Açılış Sayfam Yap  |  Sık Kullanılanlara Ekle     

    

  Arama Motoru :

Makaleler

Haberler

Köşe Yazıları  
     Site Menü
  Anasayfa
  Forum
  Kategoriler
  En Çok Okunanlar
  Yeni Eklenenler
  Seçmeler
  Bugün Eklenenler
  Köşe Yazarları
  Haber Arşivi
  İletişim - Bize Ulaşın
      Kayıtlı Kullanıcı Girişi
  Kullanı adı :
  Şifre :
 

Yeni Üye Kayıt

Şifremi Unuttum


      Reklam
     Kategoriler
  Şiir
  Gündem
  Kişisel
  Hikaye
  Deneme
  Genel
  Felsefe
  Edebiyat
  Günlük
  Makale
  Ekonomi
  Spor
      Haberler
  Meliha Doğu 'nun 2. Kitabı Çıktı! ...
Amatör Yazarlar, löşe yazarı olan Meliha DOĞU 'nun 2. kitabı, raflarda yerini aldı.

"Başını Dik Tutan Hüzün" adı ile, Cinius Yayınevi 'nden çıkan kitapta, Umuda ve sevgiye dair öyküler ve çeşitli yaşanmışlıklar yer alıyor.

Anlatım tarzı ve içerdi ...

  Bu kitapla kızlar okullu olacak ...
'İmkansız(!) Periler...' kitabından elde edilecek gelirle Artvinli kızlar okutulacak.

Türkiye’nin en yoksul şehirlerinden Muş’ta 80 kızı okullu yapan 'İmkansız(!) Periler...' kitabı, şimdi de İngilizcesi'nden elde edilecek gelirle Artvinli kızları okutacak ...

  17'lik yazardan Aşkta Diplomasi ...
Elinizden bırakamayacaksınız!

Cinius Yayınları’ndan yeni bir eser daha kitapçı raflarındaki yerini aldı. “Aşkta Diplomasi”...

17 yaşında, henüz lise öğrenimini sürdüren genç bir yazar olan Beltan Demir’in yayımlanmış ilk eseri & ...

  Hayatı kitap oldu
Yazar Nezih Tavlaş'ın fotoğraf sanatçısı Ara Güler'in hayatını anlattığı''Foto Muhabiri'' adlı kitap yayımlandı.

Fotoğrafevi Yayınevinden yapılan yazılı açıklamada, kitabın tanıtımının Ara Güler'in 81. yaş günü olan 15 Ağustos cumartesi günü yapılacağı belirtildi.


     Diğer Haberler

  Amerikalı yazar öldü

  Meliha Doğu 'nun 2. Kitabı ...

  TYB 'dan Mehmet Akif Bilgi ...

  Açlığı en iyi bilen yazar ö ...

  Necatigil Şiir Ödülü, Alova ...

  Suç işlemedim ki, özür dile ...

  Laura Bush'tan anı kitabı

  Yalanlar Üstüne 'nin yazarı ...

  Yazarlardan Filistin'e dest ...

  BEKLENMEDİK ANLAR 25. 26. 27. 28. 29. BÖLÜMLER okunuyor.

  Baþlýk :   BEKLENMEDİK ANLAR 25. 26. 27. 28. 29. BÖLÜMLER
  Kategori :   Hikaye
  Ekleyen :   ...ELF...
  Eklenme Tarihi :   05.09.2011
  Okunma Sayýsý :   120

  Ortalama Puan

:

10 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 10

Puan Ver? :
  Yazý Ýçeriði
25.BÖLÜM





Bir hafta geçmişti. Çiftlikte kalmalarının bir hafta sonrasında Kerem, Murat, Ela ve Tuğba hazırlanmaya başlamışlardı, onların yanına gitmek için. Tuğba düğün hazırlıklarıyla ilgilenemiyordu, onun yerine büyükler her şeye karar vermişlerdi. Tuğba'ya sadece gelinlik işi kalmıştı ve bunu iki günde halletmişti. Sadece birkaç alışveriş kalmıştı ve onuda çiftlikten döndükten sonra kızlarla halledecekti.

Nişan yapmamışlardı direk düğündü. Bu Murat'la kendi kararıydı, büyükler karşı çıkmışlardı ama vazgeçirememişlerdi iki genci. Tuğba ona sahip olmak için evlendirme dairesinde evlenselerde olurdu ama büyükler buna karşı çıkıp "bari düğününüz olsun." Demişlerdi. Kız istemede nişan takmışlardı sadece aile zoruyla. Murat artık onun yanından ayrılmıyordu bile. İşi boşlamıştı ve babası bu olaylar bitene kadar şirketin başına geçmişti. İki gençte istediklerini yapabiliyorlardı bu fırsatla. Babasının merak ettiği şey Bora o kadar şirketleri bırakıp bir hafta tatile gitmeye karar vermesinin nedeniydi. Orhan Bey bu olaya şaşırmıştı ama bir yandan da sevinmişti. Oğlunu artık iş dünyasında kaybettiğini sanmıştı, belki evlenmeyecekti bile. Bunu düşünmek istemedi ve Bora'nın büyüttüğü şirketleride eline aldı.





Murat derin bir nefes alarak "bu kadar alışveriş yetmez mi?" Diye sordu kızlara.

Ela ve Tuğba aynı anda "Hayır." Diyerek gülmüşlerdi.

"Hadi ama, bunu bize yapmayın." Dedi Kerem bıkkın bir sesle.

"Size hayır dediğimizi söyledik. Daha hepimizi korumak için motor kaskı falan alacağız." Dedi Ela gülerek.

"Durum o kadar ciddi." Dedi Tuğba kahkaha atarak.

"Heyyy heyy o kadar da değil yani bize dua edecekler, hatta mutluluktan ayaklarımıza bile kapanırlar." Dedi Murat gülümseyerek.

"Sen onu rüyanda bile göremezsin abii, onun tam tersi olmasın. Ayaklarımıza kapanmak yerine ayaklarımızı yerinden sökmek isteyecekler." Dedi Kerem kahkaha atarak.

"Hadii gülmeyi bırakın alacağımız birçok şey var." Dedi Tuğba yeni bir market arabası alarak. Bundan önce üç tane market arabası doldurmuşlardı ve Kerem, Murat aynı anda "Yuhhh" çektiler.

"Dünyayı satın almayacağız hayatım, orada sadece bir hafta kalacağız. Bunlar yeterde artar bile." Dedi Kerem, Ela'yı belinden tutarak durdurdu.

"Hayatım, hayvanlar yarın çiftlikte olur. Onlara yiyecek alacağım." Dedi Ela kahkaha atarak.

"Ela beni deli etme çiftlikte hayvanlar ve onlara bakacak kişilerde yarın orada olacak. Eminim yiyecekleri onlar bizden daha iyi bilir." Dedi Kerem ve Murat'a göz kırparak Tuğba'yı tutmasını işaret etti. Murat, Tuğba'yı tutup kendine çekerek onları zorla marketten çıkardılar. Kızlar "hayır" deselerde çıkmışlardı. Kerem onları arabaya bindirerek markete geri dönüp adamlarından birine yüklü miktarda para verdi ve "Bunları alıp çiftliğe götürün." Dedi.

Arabaya geri döndüğünde kızlar somurtuyordu ve buna her iki erkekte gülmüştü. Kerem, Ela'nın yanağından makas alarak arabayı çalıştırdı ve doğru çiftliğin yolunu tuttular.





Yasmin ve Bora çiftliğin önünde hamakta birbirine sarılmış bir şekilde sallanıyordu. Yasmin, Bora'nın göğsünde uyumuştu. Bora ise bu anın mutluluğu ile Yasmin'in saçlarıyla oynuyor ve bulutlara bakıyordu. Öyle çok dalmışlardı ki anın büyüsüne, hiçbir şeyin farkında değillerdi.

Birden bir gürültü duymuşlardı ve Yasmin uykusundan sıçrayarak uykulu uykulu Bora'ya bakmıştı. Bora ise onu yanından ayrılmayacak şekilde çiftliğin önüne gittiler. Bu esnada Yasmin, Bora'nın elini sım sıkı tutuyordu. Bora ise ona gülümseyip tekrar önüne dönmüştü. Ön tarafa geçmeden önce Yasmin durup bahçeden bir sopa bile almıştı. Bora onun bu haline gülmemek için zor tutmuştu ve Yasmin'in elini sıkıca tutarak ön tarafa gittiler.





Ela arabadan inerek Tuğba'nın inmesini bekledi. Erkekleri beklemeden önden evin önüne gittiler. Kerem ve Murat ise bu duruma gülmüşlerdi. Ela çiftliğin birçok yerinde olan pencerelerden içeri baktı ama kimseyi göremedi. Tuğba ise daha net bakmak için cama dayanmıştı. Sonra arkadan bir gürültü koptu ve Ela, Tuğba yerinden sıçradı.


