Kayıtlı Kullanıcı Girişi |
|
Reklam |
Haberler |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
BEKLENMEDİK ANLAR 13. 14. 15. 16. 17. BÖLÜMLER okunuyor. |
|
 |
Baþlýk |
: |
BEKLENMEDİK ANLAR 13. 14. 15. 16. 17. BÖLÜMLER |
| Kategori |
: |
Hikaye |
| Ekleyen |
: |
...ELF... |
| Eklenme Tarihi |
: |
09.05.2011 |
| Okunma Sayýsý |
: |
237 |
|
|
|
Yazý Ýçeriði |
13.BÖLÜM
Ela bara gelince hemen sek viskiyi peş peşe içmeye başlamıştı. Bir yandan “tamam beni aldatacaktın bari benim ayrılmamı bekleseydin lanet olası herif.” Diyordu. Gerçekten yıkılmıştı. Kendini küçük düşürmüştü. Neden adi bir adam için bu kadar içiyordu ki. Anlamıyordu bu kadar çok içecek bir şey yoktu. Ama sonunda aldatılmak böyle bir şey galiba diyerek acı şekilde güldü. Barmen ona endişeli bir şekilde bakıyordu.
Sonunda Ela kendinden geçecek gibiydi. Fazla içmişti. Barmenlerden biri onu uyarmıştı ama o dinlememişti. Cebinden telefonu çıkararak barmene uzattı ve yarım ağızla “beni alması için rehberden birini arar mısın?” Dedi.
Barmen ne yapacağını bilemeden rehberden isimleri sırayla söyledi. Sonunda sıra Kerem’e gelince genç kız “ara işte birini” dedi.
Barmen Kerem’de karar kılarak ara tuşuna bastı…
Kerem ve Yasmin misafirlerini yolladıktan sonra oturma odasında oturmuşlar Ela’nın nerede kaldığını konuşuyorlardı.
“Yasmin ayrıldığını söylemek bu kadar uzun sürmez Ela’ya bir şey oldu.” Dedi Kerem endişelenerek.
“Abi biraz sabırlı ol gelecektir.” Dedi Yasmin saate bakarak ama o da endişeleniyordu.
“Erdem’in evini biliyor musun?” Dedi Kerem ayaklanarak.
“Biraz daha bekle eğer gelmezse beraber gideriz.” Dedi Yasmin, Kerem’i yatıştırmaya çalışarak.
“O zaman bir arasaydık.” Dedi Kerem telefonunu cebinden çıkararak.
“Bekle.” Diyecekti ki Yasmin, Kerem’in telefonu çalmaya başladı.
Arayanın ismini görünce içi rahatladı biraz ve açma tuşuna bastı.
“Ela nerdesin sen kaç saattir gelmedin.” Dedi Kerem kızarak.
“Burada ki bayanın ismi Ela olması gerek. Beyefendi Bayan şuan … Barında. Kendisi içkiyi biraz fazla kaçırdı. Buraya gelip alabilir misiniz?” Dedi adamın biri.
Kerem şaşkınlıkla Yasmin’e baktı. Sonra telefonda cevap bekleyen adama dönerek “tamam hemen geliyorum onu orada bekletin.” Dedi ve kapattı.
“Neler oluyor bana da söyler misin?” Dedi Yasmin korkuyla. Ela’nın başına kötü bir şey mi geldi endişeleniyordu.
“Ela Hanım alkolik olmuş galiba. Bir barda içmiş ve şimdi onu almaya gidiyorum.” Dedi Kerem sinirle.
“Bekle bende geliyorum.” Dedi Yasmin ama Kerem ona.
“Sen burada bekle ben hemen gider gelirim. Kahve falan yap.” Dedi.
Evden çıkarak hemen arabasına atladığı gibi hızla bara doğru gitti. Ela neden içmişti bu kadar anlamamıştı. Evden normal bir şekilde çıkmıştı ama şimdi ne olduysa içmişti. Oraya gidince her şeyi anlayacaktı. Endişeleniyordu ya Erdem ona bir şey yapmışsa. O zaman onu öldürürdü. Ne kadar hızlı gittiğinin farkında değildi. Yarın saatte gelmişti bara. Hemen içeri girerek etrafa baktı. Bar tarafına bakmak için iyice içeri girdi ve onu gördü. Köşede kendinden geçmiş bir şekilde oturuyordu.
Hemen yanına giderek ona baktı. Kötü görünüyordu ve içki kokuyordu. Barmenlerin olduğu yere giderek:
“Kim bana haber vermişti.” Diye sordu.
Yakışıklı bir genç “ben haber vermiştim. Bayan çok içmişti ve sonunda birinin onu alması için bana telefonunu verdi. Rehberden kimi arayacağımı karar verememiştim ve ona sorduğumda ara birini demişti bende sizi aradım.” Dedi.
“Çok sağ ol birader ne zaman gelip içmeye başladı biliyor musun?” Dedi Kerem.
“Yaklaşık dört saat önce buraya gelerek içmeye başladı.” Dedi barmen.
“Tamam. Tekrardan sağ ol.” Diyerek Ela’nın yanına gitti.
Ela, Kerem’e bakarak “sen mi geldin. Demek seni aradı.” Dedi anlaşılmayan bir dille.
Ela’yı kaldırarak kucağına aldı ve “derdin ne senin bu kadar içecek.” Dedi sinirle.
“Beni yere indir ben yürüyebilirim.” Dedi Ela kollarını sağa sola hareket ettirerek.
“Eğer inat edersen seni burada evire çevire döverim anladın mı beni?” Dedi Kerem sert bir sesle.
“İyi bee.” Dedi Ela ve Kerem’in boynuna sarıldı.
Kerem onu arabanın önüne bindirdi ve kapıyı kapatacakken:
“Arabam burada ama kim getirecek onu.” Dedi Ela fısıldayarak.
“Ben hallederim onu bekle.” Dedi Kerem sakin bir sesle.
Kerem arabaya binerek çalıştırdı. Bu kadar içecek ne vardı ki sanki diyordu içinden sonunda dayanamayarak Ela’ya:
“Bu kadar içecek ne vardı?” Diye sinirle.
“Boş ver.” Dedi Ela yarım ağızla.
Kerem sinirle “sana bir soru sordum bu kadar içecek ne vardı?” Dedi bağırarak.
Ela ürkmüştü ve ağlamaya başladı. “Ne mi var? Kerem bir insan aldatılınca benden daha beter olur ama benim bu halim normal.” Dedi ağlayarak sinirle.
Kerem ne diyeceğini şaşırmıştı. Arabayı birden durdurmuştu. Tanrım Ela, Erdem’i seviyordu diye acı içinde aklından geçirdi. Kalbi acımıştı ve Ela’ya bakmadan öylece yola bakıyordu. “Ne diyebilirdim ki. O seni hak etmiyor ben seni seviyorum ve seni üzmeyeceğim mi? Ne saçmalıyorum ki ben kız işte seviyor başkasını.” Dedi içinden. Umudu kırılmıştı. Kendini küçük hissediyordu. Az da olsa bir umudu vardı ama o da gitmişti.
“Onu çok seviyor musun?” Dedi Kerem sonunda. Bunu sorarken kalbinde acı vardı.
“Hayır, onu sevmiyorum. Ondan çıkarken nefret bile ediyordum.” Dedi Ela ıslak gözlerle Kerem’i inceliyordu.
Kerem şaşırmıştı bunu duyunca ve Ela’ya baktı. “Nasıl yani sevmiyordu ama aldattığı için bu kadar çok içiyordu. Sen nasıl bir kızsın Tanrı aşkına.” Diye içinden geçirdi.
“Peki neden bu kadar içtin.” Dedi Kerem, Ela’nın yanağında ki ıslaklıkları yavaşça silerek.
“Sadece beni aldatması gururumu kırdı. İlk defa biri beni aldattı.” Dedi gözünden ıslaklık akarken.
“Sakın üzülme ben buradayım.” Dedi Kerem gülümseyerek.
Ela heyecanlanmaya başlamıştı. Yüzü kızarıyordu bu sözleri duyunca. Neden böyle oluyordu Kerem şimdi beni kendine çekiyor resmen diye geçirdi içinden. Kerem’in o sabah ki öpüşü geldi aklına ve kalbi hızlanmaya başladı. Birbirlerine yaklaşıyorlardı yavaş, yavaş ve ikisi de bunun farkında değildi. İkisinin de kalbi hızla atıyordu heyecandan. İkisi de birbirlerinin çekim alanına girmişlerdi. İkisi de kızarıyordu ve ikisi de birbirlerini bırakamayacakları yola girmişlerdi. İleride anlayacaklardı ki onları sadece ölüm ayıracaktı.
Dudakları birbirini bulmuştu ama sadece öylece birbirlerinin nefesini hissetmeye çalışıyorlardı. Sonra Kerem, Ela’yı kendine çekerek gerçekten öpmüştü.
Yasmin endişelenmeye başlamıştı ama sonra anladı ki Kerem sonunda Ela’ya onu sevdiğini söylemişti. Şimdi onların bu anını batırmak istemiyordu. Yapacak bir şey düşünürken iki gün sonra Tuğba’nın evine gidecekleri aklına geldi. Bunu ilk önce telefonda Tuğba’yla konuşacaktı. Hemen telefonunu alarak aradı.
İkinci çalışta açmıştı.
“Alo Yasmin.” Dedi karşı taraf.
“Alo Tuğba.” Dedi Yasmin normal bir konuşmada olur gibi.
“Sen arar mıydın beni hayırsız?” Dedi Tuğba alayla.
“Ah hadi ama kızım senin okula geldiğin mi var? Bu sıralar çok meşgulüz bakıyorum da.” Dedi Yasmin normal bir sesle.
“Evet, bu sıralar biraz işlerim var.” Dedi Tuğba bıkkın geliyordu sesi.
“Evlilik işi zor değil mi?” Dedi Yasmin sert bir sesle.
“Sen nerden duydun. Ah Hakan söyledi değil mi? Ne varsa bunda sevdiğim adamla evleniyorum.” Dedi Tuğba bıkkın bir sesle.
“Bu biraz ani karar olmadı mı Tuğba? Kaç aydır ya da senedir tanıyorsun.” Diye sordu Yasmin.
“İki aydır çıkıyoruz ama babamın ortağının oğlu beş senedir tanıyorum. Ona aşıktım ama o başkasını seviyor sanarak umudu kesmiştim ve o bana çıkma teklifi etti. Bir ay sonra da evlenme teklifi etti.” Dedi Tuğba sesi neşeli geliyordu.
Yasmin bunu duyunca sevinmişti. “Peki, emin misin evlenmekte?” Diye sordu Yasmin.
“Yasmin bundan bütün varlığımla eminim. Hakan’lar gelecekmişsiniz iki gün sonra sizi Murat’la tanıştıracağım.” Dedi Tuğba gülerek.
“Canım sen bundan eminsen ben hep senin yanındayım. Hadi saat geç oldu daha yorucu günler seni bekliyor yat uyu.” Dedi Yasmin sevinerek.
“Sağ ol tatlım darısı başına. İyi geceler.” Diyerek Tuğba telefonu kapattı.
Yasmin;
Darısı başıma haa bu biraz zor. Bunların geleceği yok yatsam daha iyi. Yeni çifte kumrular. En iyi arkadaşım ve Ağabeyim süper bir ikili olacaktı.
14.BÖLÜM
Ela;
Nasıl başladığını anlamamıştım. Kendimi bir gün sonra Kerem’le çıkarken bulmuştum. O gün içkili olduğum anı hatırlamıyordum. Ah nasıl hatırlayabilirdim ki. Erdem sonra ki günler aramıştı ve ben Kerem’in zoruyla hattımı değiştirmek zorunda kalmıştım. Kerem’i tutmasam Erdem’i dövecekti. Kerem’i seviyordum. Evet, gerçekten seviyordum. Başka biri olsa o gün sarhoş halimle yararlanırdı ama Kerem o gece sadece beni öpmüştü ve eve götürmüştü. Yasmin o sabah çığlıklarıyla uyandırmıştı beni ve yenge demeye başlamıştı.
Kerem;
Birkaç gün önce sadece uzaktan sevebileceğime inanmışken şimdi yanımdaydı. Mutluydu. Onu mutlu görünce bende mutlu oluyordum. Beni bırakır mıydı acaba? Bunu düşünmek bile istemiyordum. Ela’yı sevdiğimden beri hayatı gerçekten yaşamaya başlamıştım. Erdem sinirimi bozmasa daha iyi olacak. Ela’nın telefon numarasını değiştirmiştim. Ela buna biraz bozulsa da fazla bir şey söylememişti.
Yasmin hazırlanıyordu. Bu geçen iki gün içerisinde Alp ona hoşlandığını söylemişti ve çıkma teklifi etmişti. Yasmin kabul etmemişti. Anlamıştı ki Alp’ten hoşlanmamıştı. Hayatında gerçekten seveceği birisini bekliyordu. Alp’i kırmadan bunu söylemişti. Alp ondan sonra onunla pek konuşmamıştı ama arada mesaj atıyordu nasılsın falan diye.
Yasmin sonunda hazır olduğunu anlayınca aşağıya indi. Ela ve Kerem onu bekliyordu. Ela sade haliyle bile güzel olmuştu. Mutluydu. Kerem hayatının aşkının yanında öyle mutluydu ki her zaman gülümsüyordu. Arada şakadan atışmaları ise onları komik gösteriyordu.
“Kızım nerede kaldın.” Dedi Kerem gülerek.
“Buradayım işte hadi gidelim.” Dedi Yasmin kapıya doğru giderek.
Ela ve Kerem hemen arkasından çıktılar evden. Arabaya bindiklerinde Yasmin’in içinde bir his vardı ama tarif edemiyordu. Beklenmedik bir şey olacaktı. Ela bunu anlayınca:
“Yasmin bugün konuşkan gününde değilsin. Ne oldu?” Dedi Ela merakla.
“Bilmiyorum.” Dedi Yasmin sadece.
Kerem bu söze homurdanmıştı. Ela ise tamam diyerek konuyu kapatmıştı. Yol boyunca Yasmin düşüncelere dalmıştı. Tuğba’nın evlenişine artık seviniyordu. Aşık olduğu adamla evleniyordu. Ama ani bir karardı bu yaşta. Hayatta beklenmedik şeyler gerçekten olurdu. Tuğba bundan beş ay önce evlenmeyeceğini söylemişti ama şimdi evleniyordu. Hala pek anlamasa da arkadaşı evleniyordu.
Sonunda gelmişlerdi. Hakan’ın arabası da oradaydı ve diğerlerinin de. Nedense buna pek şaşırmadılar Yasmin ve Ela. Kapıyı çalacakları sıra evde kıyamet kopuyormuş gibi coşku sesleri gelmeye başlamıştı. Ne olduklarını anlamak için kapıyı çaldılar. Kapıyı açan Hakan kahkaha atıyordu. Vay canına her şey düzelmiş gibi diye düşündü Yasmin. İçeriye girdiklerinde Gamze, Pınar, Berk, Nazlı ve Yağız’da orada gülüyorlardı. Sonunda Ela dayanamayıp:
“Neler oluyor burada bu kadar gülecek ne var?” Dedi merakla.
Bunun üzerine yeniden gülmeye başladılar. Yasmin oflayarak “anlatsanıza be.” Dedi.
Hakan’ın gülmesi bitince anlatmaya başladı. “Siz gelmeden önce Murat’la Tuğba aynı anda üzerlerine meyve suyu döktüler. Görseniz gülerken, konuşurken, bakarken resmen aynısını yapıyorlar. Bunlar mükemmel bir ikili olmuşlar.” Dedi ve yeniden güldü.
Sonunda herkes gülmeyi kesince ve Tuğba’da gelince özlemle birbirlerine sarıldılar. Tuğba tam konuşmaya başlayacakken Murat içeri girmişti. Tuğba ona dönerek:
“Hayatım bak bunlar Yasmin, Ela ve Ela’nın yeni sevgilisi ve aynı zamanda Yasmin’in abisi Kerem.” Dedi gülümseyerek.
“Merhaba tanıştığıma memnun oldum. Tuğba sizlerden çok bahsetti.” Dedi Murat gülümseyerek. Gerçekten çok içten gülümsüyordu.
Yasmin, Ela ve Kerem Murat’la tanıştıktan sonra oturup konuşmaya başlamışlardı. Yasmin ise Murat’ın nasıl biri olduğunu anlamaya çalışıyordu. Yakışıklıydı, en geç 23 yaşındaydı, sevecen sıcak bir tavrı vardı. Tuğba’ya baktı ve gözleri mutluluktan nasıl güldüğünü gördü. Gerçekten birbirini seviyorlardı.
“Aslında Yasmin buraya Tuğba’yı azarlamaya geldik ama şunlara baksana nasılda mutlular. Kıyamadık.” Dedi Hakan gülümseyerek.
“Aslında size haber vermem lazımdı çok önceden ama Murat’ın büyüsüne kapılıp unuttum.” Dedi Tuğba gülümseyerek Murat’a baktı.
Murat kızarmıştı. Herkes ise gülümsemişti bu sözlerden sonra. Murat sonra kendisini anlatmaya başladı:
“Ben Tuğba’yı seviyordum ama ne bileyim çok güzel ve başkaları peşindedir diye açılamadım. Şuan 22 yaşındayım ama Tuğba’ya duyduğum aşk başka bir duygu değil. Evlenmek için o yüzden acele ediyorum. Benden başkasının olmamasını istiyorum. Bilirsiniz erkeklerin kıskançlık içgüdüsü kuvvetlidir ve bende bu fazlasıyla vardır. Ama sizden kıskanacak değilim. Tuğba sizi çok anlattı ve kıskanmam gereken bir şey olmadığını üstüne bastırarak söyledi.” Dedi Murat gülümseyerek herkesin yüzüne baktı.
“Ah enişte birde kıskansaydın.” Dedi Yağız gülerek.
Bunun üzerine tekrardan herkes gülmeye başladı. Birden Murat’ın cebi çalmaya başladı ve hemen açtı.
“Alo geldin mi? Tamam… Hemen geliyorum…” Dedi ve kapattı telefonu.
“Kusura bakmayın aranıza yeni birini getiriyorum. Ağabeyim gelmiş onu buraya getireceğim. Yarım saate kadar dönerim.” Dedi Murat ve gitti.
“Sonunda tanışacağım.” Dedi Tuğba merakla.
“Tanışmadın mı abisiyle daha.” Dedi Yasmin merakla. Herkes merakla Tuğba’ya bakmaya başladı.
“Hayır Ankara’dan geliyormuş. 25 yaşında genç bir iş adamı. Okulu üstün zekasıyla erken bitirmiş. İsmi Bora ATABEY duymuşsunuzdur geçen genç iş adamları arasında birincilik gösterdi. Kerem kusura bakma ama senden bile becerikli bir iş adamı.” Dedi Tuğba gülerek.
“Ah hadi ama becerikli olabilir ama benden yakışıklı değildir.” Dedi Kerem bozularak.
“Hayatım senden yakışıklı olsa ne olacak ki.” Dedi Ela Kerem’in elini sıkarak gülümsedi.
“O zaman ona bakmayacaksın.” Dedi Kerem kıskanarak.
“Hadi ama benim gözüm senden başkasını görmüyor ki ona baksam ne olacak.” Dedi Ela Kerem’in yanağına öpücük kondurarak.
Kerem bu cevaba tatmin olmuş ve gülümsemişti. Pınar ise laf artarak:
“Burası fazlasıyla aşk kokuyor. Bu ne yav bu sene dünya aşık olma yılı mı? Herkes birini bulmuş sıra bizde haa ne dersiniz çocuklar.” Dedi kahkaha atarak Pınar.
Yasmin ise bu söze gülümsemişti. Bugün nedense durgundu biraz. Herkes konuşmaya daldı ve Yasmin ise sessizce onları dinledi. Neden bugün pek keyfi yoktu anlayamıyordu. Bu sıralar zaten keyifsizdi. Telefonunu eline aldığında Alp’ten mesaj gelmişti.
“Selam prenses seninle bir anlaşma yapalım benim her daima dostum ol ve çok yakın olalım birbirimize. Senin gibi dostum olursa çok mutlu olurum.” Diyordu mesajda.
Yasmin bu mesajı görünce gülümseyerek cevap verdi. “Buna çok sevinirim. Tamam, anlaştık her zaman dostumsun.” Dedi ve gönderdi.
Bu sırada Murat ve yanında yakışıklı genç iş adamı kapıdan girmişti. İkisi de gülümsüyordu ama Bora daha otoriter bir duruş sergileyerek gülümsüyordu. Kızların ağzı açık kalmıştı resmen Bora’yı görünce. Yasmin ise telefonundan başını hala kaldıramamıştı.
Bora yürüyerek herkese selam verdi ve gülümsedi. Yasmin ise sonunda başını kaldırıp selam verecekti ki birden bire iliklerine kadar elektrik çarptığını hissetti. Bora ise donmuş kalmıştı bu güzelliğin karşısında dili resmen tutulmuştu. İkisi de ne olduğunu anlamamışlardı birbirlerine.
15.BÖLÜM
Bora;
Ne olduğunu anlayamamıştım. İliklerime kadar elektrik çarpmıştı resmen. Nasıl bir şeydi bu. Kendimi çok tuhaf hissediyordum. Resmen karşımda ki güzellik harikası kıza çekiliyordum.
Yasmin;
Neler oluyor. İçimde ki bu elektrik neydi şimdi. Tuğba’nın dediği adam bu muydu? Bora… İçimden bir ses bu adamda gizemli bir şeylerin olduğunu diyordu ve tuhaf bir biçimde bu adama çekiliyordum.
Her ikisi de donmuştu resmen ve çevrelerinde ki kişileri görmüyorlardı. İlk defa hissediyorlardı bu hissi. Her ikisinin de ilkleriydi bunlar. Sonunda Bora kendini toparlayarak;
“Merhaba ben Bora” Dedi elini uzatarak.
“Merhaba bende Yasmin tanıştığıma memnun oldum.” Dedi Yasmin uzatılan eli sıkarak ayağı kalktı.
“Yasmin… Yabancı mısınız? Yoksa Yasemin’in kısaltılışı mı?” Dedi Bora merakla. Yasmin’in elini bırakmamıştı bu süre zarfında.
Bunun üzerine Yasmin gülmemek için kendini zor tutmuştu. Ancak başaramamıştı ve herkes gülmeye başladı. Bora şaşırmış bir biçimde çevresine “komik bir şey mi dedim?” der gibi baktı.
Sonunda Berk durumu fark ederek gülmeyi bırakıp:
“Bora, Yasmin’le ilk tanıştığımızda bizde bu soruyu sormuştuk. Yasmin’in ismini öğrenen herkes bu soruyu soruyor. Yasmin’in Türkçesi iyi olduğu için yabancı olma ihtimali kalkıyor ve Yasemin’in kısaltımı kalıyor. Ama ismi Yasemin değil.” Dedi Berk.
Bora olanları anlayınca gülümsemişti ama isminin hala neden Yasmin olduğunu merak ediyordu. Bunu anlayan Gamze:
“Yasmin’in anneannesi alman ve dedesi Türk. Allyssa Hanım kızının ismini ülkesinden isim koyamayınca kızını zorlayarak ölmeden önce Yasmin’in ismini Yasmina koydurtmak istemiş. Yasmin’in babası Kemal Bey buna karşı çıkmış ama karısı Belgin Hanımın üzüldüğünü anlayınca Yasmin isminde karar kılmışlar. İlk başta Allyssa Hanım darılsa da sonunda razı olmuş. Nüfus cüzdanında ismi Yasmin olsa da Kemal Bey Yasemin diyor hep.” Diye açıkladı Gamze gülerek.
“Hımm anladım. Çok ilginç bir hikayeymiş.” Dedi Bora.
Kerem araya girerek “İş dünyasında benden daha üstün bir geçle tanışmaktan memnunum.” Dedi.
“Bende sizin gibi biriyle tanıştığıma memnunum. Benim gibi iş dünyasında olan kişilerle her zaman tanıştığıma memnun olurum.” Dedi Bora gülümseyerek.
“İş dünyasında olabilirim ama şu sizli bizli resmiyetini kaldıralım. Senli benli konuşalım. Bu arada ben Yasmin’in abisi Kerem ve bu da Ela hayatımın anlamı ve Yasmin’in en yakın arkadaşı.” Dedi gülümseyerek Ela’ya baktı.
Ela bu gülümsemeye karşılık vererek Kerem’i yanağından öptü. Bora ise bu aşk kokan çifte gülümseyerek “tamam.” Dedi.
Bora hala Yasmin’in elini bırakmadığını fark ederek hemen bıraktı. Yasmin’de utanarak yerine oturdu. Her yer dolu olduğu için Bora Yasmin’in yanına oturdu. Yasmin bu durumda daha da kızarmıştı. Bora ise bu güzellik abidesi kıza bakmamak için kendini zorluyordu. Yasmin’de aynı durumdaydı.
İkisi de neler olduğunu anlamamışlardı. Birbirlerinin çekim alanına girmişlerdi. Bora bu duygulara alışık değildi. İşi yüzünden sevgili olaylarıyla uğraşmak istememişti. Ama bu kız onu zorlamıştı. İlk defa biri onu zorluyordu.
Yasmin ise o kadar sevgilisi olsa bile bu duyguları ilk defa hissediyordu. İlk defa birine böyle hisler duyuyordu. Eski sevgililerinde bu duygunun yanından bile geçmemişlerdi.
Herkes kendi aralarında konuşmaya başlamışlardı. Yasmin ise öyle oturmuş telefonuna bakıyordu. Bugün fazla konuşkan gününde değildi.
Bora bu kızı anlamak için zekasını kullanmaya çalışsa da başaramıyordu. Kadınlar konusunda her zaman çuvallamıştı.
“Yasmin.” Denilince Yasmin isminin söylenmesi üzerine sese döndü. Bora’nın söylediğini anlayınca kızarmıştı.
“Okuyor musun?” Diye sonra Bora yana dönerek Yasmin’in gözlerine baktı.
Yasmin ağzını açtı ama bir şey diyememişti. Sonra boğazını öksürerek temizledi. Boğazı kurumuştu. Bora bunu anlayınca sehpada sürahi ve bardak vardı. Sürahiden su doldurarak Yasmin’e uzattı. Yasmin gülümseyerek bardağı aldı ve içti. Boğanının kuruluğu gidince:
“Evet, okuyorum.” Dedi ve “su için teşekkür ederim.”
“Hımm hangi bölüm ve önemli değil.” Dedi Bora gülümseyerek. Gerçekten Türkçeyi çok güzel konuşuyordu.
“Mimarlık okuyorum.” Dedi Yasmin gülümseyerek.
Bora buna şaşırsa da belli etmedi. Çünkü Kerem ailesinin işine devam ediyordu ve doğal olarak Yasmin’in de Yöneticilik okumasını bekliyordu. Sonradan merakına yenilerek sordu. Kadınlar konusunda bu kadar akılsız olduğu için kendine kızıyordu. Normalde her zaman süper bir akla sahipti ama konu kadınlara gelince tıkanıyordu.
“Neden ailenin mesleğine devam etmedin. Yöneticilik okumadın.
“Şey… Çizimlerde iyiyim. Resmiyet gerektiren bir iş değildi fazla ve düzen. Ben bunları yapabilirim ama bilirsin işte kendimi mimarlıkta daha mutlu hissediyorum. Okulumu bitirince bir yıl aradan sonra Yöneticilik okumayı düşünüyorum.” Dedi gülümseyerek. Aslında bunu ilk defa düşünüyordu ama hoşuna gitmişti bu düşünce.
“Hımm kendini iyi hissettiğin mesleği yapmakta özgürsün.” Dedi Bora gülümseyerek. Gerçekten akıllı bir kızdı ve güzeldi. Bora güzel olsun olmasın fark etmezdi ama Yasmin başkaydı. Hem güzel hem akıllıydı.
“Peki sen düzeni ve aile mesleğini seviyorsun. Eğer Yöneticiliği okumasaydın ne olmak isterdin.” Dedi Yasmin merakla.
“Ben şey… Aslında Mimar olmak isterdim. Ama ailemin mesleği ağır bastı ve Yöneticilik okudum. Başarılı bir Yönetici oldu ama daha önümde uzun bir yol var.” Dedi Bora ilk defa birine bu kadar açık olarak. Kendine engel olamıyordu.
“Hımm yinede çok başarılı bir iş adamısın. Şunu söyleyeyim ilk defa Ağabeyimden daha başarılı bir iş adamıyla tanışıyorum.” Dedi Yasmin gülümseyerek.
Bora bu sözler karşısında kızarmıştı. Ama kendini iyi hissetmişti. İçinden kendine lanetler savuruyordu. İnsan bir kızın yanında bu kadar mı tecrübesiz olurdu diye.
“Ne mutlu bana.” Diyebildi sadece.
“Rahat olamıyorsun. Seninle konuşmak güzel, yeni tanıştık ama mutluyum da ama benim yanımda rahat olabilirsin.” Dedi Yasmin sonunda içindeki düşüncelerini söylerek gülümsedi.
Bora bunun üzerine daha da kızarmasına rağmen Yasmin’in açık fikirliliğinden etkilenerek “denerim.” Dedi.
Dışarıdan bakılınca bu iki kişinin davranışları gülünç olsa da… İkisinin arasında yoğun, tutkulu, ihtiraslı duygular yaşanacaktı. İkisinin arasında hem akıl hem beyin konuşacaktı. Biri tecrübesiz diğeri tecrübeli olsa da ikisi de ilk defa böyle duygular hissediyordu.
Ve her ikisi de bu duygularla birbirlerinin çekim alanına giriyordu. Hiç bitmeyecek bir ilişkiye girmek kolay değildi. Bunu başarabilecekler miydi? Birinin işi, birinin korkusu her ikisi de bunlardan vazgeçebilecekler miydi birbirleri için?
16.BÖLÜM
1.HAFTA SONRA
Bora sessizce oturuyordu. Hala bir hafta önce gördüğü kızdaydı aklı. Nasıl böyle birden bire çekim alanına girmişti. Yasmin aklından hiç çıkmamıştı. Ankara’ya dönmesi gerekirken hala uzatmıştı iznini. Aslında kendi şirketinde kendisi uzatmıştı iznini. Bir kez daha görme umuduyla gitmemişti. Hisleri öyle kuvvetliydi ki görmezlikten gelemiyordu.
Kalbi onu düşününce daha da atıyordu ve bu atışlarla heyecanlanıyordu. Nasılda kendine büyülemişti güzel yüzüyle. Hele de konuşmasıyla bambaşkaydı. Neden şimdi bu olmak zorundaydı. Neden daha önce olmadı. Kariyerinin başlarındaydı ama onu istiyordu. Tüm benliğiyle hem kalbiyle, hem bedeniyle istiyordu. İliklerine kadar hissetmek istiyordu. Ama beklemesi lazımdı. Onu görmek için beklemesi lazımdı.
Yasmin’i düşünüyordu. Onun gülüşünü aklından çıkaramıyordu. Ne kadar güzel gülüyordu. Gülümsemesiyle büyülemişti. Başını sallayarak ayağı kalktı ve o sırada Murat’ın onu seyrettiğini gördü.
“Ne düşünüyorsun Bora.” Dedi Murat aslında anlamıştı ama anlamazlıktan geliyordu.
“Hiç sadece işleri düşünüyordum.” Dedi Bora. Ah Tanrım bu kadar şapşal davranmak zorunda mıyım? Bir kız seni böyle yapıyorsa yuh sana. Dedi içinden kendine kızararak.
“Çok belli. Bora o kadar işine odaklanmış bir yaşam sürüyorsun ki kadınlar olunca konu ne kadar cahil kaldığını belli ediyorsun.” Dedi Murat gülümseyerek.
“Murat benimle uğraşla lütfen aklım gerçekten çok karışık bu sıralar.” Dedi Bora bıkkınlıkla koltuğa tekrar atarak kendini.
“Gerçekten bu kadar çok mu etkilendin bu kızdan?” Dedi merakla. İlk defa Bora’yı böyle görüyordu.
“Onun bir adı var Yasmin.” Dedi sinirle Bora.
Bunun üzerine Murat kahkahalar atmaya başlamıştı. Bora ise anlamayarak ona bakıyordu.
“Neden gülüyorsun? Gülünecek bir şey yok Murat şu halime bak. Normalde işimde olmam lazımdı ama bak şu halime onu düşünmekten başka bir şey yapamıyorum.” Dedi Bora sert bir sesle.
“Vay canına yav sen harbi aşık olmuşsun Bora.” Dedi Murat gülmeyi bırakarak tebessümle gülümsedi.
Yasmin camdan dışarı bakarak yağmuru izliyordu. Yağmur damlaları cama değdi her zaman gözüne Bora’nın yüzü yansıyordu. Bir hafta olmuştu ve onun yüzünü hala dün gibi hatırlıyordu. Neden hala unutamamıştı anlayamıyordu.
Onun ela gözlerini aklından atamamıştı bir türlü. Bora’yı düşündükçe kalbi bilinmedik bir ritimde atıyordu. Heyecan basıyordu. Onun gözlerinde kaybolma hissi doğuyordu. Buları hissetmek onu afallatmıştı. Sadece bir kez gördüğü kişiye bunları hissetmek biraz fazla değil miydi? Aşık olana değildi ama Yasmin’e göre fazlaydı. Nasıl tekrar onunla konuşacaktı ki ya da görecekti. Uzaktan onu sevmeyi düşündü ama onu düşünür düşünmez kalbine bilinmeyen bir sızı doldu.
“Onu görmemek mi? Buna nasıl katlanabilirim. Bir kez gördüğüm adama büyülenmiştim. Neden şimdi? Neden daha önce olmadı? Daha öncelerde niye olmadı? O kadar kişiyle amaçsız çıkmıştım. Birçoğu benden nefret ediyordu artık. Onu seviyor muydum? Evet, kalbim onu seviyordu. Ama beynim daha karar vermemişti.” Diyordu içinden ve gözünden bir damla gözyaşı süzüldü.
Ne kadar acıydı onun için bu. Aşk onu beklenmedik bir anda yakalamıştı. Hiç beklemediği bir zamanda aşkı bulmuştu. Ama uzaktan sevmek acı veriyordu işte. Birden kıkırdamaya başladı. Onun kadınlar konusunda nasıl utangaç olduğu aklına gelmişti ve o zaman nasıl tatlı göründüğü gözüne yansıdı. Yanağında ki yaşı silerek “ilk defa biri için ağlıyorum.” Dedi gülümseyerek.
“Sen daha çok ağlarsın bu gidişle.” Dedi arkasından Ela.
Yasmin birden hoplamıştı yerinden ve korkudan kalbi güm, güm atıyordum. “Ela ne kadar kötü birisin. Bana kalp krizi mi geçirtmeye çalışıyorsun?” Dedi sinirle.
“Yasmin gerçekten seviyorsun.” Dedi Ela gülümseyerek Yasmin’in dediklerini duymazlıktan geldi.
Yasmin bunu düşününce doğru olduğunu anladı ve başını öne eğdi. “Evet, galiba evet seviyorum. Ela bu acı veriyor. Kalbim acıyor.” Dedi Yasmin gözünden yaşlar akarak camın yanındaki koltuğa oturdu.
Ela ise şaşırmıştı. Çünkü arkadaşı gerçekten biri için ağladığını ilk defa görüyordu. Yanına giderek “Yasmin sakın ağlama ve şunu bil ki o da seni seviyor.” Dedi Yasmin’in yanağındaki ıslaklığı silerek.
Bunu duyunca Yasmin ıslak gözlerle “Nasıl yani, nerden biliyorsun?” Dedi inanmayarak.
Ela bu duruma gülümseyerek “sana o gün nasıl baktığını gördüm. Büyülenmişti güzelliğin karşısında, tabii sende onun yakışıklı yüzüne çarpılmış gibi bakıyordun. Ve tabii benim hayatımdan yakışıklı olmasa da eniştem yakışıklı.” Dedi Ela gülerek.
“Ağabeyimden daha yakışıklı bence ve emin misin bundan.” Dedi Yasmin gülümseyerek.
“Hiçte bile Kerem daha yakışıklı ve eminim.” Dedi Ela sinirle.
“Tamam, tamam zaten ağabeyim kadar yakışıklı biri yok dünyada.” Dedi Yasmin gözlerindeki ıslaklıkları silerek güldü.
Ela ise bu duruma gülümsemekle yetindi.
Murat Tuğba’yla bir plan kurarak Ela ve Kerem’le buluştular. Ela Kerem’e bütün olayı anlatmıştı. Kerem buna bozulmuştu biraz. Çünkü kız kardeşinin bir erkeğe aşık olmasını pek hazmedemiyordu. Ağabeyi duyguları kabarmıştı. Ela ise buna izin vermemişti. Tabii Kerem’de boyun eğmek zorunda kalmıştı.
Buluşmak için çay bahçesine gittiklerinde oturup çaylarını ve kızlarda kek istediler. Hemen söze başlamışlardı.
“Kerem bu duruma bozulabilirisin biliyorum ama ağabeyim kimselere benzemez. Yani o işkolik biridir. Kadınlar konusunda aceminin tekidir. İlk defa onu perişan halde görüyorum ve bu yüzden işine dönmek yerine kendi iznini uzattı. Bu görülmemiş bir şey bizim için.” Dedi Murat üzgünce.
Tuğba “kadınlar konusunda aceminin tekidir.” Dediği söze takılarak Murat’a döndü ve “Sen kadınlar konusunda ustasın galiba.” Dedi sinirle.
“Hayatım öyle demek istememiştim.” Dedi Murat hemen savunmaya geçerek.
Ela ve Kerem onlara gülmüştü. “Tuğba Murat öyle demek istemedi. Bilgili olsa ben bilirdim. Erkekler konusunda iyiyimdir.” Dedi Ela.
Bu sözleri duyan Kerem ise sinirle “Vay canına bizim ufaklığa da bak. Eğer bir erkek sana dokunsun erkek sinek bile dokunsun öldürürüm. Bana namus cinayeti işletme.” Dedi.
“Kerem Bey sizin üstünüze su dökemem ben. Siz hele kadınlar konusunda kitap bile yazarsınız.” Dedi Ela’da sinirlenerek.
“Artık senden başkası olmaz ve sende benden başkasının olamazsın.” Dedi Kerem sert bir sesle.
Bu sözler Ela’nın hoşuna gitmişti ama ucunda sinir etmek varken bunu belli etmeden “Belli olmaz canım orası senden sonrası da olabilir.” Dedi sırıtarak.
“Elaaaa beni sinir etme kötü olur sonu.” Dedi Kerem kıskanarak.
Ela pes ederek güldü ve “tamam benim kıskanç sevgilim.” Dedi.
Sonunda her iki çiftte tartışmaları bitirerek plan kurup Yasmin ve Bora’yı bir araya getirmeye karar verdiler. Planın ayrıntılarını iyice konuştuktan sonra o güne kadar hiçbir şey belli etmemelerini tembih ettiler kendilerine ve evlerine gittiler.
17.BÖLÜM
Ela hazırlanıyordu. Bu sıralar Yasmin’i evde tek başına bırakıyordu ve Kerem’de kalıyordu. Kerem ne kadar ısrar etse de sadece birlikte uyuyorlardı. Ela’nın evlenmeden olmaz demesine Kerem zaten benimsin kim ha evlenmeden önce, ha evlendikten sonra deyip duruyordu. Ama Ela evlendikten sonra diyordu. Aslında bu Kerem’in hoşuna gidiyordu. Nasıl gitmez ki sevdiği kız namusuna çok düşkündü. Ela dudağından bile öptürmezdi ama Kerem’i çok sevdiği için buna izin veriyordu. O da istiyordu çünkü öpülmemiş dudakları onun her şeyiydi ve evleneceği adama sadık kalmak istiyordu.
Arkasından Kerem yaklaşmıştı. Aynadan görmüştü bunu ve beline sarılmasına izin vermeden kenara çekilip ona dönmüştü. Kerem o sırada tam da aynaya yapışıyordu son anda durdu. Ela gülmüştü bu olaya ama Kerem sinirle onu kendine çekerek:
“Ufaklığa da bak sen. Az daha aynaya yapışıyordum. Bunu ödeyeceksin.” Dedi Kerem ve Ela’yı dudağından öptü.
Ela karşılık vermemişti ve ruju bozulmuş sinirlenmişti. Kerem’in kolunu cimcik attı ve Kerem acıyla geri çekildi.
“Rujumu bozdun serseri seni.” Dedi Ela ve makyaj masasına giderek rujunu silmeye başladı.
Kerem kolunu ovuşturarak yanına gitti ve “ana bana ne kadar yakışıyor rujun.” Dedi.
Bunu duyan Ela sinirini unutup kahkahalarla gülmeye başladı. Kendi dudağında ki ruju temizleyip şimdi onunkini temizlemeye başlayarak “tercihlerini mi değiştirdin?” Diye sordu gülerek.
Kerem ise “değiştirecektim ama ateşli bir sevgilim var ve onun alevi yüzünden değiştirmedim. Ve maalesef onu çok ama çok seviyorum.” Dedi gülerek.
“Maalesef haa öyle olsun.” Dedi Ela sinirle ve ayağı kalkıp kapıya ilerlemeye başladı.
Kerem onu kolundan tutarak duvara dayadı sırtını “Seni öyle seviyorum ki maalesef dedim çünkü sevgimi sana anlatamayacak kadar yeteneksizim.” Dedi nefesini onun boynuna vererek. Kalbi yerinde duramıyordu hiç.
“Aslında anlatıyorsun ama ben pek anlayamıyorum.” Dedi Ela fısıldayarak.
“O zaman anlamanı sağlarım bende.” Dedi Kerem sırıtarak ve Ela’yı derinden, tutkulu bir şekilde öpmeye başladı.
Ela ısınmaya başlamıştı ve heyecan duygusundan ne yapacağını bilemeden ona karşılık veriyordu. Kerem ise onu duvara daha da sıkıştırarak derinlere gidiyordu öpücükleri. Ela nefes nefese geri çekti dudaklarını. Rujunu sildiği için ruj yoktu dudağında. Kısık nefesler alarak:
“Anladım bu kadar yeter istersen.” Dedi.
“Bence biraz daha devam etmeliyiz daha da iyi anlarsın.” Dedi Kerem nefes nefese ve sırıtıyordu.
Ela tam karşı çıkacaktı ki Kerem tekrardan öpmek için dudaklarını dudaklarına yapıştırdı. Ela karşı koyamayacak kadar tutkulu öpüyordu. Nefes alması gerekiyordu ama onu öpmek varken kim nefes almak isterdi ki. Nefesi o olmuştu.
Bu kez öpüşmeleri kısa sürmüştü ve nefes almakta zorlanıyorlardı. Ela nefes almaya çalışarak yatağa oturdu. Kerem ise onun yanına oturdu kısık nefesler alarak. Bir süre birbirlerine bakamadılar. İkisi de kıpkırmızı olmuşlardı ve kalpleri göğüslerinden çıkacak gibi atıyordu. Kerem onunda ona dönerek:
“Ela senden benimle yatmanı istemiyorum bunu bil. Yani istiyorum… Demek istediğim hiç kimsede istemediğim kadar seninle olmak istiyorum… Ah anlatamıyorum. Seninle birlikte olmayı her şeyden daha çok istiyorum ama demek istediğim sen isteyene kadar ben beklerim. Seni incitmek istemem ve istemediğin şeyi de yaptırmak istemem. Evlenene kadar bu bile bana yeter.” Dedi gülümseyerek onun elini tuttu.
Ela bunları duyunca gülümsemişti ama sonra jeton yeni düşmüş gibi “benimle evlenecek misin?” Dedi şaşkınca.
“Tabii ki evet seninle evleneceğim. Kusura bakma ama bu kadar güzel ve duyguları yoğun bitiyle evlenmek ahmaklık olur. Sen benimsin ve bunu aklına sok tatlım.” Dedi Kerem içten gülümseyerek.
Ela’nın içinde sevinç patlaması olmuştu ve gülümseyerek Kerem’in dudaklarından öpmeye başladı. İlk defa Kerem onu öpmeden o öpüyordu. Kerem şaşırmıştı ama öpücüklerine karşılık veriyordu.
Ela bu karşılığa gülerek onu daha da derin öpmeye başladı. Kerem ileri gidemeyecekti daha fazla çünkü ileri giderse yarına kadar bu odadan çıkamazdı. Geri çekilip mahcup bir gülümsemeyle:
“Daha ileri gidebileceğimi sanmıyorum. Kendimi şuan gerçekten çok zor tutuyorum.” Dedi.
“O zaman tutma.” Dedi gülümseyerek ve sonra hemen “yok bence tutsan daha iyi olur.” Dedi kahkaha atarak.
Kerem’de gülmeye başladı.
Alp kaç gündür evde öylece oturduğunu bilmiyordu. Unutamadığı gözler aklındaydı. Nasıl olabilirdi ki reddedilmişti. Yanında olsun diye dost olalım demişti ama bu ona acı veriyordu. Nasıl unutacaktı ki. Umudu da kalmamıştı artık. Stajını bile yakıyordu şuan. En çok istediği şeydi doktor olmak ama o şimdi bunu mahvediyordu. Neden böyle olmak zorundaydı. İlk defa bir kıza aşık olmuştu ama Yasmin onu sadece dost olarak arkadaş olarak istiyordu.
Kendini toparlaması lazımdı. Nasıl yapacağını bilemeden kalktı ve banyoya gitti. Aynadaki aksine bakarak yüzünü buruşturdu. Nasılda kötü ve hastalıklı görünüyordu. Kaç haftadır böyle olduğunu hatırlamaya çalıştı ama o reddedildiği günden sonra olduğunu anladı.
Kendini biraz iyi hissetmek için duşa girdi. Kendini sıcak suyun altına bırakmıştı. