Güller dağılmış loş bahçeye.
Mozaik merdivenlerde dikenleri.
Pencere kenarlarında kuşlar,
Issızlığa serenat, cıvıldaşıyorlar…
Ağaçlarımın yaprakları azar azar,
Islak toprağa düşüp, kanacaklar…
Damarımdan sessizce akan kanlar,
Boşluğa akmaktan mı korkacaklar.
Ben yine o deniz kıyısındayım.
Başımı kayalara yaslamış,
Son saatlerimi anlatıyorum...
Her suçu üstlenen seri katil gölgeleri,
Bıçaklarını boşluğa atmaktan mı kaçacaklar...
Sevgimin asıl unsurları,
Karanlık gece yarıları,
Silik, tiz bir sesin peşinde,
Boşluğa yürür adım mı koşacaklar…
Kararsızlıklar kararında,
Aşamalar zamanında,
Sorular cevabında dursun…
Boşluğa akmaktan,
Bıçağını atmaktan,
Daha acısı,
Acısına koşmaktan korkanlar,
Ciğerlerini loş bahçelerde
Semiz hava ile doldursun…
Ben artık bitmiş,
Boşluğa düşmekten korkar olmuşum…
Sazlardan salıma kürek salıp
Karanlık düş/üş/lerimi alıp kaçacağım...
Dilerim, zaman çocuk gülüşümde
O saf düşümde dursun…
|
|