Kerem onların yanına tam gelmişlerdi ki kafasına sopayla biri vurmuştu. Dengesini sağlamak için Murat'a dayanacaktı ki yanında kimse olmadığını anlayarak yere düşmüştü. Murat ise Bora'nın kollarında debelenmekle uğraşıyordu. Yasmin kahkaha atarak elindeki sopayı bırakıp Kerem'in boynuna atlamıştı. Kerem ise acıdan inleyerek Yasmin'e sarılmıştı. Ela, Kerem'e endişeyle bakıyordu ve yanına giderek Yasmin'e sinirle bakarak tekrar Kerem'e döndü. Yasmin ise onun sinirli bakışlarına aldırmadan hemen Kerem'i bırakarak ona sarıldı. Ela ise siniri gitmişti ve oda sarıldı. Tuğba ise kıskanarak üzerlerine atlamıştı. Bora, Murat'ı bırakarak yerde oturan Kerem'e elini uzatıp ayağa kaldırdı. Kerem başını tutarak Bora'nın elini tutmuştu.

"Yasmin nasıl bir kızsın sen? İnsan abisinin canını yakar mı? Cani ne olacak." Dedi Kerem yüzünü buruşturarak.

Yasmin, Ela ve Tuğba'yı bırakıp tekrar Kerem'in boynuna atlayarak "aaa ama hırsız gibi gelirseniz tabii ki yakılır. Hem bu daha az bile. Bizi buraya resmen bırakıp gittiniz, sizi kurnaz tilkiler." Dedi sinirle Kerem'i boğarcasına sarılarak.

Kerem ise onun kollarından kurtulmaya çalışarak "bırak kızım nefes alamıyorum." Dedi zar zor.

Yasmin ise onu bırakarak "size bunları ödeteceğim, bu daha başlangıç." Dedi ve Bora'nın yanına gitti. Kerem ise Ela'nın yanına giderek elini tuttu. "Hadi ama bu plan mükemmel işlemiş anlıyorum ki." Dedi Yasmin ve Bora'ya bakarak söylemişti Kerem bunları.

"Güzel işlemiş olabilir ama bizi hiç kimsenin olmadığı bir yere bıraktınız." Dedi Bora kızgın bir şekilde.

"Bora şunları söyleyim, birincisi seni gözüm tutmasa kızkardeşimin yanına bile yanaşamazdın. İkincisi buraya düzenli olarak birkaç kişi gönderdik ama siz bilmiyordunuz. Üç ve son olarak ise bu plan olmazsa siz hiç biraraya gelemezdiniz. Kabul et dostum güzel plandı." Dedi Kerem normal bir sesle ve bunun altında dikkatli olmasını da uyarıyordu.

"Bora kabul et abi işe yarar bir plandı." Dedi Murat gülümseyerek.

"Ama bunu ödeyeceksiniz." Dedi Yasmin araya girerek.

"Düğünden sonra öderiz." Dedi Tuğba sıkılmış bir sesle.

"Hayır, nişandan sonra öderiz." Dedi Ela araya girerek.

Herkes birden araya girerek "ne nişanı?" Dediler.

"Bizim nişanımız. Düğünden sonra Ankara'ya uçup kız isteme olayları falan nişan yapacağız. Bu arada Tuğba ve Murat'ların balayından döndüklerinde olacak, hazırlıklar bitince." Dedi Kerem herkese açıklama yaparak. Ela kızarmış bir şekilde Kerem'in yanında duruyordu ve Kerem onun anlından öperek "hadi ama onu bırakamayacağım kadar güzel ve çok iyi. Benden sert de." Dedi gülerek. Ela kızarmayı bırakarak yerin dibine girmişti ve Kerem'in karnına dirsek attı.

"Bu konuda haklı, ondan daha sertim." Dedi Ela açıklama yaparak. Herkes bu ikilinin komikliğine gülmeye başlamıştı. Bu sırada arkadan bir araba gelerek Yasmin ve Bora'nın önünde durdular. İki takım elbiseli adam çıkarak Kerem'in yanına gitti ve "eşyaları nereye taşımamı isterseniz." Dedi.

Kerem "içeri." Diyerek Yasmin'e kaş göz işareti yaparak kapıyı açmasını söyledi. Yasmin koşarak kapıyı açıp tekrar geldiğinde üç kamyon evin önüne geliyordu. "Neler oluyor burada?" Diye sordu Yasmin.

Bunu cevaplayan Bora olmuştu. "Murat ve Kerem'in planları bizi burada gerçekten yanlız bırakmak istedikleri için çiftliği tamamen boşaltmışlar. Bunun için hayvanlarıda geçici olarak başka yere taşıtmışlar, şimdi onları getiriyorlar." Dedi.

Yasmin gözlerini kısmış bir şekilde iki çifte de "siz gerçekten bittiniz." Dedi.

"Hadi ama bize dua etmeniz gerek." Dedi Ela araya girerek.

"Dua edeceğiz ama benim işlerim peki." Dedi Bora ve sonra aklına dank ederek Murat'a döndü "bana babamın şirketin başına geçti deme."

Murat ise yutkunarak "şeyy.. sen ortalarda olmadığın için bir süre şirketin başına geçti." Dedi sesi zor çıkmıştı.

"Murattttt kaçacak yer ara." Diyerek Bora kaçan Murat'ın arkasından koşmaya başladı. Herkes şakın bir şekilde onların arkasından gülmeye başlamıştı. "Bora çocuk olma buraya gel." Dedi Yasmin gülerek. Bora ise onun sözünü dinlemeden Murat'ı kovalamaya devam etti.

"Hadii amaa bu kötü fikir değil ki, sadece sen dönene kadar şirketlerin başına geçti." Dedi Murat koşarak kısık kısık nefes alarak.

Bora ise onu dinlemeyerek koşmaya devam etti. Sonra Murat eve doğru koşarak içeri girdiği gibi Yasmin'in odasına kilitledi kendini. Bora nefes nefese içeri girerek "Murat nerede?" Dedi, buna cevap veren Tuğba olmuştu. "Bora bu kötü bir fikir değil, merak etme gidince geri alırsın işleri." Diyerek Bora'yı sakinleştirmeye çalışarak.

Bora derin bir nefes alarak salonda ikili koltuğa oturdu. Yasmin ve Ela mutfağa giderek herkes için kahve hazırlamaya başladı. Ela bir haftadır burada olan şeyleri çok merak ediyordu ve kahve bardaklarını hazırlayarak "Ee neler oldu bakalım." Dedi.

"Ne olsun işte gördüğün gibi, ilan-ı aşk." Dedi Yasmin gülerek. Ela ise "hadi ama dalgayı bırak neler oldu." Dedi yüzünü buruşturarak.

Yasmin kahve yaparak bir hafta olan her şeyi özet olarak Ela'ya rapor etti. Sonunda Ela kahkaha atarak "Hadi bee, bu süper. Kızım nasıl düşüp öpüştünüz anlamış değilim." Dedi.

"Anlattığıma pişman etme beni." Dedi Yasmin yaptığı kahveyi bardaklara koyarak. "Tamam tamam." Dedi Ela ve gülmesini zabdetti.

"Hadi bakalım içeri geçelim." Diyerek ikiside salona gittiler kahvelerle.

Murat hala odada olduğu için Tuğba bağırarak "hayatım çık artık, Bora bir şey yapmayacak." Dedi. Murat birkaç saniye tereddüt etti ve sonra salona giderek kapıdan kafasını uzatarak "Emin misin?" Diye sordu. Bu soruya herkes kahkaha atarak "Eminiz." Dediler. Bora ise dayanamayıp "gel hadi bir şey yapmayacağım." Dedi.

Murat rahat bir nefes alarak avaş yavaş salona girdi ve Tuğba'nın yanına oturdu. Bora onun bu davranışına kahkaha atarak yanında oturan Yasmin'e sarıldı. Yasmin onun yanağına öpücük kondurarak kahvesine döndü.

"Ooo ateş bacayı sarmış. Eminim kardeşimi üzmezsin." Dedi Kerem abilik damarları kabararak.

"Üzmeyeceğime emin olmana sevindim ve evet üzmem onu. Aldığım nefesden bile çok seviyorum." Dedi Bora gülümseyerek Yasmin'i kendine çekti.

"Keremcim sende arada odunluğunu bırakarak bana güzel şeyler söylesen." Dedi Ela gülerek. "Evet beyler Bora kadar bile olamadınız." Dedi Tuğba'da katılarak.

"Bora kızların yanında yapma bunları lütfen. Sonra odun biz oluyoruz." Diyerek Ela'yı kendine çekerek Kerem kulağına "Seni seviyorum ve burada herkesin aldığı nefeslerden bile daha çok." Dedi ve boynuna derin bir öpücük bıraktı.

Murat ise Tuğba'nın gözlerine bakarak herkesin içinde diz çöküp "seni sevdiğimi tam beş yıl burama" kalbini göstererek "hapsettim. Şimdi sen benimsin ve bunu güzel sözler bile anlatmaya yetmez." Dedi. Tuğba onu yerden kaldırarak derin bir öpücük bıraktı dudaklarına ve herkes bu romantik manzara karşısında gülümseyerek öksürmüşlerdi. Murat ise onu öperek içten bir kahkaha attı.

