Kayıtlı Kullanıcı Girişi |
|
Reklam |
Haberler |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
BEKLENMEDİK ANLAR 18.19.20.21.22.23.24. BÖLÜMLER okunuyor. |
|
 |
Baþlýk |
: |
BEKLENMEDİK ANLAR 18.19.20.21.22.23.24. BÖLÜMLER |
| Kategori |
: |
Şiir |
| Ekleyen |
: |
...ELF... |
| Eklenme Tarihi |
: |
03.07.2011 |
| Okunma Sayýsý |
: |
167 |
|
|
|
Yazý Ýçeriði |
18.BÖLÜM
Alp üniversiteye geldiğinde biraz arabasının içinde durdu. Düşüncelerini toparlamaya çalışıyordu. Sonra arabadan çıkarak içeri girip ziyaretçi kartı aldı. Yasmin’i telefondan arayarak okulunda olduğunu söyledi. Bunu duyunca Yasmin sevinmişti. Hemen yayına geliyorum dedikten üç dakika sonra yanındaydı. Alp onu görünce kalbi yerinden çıkacak gibi olmuştu. Yasmin onu kafeteryaya götürüp bir masaya oturdular.
“Görüşmeyeli neler yapıyorsun?” Dedi Yasmin’a içten gülümseyerek.
“Öyle uğraşıyorum. Stajımı tamamlamaya çalışıyorum.” Dedi Alp biraz yalan söyleyerek.
“Hımm ne kadar kaldı bitmesine?” Diye sordu Yasmin’e.
“Senin üniversite ne zaman bitiyorsa bende o zaman doktor oluyorum.” Dedi gülerek Alp. Şimdi kendini daha iyi hissediyordu.
“Yani benim daha 3 senem var o zaman mı senin stajın bitiyor?” Dedi Yasmin gülerek.
“Hayır, yani demek istediğim birinci senen ne zaman bitiyorsa bende o zaman doktor olarak karşında duracağım.” Dedi Alp kahkaha atarak.
“Vay canına sonunda emeklerinin karşılığını alacaksın.” Dedi Yasmin gülümseyerek.
“Evet.” Dedi Alp sevinçle. Çok istiyordu doktor olmayı.
“Peki, bitince nerede başlayacaksın doktorluğa.” Dedi Yasmin merakla.
“Hımm babamın hastanesinde ya da kendime hemen klinik açacağım. Tabii pek hastam olmaz kliniğimde o yüzden ilk önce babamın hastanesinde doktorluk yapacağım.” Dedi Alp gülümseyerek.
O sırada yanlarına beş kişi gelerek Yasmin’e kaş göz yakarak Alp’i gösterdiler. Yasmin gülerek:
“Sizi yakın dostum Alp’e tanıştırayım. Alp bunlar çok iyi anlaştığım dostlarımdan bazıları. Hakan, Berk, Nazlı, Yağız ve Pınar.” Dedi gülümseyerek Yasmin.
Alp onlara sırayla gülümserken gözü Pınar’a takıldı. Neydi şimdi bu?
Bora;
Ankara’ya gitmem lazımken hala buradaydım. İstanbul’da. Biraz dışarı çıkmam lazımdı ama çıkmak istemiyordum. Sonunda banyoya giderek duş aldım ve üzerime spor bir şeyler giyindim.
Dışarı çıkınca temiz havayı ciğerlerime doldurmak yerine arabaların kirlettiği havayı çektim içime. Buna sinirlenmiştim ve arabaya binerek ağaçlık alanlar olan bir yere gittim. Ankara’da olsaydım Kanuni parkına giderdim. Orada ağaçlık alan çoktu ve temiz hava vardı. Ya da piknik yapmak için Gök suya giderdim. Ama burada pek bilmediğim bir yere gelmek kendimi acayip hissettirmişti. Yürüyüş yeri vardı ve ben koşmak istiyordum. Havada bulut vardı ve güneş yoktu. Serin havayı her zaman severdim.
Koşarken avukatımın Yasmin’i araştırması için elinde ne kaynak varsa kullanmasını istemiştim. Bu biraz özel hayata saygısızlık olsa da onun hakkında her şeyi öğrenmek istiyordum. Buna ihtiyacım vardı.
Murat ve Tuğba eve geldiklerinde Bora evde değildi. Bu iyi bir şeydi. Murat Bora’nın odasına giderek bir hafta idare edeceği eşyaları çantaya yerleştirdi. Tuğba ise banyo için kullanabileceği tıraş takımı, şampuan, diş macunu ve fırçası koydu başka bir çantaya yerleştirdi.
İşleri bitince yola çıktılar. Kendilerine düşen planın bir kısmı bitmişti ve şimdi alışveriş yapmak için markete gittiler. Bir haftalık erzaktan sonra çiftlik yolunu tuttular. Bora bu çiftliği bilmiyordu. Bu yüzden planlarının ana konusu onların bilemeyeceği bir yerdi.
Murat, Tuğba’nın anlattıklarından biraz rahatsız olmuştu. Yasmin’in birçok sevgilisi olduğunu öğrenince şüphelenmeye başlamıştı. Ama sonra Tuğba onun ne hissettiğini anlayınca hemen “Onlarla birlikte olmadı merak etme. Onların elinden bile tutmayan biri ve öpüşmedi de. Evleneceği adama adamış biri Yasmin ve ona temiz bir olarak varmak istiyor.” Dedi.
Murat bunları duyunca içi rahatlamıştı ve buna çok sevinmişti. Bora kalbini yanlış birine vermemişti. Tam tersine çok iyi ve temiz birine verdiğini öğrenmişti.
Sonunda çiftliğe varmışlardı ve getirdikleri eşyaları yerleştirmeye başladılar. (Yaptıkları plan sonralarda söylenecek. Yani plan gerçekleştirildiğinde öğreneceksiniz :D)
Ela ve Kerem sonunda eve gelmişlerdi. Yasmin evde yoktu. Bu iyiydi. Şimdi planın üzerlerine düşen kısmı yapabilirlerdi. Yasmin’in odasına giderek sportif giysilerini topladı Ela. Kerem ise Yasmin’in şampuanını, parfümünü, makyaj malzemelerinin bir kısmını toplamaya ve diş bakım takımlarını başka bir çantaya yerleştirdi. Ela Kerem’e dönerek:
“Sen odadan şimdi çık birkaç özel eşya koyacağım.” Dedi.
Kerem ne olduğunu anlamasa da kadınların işine burnunu sokmamak için “tamam.” Diyerek odadan çıktı.
Ela birkaç kadınsal eşyaları daha koydu. Yasmin bunlarla bir hafta idare edebilirdi. Zaten bir hafta sonra yine burada olacaktı.
Sonunda yola koyularak çiftliğe gittiler. Murat ve Tuğba onları bekliyorlardı. Kerem biraz rahatsızdı plandan ama buna mecburdu. Murat:
“Gelebildiniz sonunda. Hadi gelin sizi çiftliği gezdireyim ve Yasmin’in eşyalarını yerleştirmek için odasını göstereyim.” Dedi gülümseyerek.
Çiftliği gezdiklerinde çevrede başka kimsenin olmadığını görünce iyi bir yer seçtiklerine karar verdiler. Bir hafta kimse olmadan yaşamak kolaydı. Sonra Tuğba ve Ela Yasmin’in eşyalarını yerleştirmek için odaya gittiler.
Bu sırada Murat ve Kerem konuşmaya başladılar.
“Bu plan işe yarayacak mı?” Diye sordu Kerem.
“Bence yarayacak.” Dedi Murat gülerek.
“Bora Yasmin’e bir şey yapmaz değil mi?” Dedi Kerem emin olmak için.
“Bundan eminim. Hadi dostum endişelenmeyi bırak Bora kadınlar konusunda gerçekten çok acemi söylediğim gibi.” Dedi Murat güvence vererek.
“Sen öyle diyorsan öyle olsun.” Dedi Kerem rahatlayarak.
Kızlar eşyaları yerleştirdikten sonra gelip “hadi başlayalım şu işe.” Dediler.
Yasmin dersleri bitince eve gitmek için arabasına ilerliyordu. Arabasının yanına gelince çantasından anahtarları bulmaya çalıştı. Tam anahtarları bulmuştu ki yanına hızla gelen siyah arabaya takıldı gözleri. Araba durunca iki tane güçlü erkek çıkarak koşarak onun yanına geldi. Yasmin paniklemişti ama artık çok geçti. Adamlardan biri onu bayıltmıştı ve ikisi de hızla Yasmin’i taşıyarak arabaya bindirdi.
