Kayıtlı Kullanıcı Girişi |
|
Reklam |
Haberler |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
Azrail'e Yakıştırılan Deli Gömlekleri... okunuyor. |
|
 |
Baþlýk |
: |
Azrail'e Yakıştırılan Deli Gömlekleri... |
| Kategori |
: |
Deneme |
| Ekleyen |
: |
marjinalsozelci |
| Eklenme Tarihi |
: |
02.06.2011 |
| Okunma Sayýsý |
: |
341 |
|
|
|
Yazý Ýçeriði |
Yine kendimi terklerden kurtarma arifesindeyim. Ne halim yoksa bir o kadar da rezilim kendi içimde. Duygu hicazında kopmamış, evvele bir türlü ters pabucu giydirememiş ruhum. Asma altı köprüde belki de bir kez daha dokunabilirdi ateşlerine. Buğulanmayan gözlüklerin, hesaba katılmamış ayak izlerin kuru dallarla bağlıydı sessizliğimize. Şuan nerdesin, ne haldesin, yüzünü kim güldürüyor...
Ya ben, ben ne haldeyim. Kaç kağıt eskittim. Kaç insandan fırça yedim sen sonrası halimden. Hiç görmediğim yüz görümlülüklerimiz için için ağlayabilirdi her daim. Tek şeritlerin çizdiği harika otobanlara sövüyorum. Misilleme yapılan her daim yolculuklarda bir kez daha kendim için bilet kesiyorum. Nihayet sevgili, kendimize pay biçtiğimiz zaruri yolculuklardan geri dönüyorum artık. Bugün son defa isyan defterimi kapatmak isterdim.
Allah’ım hikmetinden sual olunmaz ya işte. Ben her defasında sonsuzluğuna sığınıyorum senin. Hep bu sokak, hep bu hastane daha ne kadar konukseverlik gösterebilir ki her daim yıkılışlarıma. Gülebiliyorsan ne mutlu derdim belki sana. O ruh aleminin kol gezdiği tek dize gecede, ben elimde son damla diye taşıdığım son gözyaşım, yanımda esaretin bedelini ödeyememiş kişilikler, her defasında zor zanaat dediğim sevme hadisesi, o gece bir hayli yapışmıştı yakama iyi ölçüp biçemedim kendilerini diye. Meşgul değildi oysa, yüz üstü bırakılan notlar, kalbine işlememeye yüz tutmuş çağrılar...
Aradığınız kişi kim bilir size kaçıncı kazığını atıyor anonsları. Daha fazla acı duymak istiyorsanız lütfen kendinize biraz daha işkence edin. Çünkü karşı taraf ta yüzsüzlük boyutuna ulaştı.
Bu tür düşünceleri yüz üstü bıraktığım bir gerçekti. Ama sen o geceden sonra ne kadar hayal olabilirdin düşlerimde bilemiyorum. Söylediğim onca hadisenin iç kapanıklıklarında bile ben kim olduğunu kestiremiyorum uzak yüklemlerden. Onca gerçeğe, onca kanıtlanmış ortaklığa rağmen aramızdaki ilişki oldukça eşitsizdi. Büyük eşdeğeri küçüğe yüklemek bir hayli kifayetsizdi. Kimi için uğraş verdiğim hatıralara bile es geç dediğim her cümlede bir kez daha yıkılıyorum.
Ez geç sevgilim. İstemediğin, yol üzerindeki engebelikler olsun.
- ki sen her daim bu dağ yamaçlarında kendi kendine kol gezerken. Ben oradaki taşın toprağın altından sana gülümsüyorum. İstersen bunca toprak ikimizin yüz görümlülüğü olsun…
Hangi hitabette yazar bunca hengame. Kim bu devirde bu kadar sancıyla taşır tırnaklarına aşkını. Sahipsiz gecelere uyarlayamam belki o kalın yorganları belki de yüzümüze vuracaklar bir gün o delice göz kırptıklarımızı.
“Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
Beni bırak göğe bakalım.. Biz yinede sensiz kalmayalım…”
Dizelerde bile bi hoşnutluk geçiyor ismi senli olan hükümlerde. Her cümlende biraz daha kefaret biçiyorum kendime. Sıra sıra beklemek her daim aklımda gibi kalıyor. Kurşun yaralarıyla dolu bu gecede biraz daha uzaklaşıyorum sensizliğimde. İç içe olduğumuz ve iki lokma ekmeğin aramızda tevazusu biraz daha odaklanıyor kalp odacıklarımıza. “Çekilin yoldan biraz daha ağır bir tecrübe geçiyor şimdi koridorlardan.,” Olsun…
Senli geçen her cümlenin sonunda bir kez daha körolsun be kelimeler.
Kırık dökük kaldım şimdi peşin sıra. O klişe dükkanların klişe pastalarından ekmek yokmuş gibi abanırdık kremalara. Gece vakti içimize otururdu belki son kullanma tarihi geçmiş koşuşturmalar. O kadar hunharca yok oluşlar seyrettin ki kendi balkonundan. Belki de iç geçirmişsindir bu filmin başrolü ben miyim acaba diy. Evlerin kapıları, yol yordam pencereleri ve dur durak bilmeyen öngörüsüz hadiseler çokluğu birden hükümet kurmuştu ülkelerimizde.
Ayrılığını sağa sola çarpmadan götür. Terklerinin döküntülerini bırakmanı istemem.
-ki ben iliştirirdim gönlüne birkaç damla tebessümü, inan bunu da kimseye belli etmem…
Bir ben bir de sen kalsak tekrar şu koskoca ilim irfan koridorlarında. Tekrardan kendimizi bulsak birkaç evvel aşklarda. Tekrar bakışsak ya uzaktan için için yesek birbirimizi göz kifayetlerimizle. Ben yine her şeyi bırakır koşarım. Omzum size her daim açık sevgili bayan.
Gözlük çerçevelerinizi sorun etmeyin onlar benim yüreğimin sigortası kapsamındadır. Buhar olup gitmez içimizdeki sevdalar. Siz yine sessizce omzumda ağlayın…
Bakınca yüreğin toz dünya olurdu cilveli sevcelerden.
Ben ki arkanızdan ne kadar ağlasam az, sizden ötürü hala toplayamıyorum kendimi gülüşlerinizden…
Turgut UYAR’a saygıyla…
Serhan Bayram |
|
|
 |
Azrail'e Yakıştırılan Deli Gömlekleri... Yazýsýna Yapýlan Yorumlar |
|
Bu Yazýya Henüz Yorum Yapýlmamýþ Veya Makale Sahibi Tarafýndan Yorum Onayý Bekleniyor. |
|
|
 |
Azrail'e Yakıştırılan Deli Gömlekleri... Makalesine Sizde Yorum Yapmak Ýstermisiniz? |
|
|
|