"Neyse bu ortamı bozmak gibi olmasın, buradan gitmeye mi karar verdik." Dedi Yasmin derin bir öksürükle.

"Hayır, bir hafta daha kalacağız." Dedi Murat.

Bora ve Yasmin "o zaman cep telefonlarımızı ve laptoplarımızı getirdiğinizi söyleyin. Yoksa biliyorsunuz..." Dediler aynı anda.



















26.BÖLÜM




İkili cep telefonlarını almışlardı ama laptopları gelmemişti. Yasmin sinirlense de sinirini dizginleyip cebini açtı. "Tanrımm." Diye mırıldanmıştı ve gelen aramalara bakmaya başladı. Alp tam yirmi bir kez aramış ve altı mesaj bırakmıştı. Diğerleri ise yakın arkadaşlarındandı. Toplu bir mesaj atmak daha mantıklıydı ve "Kusura bakmayın cevap veremedim. Bir hafta tatile çıkmıştım ve telefonumu almamıştım yanıma." Diyerek toplu mesaj attı herkese.

Bora ise telefonunu açmak istemiyordu, çünkü iş için herkes aramıştır. Sonunda açtığında arama mesajlarına baktı yüz kırk yedi arama ve elli üç sesli mesaj vardı. Bunlara bir hafta daha bakmayabilir ve sonunda Ankara'ya döndüğünde asistanından bakmasını söyleyebilirdi. Birden Ankara'ya gitmek düşüncesi geçince kalbi sıkışmıştı. Eğer Ankara'ya dönerse Yasmin'i nasıl görecekti? Göremezse o acı dolu bir haftayı yeniden yaşayacaktı ve daha beter olacaktı. Çünkü Yasmin'e aşıktı, hem de deli gibi. Başını sallayarak bu düşüncelerden kurtulmaya çalıştı. Telefonunu cebine koyarak bir hafta daha böyle kalsa daha iyi olacağını düşündü.

Yasmin'in odasına gitti. Yasmin yatağında telefonuyla uğraşıyordu ve Bora'yı görünce telefonla uğraşmayı bırakıp masanın üzerine koydu. Bora gülümseyerek Yasmin'in yanına giderek ayağa kaldırıp kendisine çekti. Yasmin ona sarılarak kokusunu içine çekti ve kafasını kaldırarak Bora'nın ela gözlerine baktı. Bora'nın gözleri koyulaşmıştı ve sevgiyle bakıyordu. Bora yavaş yavaş Yasmin'i duvara doğru götürerek gülümsüyordu. Yasmin ise ne olduğunu bilmez bir şekilde gülümsüyordu. Sonunda soğuk duvarı sırtında hisseden Yasmin nerin bir nefes alarak Bora'yı kendine çekerek "seni seviyorum" dedi.

Bora dudaklarını Yasmin'in şah damarının üzerine götürerek içten bir kahkaha attı ve derin bir öpücük bıraktı. Yasmin'in kalbinin atışı daha da arttığında ve bunu dudaklarında hissettiğinde yavaş yavaş öpücüklerle yüzüne doğru ilerledi dudakları. Yasmin sadece öyle duruyordu, ilk defa bunu hissetmenin verdiği heyecanla sadece ana odaklanmıştı. Bora'nın dudakları çenesine gelince Yasmin eliyle kafasını kaldırıp dudaklarına eğildi. Bora'nın dudakları, Yasmin'in dudaklarıyla buluşunca ikiside gülümsedi. Bora öpmeden önce dudaklarını çekerek onun yüzüne baktı. Yasmin gülümseyerek, Bora'yı iyice kendine çekerek dudaklarını dudaklarıyla birleştirdi ve gerçekten öpmeye başladı. Bora onu duvara daha da dayayarak titrek bir nefes alarak derine inerek öpmeye başladı. İkisinin kalbinin atışı üç katına çıkmıştı, birbirlerinin kalp atışlarını hissedince şaşırmışlardı böyle atışlarına. Bora kafasını kaldırarak;

"Seni nasıl sevdiğimi anladın mı?" Diye sordu koyulaşan gözleriyle. Yasmin cevap olarak kafasını tutarak dudaklarına yöneldi ve "anladım." diyerek devam ettiler. Bora'nın elleri Yasmin'in kalçalarına giderek kendisine daha da çekti. Yasmin erkekliğini o zaman hissetti ve titreme sardı vücudunu. Dudaklarını bir kez daha öperek nefes nefese "bu kadar yeter galiba, fazla ileri gideceğimi sanmıyorum." Dedi fısıldayarak.

Bora bir kez daha öperek onu geri çekildi ve Yasmin dengesini kaybederek düşücekken Bora onu tutmuştu ki o da Yasmin'le birlikte yere düştü. Yasmin yerde öylece Bora'nın gözlerine baktı. Bora'nın gözlerinde sönmeyen bir ateş vardı ve onun içinde eriyip bitiyordu. Bora ona tekrar yaklaşırken Yasmin'de yaklaşıyordu yavaş yavaş ve Yasmin'de ona. Dünyada sadece ikisi vardı ve Bora'nın ağırlığını hissedince sadece ama sadece bunun olmasını istiyordu. Erken ya da geç fark etmez ama bunu istiyordu, ilk defa istiyordu. Yasmin daha fazla bekleyemeyerek ileri atılıp Bora'nın dudaklarını öptü. Öyle çok öpüyordu ki doymuyordu. İlk defa bunları hissediyordu, çıktığı kişilerden sadece bir ya da ikisini öpmüştü ve onları sadece on saniye zor dayanmıştı. Ama şimdi farklıydı, kendisi de istiyordu.

Bora kendini öyle çok kaybetmişti ki sadece tek onu düşünüyordu. İstemeyeceği bir şeyi ona asla zorla yaptıramazdı. Bora daha ileri gidemeyeceğini anlayarak, Yasmin'in üzerinden kalktı ve onun belinden tutarak yerden kaldırdı. Yasmin şaşırmış olsa da bunun daha iyi olduğunu anlayarak üzerine çeki düzen verdi. Yanakları al al olmuştu ve dudakları. "Tanrım dudaklarım şişmiş ve morarmış." Diye içinden geçirdi aynadaki aksini görerek. Dudaklarına dokunduğunda aklından çıkmayan birkaç dakika önceki olanlar geldi ve bayılacakmış gibi hissederek yatağa oturdu.

Bora üzerine çeki düzen verince, Yasmin'e baktı. Onun aynada dudaklarını görünce yüzünü astığını görünce kendisine içinden küfür etti. Dudakları şişmiş ve sağ alt kısmı morarmıştı. Şişlik iki saatte inerdi ama morluk birkaç gün öyle kalırdı. Bora artık tutku değil kendisine sinirlenerek yatağın karşısındaki koltuğa oturdu. Yasmin ise yatağa uzanarak birkaç dakika önceki olanların yorgunluğu ve adrenalinle uykusu gelmişti. Bora'ya bakınca elleriyle yüzünü kapattığını görmüştü, buna şaşırmıştı. Kendini zorlayarak ayağı kalkıp onun yanına giderek elinden tuttu. Bora ne olduğunu anlamadan ayakta ve sonra onunla yatakta uzanırken buldu kendini.

"Sinirlenme, ne olursa olsun ben artık aradığımı buldu. Şimdi bulduğum kişiyle uyumak istiyorum." Dedi ve içini çekerek kollarını ona doladı. Göğüsüne yaslanarak derin bir nefes aldı. Bora ise gülümseyerek ona sarıldı ve iyice kendine çekerek gözlerini kapattı.







Pınar ve Alp;



Pınar, Alp'in yaptığı her şaklabanlığa gülüyordu ve çok eğleniyordu. Alp eline yoğurt sürerek Pınar'ın burnuna sürdü. Pınar çığlık atmıştı ve sonra elini yoğurda batırarak Alp'in yüzünü boydan boya sürmüştü. Alp ise gülerek bütün kasedeki yoğurdu Pınar'ın üzerine dökmüştü. Pınar ise kafasından aşağı dökülen yoğurtla ne olduğunu şaşırmış ve başından yoğurt alarak Alp'e atmıştı. Alp ise kahkaha atarak Pınar'a gidip sarılmıştı. İkisi de yoğurt içinde gülüyorlardı ve bu mutluluk kapının çalışı ile son bulmuştu. Pınar şaşırarak Alp'e bakmış ve sonra kapıya bakmıştı.

"Beklediğin biri mi var?" Diye sordu Alp.

"Hayır. Sen yukarı çık banyoya gir temizlen bence çıktıktan sonra banyonun sol tarafında bir oda var babamla annem geldiğinde orada kalır. Babamın giysilerinden al giyin." Dedi ve kendisi yoğurtlu yoğurtlu kapıyı açmaya gitti.

Kapıyı açtığında karşısında Erdem şaşkınlıkla ona bakıyordu. Erdem kapıyı açınca çaresizce Pınar'a bakarken halini gülünce tebessüm etmişti. "Ne işin var burada?" Dedi Pınar şaşırarak.