Bora nefes nefese kalmıştı koşmaktan. Sonunda fazla koşamayacağını anlayınca arabasının yanına gitti. Arabasının anahtarını cebinden çıkaracağı zaman yanında park etmiş siyah arabadan üç adam çıkıp Bora’nın yanına gitti. Bora tam savunmaya geçecekti ki arkasından dördüncü kişi onu bayıltmıştı bile. Dördü birden Bora’yı arabaya taşıyarak hızla oradan uzaklaşmışlardı.
Kerem ve Murat planlarının başarıyla başladığını anlayınca kızlara dönerek “Hadi gidiyoruz buradan. Birazdan ikisi de burada olacak.” Dediler gülerek ve gitmek için arabalarına gittiler.
19.BÖLÜM
Hepsi toplanıp Kerem’in evine gitmişlerdi. Kızlar içeride kahve ve kurabiye hazırlıyorlardı. Murat ve Kerem ise olacakları konuşuyorlardı.
“Bu plan sence işe yarayacak mı?” Dedi Kerem.
“Sence yaramasa bu planı yapar mıydık? Tabii ki yarayacak bak bir hafta sonra çifte kumrular gibi olacaklar.” Dedi Murat gülerek.
“Umarım. Yasmin’in mutlu olmasını istiyorum.” Dedi Kerem gülümseyerek.
“Bende Bora’nın.” Dedi Murat da gülümseyerek.
“Peki bize nasıl haber verecekler başlarına bir şey geldiğinde.” Diye sordu birden Kerem.
“Bilmiyorum bak bunu düşünmedim. Telefonlarını ellerinden aldık ve bu aklıma gelmedi.” Dedi Murat endişeyle.
“Murat başlarına eğer bir şey gelsin bunu senden soracağım.” Dedi Kerem sinirle.
“Hey dostum biraz dur arada onları gözlemek için gizlice birini göndeririz.” Dedi Murat hemen.
“Tamam, ama unutma bak gözetlemeye birini gönder.” Diye üstüne basarak söyledi Kerem.
“Tamam.” Dedi Murat ellerini teslim olur gibi yaparak.
Yasmin ve Bora hala baygın bir şekilde kanepede birbirlerine sarılıp yatıyorlardı. Buda planın bir parçasıydı. Birbirlerine sarılı bir şekilde uyanacaklardı. Adamlar buraya getirmişlerdi onları ve salona bırakmışlardı. Bütün teknolojik aletlerini almışlardı.
Alp birden 360 derece dönmüştü resmen Pınar’ı gördüğünden beri. Bu kez hislerinden emin olmak istiyordu. İnsan görür görmez aşık olur mu? Emin olmadan bir şey yapmayacaktı.
Karar verip Yasmin’i aramayı denedi. Numarayı tuşladı ama “aradığınız kişiye şuan ulaşılamıyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.” Dedi telesekreter. Ulaşması lazımdı ama telefonu kapalıydı.
Ela’yı aramayı denedi. Ela üçüncü çalışta açmıştı telefonu.
“Alo Alp.” Dedi hemen Ela.
“Selam Ela ben Yasmin’e ulaşmaya çalışıyorum ama telefonu kapalı.” Dedi Alp hemen.
Ela birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra “Şey o biraz kafa dağıtmak için tatile gitti. Bir hafta sonra dönecek.” Dedi Ela.
“Hım tamam.” Dedi Alp.
“Ne oldu? İstersen ben yardımcı olabilirim.” Dedi Ela arkadaşça bir sesle.
“Sadece bir şey soracaktım. Tatilden gelince sorarım.” Dedi Alp.
“Tamam.” Dedi Ela.
“Sonra görüşürüz bu arada Kerem’e selam söyle.” Dedi Alp.
“Tamam, söylerim sonra görüşürüz.” Dedi Ela ve kapattı.
Alp şimdi bir hafta beklemesi lazımdı. Bu zor olsa da bekleyecekti.
Sonunda evlere dağılmışlardı. Murat ve Tuğba evlerine geldiklerinde yorgunluktan kendilerini salonda ki koltuklara atmışlardı. Tuğba hala bu planı yaptıklarına inanamıyordu.
“Sence doğru olanı mı yaptık?” Diye sordu sonunda.
“Umarım doğru olan budur. Aksisini düşünmek istemiyorum. Bora bunu bana çok kötü ödetir.” Dedi Murat bıkkın sesle.
“Nasıl yani?” Diye sordu Tuğba endişeyle.
“Bora iyi huylu falan görebilirsin ama tehlikelidir. İş dünyasında karşısına çıkanları acımasızca ezebilir. Ben bundan korkuyorum, kendi şirketimi kurduğumdan beri onun önüne çıkmamaya çalışıyorum. Kardeşi bile olsam gözümün yaşına bakmaz batırır beni.” Dedi Murat bunları düşününce ürpermişti.
“Sen şimdi bana Bora’nın acımasız olduğunu mu diyorsun? Tanrı aşkına biz şimdi ne yaptık. Ya bunun sonu kötü biterse.” Dedi Tuğba ayağı fırlayarak.
“Tatlım sakinleş. Büyük bir ihtimalle sonu iyi bitecek. Aslında planı gerçekleştirirken Allah’tan Bora’nın korumaları yoktu yoksa kesinlikle biterdik.” Dedi Murat.
“Bunu bir hafta sonra göreceğiz.” Dedi Tuğba kendi odasına giderek.
Ela yorgunluktan kanepede oturuyordu. Kerem’de karşısında ki koltukta oturuyordu. Düşüncelere dalmışlardı ama Ela sonunda.
“Kerem bu plan gerçekten doğru olan mı?” Diye sordu.
“Öyle görünüyor.” Dedi Kerem.
“Ya yanlış giden bir şey olursa ve bunu Yasmin burnumuzdan fitil, fitil getirir biliyordun.” Dedi Ela endişeyle.
“Hem de nasıl dua edelimde plan ters tepmesin.” Dedi Kerem sessizce.
“Umarım tepmez. Yoksa Yasmin bizi feci halde teper. En son onu kızdırdığımızda ne yaptığını hatırlıyor musun? Senin aklına oyup nasıl yaptım bilmiyorum.” Dedi Ela sinirle.
“Hatırlamaz olur muyum? Tabii ki hatırlıyorum. Ona bir şaka yapalım dedim ve senide sürüklemiştim buna. Sonunda bunu bize feci halde ödetmişti. Tanrım hala aklımda. Evde parti vermişti ve biz anlamadan etmeden kendimizi partide çıplak bulmuştuk birbirimizi. Azda olsa acımıştı da iç çamaşırlarımız üstümüzdeydi. Nasıl yaptığını anlamamıştık. Millet bize gülmekten havuza düşmüştü bazıları. O anı hatırlayınca hala utanıyorum.” Dedi Kerem yüzünü buruşturarak.
“Hele sen ona bir şaka yaptığında o sana ne yapmıştı. Ailen buna çok kızmıştı ve seni evden kovmuştu bir hafta.” Dedi Ela merakla.
“Onu boş ver duymak istemezsin.” Dedi Kerem kısa keserek anlatmak istemiyordu. Bunu hele Ela’ya anlatamazdı.
“İyi o zaman bugün tek yat.” Dedi Ela sinirle ve koşarak odaya gitti.
Kerem kalkarak onun peşinden koştu ama maalesef artık çok geçti. Ela kapıyı kitlemişti bile.
“Ela kapıyı aç yoksa çok kötü olur.” Dedi Kerem sinirle.
“Nefesiniz boşuna tüketme anlatana kadar benimle birlikte uyumayacaksın.” Dedi Ela kapının ardından bağırarak.
“Ela duymak istemezsin lütfen aç kapıyı.” Dedi Kerem inatla.
“O zaman defol başka odada kal.” Dedi Ela.
“Ela kapıyı kırarım bak.” Dedi Kerem sinirle kapının kulpunu zorlayarak.
“Bende senin kafanı kırarım. Unuttun galiba iyi dövüşçüyümdür.” Dedi Ela sinirle.
“Senle sonra görüşeceğiz Ela Hanım.” Dedi Kerem ve misafir odasına gitti.
Nasıl anlatabilirdi dört yıl önce hizmetçiyle yatarken baba ve annesinin onu bastığını. Bunu anlatamazdı Ela’ya.
20.BÖLÜM 1.PART
Yasmin
Yasmin yavaş, yavaş kendine geliyordu. Uyanmak istemiyordu. Sıcakçık kollar onu sarmışken nasıl uyanmak istesin ki. Dünkü yaşananlar birden aklına geldi. Gözlerini açmadan ve kıpırdamadan neler olduğunu düşündü.
Daha eve gitmemişti dün arabasına bile binmediyse. Korkuyordu gözlerini açmaya. Onu saran kollarda gevşemeye başlamıştı. Gözlerini açsa iyi olacaktı.
