İnsanların çoğunluğu için sevgi, bugün genellikle dillerde sözcük olarak kalmış, gerçek anlamda kalplerde yaşanmayan bir duygu. Sevgiden söz edildiğinde birçok insan genellikle sevgi için zamanı olmadığını, şimdi ekmek parası kazanmanın derdinde olduğunu söyler. Hayatında sevgi yoksa o zaman insan ne için çalışır?....
Gerçek sevgiyi yaşayabilmenin yollarını arayan insanlar da tam bulduklarını düşündükleri sevginin de diğerleri gibi aldatıcı ve gelip geçici olduğunu kimi zaman hemen, kimi zaman geç de olsa anlarlar.
İnsanlar karşılaştıkları kişiden genellikle 'negatif elektrik' alırlar. Daha başlangıçta sevgisizlik ruhlarına hakim olur. Oysa insan, karşılaştığı kişiye önce hüsn-ü zan etmelidir. İyi bir insan olduğunu düşünmeli, sevgi duymalı. Zamanla kötü davranışlarını gördüğünde ise kişiyi güzel sözle uyarmalı, düzeltmesi için yardımcı olmalı. Sevgiyi kaybetmemek için çaba göstermeli, sevgiye sarılmalıdır. Ancak, kişinin düzelmemekte ısrarcı olması durumunda arkadaşlığını gözden geçirmeli.
Çevremizde sık sık çok sevdiklerini, birbirlerine değer verdiklerini söyleyen kişilerin, çok ağır sözler söyleyerek ve birbirlerine iftiralar atarak, düşmanca ayrıldıklarına tanık oluruz. İnsanların ilişki türü ne olursa olsun aralarındaki bağların kopması genellikle bu şekilde aşağılama, suçlama ve nefretle olur. Ve bu insanların büyük bir çoğunluğu, artık "sevgilerinin bittiğini" söylerler.
Aslında bu insanların yaşadıkları sistem içerisinde 'sevgi' olarak adlandırdıkları şey, 'gerçek sevgi' değildir. Bu yalnızca sağlam bir dayanağı olmayan, karşılıklı çıkarlar doğrultusunda gelişen, manevi derinliği olmayan ve maddi değerlere dayanan bağlardır.
Bu bağlar öylesine zayıftır ki kaza sonucu sakat kalan ya da imkanlarını kaybedip yaşam şartları değişen, dolayısıyla artık karşısındaki kişinin beklentilerine yanıt veremeyen kişi, gördüğü ilgi ve sevgiyi kaybeder. Çok sevdiğini söyleyen kişi, bu konuma gelen insanla, değişik bahaneler ortaya koyarak tüm bağlarını koparır.
Toplumdaki insanların büyük bir bölümü ruhlarındaki sevgiyi öldürmüş durumda. İnsanların öncelikle ruhlarındaki ölüyü diriltmeleri gerekmektedir. Asıl önemli konu, sevginin asıl kaynağı olan Allah aşkının insanı sarması. Aksi halde şefkat, merhamet, sabır olmaz, mutluluk olmaz. Materyalist kafayla sevgisizliğin, bencilliğin acısı en şiddetli şekilde yaşanır.
Sevgi sanattır; gerçek sevgi vefa, sadakat, fedakarlık ve samimiyet gerektirir. Güzel ahlakı yaşamayanlar, gerçek sevgiye ulaşamazlar. İnsanların birçoğu sevginin taklidini yapar ve gerçek sevgiyi yaşıyormuş gibi görünmeye çalışır. Samimi insanlar ise ’sevgi gücünü’ çok iyi kullanmaya ve önündeki engelleri kaldırmaya çaba gösterirler. Gerçek ve samimi sevgi, insan için en büyük nimetlerden biridir.
Fuat Türker |
|