"Pınar ilk önce beni dinle, senden yardım istemeye geldim Ela ile barışmak için." Dedi üzgünce...







Çiftlik;



Herkes bir şeylerle uğraşıyordu. Tuğba ve Murat atları seviyordu, Ela ata biniyordu ve Kerem onu sinirle izliyordu. Yasmin ve Bora birlikte uyuyorlardı. Çiftlikte çalışan kişiler dört bir yana koşturuyorlar ve etrafı temizliyorlardu. Bir haftadır fazla pislenmemiş olsa da Murat titiz biri olduğu için her yeri temizliyorlardı.

Tuğba atları sevmeyi bırakarak Murat'ın kolundan çekiştirerek "hadi gel yemek yapalım." Dedi.

"Canım o kadar çalışan var yaparlar." Dedi gülerek Murat.

"Hadi ama sıkıldım ben." Dedi Tuğba dudak büzerek.

Murat birkaç saniye düşündü ve seyise seslenerek atını hazırlamasını söyledi. Tuğba'ya dönerek "o zaman bizde çiftliğin etrafını gezeriz atla." Dedi.

"Ama ben ata binmeyi bilmiyorum ki." Dedi Tuğba. Murat onun dudaklarından öperek "birlikte bineceğiz korkma." Dedi.




"Elaaaa dikkat et." Diye bağırdı Kerem sinirle Ela hızla atı kullanarak.

Ela gülerek "hayatım ben her zaman dikkatliyim." Diyerek daha hızlanarak. Kerem ise sonunda dayanamayıp "Çabuk in attan yoksa oraya gelirsem çok kötü olacak." Dedi bağırarak. Ela dudak büzerek atı durdurdu ve seyise verdi. Kerem ise rahatlayarak bir nefes alıp verdi.

"Sen beni delirtecek misin?" Dedi Kerem tebessüm ederek. Ela ise üzülmeyi bırakıp Kerem'i kendine çekerek dudaklarına öpücük bıraktı. "Bu kadarı yetmez." Diyerek Kerem onu daha da kendine çekerek dudaklarına yapıştı. Ela gülerek sonunda onu kendinden uzaklaştırdı ve "Bu kadar yeter." Diyerek eve doğru koşmaya başladı.

"Gel buraya çabuk." Diye Kerem ardından bağırarak koşmaya başladı.






Alp;


Banyodan çıkınca Pınar'ın dediği odaya gidip üzerime bir şeyler giyindim. Aşağı inerken Pınar'ın birine bağırdığını duyunca merdivenlerden uçarcasına aşağı inerek yanına gittim. "Defol evimden ve sakın arkadaşımı rahatsız etme." Dedi Pınar.

"Neler oluyor burada?" Diye sordu Alp kendine geniş gelen giysilerin içinde.

"Hiçbir şey, Erdem şimdi gidiyordu." Diyerek Erdem dediği kişinin yüzüne kapattı kapıyı. Ben bir açıklama beklercesine bakarak ona döndüm. Pınar ise dudaklarımdan öperek "beni biraz bekle bende temizleneyim gelince açıklama yapacağım." Diyerek yukarıya çıktı koşarak.






Erdem;


Bu iş burada bitmeyecekti. Ela bana dönene kadar her şeyi yapacağım. Her şeyi. Kerem'le çıkmaya başlamışlardı ama Ela sadece benim olacaktı. Onu geri alacaktım, sadece şimdilik Kerem'indi...











27.BÖLÜM





Pınar banyo yapıp odasına giderek üzerini giyinerek aşağıya indi. Alp kendisine gelen giysilerin içinde yemek yapıyordu. Pınar arkasından sinsice yaklaşarak sarıldı, Alp korksa da belli etmeyerek gülmüştü. Pınar'a dönerek dudaklarına uzun bir öpücük bıraktı. Pınar gülümseyerek:

"Eee ne yapıyorsun benim yeni hamarat sevgilim." Dedi gülerek.

Alp ona dönerek "yeni sevgilin olabilirim ama son sevgilinim bebeğim. Ne sen benden sonra başka biriyle olabilirsin ne de ben." Dedi Pınar'a tutku dolu gözlerle bakarak.

Pınar bu sözlere gülümseyerek karşılık vererek Alp'e tekrar sarıldı. Alp gülümseyerek "ama açlıktan son sevgilini kaybetmek istersen o başka." Dedi.

Pınar hemen işe koyularak Alp'e yardım etti. Alp salata malzemesi doğrarken, Pınar dolaptan çıkardığı tavuk göğüslarini patates dilimler gibi dilimlemeye başlamıştı. Alp salata yapması bitince tavaya yağ koyarak Pınar'ın önünden aldığı gibi kızmış olan tavaya koydu hızla. Yağ biraz sıçrasada kızarmaya başlamışlardı. Alp iyi kızarmaları için sık sık çevirmeye başladı. Pınar donmuş patates dilimleri çıkararak yeni bir tava çıkarıp yağ koyarak kızmadan patatesleri koydu. Sonra yanında duran Alp'in yanağından öperek birlikte yemek yapmaya devam ettiler.



Her şey hazır olduğunda Alp bol gelen pantolonunu çekiştire çekiştire yemek masasına oturdu. Pınar kahkaha atarak ona bakmıştı.

"Ben eve nasıl gideceğim onu düşünüyorum, sen gülüyorsun" Dedi Alp dudak büzerek.

Pınar ona eğilip dudaklarına öpücüğünü bırakarak "araban yoksa ben seni bırakırım." Dedi gülümseyerek.

Alp gülerek "arabam hemen kapının önünde." Dedi.

Pınar dudak büzerek yemeğini yemeye başladı. Alp ise onun dudak büzmesine gülümseyerek "istersen bırakabilirsin de." Dedi. Pınar sonunda başını kaldırarak olur anlamında başını salladı. Alp merak ettiği şeyi sonunda sorarak "Erdem kim?" Diye sordu.

Pınar bu soruyu beklediği için derin bir nefes alarak anlatmaya başladı. "Erdem, Ela'nın eski sevgilisi. Onu üç buçuk hafta önce aldattığı için Ela ondan ayrıldı. Bildiğin gibi Kerem'le yani Yasmin'in abisiyle çıkmaya başladılar. İtiraf etmeliyim ki onlar gerçekten çok uyumlu ve tatlı bir çift. Evleniyoruz deseler şaşırmam bile. Erdem buraya Ela ile barışmak istediği için gelmiş. Benden yardım istemek için. Geçen haftalarda Kerem, Ela'nın kullandığı mail adresini, telefonlarını değiştirdi. Ela buna bozulsa da sevinmişti. Erdem, Ela'yı tekrar istiyor anlayacağın." Dedi ve tam o sırada cep telefonlarına mesaj geldi.

Pınar ve Alp aynı anda ceplerinden telefonlarını çıkararak bakmaya başladılar ve ikisi de gülümseyerek "Yasmin." Dediler. "Sonunda yani kızı öldü sanacaktım. Tuğba ve Murat, Ela ve Kerem çiftleri onlara mükemmel bir plan kurdular ve Yasmin sonunda sevdiği kişiye kavuştu." Dedi Pınar gülümseyerek.

Alp artık Yasmin'e karşı sadece dostluk hissediyordu ve merakla "ne planı?" Dedi.

Pnar gülerek "Haberin olduğunu sanmıştım. Neyse anlatayım; Murat'ın abisi Bora ile üç hafta önce Tuğba ve Murat'ın evinde tanıştık. O zamandan beri benim tahminlerim Bora ve Yasmin birbirlerine ilk görüşte aşık oldular. Ve gerçek oldu. Ela beni arayarak iki hafta önce planlarından bahsetmişti. Yasmin ve Bora'yı bir hafta kimsenin olmadığı bir çiftliğe kaçıracaklardı ve başbaşa bir hafta geçireceklerdi. Murat'ın kimselerin bilmediği bir çiftliği varmış ve Bora'nın da haberi yokmuş çiftlikten. Belki tanırsın, sanırım babanın hastanelerinden birine ortak Bora'nın şirketi. Genç iş adamları arasında bu sene birincilik gösterdi. Kerem'i bile sollamış, sanırım Kerem beşinci. Kerem, Ela'dan sonra magazinlere çıkmadığı için şimdilik bununla avunuyorlar magazinciler. Neyse, Seni ilk gördüğüm gün Yasmin'i arabasına binmeden bayılttılar ve götürdüler. Ela sonradan bana haber verdi plan başarıyla sonuçlandığını. Bugün onlarla bir hafta geçirecekler. Bu arada benide davet ettiler, istersen yarın seninle birlikte çiftliğe gidebiliriz ve mutlu haberi veririz." Dedi Pınar sonunda konuşmasını bitirerek.

Alp, Pınar'ın konuşmasından faydalanarak yemekleri götürmeye devam ettiği için sonunda bitince ağzındakileri bitirip, "evet Bora Atabey. Babamın Ankara'da ki İhtisas hastanesinin ortağı. Vay bee hiç tahmin edemezdim bir gün Bora'nın aşık olacağını. Tamam yarın gidebiliriz, sen hazırlanmaya başla çünkü zor hazırlanır kadınlar." Dedi gülerek.