Bora birisine sarılıyordu ama kime olduğunu anlamıyordu. Kollarını sardığı vücut zarif ve bayan vücuduydu. Dün neler olduğunu hatırlamaya çalıştı ama aklına sadece arabaya binerken yanında ki siyah arabadan üç kişinin çıkışını hatırlıyordu. O adamlar şimdi neredeydi ve en önemlisi şimdi neredeydi.
Bora
Yasmin hızla gözlerini açarak ayağı fırladı. Başı dönmüştü ve kalktığı yere geri yığıldı. Kaslı ve sert bir vücudun üstüne düşmüştü. Üzerine düştüğü kişi hızla nefes alarak “ahh” demişti. Yasmin ne yapacağını bilmiyordu. Kimin üzerine düştüyse canını acıtmıştı.
Bora ne olduğunu anlamadan üzerinde ki kişi kalkmıştı ve sonra üzerine geri düşmüştü. Darbe hayalarına gelmişti ve canı feci halde yanıyordu. Hızla nefes alarak bağırmıştı.
Yasmin endişeyle kalkıp üzerine düştüğü adamı görünce birden kötü hissetmişti kendini. Bora tam karşısında duruyordu. Onun acıdan kıvrandığını görünce hemen söze başlamıştı..
“Canın acıdı mı Bora?” Demişti. Bu sesi tanıyordu. Aklından hiç çıkmayan sesti bu. Yasmin…
“Yasmin... Senin burada ne işin var?” Dedi Bora acıyı unutmaya çalışarak gözlerini şaşkınlıktan açtı.
“Bilmiyorum. Uyanınca kendimi burada buldum. Onu bırak da çok özür dilerim. Canın yanıyor mu?” Dedi Yasmin endişeyle.
Bora dayanaklı biriydi ve birkaç dakika sonra acıyı görmezlikten gelebilirdi. Yasmin’in endişesini görünce:
“Ben iyiyim.” Dedi gülerek. “Biz buraya nasıl geldik?” Dedi sonradan.
“Bende bilmiyorum. Dün okuldan çıktım arabama ilerlediğimde yanıma siyah bir araba gelip iki adamı gördüm ve sonrasını hatırlamıyorum. Peki, ya sen?” Dedi Yasmin düşüncelere dalarak Bora’nın yanına oturdu.
“Ben… Şey koşuya çıkmıştım. Nereye koşuya gittiğimi bilmiyorum. İki saat koşudan sonra eve gidecektim… Sonra arabama ilerledim ve arabamın yanında siyah bir arabadan üç adam çıktı. Bana doğru geliyorlardı ve gerisini hatırlamıyorum. Kendimi şimdi burada buldum.” Dedi Bora’da düşüncelere dalarak.
Yasmin birden iliklerine kadar ürperdi ve “biz şimdi kaçırıldık mı?” Dedi korkarak.
“Hımm bilemiyorum ama kaçırılmadık bundan eminim. Kaçırılsak ya sen tek kaçırılırdın ailenin işi yüzünden. Ya da ben tek kaçırılırdım genç iş adamı olduğum için.” Dedi Bora gerçeği yüz üstüne vurarak.
“O zaman burada ne işimiz var bizim.” Dedi Yasmin.
“Bunu bilmiyorum işte.” Dedi Bora sadece.
“Etrafa bakalım ben telefon falan bulmaya çalışıyım.” Dedi Yasmin öneride bulunarak.
“Etrafa bakmadan önce ben bir duş alsam, galiba dün koşudan sonra banyo yapmadım.” Bluzuna baktı “evet yapmamışım. Böyle ortalarda dolaşmayı istemem.” Dedi ve ayağı kalkıp banyoyu aramaya başladı.
“O zaman bende etrafa bakınayım.” Dedi Yasmin arkasından bağırarak.
Yasmin etrafına bakınıyordu ama hiçbir şey yoktu. Sırayla odalara girip bakmaya başladı ama girdiği ikinci odada donup kalmıştı resmen. Biri onun eşyalarını buraya nasıl getirmişti anlayamıyordu. Odadan hızla çıkarak yan odaya girdi. Orada ise erkek eşyaları vardı. Mutfak olduğunu tahmin ettiği yere girdi. Buzdolabına baktı ve ağzına kadar yiyecek olduğunu gördü. Şaşkınlığı iyice artmaya başlayarak banyo tarafına gitti. Kapıya vurdu ama ses yoktu endişelenmeye başlamıştı. Su sesi de yoktu.
Hemen kapıyı açtı ve Bora’nın şaşkın bakışları lavaboda ki eşyalara baktığını gördü.
“Bora iyi misin?” Dedi Yasmin endişeyle.
“Nasıl olur… Eşyalarımın bazıları nasıl buraya geliyor…” Diyebildi Bora sadece.
“Bora bunlar yani… Senin eşyaların mı?” Dedi ve dolapları açarak kendi eşyalarının da burada buldu. “Tanrım ben deliriyor muyum yoksa?” Dedi Yasmin sessizce.
"BEKLENMEDİK ANLAR" 21.BÖLÜM 1.PART
Sonunda içeri girerek ne yapacaklarını düşündüler. Ama yapacak bir şey yoktu bunu biliyorlardı. Resmen dağın başında öylece kalmışlardı. Neden bunu yaptıklarını her ikisi de biliyordu ama bunu dile getirmek istemiyorlardı.
Şimdi ne yapacaklardı tek başlarına. Bunu düşündüklerinde bile serseme dönüyordu. İkisi de burada baş başaydı. Bunu düşündüklerinde ateş basıyordu onları.
Ama şöyle bir şey vardı ki her ikisi de bu duruma seviniyordu. Birbirlerini daha iyi tanımaktan ve iyi anlaşmaktan başka bir şey yapamazlardı. Eğer buradan kötü bir şekilde ayrılırsalar ikisi de birbirlerinin hayatlarını mahvetmek için ellerinden geleni yapacaklardı. Her ikisi de güçlü, zeki, hırslı ve inatçıydılar. Bu ikili ya birleşecek ya da sonu iyi olmayacak bir düşmanlığa bürüneceklerdi…
Alp;
Hala ne yapacağını anlayamıyordu. Eli ayağı resmen bağlı bir şekilde bir haftayı geçireceğini düşündüğünde çıldırıyordu. Pınar’la tanışmayı istiyordu. Bunu Yasmin olmadan nasıl başaracağını düşünürken okula gitmek aklına geldi. Ama ilk önce staj yaptığı hastaneye gidecekti…
Ela ve Kerem;
“Sence şimdi ne yapıyorlardır.” Dedi Ela gülerek.
“Ya bize neler yapacaklarını düşünüyorlar ya da birbirlerini tanımaya çalışıyorlar. Ama büyük bir ihtimalle bunları burnumuzdan getirecekler.” Dedi Kerem endişeyle.
“Kerem tamam bu kadar endişelenme. Sonuçta bize teşekkür edecekler bunu düşün.” Dedi Ela onun endişelendiğini görünce kahkahalarla gülmeye başladı.
“Söylemesi kolay.” Dedi Kerem suratını buruşturarak.
“Neyse bunları düşünmeyelim. Bugün ne yapmak istermiş Beyefendimiz?” Dedi Ela gülerek.
“Hım bugün tatlı bir bayanla bütün gün evde geçireceğim.” Dedi Kerem morali yerine gelerek güldü.
“Ya tamam size iyi eğlenceler.” Dedi Ela sinirle ayağı kalkarak.
Kerem, Ela tam giderken kolundan tuttu ve kucağına oturttu. “Bugün tatlı mı tatlı? Seksi mi seksi? Duygulu mu duygulu? Kıskanç mı kıskanç? Sevgilimle bütün gün evde olmak istiyorum.” Dedi ve Ela’nın dudaklarından öpmeye başladı.
Pınar;
Yasmin’in yanında gördüğüm çocuğu aklımdan çıkaramıyordum. Alp çok tatlı biriydi. Normalde zaten gönlümü böyle şeker mi şeker adamlara kaptırırdım. Ama bu bir başkaydı. Onda öyle bir pırıltı görmüştüm ki bana bakarken resmen beni kendisine çekmişti. Çekim alanına girmiştim ve onu bir daha nasıl görebileceğimi düşünüyordum.
Bora ve Yasmin;
“Ne yapalım? Böyle boş, boş oturmaktan sıkıldım.” Dedi Yasmin yüzünü buruşturarak.
“Bilmiyorum ki. Bende sıkıldım. Hım gel çevreyi dolaşalım.” Dedi Bora’da yüzünü buruşturmuştu.
