafta sürdüğünü sanmıştı. Ama yanılmıştı. Bunu onun delikanlısı yapmıştı. Ve bu şey sandığı gibi bir kaç hafta değil, aylarca sürmüştü. Ve ne yazık ki bu aylar genç kızın yalnızlıktan süründüğü, yaşadığı zorluklardan dolayı hayattan soğuduğu aylara tekabül geliyordu. Onun delikanlısı ona kırgın olduğu için değil başka bir kızla görüştüğü için ona soğuk davranmıştı. Ve genç kız o zamanlar delikanlısı yanında olmadığı için ne kadar çok acı çekmişti. Delikanlısı onu başka bir kız yüzünden ne kadar yalnız bırakmıştı. Yine onu başka bir kız yüzünden terk etmek istemişti.
Genç kızın başından aşağıya kaynar sular dökülmüştü. Kabul edemiyordu bir türlü. Nasıl yani diyordu. Benim delikanlım bunu yapabilir mi diyordu. Bana rağmen, bize rağmen yapabilir mi diyordu? Genç kız hep delikanlısının kalbini hakkettiğini sanmıştı ve hep bu yüzden çabalamıştı. Ama anlamıştı ki delikanlısı onun kalbini hak etmiyormuş. Meğer delikanlısı onun kalbinin sesini duyamıyormuş, onun kalbini hissedemiyormuş. Genç kız ne yapacağını bilmiyordu. Bu şekilde devam edemezdi. Kendisini aldatan, kendini kandıran biriyle hayatının geri kalan kısmını devam ettirebilir miydi? Bu çok zordu. En kötü günlerinde delikanlısı başka bir kız yüzünden onu yalnız bırakmıştı. Bu affedilir cinsten değildi.
Delikanlı ise en ufak bir vicdan azabı duymuyordu. Yaşadıklarını genç kızın kırıcı tavırlarından dolayı oluşan soğukluğa bağlıyordu. Bunu hata olarak kabul etmiyor normal olduğunu savunuyordu. Şuan genç kızı çok sevdiğini söylüyordu. Önemli olan bu diyordu. Bu nasıl bir sevgiydi. Sevgi neydi? Sevgi emek değil miydi? Bu nasıl bir emekti? Emeksiz sevgiye, sevgi dene bilir miydi?
|
|
|
 |
PEMBE AŞK Yazýsýna Yapýlan Yorumlar |
|
Bu Yazýya Henüz Yorum Yapýlmamýþ Veya Makale Sahibi Tarafýndan Yorum Onayý Bekleniyor. |
|
|
 |
PEMBE AŞK Makalesine Sizde Yorum Yapmak Ýstermisiniz? |
|
|
|