Pınar ise onun kolunu cimcikleyerek "ben her kadına benzemem." Dedi.

"Evet her kadına benzemezsin, Çünkü sen BENİMSİN." Dedi Alp son kelimenin üzerine basarak.





Bora uyandığında kollarında Yasmin'i bulamamıştı. Hızla yataktan kalkarak odaya göz geçirdi ve Yasmin'i aynanın karşısında ruj sürerken gördü. Rahatlamış bir şekilde yatağa oturarak "ödümü kopardın." Dedi uyku sermemi.

Yasmin dudağındaki morluğu pembe rujuyla kapattı ve Bora'ya dönerek "üzgünüm." Dedi gülümseyerek yanına gitti. Bora ise ona bakınca dudağındaki morluğu rujuyla kapattığını gördü ve o morluğu yaptığı için kendisine lanet okudu.

"Canın acıyor mu?" Dedi sessizce önüne bakarak.

Yasmin yanına oturunca ne dediğini anladı ve onun başından tutarak kendisine çevirdi. "Bu morluk canımı acıtmıyor ama senin böyle kendini suçlarmış gibi bakman" kalbini göstererek "buramı acıtıyor." Dedi Yasmin.

Bora onu kendine çekerek derin bir öpücük verdi ve "tamam o zaman bende seni suçlarım bu kadar ateşli ve tutkulu olduğun için." Dedi gülümseyerek.

"Senin yanındayken her zaman öyle olmaya devam edeceğim." Dedi Yasmin gülerek eliyle Bora'nın dudağındaki ruju sildi. Bora buna kahkaha atarak Yasmin'in yanağından öptü, dudağında dağılan ruju eliyle kenarlarını silerek düzetti.

İşleri bitince odadan çıktılar ve yemek masasına gittiler. Açtılar ve yemek masasında çeşit çeşit yemeği görünce gözleri büyüdü. Daha kimse gelmediği için Yasmin bağırarak "Hadi millet açız biz burada." Dedi.

Bora onun bu söylediklerine kahkaha atarak lavobaya gitti yüzünü yıkamak için. Yasmin masaya oturarak herkesin gelmesini bekledi. Tuğba ve Murat mutfaktan çıkarak masaya oturdu. Ela koşarak masada Yasmin'in yanını aldı ve "Beni koru." Dedi.

Kerem sinirle içeri girerek "nerde benim yaramaz sevgilim." Dedi. Burnundan soluyordu ve Yasmin gülerek Ela'ya döndü "Ne yaptın yine." Dedi

"Sadece sözünü dinlemeyerek ata bindim tekrar ve çiftliği hızla gezdim." Dedi kısık sesle. Yasmin bunu duyunca kahkahasını tutamayarak güldü. Murat ve Tuğba'da gülüyordu. Kerem, Ela'yı görünce kolundan tutup "bir daha ata o kadar hızla binersen tekerlekli sandalye kullanmak zorunda kalırsın." Dedi endişeyle.

"Ama ata binmeyi seviyorum." Dedi Ela dudak büzerek "ve hele yapmaya kalk ikimizde tekerlekli sandalye de yaşarız."

Kerem ona tebessüm ederek "şikayetçi değilim tekerlekli sandalyede bile olursam, sadece sana bir şey olmasına dayanamam." Dedi.

Bu sırada Bora gelerek Ela'nın kalktığı yere oturdu ve Yasmin'e neler oluyor bakışı attı. Yasmin onun duyacağı şekilde olanları anlattı. Ela ise "tamam o zaman bir daha o hızla binmeyeceğim." Dedi yaşaran gözlerle. Herkes bu iki deli aşığa bakarak gülümsüyorlardı.

Kerem, Ela'nın gözlerinin dolduğunu görünce "tamam ağlama, yoksa bende ağlarım." Dedi ona sarılarak. Ela burnunu çekerek gözünü silip ona sarıldı ve "açlıktan ölmeden önce yemek yiyelim bence." Dedi.

Herkes "Evet." Diye bağırınca gülerek masadaki yerlerine oturdular. Tam o sırada Ela'nın telefonu çalmaya başladı. Herkes sinirle ona bakarken "siz yemeye devam edin." Dedi Ela sinirle ve masadan uzaklaşarak telefonunu açtı.

"Alo." Dedi kimin olduğuna bakmadan açmıştı.

"Alo, Ela yarın geliyoruz. Haber vermek için aradık." Dedi Pınar gülerek.

Ela gülümseyerek "Tamam canım bekliyoruz." ve sonra kafasına dank ederek "geliyoruz derken."

"Hayatımın aşkıyla geliyoruz." Dedi Pınar sevecen bir sesle.

"Hadi canım, kim bu şanssız kişi." Dedi Ela gülerek.

"Hani la oradan şanslı kişi. Gelince tanıştırırım, tanıdığınız biri." Dedi Pınar gülerek.

"Tamam canım yarın bekliyoruz." Dedi Ela ve birbirlerine görüşürüz diyerek kapattılar.

Ela masaya gelerek ayakta bıçağını bardağa vurarak herkesin dikkatini kendisine yöneltmeyi başardı. "Her zaman bunu yapmak istemiştim ve bu güne nasip oldu." Dedi gülerek ve devam etti "Pınar ve hayatının aşkı yarın çiftliğe geliyorlar."






Hakan eve döndüğünde kapıda ağlayarak Gamze'yi gördüğünde endişeyle yanına koşarak gitti. "Gamze, ne oldu?" Diye sordu korkarak.

"Hakan." Diyerek ona sarılıp ağlamaya başladı.

"Ne oldu? Beni korkutmadan içeri girip anlat." Dedi onu kucağına alarak evine götürdü. Gamze hiç durmadan ağlıyordu. Eve girdiklerinde Gamze'yi koltuğa yatırarak yanına oturdu. "Ne oldu anlatır mısın?" Dedi Hakan endişeyle.

"Hakan, bütün hayatım yalanmış. Annem ve babam dediğim kişiler benim gerçek ailem değilmiş." Dedi yeniden ağlayarak.

Hakan duyduklarını sindirmeye çalışarak ona sarıldı. Gamze ağlamayı bırakarak olanları anlatmaya başladı. "Annem ve babam yani sahte ailem beni bebekken ölen teyzem yani gerçek annem ölünce beni kendi kızları gibi büyütmişler. Annem trafik kazasında ölmüş ve benim yetim kalmamam için yapmışlar bunu. Bugün onlar konuşurken duydum hepsini ve senin evine geldim. Sen yoktun ve bende bekledim." Dedi tekrar ağlayarak.

Hakan ona tekrar sarılarak "ağlama sakın, onlar senin için yapmışlar." Dedi anlayışla.

"Ben onun için ağlamıyorum. Ben babamın kim olduğunu öğrendiğim için ağlıyorum." Dedi Gamze.

Hakan anlamayarak "Kimmiş?" Dedi.

"Babam... babam amcammış... beni kabul etmediği için annem ve babam büyütmüş." Dedi Gamze daha da ağlayarak.

"Tamam canım. İstediğin kadar ağlayabilirsin." Dedi Hakan üzerindeki şoku atlattığı zaman...







28.BÖLÜM





Pınar valizini hazırladıktan sonra onu bekleyen Alp'le birlikte dışarı çıktı. Güvenlik alarmını çalıştırarak Alp'in arabasına binerek, Alp'in evine gittiler. Alp'in evine geldiklerinde, Alp odasına çıktı ve Pınar'da salonda etrafı inceledi.

Alp'in asistanlık yaptığını öğrenmişti ve doktor olacağı için evi beyaz ve siyah üzerine düzenlemişti. Bembeyaz duvarlar ve masa, siyah deri koltuklar, beyaz süs eşyaları, siyah kitap rafları. Çok güzel görünüyordu. Temiz ve ferah. Siyah koltuklardan birine oturarak Alp'i beklemeye başladı.

Alp üzerindeki büyük gelen giysileri çıkararak dolabının yanına giderek üzerine bir şeyler aldı. Gri dar bir pantolon, mavi bir gömlek ve diplerde beyaz bir spor ayakkabı çıkardı. Kemer olarak bir şey takmak istemese de beyaz bir kemer taktı. Şimdi hazırdı ve valizine düzenli olarak siyah pantolon koydu iki tane, bir tane beyaz pantolon ve üzerine giydiğine benzeyen iki tane gri pantolon. Üzerine ise çeşitli renklerde bluz ve üç tane gömlek koyarak valizini kapattı.

Bir tane daha çanta hazırlaması lazımdı. Onun içine dört ayakkabı koyacaktı. İşi bitince odasına son kez bakarak üzerindeki çıkardıklarını unuttuğunu anladı. Hemen onları düzenlerek poşete koydu. Şimdi hazırdı, kapının yanına gelerek iki hazır çantasını alarak salona geçti. Pınar etrafina bakmaya devam ediyordu.

"Evimi nasıl buldun?" Diye sordu Alp.