Birlikte dışarı çıkarak etrafa bakmaya başladılar. Birbirlerine yakın yürüyorlardı ve bir o kadar da birbirlerine çarpmamak için dikkat ediyorlardı. Her yerin bu kadar yeşil almasına büyülenmişlerdi. Yürürken sadece havanın bu kadar güzel olmasını düşünüyorlardı. Öyle dalmışlardı ki havanın ve yeşilliğin güzelliğine Yasmin’in ayağı takılıp yere düşmesiyle ve Bora’da onu tutmaya çalışırken onun üzerine düşmesi bir olmuştu.
Ne olduğunu anlamadan Bora Yasmin’in üzerinde buldu kendini. Yasmin ise yere düştüğünü ve hemen ardından Bora’nın üzerinde olmasına şaşırmıştı…
Murat ve Tuğba;
“Bence bu planı kısa keselim ve gidip onları oradan alalım.” Dedi Tuğba endişeyle.
“Tatlım biraz sakinleş. Onları oradan da şimdi gidip almayacağız. Bir hafta sonra gidip onları oradan almayı düşünüyorum ama bizde onlarla birkaç gün kalırız. Kerem’le bütün bunları düşündük. Çiftlik zaten baya büyük.” Dedi Murat gülerek.
“Sen nasıl bu kadar sakin oluyorsun. Eğer bu işin sonu kötü biterse bizimde bittiğimizin resmi!” Dedi Tuğba sinirle.
“Hayatım sakin ol. Bu işin sonu güzel bitecek. Hadi bugün sinemaya gidelim mi?” Dedi Murat gülümseyerek.
“Tamam, sakin olmaya çalışacağım. Hım film olarak yeni bir film çıkmış Ben Dört Numara adında. Ona gidelim.” Dedi Tuğba gülümsemeye çalışarak.
“Tamam, bana uyar sen nasıl istersen.” Dedi Murat gülümsüyordu hala.
21.BÖLÜM 2.PART
Bora ve Yasmin nasıl düştüklerini
anlayamamıştı. Bora hala şaşkındı. Yasmin’i tutacakken kendi de düşmüştü ve hem
de Yasmin’in üzerine. Kendine gelerek:
“Yasmin iyi misin?” Diye ona
baktı. Bu kadar yakınında olduğunu görünce bir kez daha kendini kaybetmişti.
Çok güzel yüzü vardı ve ona bakmadan edemiyordu. Hele ki dudakları…
“Şey iyiyim sanırım.” Dedi Yasmin
sessizce ve ona bakmakla hata yaptığını anladı. Çok yakınındaydı. Ciddi duran
yüzüne bakamadan edemiyordu. Gözlerinde ki büyüleyici ela rengi ışıklar
saçıyordu. Dudakları o sert dudakları nefes kesiciydi. Kendini zor tutuyordu
öpmemek için…
Bora hala onun mavi gözlerinden
ayrılamamıştı. Gözlerinden sonra gözü Yasmin’in dudaklarına kaydığında ise
artık kendini ona çekildiğini hissetmişti. Gözlerini alamıyordu o dolgun
şehvetli dudaklardan. Nasıl bir büyünün etkisiydi bu ona o kadar çekiliyordu.
Etkileyici, büyüleyici, ateşleyici güzelliği vardı Yasmin’in. Bora daha önce
bunları hiç hissetmemişti. Hiçbir kadın onu bu kadar büyüleyememişti daha önce.
Neden böyle etkilendiğini anlayamıyordu.
Yasmin gözlerini Bora’nın nefes
kesici bir biçimde yaratılmış dudaklarından ayıramıyordu. Nasıl bir dudak
yapısı vardı böyle ki ona çekiliyordu. Vücudu… “Tanrım çıldırmamak elde değil.
Kaslı vücuduyla ve o yüzü… Ciddi yüz hatları ve gülünce gözlerinin altında
tatlı denecek kadar etkileyici çizgiler.. Büyülenmemek elde değil.” Diyordu içinden
Yasmin. İlk defa bir erkekte bunları hissediyordu.
Bora duruşunu biraz değiştirdi ama
Yasmin’in üzerinden kalkmadı. Kalkmakta istemiyordu… Ona çekiliyordu. Daha da
yaklaşmaya başladı Yasmin’e. Yasmin de ona yaklaşmaya başlamıştı. Birbirlerine
yavaş yavaş yaklaşarak burun buruna geldiler. Gözlerine baktılar birbirinin ve
her ikisi de o gözlerde ki ateşi görmüştü. Öyle bir ateşti ki kendileri bile
inanamamıştı. Böyle olacağını kim bile bilirdi ki. (Tabii ki yazar ve onun
sevgili okuyucuları bile bilirdi :D)
Sonunda Bora dudaklarını onun
dudaklarına değdirdi. Öpmedi sadece onun nefesini ve sıcaklığını hissetmek için
durdu. Yasmin bu büyüleyici havadan dolayı sıkıca yummuştu gözlerini. Bora daha
fazla beklemeden öpmeye başlamıştı. Yasmin kendini elektrik çarpmış gibi
hissetmişti. Kan akışı hızlanmış, kalbi ise öyle bir atmaya başlamıştı ki
resmen göğüs kafesinden çıkacak gibiydi. Bora’nın da kalbi onunkinden farklı
değildi. Sonunda Yasmin de ona karşılık vererek öpmeye başladı. Bora onun
başını yeşilliğe koyarak üzerinden kalkarak yanına geldi. Bu süre zarfında
dudaklarını ayırmamıştı ondan ve öpmeye devam ediyordu. Yasmin alev gibi
yanmaya başlamıştı. Bora ise onu öperken bin bir hisler hissediyordu.
Öpücükleri daha da derinleşmeye
başlamıştı. Bunu fark eden Yasmin ve Bora birden bire ikisi de aynı anda
ayrıldılar birbirlerinden. Ayrıldıktan sonra yüzlerine bile bakmadan
uzaklaştılar birbirlerinden. Yasmin onun yüzüne bakmaktan utanıyordu. Bora’da
öyleydi…
Şimdi ne olacaktı... İşte
birbirlerini hissetmeye başladılar ve kalplerine dur diyemeyecek noktaya
gelmişlerdi.
Ertesi gün;
Ela ve Kerem;
“Kerem hadi kalk sabah oldu.” Dedi
Ela tatlı bir dille.
“Lütfen biraz daha aşkım.” Dedi
Kerem gülümseyerek. Bu ona Ela’yı ilk öptüğü sabaha götürmüştü.
“Kerem diyorum… Kime diyorum, kalk
seni koca bebek.” Dedi Ela gülerek.
“Koca bebek haa sen şimdi
görürsün.” Dedi Kerem ve yatağın başında dikilmiş olan Ela’nın kolundan tutarak
hemen yanına yatırttı.
“O koca bebek dediğin kişi bu dünya
harikası kıza sahip n’aberrr...” Dedi Kerem gülerek Ela’yı gıdıklamaya başladı.
Ela kahkahalar atarak elleriyle onun
ellerini çekmeye çalışıyordu. “Kerem bak lütfen… Çek şu ellerini… Kerem diyorum…
Bak elimden kaza çıkacak...” Dedi Ela gülerek konuşmaya çalıştı.
Kerem onu gıdıklamayı bırakarak “Aşkım
bana kıyamaz ki.” Dedi ve Ela’yı öpmeye başladı.
Ela sonunda onun öpücüğünden kurtularak
“bak harbi koca bebeksin hadi kalk aşağıda bahçeye kahvaltı hazırladım.” Dedi
Ela ayağı kalkarak saçını üstünü düzeltti.
“Tamam geliyorum.” Dedi Kerem ve
ayağı kalkıp Ela’yı bir kez daha öpüp banyoya gitti.
Yasmin ve Bora;
“Hala dün yaşananları
unutamıyordum. Onu öptüğümde neler yaşadığımı hiç unutamıyordum. O zaman
dünyada ikimiz vardık gibi gelmişti. Ama şimdi birbirimizin yüzüne bile
bakamıyorduk. Odalarımızdan bile çıkamıyorduk. Tanrım delirmek üzereydim. Zaten
dağın başında kaldığımız yetmiyormuş gibi şimdi utanç içerisindeydik.
Dün Yasmin koşarak nasıl eve
girmişti. Aklımdan hiç çıkmıyordu. Çıkaramıyordum daha doğrusu... Odasına
kapanmıştı benim gibi ve sadece yemek zamanı çıkmıştık odalarımızdan. Onun
hazırladığı yemeklerden yüzümüze bile bakamadan sessizce yemiştik. Buna daha
fazla dayanamazdım. Yaptığım... Yaptığımız hata değildi. İkimizde bunu
isteyerek yapmıştık ve bu yüzden birbirimize böyle davranamazdık.” Diye geçirdi
Bora içinden. Odada tek başına yatağında yatıyordu.
