Uçmak gitmek buralardan..Dagların kıyısına ,kayaların yamacına doğru...
İçinden gelenleri yazmak için kalem yetmez bazen.Gözlerle görmek gerekir.Kalem dediğin yazıyı döker kağıda; gözleri değil...Gözlerini aktaramazsan kağıda belki gözyaşlarınla ıslatabilirsin onu; tıpkı bulut gibi bulutun yağmuru damla damla yeryüzüne bırakıp yok olması gibi.kaybolur gidersin....
Sıkılırsın ,bogulursun..Nurlar gitmiştir artık etrafından .Başlardan küçük kabarcıklara doluşan hayallerde gökyüzüne savrulmuştur artık...
Eller semaya kalkar bazen.Bütün boşluklar dolmuş gibidir.İnsan bir yap-boz gibidir aslında,dogru parçaları bulup yerine koymazsan ,gövdenin içinde ,kenarları kanlı ,içi kan kırmızısı kocaman bir boşluk oluşur.Amacımız budur hayatta aslında,o boşlukları(dogru parçalarıyla) doldurmak..Tam doldu derken ,eller semadan aşagı iner ve o doldurmalık parça yap-bozdan kopup gider..(öyle bir baglamalısın ki kendini ona ,ellerini kaldırdıgında semaya,oradan gelen şey bir kelepçe olsa da alıp takmalısın bileğine,şah damarına ..ki inmesin o el toprağa)
Düğümler sunuyorum yüreğime..Aortu alıp,sağ karıncıgı ,sol karıncıgı alıp; kapakçıklara baglıyorum..Sonra kalp atışlarım yavaşlıyor...akciğerim havadan alması gerektiği şeyi unutturuyor bana..Ölümle yüzleşiyorum o an ..''Eller yukarı!'' diyor bir ses...Ellerim bu kez sona yaklaşmadan önce birşeylere öncelik vermek yerine, gelen sona engel olamadığı için kalkıyor semaya...
Ne olacak benim ''SON''um?
Sayfalarca zırvalayın ,kelimeleri gelişigüzel yazın,yazın ki öğrenesiniz diyor ünlü yazar...Peki bu dünyada nasıl yapmalı?Hayatı nasıl işlerim ben o tek yazımlık kağıda?Kalemin silgisi gibi ,kaderin silgisi de yok ki elimde!
|
|