"Gerçektende... Gerçektende güzel, düzenli ve sade. Beyazlar içinde siyah." Dedi Pınar hayran hayran etrafına bakmaya devam ederek.

"Biraz öyleyim. Beyazı seviyorum. Babamın bana aşıladığı bir şey. Doktorluğunda bana her zaman 'yeşiller ve kırmızı işimde çok ağırlıklı olduğu için beyazı çok seviyorum normal hayatımda' derdi. Ve bende onun gibi oldum. Asistanlığım daha bitmedi ve ameliyatlara girip duruyorum. Çok fazla kırmızı var etrafımda ve normal hayatımda beyazı seviyorum." Dedi Alp düşünceli bir şekilde.

"Anlıyorum. Zor bir meslek, kan tutar benide." Dedi Pınar yüzünü buruşturarak.

Alp gülerek "Benimde tutuyordu ama şimdi tutmuyor. Kan işimin bir parçası." Dedi.

Pınar bu konuyu uzatmadan "hadi artık çıkalım." Dedi.

Alp valizleri alarak poşeti Pınar'a uzattı. "Evinin yanından geçeceğiz birkaç dakika durarız sen eve koyarsın." Dedi. Pınar poşeti alarak kapıyı Alp için açtı. Alp dışarı çıkınca bir eline aldı iki valizi birden ve kapısını kitleyerek güzenlik alarmını çalıştırdı. Parmak iziydi şifresi, çok güvenliydi böylesi.

Arabanın yanına gelerek arkaya koydu valizi ve ikiside öne geçti. Alp adresi pek bilmesede arabasında elektronik harita vardı. Gidecekleri adresi yazarak orayı işaretledi. Şimdi arabayı çalıştırarak Pınar'ın evine gittiler direk. Pınar hızla eve girerek poşeti içeri attı. Kapıyı kapatarak tekrar kilitledi.




Ela içerde yardımcılarla birlikte yemek yapıyordu. Yasmin içerinin tozlarını alıyordu. Tuğba ise banyoları temizliyordu sırayla. Erkekler atlarla birlikte çiftliği geziyorlardı. Kızlar onlara homurdanıp duruyorlardı. Yasmin'in işi bitince, Tuğba'nın yanına giderek yardıma başladı. Ela, yardımcılarla birlikte çeşitli yemekler yapmıştı.

Sonunda işler bitince herkes kendi odasına girerek ılık duşlar alıp üzerlerini giyindiler. Misafirlerin gelmesine az kalmıştı. Hazırlıkları bitince aynı anda salona geldiler kızlar ve bu tesadüfle birlikte gülmeye başladılar. Erkekler ise kirli bir şekilde içeri girince kızların gülmesi solarak birden üçü birden, "Çabuk odalarınıza temizlenmeye." Demişlerdi.

Erkekler kızararak utançlarını gizlemeye çalışarak hızla odalarına giderek temizlenmiştiler. Sonra salona geçerek üçü birden, "oldu mu?" Demişlerdi.

Kızlar gülerek onlara sarılınca Kerem'in abilik damarları kabararak," Siz ikiniz fazla sırnaşmayın." Demişti. Bu sözlerin ardından Yasmin sinirle abisine bakıyordu. Ela ise Yasmin'in bakışlarını anlayarak Kerem'den uzaklaştı.

"Eğer onlar sevgili oldukları halde birbirlerine sırnaşmıyorsa, hımm bizde onlar gibi olacağız." Dedi Ela gülümseyerek Yasmin'e bakmıştı. Yasmin memnun olmuş bir şekilde dudakları kıvrılmıştı.

Kerem duyduklarına inanamayınca hemen Bora ve Yasmin'in yanına giderek onları zorla sırnaştırmıştı. "Sakın birbirinizden ayrılıyım demeyin." Dedi ve herkesin gülmesiyle sinirle etrafına baktı.

Herkes Kerem'e gülüyordu ve Kerem sinirlenerek," Gel buraya baş belası." Diyerek Ela'yı kovalamaya başlamıştı.

Herkes gülerken yardımcılar çalan kapıya bakarak misafirleri içeri almıştı. Pınar'ın arkasında Alp'i gören herkes şaşırarak, "Hadi canım bu imkansız." Demişlerdi. Ela, Kerem'den kaçamayınca Alp'in arkasına saklanmıştı. "Alp iyi ki geldin." Diyerek onun arkasına sığınmıştı.

"Sevgilimi rahat bırak Ela." Demişti Pınar.

"Ohaaa ne çabuk sevgili oldunuz?" Dedi Ela şaşırarak saklanmayı bırakmıştı. Kerem hemen onu yanına çekerek yanağını ısırmıştı. "Hadi canım ciddi misiniz?" Dedi sonra dişlerini Ela'nın yanağından çekerek.

"Hem de çok ciddiyiz." Dediler aynı anda gülerek.

"Buna çok sevindim." Dedi Yasmin gülümseyerek Pınar'ın boynuna atlayarak. Bora, Alp'e yan gözle bakıyordu. Bir yerden tanıyordu ama nereden.

Yasmin, Pınar'ı bırakarak Alp'e sarıldı ve kulağına, "gerçekten buna çok sevindim. Çok yakışıyorsunuz birbirinize." Diye fısıldadı.

"Teşekkürler. Duyduğuma göre ünlü genç iş adamı Bora Atabey'le çıkıyormuşsun." Dedi gülerek.

"Ahh evet, Bora canım buraya gelir misin?" Diyerek Yasmin Bora'yı yanına çağırdı.

"Bora bu Alp Kozan." Diyerek Alp'i tanıttı.

Bora birkaç saniye düşündükten sonra," Ahh evet tanıyorum. Ankara'da babasının bir hastanesinde ortağız. Demek Uzman Beyin Cerrahı Kenan Kozan'ın oğlu sensin. Şuan asistan ama birkaç ay sonra Kalp Cerrahı Alp Kozan." Dedi elini uzatarak.

Herkes onlara bakıyorlardı. Alp, Bora ile el sıkışarak sırıtmıştı. "Sende ünlü genç iş adamı Bora Atabey. Bu yıl hakkınızda çok şeyler duydum." Dedi.

"Resmi olmamıza gerek yok." Dedi gülümyerek Bora.

"Alp sende herkesi tanıyorsun ya da onlar seni tanıyor." Dedi Yasmin gülerek.

"Babam sağ olsun. Ehh birazda benim katkım var bunda." Dedi Alp gülümseyerek.

Herkes gülmeye başlamıştı. "Hadi bakalım gülmeyi bırakalım. Yeni bir çift daha katıldı aramıza. Bu yıl hayatının aşkı ile tanışma yılı ilan ediyorum. Bu ary herkese uğurlu geldi." Dedi Kerem gülümseyerek Ela'ya sarıldı.

"Unutma hayatım biz geçen ay sevgili olduk." Dedi gülerek.

"Olabilir." Dedi Kerem ona sıkıca sarılarak.

"Tamam bu kadar gülmek yeter. Hadi yemek masasına, şuan atlıktan öleceğim." Dedi Tuğba aç bir şekilde Murat'ın elini tutarak masaya götürdü.

Herkes oturunca sohbet ederek yemeklerini yemeye başlamışlardı.




Hakan mutfakta çorba yapıyordu. Gamze salonda uyuya kalmıştı. Çorba yapması bitince, kaseye tepsi hazırladı. Salona götürerek masaya koydu ve nazikce Gamze'yi kaldırmaya çalıştı. Gamze şişmiş gözlerini açınca etrafa baktı ilk önce, sonra Hakan'a bakınca, "ne kadar uyudum ben?" Diye sordu.

"Yaklaşık beş saattir." Dedi gülümseyerek Hakan.

Gamze oturmaya çalışarak doğruldu. Masaya bakınca üzerinde dumanı tüten çorbayı gördü. "Sana çok zahmet veriyorum." Dedi yüzünü buruşturarak.

"Bunları söylemeyi bırak ve hadi bakalım çorba içmeye." Dedi Hakan çorbayı alarak kaşıkla ona içirmeye başladı.

"Ben kendimde içerim." Dedi Gamze gülerek.

"Hayır tatlım ben içiriyorum." Dedi Hakan zorla içirerek.

Gamze gülerek çorboyı içmeye başladı. Hakan ise onun ağzını yakmadan üfleyerek çorbayı içiriyordu. Kendini iyi hissetmeye başlamıştı ve Hakan'ın yanında olmak onu mutlu etmişti. "Şuna bak beni bebek gibi besliyor." Dedi Gamze içinden mutlu olarak.

Hakan çorbanın hepsine Gamze'ye içirerek gülümsedi. "Bak işte güzelce yemeğini yedin. Şimdi uykarı misafir odama çıkarak güzel bir duş alıp uyuyorsun." Dedi onu kaldırarak Hakan.

"Ama gerçekten çok oluyorum." Desede Gamze, Hakan'ın zorlamalarıyla uyarı çıkıp banyoya girmişti.

Hakan salona geri dönerek tepsiyi alıp mutfağa götürdü. Sonra annesinin ve babasının geldiklerinde kaldığı odaya giderek annesinin geceliklerinden bir tane aldı. Gamze'ye biraz büyük gelse de hiç çoktan iyiydi. Banyonun kapısına vurarak odaya giysi koyduğunu söyledi.