“Nasıl çekilmiştik dün
birbirimize. Hala o ateşli beni benden alan öpüşmeyi unutamıyordum.
Birbirimizden ayrıldıktan bir süre sonra koşarak eve gelmiştim. Birbirimizle resmen
hiç konuşmamıştık. Yani ben konuşamamıştım. İlk defa hissettiğim şeylerdi
bunlar. Ve bu ise sinirime gitmeye başlamıştı. Onun mükemmel yapılı yüzüne
bakmayı o kadar çok istiyordum ki. Hele onun kokusunu içime çekmeyi hiçbir şeyi
bu kadar çok istediğimi hatırlamıyordum. Onu istiyordum (Yanlış anlaşılmasın
haa sadece yanında olması için istiyor .DD).
Dün akşam bile yüzüne bakamamış
konuşamamıştım yemek sırasında. Ne olacaktı şimdi? Böyle devam edemezdi.
Birbirimize böyle davranamazdık. Ama yapamıyordum çok utanıyordum ve bu da ilk
defa bir erkeğe hissettiğim şeydi. Tanrım bana güç ver ve onun yüzüne
bakabileyim...” Diye geçirdi Yasmin odasında koltukta oturarak. Sonra sıkılarak
duş almak için odadan çıkıp banyoya gitti.
★22.BÖLÜM 1.PART★
Bir Haftanın üçüncü günü;
Bora
Yasmin sessizce kahvaltıyı hazırlıyordu. Hala bir kelime bile konuşmamışlardı birbirleriyle. Bora ise içeriyi topluyordu. Bu sessizlik onun da hiç hoşuna gitmiyordu. Bu sessizliği nasıl bozabileceğini düşünüp duruyordu ve bir türlü çözüm bulamıyordu. Bora içeriyi topladıktan mutfağa gitti ve Yasmin'e bakmadan masaya oturdu. Onun o güzel yüzüne bakmayı özlemişti hem de çok özlemişti.
Bora;
Sessizce yemeğini yiyordu yine ve bana hiç bakmıyordu. Kızarmıştı yanakları, hep olduğu gibi. Artık gerçekten bu sessizlik beni sinir ediyordu. Eğer karşımda ki kadını seviyorsam ve iki gün önceki öpücüğü ikimizde istediysek böyle olmamalıyız. Böyle hiç olmamalıyız..
"Artık birbirimizle konuşmayacak mıyız?" Diye sordum sonunda.
Başını kaldırıp gözlerime baktı o muhteşem mavi gözleriyle. Gözlerinin içi parlıyordu. "Şey... Bilmiyorum... Yani bilmiyorum derken ne diyeceğimi bilmiyorum." Dedi açıklamaya çalışarak. Sesinin içinde ki o güzel tınıyı bile özlemiştim.
"Sana bir şey deyim mi? Bende ne diyeceğimi bilmiyorum. İlk defa bu kadar bilinmezlik içine düştüm... Hayatımın en kötü bilinmezliği desem daha iyi olur." Dedim onun o eşsiz yüzüne bakarak.
"Bende." Dedi sadece gözleri patlamaya başlamıştı. Yoksa ağlayacak mıydı? Tanrım ağlıyordu. Gözünden akan yaş bunun ispatıydı.
Hemen yanında ki sandalyeyi çekip oturdum ve yanağında ki yaşı elimle sildim. "Yasmin lütfen ağlama. Bu öpücükten ben pişman değilim bunu sana söyleyim. Aslında o öpücüğü istedim." Diye itirafta bulundum. Gözleri yaşlı bir şekilde bana baktı ve sonra gülmeye başladı. Anlamayan gözlerle bakmaya başladım.
Sonunda gülmeyi bırakarak bana baktı ve "kusura bakma gülmek istemedim ama gülmeden duramadım. Çünkü bende istedim o öpücüğü ve senin istemediğini düşündüm." Dedi Yasmin gülümseyerek.
"Ben öpücüğü de senide istiyorum ama bu öpücük beklenmedik bir anda geldi." Dedim sessizce.
Bana şaşkın gözlerle bakmaya başlamıştı ve bu bakışları sonunda anlamıştım. Tanrım ben daha demin resmen onu istediğimi söylemiştim. Şimdi ne söyleyecektim Yasmin'e, söz ağızdan bir kez çıkardı.
Sonunda Yasmin gözlerime bakarak "Sen beni istiyor musun?" Dedi inanamayarak. Kaçış yolu yoktu bunu ve itiraf edecektim başka yolu yok.
"Evet seni istiyorum. Bedenen ve ruhen. Seni birkaç günlük ya da birkaç yıllık istemiyorum. Seni bir ömür boyunca yanımda görmek istiyorum.." Dedim bir nefesle her şeyi. Üzerimden yük kalkmıştı ve sonunda itirah etmiştim.
Şimdi ne olacaktı? Odalarımıza gitmiştik benim itirafımdan sonra. Bir kelime bile çıkmamıştı ağzından ve odaya gitmişti hemen. Beni sevmiyordu anlamıştım ve bu itirafım yüzünden resmen yerin dibine girmiştim. Nasıl böyle bir şey yapabildim ki anlayamıyordum. Buradan hemen gitmek istiyordum ama lanet olsun ki dağın başında tek ikimiz vardık. Muratgil bizi alana kadar da burada böylece artık birlikte bile yemek yemeden duracaktık.
İki saat sonra;
Yasmin;
Hala inanamıyordum. Beni seviyordu, bende onu seviyordum. Ama nedense susup kalmıştım sadece. Tanrım sessizce nasıl odaya gitmiştim. Hayal kırıklığına uğramıştı bunu biliyordum. Şimdi ise buradan gitmek istiyordu.
Odamdan çıkıp salona geçtim. Bora odasındaydı galiba ve bende onun odasına doğru gitmeye başladım. Kapısına gelince durdum ve derin bir nefes aldım. Sonra kapısına vurarak kapıyı açtım.
İçeri girdiğimde ilk dikkatimi çeken yine o olmuştu. Çok sert ve güzel yüz hatları vardı. Ona bakınca kendimi ona çekiliyormuş gibi hissediyordum. Yatağinda uzanmış tavanı isliyordu. Bana bakamamıştı bile olanlar yüzünden. Nasıl söze başlayacağımı bile bilmiyordum. Ama söze başlamam lazımdı.
"Bora seninle konuşabilir miyim?" Diye sordum sonunda ve bana bakmadan başını sallamıştı.
22.BÖLÜM 2.PART
Yasmin;
Hala bana bakmıyordu. Normaldi bende olsam bende bakmazdım. Sessizce salona ilerledik ve bana bakmamaya çalışarak oturdu. Kırgındı bana. Evet, kırılmasında haklıydı. Onu çok incitmiştim ve bütün suç bendeydi. Konuşamamıştım bana duygularını belli ettiğinde ve sessizce odama gitmiştim. Şimdi beni görmek istememesi normaldi. Elinden olsaydı buradan giderdi bir dakika bile durmadan ve bir daha dönmezdi. Lanet olsun neden bu kadar aciz davrandım ki.
Şimdi koşumam gerekti ve yine susuyordum. Gidip onun yanına oturdum bilerek. İlk defa bunu yapacaktım, ilk defa bir erkekle böyle duygusal konuşacaktım.
"Bana kırgınsın konuşmadan gittiğim için." Dedim ona bakarak. Elini tutmamak için zor tutuyordum kendimi.
Bana bakmadan "Hayır sana kırgın değilim sadece küçük düşmüş hissettim kendimi." Dedi acı bir sesle.
"Hayır küçük düşmedin bundan emin ol! Ben konuşamadım çünkü ilk defa bir erkek karşısında bu kadar utandım. Bora yanlış anlama utanma dediysem utangaçlık." Dedim kendimi açıklamaya çalışarak.
"Peki öyle olsun." Dedi hala bana bakmıyordu. Şimdi anlıyordum gururu incilmişti.
"Bora lütfen bana bakar mısın? Şimdi diyeceklerimi söylerken bana bakmanı istiyorum. Lütfen." Dedim sonunda gerçekten kalbim kırılmaya başlamıştı böyle davranması.
Bana ifadesiz bir şekilde bakmaya başladı. Sinirlenmeye başlamıştım ama dizginlemem gerekiyordu sinirimi. Çünkü bunların sorumlusu bendim.
"Bora ben o anda konuşamadım. Ben zaten seni ilk görüşte seviyordum. Ama senin beni sevmediğini düşünüyordum. Birden beni sevdiğini söyleyince utancımdan konuşamadan odaya gittim. Senden özür dilerim bu davranışım için." Dedim başımı eğerek. Yere bakıyordum sadece.
