Kayıtlı Kullanıcı Girişi |
|
Reklam |
Haberler |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
...ESKİ ZAMAN İNSANLARI... okunuyor. |
|
 |
Baþlýk |
: |
...ESKİ ZAMAN İNSANLARI... |
| Kategori |
: |
Deneme |
| Ekleyen |
: |
gezgin |
| Eklenme Tarihi |
: |
03.11.2008 |
| Okunma Sayýsý |
: |
1465 |
|
|
|
Yazý Ýçeriði |
“Anlamak, anlatmak, anlaşılmak.”
Dünya döndükçe dönüyoruz bizlerde bazan tersine bazan düzüne. Yaşama kaygılarımızı bir yana bırakamadan kendimizi atıyoruz kapının önüne. Sonra sorgularımızda yerli yersiz yer eden birçok kavramının çıkmaz sokağında gördüğümüzde kendimizi ayıklamaktan pirinç bırakmadığımız taşların etkisine kapılıp yorgun zihnimizle ölüme kilitleniyoruz. Dediği gibi şairin ”Kim bilir kaç yaşında hangi musalla taşında”
Nedense bugün “eski zaman insanları” diye gündelik sohbetlerimizde tarif ettiğimiz insanların algılamaları her zaman doğru yönde seyir gösteriyor ve şaşıran biz gençler oluyoruz. Eski zaman insanlarının gençliklerine dair anlattıkları her şeyde insanlık ilişkilerinin ve birebir yaşamanın ne denli güçlü olduğunu şüphesiz vurgulamaya gerek yok.
Nedenlerini düşünecek olursak eğer onlar geçtiği yollara bizleri sokmamak isterken bildikleri doğrultusunda hayatlarımızı yönlendirmemizi bekliyorlar bizse aynı onların gençliklerinde ki keşfetme arzusuyla yaşayarak öğrenme yolunu seçiyoruz. Ama yinede camide rastladığınız aksakallı dedelerimizin o ölümü bekleyen gözleriyle bakarak bizlere anlattıklarında ayrı bir coğrafya var. Ve bu hayatta her coğrafyanın benzer kara parçaları benzer deniz suları var.
Ne olursa olsun biz gençler her şeyin önümüze koyulmasına o kadar alışmışız ki herkesin de bizi biz anlatmadan yada onları anlamadan anlamasını bekliyoruz. Benim kendimce “Makarna gençliği” de dediğim bizler hiçbir zaman bakkaldan alınan makarnadan yemeden büyüyen babalarımızı anlamak için yol kat etmeyeceğiz. Ebeveynlerimizin çağını anlamak istemeyip galiba tek yaptığımız o günlerin getirdiği eski türk filmleriyle dalga geçmek. Yokluklarla yarattıkları bu ülkeyi tekrar inşa eden büyüklerimiz bizim her şey elimizdeyken hiçbir şey yapmayışımızı şüphesiz anlamlandıramaz. Onlar bize oranla çok daha çaresiz ama çok daha üreterek yaşadılar. Toprağı anaları gibi sevdiler ve işlediler. Her yaz sonu kış için konserveler yapıp erişteler kestiler çünkü onların devrinde sonrayı düşünmek zorunluydu. Gençken de yaşlılıklarında da üreterek yaşıyorlar hala.
Çok sevdiğim bir sözdür, “Neyi gördüğümüz nasıl baktığımıza bağlıdır”. Görmekle bakmanın aynı anlamı taşımadığını anlatan bu güzel söz aslında hayata dair bir sürü ipucu vermektedir.
Ki eğer görmek isterseniz yada o coğrafyayı merak etmek isterseniz etrafımız kendi zamanlarını kendi şartlarını anlatmak isteyen bir sürü eski zaman insanlarıyla dolu. Tarih kitaplarından tek farkı dinlemenin,herkesin bilmesi gerekeni anlatmaması bu insanların. Tarifsiz kederler içinde kah gülümseyerek kah kahkaha atarak bizlere bir şeyler vermeye çalışan bu insanların anlattıklarını dinleyip anlayarak deneyin birde kendi zamanınızı anlatmayı. Belki onlara yaklaştığınız adımlar yol olur döner bize ve belki uzun zamandır kaybettiğimiz onca yansımayı yakalarız onların yüzlerinde.
|
|
|
 |
...ESKİ ZAMAN İNSANLARI... Yazýsýna Yapýlan Yorumlar |
|
Bu Yazýya Henüz Yorum Yapýlmamýþ Veya Makale Sahibi Tarafýndan Yorum Onayý Bekleniyor. |
|
|
 |
...ESKİ ZAMAN İNSANLARI... Makalesine Sizde Yorum Yapmak Ýstermisiniz? |
|
|
|