Giysileri odaya koyarak kendi odasına gitti. Üzerini değiştirerek yatağına gitti ve yattı. Bir türlü uyku girmiyordu. Olanları düşünüyordu, gerçekler acıydı bunu biliyordu. Öylece tavana bakarak sonraki olacakları tahmin etmeye çalıştı ama pek başarılı olduğu söylenemez.

Tam bu sırada kapıya vuruldu. Hakan yataktan doğrularak kapının açılmasına baktı. Gamze başında havlu ve üzerine büyük gelen gecelikle içeri girmişti. "Yanında yatabilir miyim?" Diye sordu küçük bir çocuk gibi korkarak.

Hakan kahkaha atarak yatağında yana kaydı ve yorganı açtı. "Gel buraya baş belası." Dedi.

Gamze gülümseyerek hemen yatağa yattı be Hakan'a sarılarak uyudu. Hakan'ında uykusu gelmişti ve uykuya daldı.




Herkes sohbete dalmışlardı ve saatin farkında değillerdi. Sonunda Yasmin esneyerek "hadi artık yatalım. Saat sabahın üçü." Dedi.

"O zaman biz nerede yatacağız?" Dedi Alp.

"Senin odan Bora'nın yan odası. Pınar'ın ise Ela'nın yan odası." Dedi Tuğba.

"Birlikte yatamaz mıyız?" Diye sordu Alp.

"Bu evin kuralları var." Dedi gülerek Yasmin.

"Evet canım, kızlar erkeklerin ısrarlarını görmezden geliyor." Dedi Ela kahkaha atarak.

"Sonu çok pis olacak." Dedi Kerem gülümseyerek.

"Mızmızlanmayı bırakın ve siz ikiniz beni takip edin." Dedi Tuğba gülerek.

Alp ve Pınar gülerek Tuğba'yı takip etmeye başladılar. Yasmin odasına gidecekti ki koridorda Bora kolundan tutarak kendi odasına çekti. "Sevgiline iyi geceler öpücüğü verebilirsin." Dedi gülümseyerek.

Yasmin gülerek onun yanağından öperek koşarak odasına girdi. Bora ise onun peşinden koşarak kapıya dayanıp, "bu kadarla kurtulamazsın." Diyordu.



Kerem, Ela'nın odasına gizlice girerek kapının arkasına saklanmıştı. Ela esneyerek odaya girip kapıyı kapatarak ışığı açtı. Kerem karşısına çıkınca ufak bir çığlık atmıştı. Kerem bunun üzerine kahkaha atmaya başladı.

"Seni pis sapık, çık odamdan." Dedi Ela sinirle.

"İyi geceler öpücüğü ver çıkıyım." Dedi Kerem çarpık bir sırıtışla.

"Sana iyi geceler dayağı atsam daha iyi." Dedi Ela sinsice gülümseyerek.

"Hadi ama ben senin sevgilinim." Dedi Kerem masumca.

"Gel buraya." Diyerek Ela ufak bir öpücük kondurdu dudaklarına.

"Evlenince bununla kurtulamazsın." Dedi Kerem gülerek ve odadan çıktı.

Ela ise içinden hele o zaman gelsin düşünürüm diye geçirdi.



Tuğba, Murat'ın oturduğu koltuğa giderek yanına oturdu. Hala uykuları yoktu. "Ne düşünüyorsun?" Diye sordu Murat onu kendine çekerek sarıldı.

"Sadece ailemiz nasıl bir düğün planladı. Onlara ufak aile içinde nikahla evleneceğimizi dile getirdim ama dinlemiyorlar." Dedi Tuğba başını Murat'ın göğsüne koyarak.

"Bende dedim ama ani evlilik kararımızla kabul etmediler." Dedi Murat iç çekerek.

"Neyse şikayetçi değilim, sonunda sen benim olacaksın." Dedi Tuğba kafasını kaldırıp ona bakarak.

"Evet sonuçta sen benim, ben senin olacağım." Dedi Murat ona yaklaşarak dudaklarına ufak bir öpücük bıraktı...








29.BÖLÜM



Herkes erkenden kalkmıştı. Pınar ve Alp çiftliği geziyordu, Yasmin, Ela ve Tuğba odalarında duş alıyorlardı kahvaltı hazır olana kadar. Bora birkaç iş için telefondan birileriyle konuşuyordu ve sonra sinirle yüzlerine kapatıyordu. Çünkü bir süreliğine Bora'nın bile büyüttüğü şirketlere babası geçmişti. Kerem'de aynı durumdaydı ama babası geçmemişti daha. Telefondan halletmeye çalışıyordu. Murat salonda onları izliyordu ve kendiside aynı durumdaydı.

Kızlar sonunda odalarından çıkınca salona geçerek onların dalgın hallerini izlediler. Çiftlikte bile iş görüşmelerini halletmeye çalışıyorlardı. Kerem'in ise daha zordu işi hala işlerin başındaydı. Buraya gelmeden önce her şeyi ayarladığını sanıyordu ama birkaç aksilik çıkmıştı. Telefondan konuşarak avukatıyla halletmeye çalışıyordu.


Herkesin konuşması birmemişti ama onlar bitmişti. Sonunda telefonlarını kökten kapatarak kızların onlara baktığını gördü. Kerem'in konuşmalarını dinleyen Ela tahminde bulunmuştu.

"Gidiyorsun değil mi bir günlüğüne." Diye sordu.

"Evet ama sadece bir gün." Diye cevap verdi isteksizce.

"Ne zaman peki?" Dedi Ela ifadesizce.

"Hemen şimdi hazırlanıp yola çıkacağım." Dedi Kerem.

"Bekle o zaman bende geliyorum." Dedi Bora araya atılarak.

Yasmin bekliyordu bunu. "Sen neden gidiyorsun? Baban işin başında değil mi?" Diye sordu Kerem.

"İşin başında ama şirketi büyüttüğümden birkaç şirket daha dahil olunca babam zorlanmaya başlamış. Beni çağırmıyor ama kısa süreliğine gidip gelmem gerektiğini anladım." Dedi Bora gergin bir şekilde salonda turluyordu.

"Hiçbir yere gitmiyorsun. Bir hafta dolunca hepimiz birlikte gideceğiz." Dedi Yasmin otoriter ve emir verici bir sesle. Herkes ona dönerek başlarını birden eğmişti ama Bora ondan gözlerini ayıramıyordu.

"Ama..." Demeye çalışmıştı Bora ama susturmuştu Yasmin. Onu böyle yönetmesinden hoşlanmamıştı Bora ve yapacak başka bir şeyi yoktu onun üzerinde. Bir hafta sonra halletmeye çalışırdı.

"Tamam, abi sen git ve yarın tam bu saatte döneceğini biliyorum." Dedi Yasmin hala ses tonu aynıydı ve gözlerini Bora'nın üzerine dikmişti.

Kerem salondan çıkarken Ela'nın kolundan tutarak odasına çıktılar. Odaya götürene kadar Ela'yı resmen sürüklemişti. Odaya girince onu duvara yaslayarak, "Sadece bir gün." Dedi gözlerinin içine bakarak.

"Sadece bir gün." Diye tekrarladı Ela.

"Evet, sadece bir gün." Dedi Kerem ona daha da yaklaşarak.

"İçimde kötü bir his var." Dedi Ela birden titreyerek.

"Nasıl yani?" Dedi Kerem ona gözlerini dikerek.

"Bilmiyorum ama bir şey olacak. Kendine dikkat edeceğine dair bana söz ver." Dedi Ela onun gözlerini delercesine.

"Söz veriyorum." Diyerek Kerem ona doğru süzünlüdüğü hissetti. Onu iyice kendine çekerek öpmeye başlamıştı.



Alp ve Pınar çitfliğe gelince herkesin suskun olduğunu gördüler. Ne olduğunu sorunca Ela, Kerem'in bir günlüğüne İstanbul'a gittiğini söyledi. Alp ve Pınar hiçbir şey demeden onların oturduğu gibi oturdular.

Yasmin ne kadar uzak durmaya çalışsa da, Bora onun yanına oturmuştu. Birbirlerine mesafeli davranıyorlardı ilk defa. Ela tekli koltukta yere bakıyordu. Murat ise Tuğba'ya sarılarak sessiz bir gerginliğin içinde bulundukları için lanet okuyordu. Sonunda Yasmin ayağı kalkarak, "Hadi kahvaltıya." Dedi ve yemek masasında çoktan hazır olan kahvaltıya geçti.

Birkaç saniye sonra herkes yerini alarak oturmuştu. Yasmin sadece yerini değiştirmişti. En baş köşeye geçmişti. Bora ise onun karşısına geçmişti. Aralarında gergin bir hava vardı. Bir saat önce olanlar yüzünden. Bora'nın hoşuna gitmeyen bir şeydi ve Yasmin özünde böyleydi. Bora'ya da dişini geçirmişti.