Beş dakika boyunca hiç konuşmadı. Bende konuşmadım. Başımı kaldırmamıştım hala. Öylece halının desenlerini inceliyordum. Ne düşünüyordu acaba merak etmeden duramıyordum. Benim dediklerimden sonra hala birlikte olabileceğimizi düşünüyor mudur? Neden bir şey dememişti. Bana neden hala cevap vermemişti.
Düşünüyorumda hayatta bin bir çeşit duygu var ve bu duyguları yaşamaya üşenen bir tek ben vardım. Ama şimdi bu duygulardan birine resmen balıklama dalmıştım. Aşk beni ansızın ve beklenmedik yakalamıştı. Karşımda ki adamı hiç beklemediğim bir zamanda çıkarmıştı. Bu benim için iyi mi kötü mü anlayamıyordum. Hayat gerçekten beklenmedikti bunu şimdi anlıyordum. Beni geri çevirecek miydi? Hayır çevirmezdir o da beni seviyordu sonuçta değil mi? Kabul edecekti yani ama şimdi bu olasılıkla korkmaya başladım.
Bora;
O da beni seviyordu. İçimde sevinç patlaması yaşayacaktım ama yinede durgun durdum. Çünkü önceki davranışı hiç hoş değildi biraz ders alsın. Dayanamamıştım.. Beş dakikadır sessiz kalmaya çalıştım ve başarmıştım. Şimdi ona karşılık vermem lazımdı ama öyle konuşarak karşılık vermeyecektim.
Yere bakıyordu ona baktığımda. Elimle yüzünü tutup bana bakmasını sağladım. Çenesi sıcacıktı.. Bana bakınca ona yaklaştım yavaş yavaş. Burun buruna gelince durdum ve nefesini hissetmek istedim. Ağzımı açıp "İkimiz de birbirimizi seviyoruz." Diyerek dudağına yaklaştım...
23.BÖLÜM 1.PART
Asla olmayacak şeyler bir araya gelerek beklenmedik ortamlarda beklenmedik duygularla ortaya çıkarlar. Birbirlerine her zaman yakın olanlar ve daha sonralarda birden bire birbirlerine sonsuz aşk besleyen Kerem ve Ela gibi...
İkiside birbirlerini seviyordu ama itiraf edemeyen kişiler... Kaç yıl geçse de karşısında ki kişinin duygusundan emin olana kadar kendisini saklamıştı. Sonunda dayanamayarak açılmışlardı birbirlerine ama fark etmişlerdi ki ikiside birbirini ilk baştan aşıktı. Beklenen bir ilişki değildi ikisinin de ve onlar bu aşklarıyla iki ay sonra bomba gibi bir karar alarak evlilik hazırlıklarına başlamışlardı. Onlar birbirlerinin karşısına çıktıklarından beri sonsuz aşk beslemeye başlayan Murat ve Tuğba gibi...
Hala birbirlerinin farkına bile varamayan iki kişi daha. Sonunda birbirlerinin farkına varacaklar ama en yakın arkadaşken daha sonra büyük bir aşkla bağlandıklarını öğrenince çıkmazlıklara takılacak iki kişi gibi...
Bir hafta önce birbirlerini ilk defa görenler ve şimdi ikiside deli gibi birbirlerine aşık olan iki kişi. Nasıl tekrar bir araya geleceklerdi... Birbirlerini bir daha görememekten korkuyorlardı. Beklenmedik bir görüşmede birbirine aşık olacaklarını tahmin bile edemiyorlardı. Hiç böyle aşık olacaklarını düşünmemiştiler. İlk görüşte aşk diye buna derlerdi. Onlar ilk görüşte aşık olan Alp ve Pınar gibi...
Hiç tahmin edemiyorlardı bir gün aşık olacaklarını. Biri sadece göstermelik sevgili yapardı, diğeri ise aşktan çok uzaktı. Biri okulunda ve çevresinde çok tanınan biri, diğeri işinde ve iş dünyasında çok tanınan biri. Biri dost canlısı olmasına rağmen açımasız biri, diğeri çevresinde o kadar çok canını almaya çalışan kişi vardı ki kimseye güvenmeyen biri. Her ikisinin ortak yanları inatçılardı, acımasızlardı, yoğun duygulara ayıracak zamanları yoktu, bir yere odaklanınca asla gözleri bir başkasını görmeyen ve en önemlisi bir kişiye asla bağlanmazlar. Ama şimdi tam tersiydi birbirlerine öyle çok bağlanmışlardı ki resmen afallamışlardı. Yakınlarını görmeye gelirken aşıkta olacaklarını hiç bilmiyorlardı. Beklenmedik bir anda olmuştu her şey. Şimdi öyle büyük aşk içindelerdi ki artık başka kimseyi sevemezlerdi. Onlar büyük bir aşk ve tutkuyla birlikte olan biri ilişkiler konusunda uzman diğeri ise acemi olan Bora ve Yasmin gibi...
Beklenmeyen şeylerle dolu hayatların birleşmesi...
Ela ve Kerem;
Dışarıda öylece dalmış bir şekilde yürüyen Ela, Kerem'in yanına geldiğinin farkında değildi. Yasmin'i düşünüyordu ve aklı bir türlü başka şeyler düşünemiyordu. Ne yapıyorlardı şimdi? Bu soru kafasında dolanıp duruyordu. Yasmin kendini koruyabilirdi ama yinede düşünmeden edemiyordu.
Kerem yanına gelince Ela'nın omzuna dokunmuştu. Ela refleksle Kerem'in karnına birden yumruk attı. Saldırıyorlar sanmıştı ve yumruğu attıktan sonra Kerem acı ile kıvranırken Ela kendine lanetler yağdırmaya başladı.
"Kerem... Kerem özür dilerim birden arkamdan gelince yabancı sandım. Kerem lütfen bir şey söyle. Ohh olamaz canını acıttım." Diyerek gözünden yaşlar akmaya başladı.
Kerem acısını bastırmaya çalışarak Ela'ya baktı. Ela'nın ağladığını görünce afallamıştı birden. "Ela... Ela.. Ben iyiyim sadece biraz canım yandı... Ela ağlama lütfen." Dedi Ela'ya sarılarak. Karnı acıyordu ama görmezlikten gelmişti.
"Kerem ben gerçekten özür dilerim birden oldu." Dedi yaşlı gözlerle Kerem'e baktı.
"Tamam, geçti bak br şeyim yok ağlama lütfen meleğim. Sen ağlayınca içim param parça oluyor. Lütfen aşkım ağlama." Dedi Kerem Ela'nın göz yaşlarını silerek.
"Tamam, gerçekten özür dilerim." Dedi Ela tekrar ağlamamak için kendini zor tutuyordu.
"Ağlama bak kızarım sana." Dedi Kerem gülümseyerek.
"Tamam, tamam." Dedi Ela kendini tutarak.
"Haa bir dahakine unutturma da benden güçlü bir sevgilimin olduğunu. Ayağımı denk alayım. Sonuçta bu güçlü ve ateşli kadınla evleneceğim." Dedi Kerem gülerek Ela'nın yanağından öptü.
Ela biraz bozulmuştu ama sonra "demek benle evleneceksin haa o zaman bu sözünü sana ödeteceğimden emin olabilirsin." Dedi sinsi sinsi gülümseyerek.
"Ahh hayır kadınlar kocalarına el kaldırmaz." Dedi Kerem yalandan korkmuş gibi yaparak.
"O zman bunu sana ispatlayacağım hayatım." Dedi Ela gülerek ve Kerem'e sarıldı.
Alp;
Sonunda tekrar okula gitmeye karar verdim. Bu kez Yasmin yoktu ama olsun. Sabredeceğimi sanmıyordum. Okula geldiğimde direk cafeye gittim. Sonuçta Pınarın geleceği yer burasıydı. Elinde sonunda buraya gelecekti.
Beklerken kendime kahve aldım ve yavaş yavaş içmeye başladım. Camdan dışarıyı dalmış bir şekilde izliyordum. Derste olabilirlerdi ve bende beklerken okulu iyice gözden geçirebilirdim. Üniversitenin çevresi güzeldi. Kendimi tam toplayarak izleyemiyordum ki dışarıyı. Hala aklım Pınar'daydı. Ne zaman gelecekti. Dışarıyı izlemeyi bırakarak kapıya döndüm. Kahvem bitmişti yenisini de almam lazımdı. Beklerken boş boş duramazdım. Giderek kendime tekrar kahve aldım.
Masaya döndüğümde Pınar masama oturmuştu. Tanrım aklımı kaçıracaktım bu güzelliğin karşısında. Benim oturduğumu biliyor muydu yoksa ben yokken masanın boş olduğunu görünce mi oturmuştu? Tam anlamamıştım ama masaya dönerek bende karşısına oturdum.
