Kayıtlı Kullanıcı Girişi |
|
Reklam |
Haberler |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
...BUNCA ZAMAN GEÇMİŞKEN... okunuyor. |
|
 |
Baþlýk |
: |
...BUNCA ZAMAN GEÇMİŞKEN... |
| Kategori |
: |
Kişisel |
| Ekleyen |
: |
gezgin |
| Eklenme Tarihi |
: |
03.11.2008 |
| Okunma Sayýsý |
: |
301 |
|
|
|
Yazý Ýçeriði |
Ardımda bıraktığım gün gibi aşikarken seni, şimdi bunca vakit geçmişken hem de, düşüncelerimde sisli ve yorgun bir akşamında bu şehrin, yer bir pideci salonu aylardan Aralık.
Hesabını yapmak şöyle dursun ne gözyaşını unutabildim su içerken sakladığın ne de gidişine dizilen esrarı.
Kaybolduğum yollar boyunca uzanan çokça büyük bir geçmişi bıraktım ayak izlerinde. Şimdi hala karşı komşun selam verirken bana gördüğü her yerde seni özlemek değil bu, olmamalı. Ne fark ederdi derdin ne fark ederdi yaşam olmasa yaşam, yani yaşamak neyin içinde sunulur ki bize sebep olur bunca acıya. Babanın ölümüyle sarsıldığın gecenin sabahında gözlerinden sızan yaşamışlığın içine beni de kattığında anladım ki acının adresi yok bu hayatta.
Nedenini bilmesek de en serseri yerinde ömrümüzün bulduk birbirimizi ve efendiliğin kol gezdiği sokaklarda dalga geçtik hayatla. Sen bu şehre yabancı ben sana acıkmışken bunca yankı onun içindi işte kulağımızda. Kimseler yokken kar yağdığında bu şehre, bir deniz kenarında, bir ağacın dibinde, gecenin üçünde sarılarak ıslandığımızı ve başka bir iklimde sımsıcakken hava üşüyen iki bedeni taşıdığımızı unutamazsın.
Bak derdin bak işte. Çizdiğim gökyüzü hayallerinde yok ki senin rengin ve başlamışken bitmemeli bunca sevinç. Bense sesinin her titreyişinde elinin sıcaklığında bulurdum nefesimi. Kaybolmak şöyle dursun kendimi bulabildiğim bir senin omzundu ağlayan her yanında hayatımın.
Hiçbir şeyimiz olmadığındandı kurmadığımız hayaller ve olmaya başladığında kaybetmeye başladık birbirimize dair özgürlüğümüzü.
Sisli bir akşam yemeğinde karışırken bu şehrin kömür dumanları yer bir pideci salonu ve aylardan Aralık. Gözyaşlarını saklayan sen su içerken bende gözünden kaçırdığım gözlerime takındığım yalnızlığı hazmetmeye çalışır vaziyette.
Aslında dilimize gelmeyen, bildiğimiz, gün gün yaklaştığımızı hissettiğimiz yani anladığımız ama anlatamamaktan korkup ağzımızı açamadığımız bu zorunlu karar ne kadar da korkuttu bakışlarımızı. Ağzını açan gözyaşına boğulacak ve mecburi olarak masaya sanki yenilecekmiş gibi söylenen pide ilgisizlikten soğuyacak. Yani artık o sokaktan geçerken girdiğim o yol ve girdiğim mavi demir kapılı apartman bana yabancılaşacak ve sen babanı hatırladığın her vakitte sarılacak birini bulamayacaksın öylemi ? Yani ben artık sarhoşluğumda saçmaladığımda “yeter artık” kimse demeyecek yada yine o makyajı yaptığında hiç kimse sana “menekşem benim” demeyecek öylemi ?
Yer bir pideci salonu aylardan aralık, havada şehre yeni yerleşen kömür kokusu. Suskun iki insanın aynı yolda yürüyüşü ve yaklaşıldığında apartmanın giriş kapısına daha gelmeden araya giren mesafe. Ne kız döner geriye girmeden eve ne erkek bakar apartmana giren sevgiliye. Sanki o yola hiç çıkılmamış gibi yabancılaştıkça yakınlaşan iki yürek bırakılır kapının önüne ve iki sahte yüz takınılıp normal yaşantılarda kendilerini kandırarak başarırlar bu sebepsiz ayrılıkla savaşmayı.
(Her şeyi bir tarafa attıktan sonra kaybolduğum bir tünel sayılır cüssemi aşan. Bir defa dahi pişman olmadan hissettiğim sıcaklığın hala durur içimde ve kaybolmadan gözlerinin buğusu gözlerimde. Hala bıraktığın gibi sıcacık düşlerim umarım mutlusundur olduğun yerde menekşem benim...)
|
|
|
 |
...BUNCA ZAMAN GEÇMİŞKEN... Yazýsýna Yapýlan Yorumlar |
|
Bu Yazýya Henüz Yorum Yapýlmamýþ Veya Makale Sahibi Tarafýndan Yorum Onayý Bekleniyor. |
|
|
 |
...BUNCA ZAMAN GEÇMİŞKEN... Makalesine Sizde Yorum Yapmak Ýstermisiniz? |
|
|
|