Bora gözünü karşısında oturan Yasmin'den hiç ayırmadan kahvaltısını yapıyordu. Yasmin'de aynı şekilde gözünü ondan ayırmadan sadece koyu kahvesini yavaş bir şekilde içiyordu. Bu kez koyu kahvesi ona ağır gelmişti ve şekersiz olmasından ilk defa lanet okumuştu. Yüzünü buruşturmamak için zor tutuyordu kendini.

Masadakiler ise sessiz gerginliğin içinde kaybolmuş bir şekilde kahvaltılarını yapıyorlardı. Murat biraz neşesi yerine gelsin diye, Tuğba ve Ela ile düğün hakkında konuşmaya başladı. Konuşmaya Pınar ve Alp de katılmıştı.

Bora ve Yasmin sadece ifadesiz bir suratla birbirlerine bakıyorlardı. Birden bire araları uçurum gibi açılmıştı. Gözlerini hiç ayırmadan Bora çayını alarak yudumlamaya başladı. Yasmin hala elinde kahvesiyle onu izliyordu. Murat, Alp, Ela, Tuğba ve Pınar onların konuşmayacaklarını anlayarak sessizleştiler ama Ela'nın böyle sessiz durmaya niyeti yoktu.

"Yasmin düğün Ankara'da olacakmış." Dedi Ela Yasmin'e bakarak.

Yasmin ise hala karşısında oturan Bora'ya bakıyordu. Ela başaramadığını anlayarak," Yasmin diyorum düğün Ankara'da olacakmış diyorum." Diye cırlamıştı.

Yasmin ve Bora'nın dikkatı Ela'nın cırlamasıyla dağılmıştı ama birbirlerinden gözlerini ayırmamışlardı. "Hımm tamam o zaman bir hafta önceden Ankara'dayız." Dedi Yasmin sadece. Sesi normaldi. Kahvesini bırakarak masadan kalktı ve bu sessiz bakışmanın sonuydu.

Odasına girerek kapıyı kapatacakken içeri Bora girdi. Yasmin sıçrayarak kapıdan uzaklaştı. Bora kapıyı kapatarak Yasmin'in üzerine yürümeye başlamıştı. Yasmin ise geri geri gidiyordu. Bora'nın yüzü ifadesizdi ve yavaş yavaş gelmeye devam ediyordu. Yasmin ise yolun sonuna gelmişti artık ve olacaklara kendini hazırlayarak gözlerini kırpmadan ona bakmaya başladı. Bora aralarında birkaç adım kaldığında durarak gözlerini ona dikmişti.

"Normalde böyle misin?" Diye sordu Bora.

Yasmin gözlerini kırpıştırarak ona baktı, "Evet." Dedi sesi normaldi ama kalbi yerinden fırlayacakmış gibi atıyordu.

"Biran önce vazgeçsen iyi edersin. Yoksa..." Dedi Bora ve sustu.

"Yoksa ne?" Diye sordu Yasmin sert bir sesle.

"Yoksa olacaklara karışmam." Dedi Bora koyulaşan gözleriyle.

"Vazgeçmeyeceğim bir gerçek." Dedi Yasmin kararlı bir sesle.

Bora o birkaç adımı hızla kapatarak onu duvara dayadı. Sonra daha da koyulaşan gözlerle ona bakarak, "Bu yaptığın sadece beni daha da tahrik edecek." Dedi sesi şimdi daha baskın çıkıyordu.

Yasmin tam buna cevap verecekken dudakları başka dudakla meşguldü çoktan...



Murat ve Alp dışarıda bahçede oturarak işleriyle ilgili birbirleriyle konuşuyorlardı. Murat babasının zoruyla bu işi yaptığını söylediğinde, Alp ona daha önceden hangi meslek olmak istediğini sordu. Murat'ın yanıtı ile içten bir tebessümle bakmıştı ona. Çünkü olmak istediği meslek doktordu.

"Gerçekten üzüldüm babanın izin vermediğine. Eğer izin verseydi kesinlikle ortak olduğumuz hastanede birlikte çalışırdık. Ama şimdi o hastane yerine ben Fransada ki hastanede çalışacağım birkaç yıl. Pınar hayatıma girince bu fikrimde değişti. İlerleyeceksem burada ilerleyeceğim. Ondan uzakta olmadan." Dedi Alp güneşe bakarak.

"Seni gerçekten anlıyorum. Aşk insanın iliklerine kadar işler ve çıkmaz." Dedi Murat gülerek.

Tam bu sırada Bora gelerek onların yanına oturdu. "Murat'a katılıyorum. Mesela ben ona karşı hiçbir şey yapamıyorum. Düşünebiliyor musun? Beni etkisi altına aldı. Aşk gerçekten insanı aptallaştırıyor." Dedi gülerek.

"Bizi değil ama seni aptallaştırdığı bir kesin." Dedi Murat kahkaha atarak.

Bora onun omzuna yumruk atarak, "Seninde farkın yok kardeşim." Dedi sinsice gülerek.

"Farkım var." Dedi Murat gülümseyerek.

Bora birden onun taklidini yaparak." Abii o gözler beni içine hapsetti. O yemekte onu görünce kalbimde bir coşku oldu. Görmen lazım afetti resmen." Dedi gülerek.

Murat ise sinirle abisinin omzuna vurdu. Bora kahkaha atmaya başlamıştı onun bu davranışıyla.



Yasmin kendini toparlayarak aynanın karşısına geçti. Ne olduğunu anlamadan Bora onu tutku ile öpmüş ve sonra hızla odadan çıkmıştı. Yere düşmemek için yanındaki dolaba dayanmıştı nefes nefese. Şimdi ise aynanın karşısında kendini toparlayarak odadan hızla çıkıp ahırlara gitti. Seyise atlardan en hızlısını hazırla diyerek bekledi. Seyis beş dakika sonra atı hazırlamıştı. Teşekkür ederek ata binerek hızlıca uzaklaştı. Bahçeden geçerek araziye dalmıştı.

Bora kafasını kaldırarak hızla yanlarından geçen atın üzerindekine baktı ve iliklerine kadar ürpermesi bir oldu. Atın üzerinde Yasmin vardı. Öyle hızlı gidiyordu ki bir dakika bile olmadan gözden kayboldular. Hızla ayağı kalkarak ahırlara gidip atlardan birine bindi.

Gözden kaybolduğu taraftan onu takip etmeye başlamıştı ama çoktan gözden kaybolmuştu. Çiftliğe geri dönerek ata binebilen herkese seslenerek birer at almalarını söyledi.

İki dakika sonra Ela, Murat ve Alp atlara binmiş şekilde yanına gelmişlerdi. Hızla arazide dağılarak Yasmin'i aramaya başladılar.




Kerem arabayı hızla kullanarak sonunda İstanbul'un içine girmişti. Direk şirkete giderek neler olduğunu sordu. Sekreteri cevap verememişti. Kerem kükreyerek kovulduğunu söylerek odasına girdi. Sinirden gözü kararmıştı. Çiftlikte Ela'yı bırakarak buraya gelmişti işleri yüzünden. Odaya girerek masaya dönerek telefonun yanına gidecektiki donup kaldı.

Karşısında babasını görünce şok olmuştu. Babası Kemal ise ona gülümseyerek, "İşleri sen kafanı toplayana ve nişanlanana kadar kendim yapacağım. Ela kızımı üzme." Dedi.

Kerem nasıl çabuk yayıldığını anlamaya çalışararak babasının boynuna küçük bir çocuk gibi sarılarak, "teşekkürler baba. Önümüzdeki ay hazırlanın nişan var." Diyerek odadan çıktı. Mutlulukla ağlayan sekreterine dönerek, "Sadece şakaydı canım." Dedi ve hızla şirketten çıktı.




Ela kendi tarafından her yere bakmıştı ve bulamamıştı Yasmin'i. Alp ise her tarafa bakarak çiftliğe geri dönüyordu. Murat'ta aynı neticede çiftliğe dönüyordu. Bora ise daha dönmemişti. Kendine etmediği küfür kalmamıştı. Ela onu teselli etmeye çalışmıştı aramalarda. Yasmin'in çok iyi ata bindiğini söylemişti. Ama Bora yinede korkuyordu, çünkü çiftliğin en hırçın ve hızlı atına binmişti.



Yasmin atını durdurarak onu ağıca bağlayarak o da yanında oturdu. Öylece düşüncelere dalmıştı...

  BEKLENMEDİK ANLAR 25. 26. 27. 28. 29. BÖLÜMLER Yazýsýna Yapýlan Yorumlar

Bu Yazýya Henüz Yorum Yapýlmamýþ Veya Makale Sahibi Tarafýndan Yorum Onayý Bekleniyor.

  BEKLENMEDİK ANLAR 25. 26. 27. 28. 29. BÖLÜMLER Makalesine Sizde Yorum Yapmak Ýstermisiniz?

Sadece Sitemize Üye Olanlar Yorum Yapabilir.

Üye Ol  |  Þifre Talep


 


Yerli Yapým | Proje Network Ürünleri :
Amatör Yazarlar | Amatör Þairler