"Merhaba." Dedim kibarlıkla.
"Merhaba. Demin senin oturduğunu gördüm belki Yasmin'i bekliyorsundur diye geldim oturdum. Kabalık yapmadım değil mi?" Dedi endişeyle.
"Hayır tam tersine bende seni bekliyordum. Yasmin bir hafta tatile gitmişti bende buraya seni görmeye geldim." Dedim gülümseyerek gözlerine bakarak.
"Hımm neden beni bekliyordun peki?" Dedi merakla gözleri parlamıştı.
"Benimle akşam yemeğe çıkar mısın? Demek için geldim." Dedim içtenlikle gülümseyerek.
Murat ve Tuğba;
Tuğba akşam için hazırlanıyordu. Murat ise hazır bir şekilde salonda Tuğba'yı bekliyordu. Tuğba'nın hazırlanması uzun sürerdi her zaman ve Murat hiç şikayet etmeden hep beklerdi. Zaten Tuğba'nın hazırlanma şeklini de seviyordu. Çok dalgın olurdu hep hazırlanırken ve bu Tuğba'ya ayrı bir masumluk katardı hep.
Tuğba aşağıya indiğinde Murat tekrar bu karşısında ki güzelliğe büyülenmişti. Her zaman kendine büyülemeyi bilmişti Tuğba.
"Yine çok güzel olmuşsun hayatım." Dedi gülümseyerek Murat.
"Teşekkürler." Dedi Tuğba gülümseyerek Murat'ın yanağından öptü ve geri çekilerek bulaşan ruju sildi.
"Sen her zaman böyle olursan ben evlenmeden kalpten giderim." Dedi Murat gülerek.
"Hayatım şakası bile kötü." Dedi Tuğba yüzünü buruşturarak.
"Ama doğru aşkım. Bu güzelliğe kim dayanabilir ki söylesene. Seninle hemen evlenmek istiyorum." Dedi Murat Tuğba'ya yaklaşarak.
"Zaten bir ay sonra düğünümüz var ve biraz sabret." Dedi Tuğba gülümseyerek.
Murat Tuğba'yı duvara yaslayarak yanağını okşadı ve "Seninle bir ay değil hemen evlenmek istiyorum. O kadar çok bekledim ki seni Tuğba artık bir ay gözümde çok büyüyor." Dedi Murat kalın ve ciddi bir sesle.
"Murat bende seni çok bekledim ama biliyorsun ki bir ay sonra artık tamamıyla birbirimizin olacağız." Dedi Tuğba ve Murat'ın dudağından öperek geri çekildi. "Sadece bir ay." Dedi gülümseyerek.
"Tamam bekleyeceğim." Dedi Murat başını eğerek.
"Ahh hadi gidelim yoksa geç kalacağız." Dedi Tuğba gülerek.
23.BÖLÜM 2.PART
Yasmin ve Bora;
Yasmin kahve yapmaya mutfağa gitmişti. Bora ise salonda film izlemek için film seçiyordu. Yasmin kahveler elinde salona geldiğinde Bora güzel bir film seçmişti. İzleyecekleri film bu sıralar çok popüler olan Robert Pattinson'un başrolünü oynadığı Aşkın Büyüsü filmiydi. Yasmin filmin ismini görünce gülümsemişti. Romantik bir film her zaman çiftler için en iyisiydi. Elindeki iki kahveden birini Bora'ya verdi ve üçlü koltukta onun yanına oturdu. Bora ayağı kalkarak elindeki DVD'yi tam film oynatıcısına koyacakken Yasmin:
"Bora filmi başlatmadan önce beş dakika konuşabilir miyiz?" Dedi gülümseyerek.
"Olur." Dedi Bora elindeki DVD'yi masaya bırakarak Yasmin'in yanına oturdu.
"İlk önce sence bizi ne zaman gelip alacaklar. Burada başımıza bir şey gelebilir ve iletişim kuracak hiçbir şey yok." Dedi Yasmin merak ve endişeyle.
"Bende bilmiyorum. Aslında Murat'ı tahmin etmek çok güç. Kardeşim olabilir ama onun planlarını anlamak zor. İletişim araçlarımız olmayabilir ama Murat her şeyi düşünmüştür. Nasıl bizim iyi olduğumuzu anlayabileceğiniz bilmiyorum ama o bir şeyler yapmıştır. Aksi taktir de eğer bizi böyle korunmasız bırakırsa ona öyle bir ödetirim ki bunu biliyor." Dedi sonunu ciddi ve sert bir sesle.
"Umarım bizi böyle korunmasız bırakmaz. Yoksa Ela ve Kerem'e unutamayacakları bir şey yaparım." Dedi Yasmin tehlikeli bir sesle.
"Umarım." Dedi Bora ve "hadi filmi izleyelim."
"Tamam başlat bakalım." Dedi Yasmin.
3 Saat sonra;
"Film gerçekten çok güzel." Dedi Yasmin gülümseyerek.
"Evet güzeldi ama o adam adı neydi August hayvanlara gerçekten çok kötü davranıyor. Hele o fili dövdüğü sahne gerçekten biran kendimi tutamayıp televizyona vuracaktım. Jacop'un yerinde olsaydım o sopayla August'u öyle bir hale sokardım ki neyse... Ama film genel olarak gerçekten güzeldi." Dedi Bora Yasmin'e katılarak.
"Kavuşamıyorlar orası üzücü." Dedi Yasmin yüzünü buruşturarak Bora'nın kollarının arasında kıvrıldı.
"Şöyle düşün o sadece film ama biz film değiliz." Dedi Yasmin'in yanağını tutarak kendine yaklaştırdı ve dudağına ufak bir öpücük kondurdu.
"Neyse film havasından çıkalım. Hımm ne yapalım şimdi. Hamladık zaten üç gündür yada dört gündür evdeyiz ve hiçbir şey yapmadık oturmaktan başka." Dedi Yasmin gülerek.
"Hım ben böyle ömür boyu oturmaya hiçbir şey diyemem. Sen yanımdasın ve en önemlisi bu benim için." Dedi Bora Yasmin'i kendine çekerek sarıldı.
"Bende bir şey diyemem ama kilo alacağım. Hadi yürüyüşe çıkalım." Dedi gülerek Yasmin.
"Kilo al istersen daha tonton daha tatlı olursun." Dedi Bora gülümseyerek.
"Almasam daha iyi benden hafif bir sevgilim olmasını istemem. Hadi ama ben odaya gidip üzerime spor bir şeyler giyeyim çıkalım biraz yürüyelim ya da koşalım." Dedi Yasmin gülerek odasına gitti.
Pınar;
Ne giyeceğime hala karar verememiştim. Hımm mavi mi giysem? Yoksa yeşil mi? Ya da gri mi? Ooff kafam resmen karışmıştı. İki saatim kalmıştı yemek için ama hala ne giyeceğimi düşünüyordum. Artık karar vermem lazımdı ama heyecandan karar veremiyordum. Hım bence mavi daha iyiydi. Ahh hayır hayır gri elbisem daha iyiydi. Yok bence yeşil. Aaa pembe elbisemi unutmuştum, onu mu giyseydim.
Evet evet pembe mini elbisem daha iyiydi. Makyajımı da ona göre yaparım ve çok güzel olurdu. Karar vermiştim sonunda pembe elibisemi giyecektim. Umarım bu gece kazasız geçerdi. Sakarlığım tutmaz umarım. Elbisem tamam ayakkabılarımda gri topuklu ve şimdi hazırdım. Sadece saçlarım ve makyajım kalmıştı.
Saçımı dağınık dalgalı halde bırakacaktım. Arkalara biraz bukle atsam mı? Atmama gerek yoktu saçım dağınık dalgalı haldeyken buklelerim oluyordu saçımın aralarında. Hım evet şimdi makyaj kalmıştı.
Nasıl bir makyaj olsa daha güzel olurdu. Yanaklarım biraz kızarık, dudağım pembe ruj, gözlerim. Ahh gözlerime nasıl bir far sürecektim. Sade mi bıraksam. Yok olmaz ama ne sürecektim peki? Bir saatim kalmıştı ve daha yemek yiyeceğimiz yere gidecektim.
Kahverengi tonlarda sürsem daha güzel olurdu. Evet ancak bu uyardı... Şimdi olmuştu hazırdım...
Yasmin ve Bora;
Ter içinde eve gelmişlerdi. Yarış yapmışlardı ve Bora kazanmıştı Yasmin buna bozulmuş olsada gülmüştü nefes nefese. Eve girip direk salonda ki koltuklara yığılmışlardı. İki saat koşudan sonra bu normaldi.
"Uhh gerçekten yoruldum." Dedi Yasmin gülümseyerek.
"Bende senden farksızım. Zorlu rakip çıktın itiraf etmeliyim. Az daha yeniliyordum." Dedi Bora gülmeye çalışarak kafasını kaldırıp Yasmin'e baktı.
"Evet biran durmasam yenilmeyecektim." Dedi Yasmin gülerek. "Hadi kalk banyo yapalım. İlk ben yaparım." Dedi ve direk banyoya koştu son gücüyle.
Bora ayağı kalkararak banyoya ilerleyip kapıdan "ama haksızlık bu. Adil değil." Dedi Bora bozularak.
"Hiç mızıkcılık yapma hayatım ben giriyorum ilk, hadi salonda otur sende." Dedi Yasmin banyodan gülerek bağırdı.
"Ooff gıcıksın." Dedi Bora ve geçip salonda beklemeye başladı.
Yarım saat sonra Yasmin banyodan çıkararak "Canım girebilirsin." Dedi ve odasına geçti üzerini giyinmek için. Bora banyoya girerek sıcak suyun altında gevşemeye başladığında Yasmin üzerini giyinerek acıktığını fark etti.
Mutfağa giderek bir şeyler hazırlamaya başladı. Fazla özenecek kadar bekleyemezdi. Makarna yapsa güzel olurdu. Makarna sevmiyordu ama güzel bir sosla yiyebilirdi. Makarnayı yapana kadar Bora'da çıkardı banyodan beraber yemeklerini yerlerdi.
Makarna suyunu koydu ve dolaptan sos için domates aldı. Domatesleri yıkayarak rendelemeye başladı. Rende bittikten sonra tava çıkararak dolaptan ocağa koydu ve yağ döktü. Makarna suyu kaynayınca çıbık makarnaları koydu. Sosu hazılamaya devam etti.
Bora banyodan çıktığında mutfaktan gelen kokuya kaptırarak mutfağa gitti. Yasmin yine dalmış bir şekilde yemek yapıyordu. Onu böyle izlemek gerçekten güzeldi. Gidip üzerini giymesi gerekti ama gidemiyordu. Belinde sadece havlu sarılıydı. Yasmin görmeden gidip giyinse daha iyiydi ama çoktan görüp çığlığı basmıştı. Bora gülerek ona sarıldı.
"Hayatım sadece benim." Dedi kahkaha atarak.
"Bora gidip üzerini giyinsen ne iyi olur. Yemekte karşımda çıplak birini görmek istemem." Dedi sinirle.
"Ahh tamam hemen giyinip geliyorum." Dedi Bora kahkaha atarak Yasmin'in yanağından öptü ve odasına gitti.
24.BÖLÜM 1.PART
Artık birbirlerine daha da alışmışlardı. Bora biraz olsun ürkek davranıyordu ama sonunda o da alışmıştı bu duruma. Birlikte oturup sohbet etmeye başladıklarında zamanın nasıl aktığının farkına varamıyorlardı. Bu sohbetlerden biri ise nelerden hoşlandıklarıyla ilgiliydi.
"Sevgilimsin ama neleri sevdiğini daha bilmiyorum bile. Birbirimizi zaten tam olarak tanımıyoruz ama şu kesin ki birbirimize deli gibi seviyoruz. Peki başlayalım şu iyice tanışmaya hayatım. En sevdiğin renk ne?" Dedi Bora gülerek Yasmin'i kendine çekerek.
"Hım en sevdiğim renk tuttuğum takımın rengi. Beşiktaş yani, peki senin?" Dedi Yasmin gülümseyerek Bora'ya yaslandı.
"Bak bu kötü oldu ben Galatasaraylıyım. Aslında pek Galatasaray taraftarı değilimdir, sözde benimkisi. Ben kırmızıyı severim. Tehlikeli ve sıcak. Peki en sevdiğin yemek?" Dedi Bora derin bir nefes alarak.
"Bunun hakkında pek fikrim yok. Bu vücudumu spor yaparak koruyorum, aslında et türüne düşkünümdür. Sebzeyi pek sevmem, senin?" Diye sordu sonunda Yasmin.
"Burada birbirimize uyuyoruz. Bende sebze sevmem ama sadece birkaç sebze hariç. Sevdiğin şehir peki?" Dedi Bora.
"Çorum" Dedi Yasmin kahkaha atarak. Bunun üzerine Bora'da gülmeye başlamıştı. Sonunda gülmeyi keserek "Şakayı bırakmak gerekirse Bursa en sevdiğim şehir. Fazla nüfusu yok, güzel şehir ve tarihi içinde barındıran şehir. Senin?" Dedi Yasmin.
"Benim Ankara. Şehir hayatı güzel ama Ankara'yı en çok işimin başlangıcı olduğu için seviyorum. İkinci doğum yerimi orasını görüyorum. Ama son üç yıldır öyle çok çalışıyorum ki yılın çoğu yurt dışında ki şirketlerimde geçiriyorum. Doğduğun yer Ankara değil mi?" Diye sordu Bora gülümseyerek Yasmin'in saçlarıyla oynamaya başladı.
"Evet, ailem yani babamın şirketi orada ve annemle evlendikten sonra kuruldu o şirket. Abim Almanya'da doğdu, annemle babam orada tanışmışlar. Bende Ankara da doğdum. Peki sen?" Dedi Yasmin.
"Ben İzmir'de doğdum. Ailem sonra İstanbul'a taşındılar, Murat orada doğdu. Babam benim okulum bitmeden bir yıl önce Ankara'daki şirketin başına geçirdi. Talihsiz birkaç olaydan sonra işleri büyülttüm hırsla ve şimdi bu durumdayım." Dedi Bora biraz gerilerek.
"Talihsiz olayı açıklar mısın?" Dedi Yasmin merakla.
"Boş ver önemsiz bir şey." Dedi Bora daha da gerilerek kapatmaya çalıştı.
"Bora şunu açıklığa kavuşturalım ki yalan söylemek konusunda hiç başarılı değilsin. Bu huyunu sevdim, doğrucu insan olduğunu farz ederek neler olduğunu anlat." Dedi Yasmin Bora'dan uzaklaşarak gözlerine baktı.
Bora derin bir nefes alarak anlatmaya başladı. "Şirketin başına geçtikten sonra bir terslik oldu. Babamın işleri büyüktür ve büyük ihalelere girerdi. Ben geçtiğimde büyük bir ihaleye girmişti bile şirket." Dedi Bora ve kısa bir duraklamanın ardından gözlerini Yasmin'den ayırmadan "babam ihaleden çekilmemi istemişti ama ben çekilmemiştim. Karaca Holding üzerime gelmeye başladığında inatla çekilmemiştim ve babam peşime koruma bile takmıştı. Sonrası ise ihaleyi ben kazanmıştım ama kazandığımı iki ay sonra öğrendim." Dedi Bora biraz gerilmişti yine.
"İki ay sonra öğrendim derken ne demek istiyorsun kafam karıştı." Dedi Yasmin endişeyle.
"İki ay komada kaldım. Sonra komadan çıkınca öğrendim." Dedi Bora yüzünü eğerek.
"Naa-naa...naasılll yaa...yaanii. Bir da-dakika. Sen iki ay komadaydın. Tanrım onlar sana bir şey yaptı yani." Dedi Yasmin Bora'ya bakarak.
"Ama geçti sonuçta kazandım." Dedi Bora normal bir şey dermiş gibi.
"Bora senin hayatın söz konusundayken, sen ihaleyi düşünüyordun. Babanın bütün uyarılarına rağmen." Dedi Yasmin sinirle.
"Yasmin o zaman gözüm karaydı. O zaman oydum ama şimdi hayatımı önemsiyorum, çünkü... Çünkü..." Dedi ve konuşamadı Bora.
"Çünkü ne?" Dedi Yasmin gülümseyerek.
"Çünkü sen varsın şimdi. Seni şimdi buldum erken kaybetmek istemiyorum." Dedi Bora Yasmin'e yaklaşarak.
"Bende seni kaybetmek istemiyorum." Dedi Yasmin nefesini Bora'nın yüzüne çarpmasını sağlayarak.
|
|
|
 |
BEKLENMEDİK ANLAR 18.19.20.21.22.23.24. BÖLÜMLER Yazýsýna Yapýlan Yorumlar |
|
Bu Yazýya Henüz Yorum Yapýlmamýþ Veya Makale Sahibi Tarafýndan Yorum Onayý Bekleniyor. |
|
|
 |
BEKLENMEDİK ANLAR 18.19.20.21.22.23.24. BÖLÜMLER Makalesine Sizde Yorum Yapmak Ýstermisiniz? |
|
|
|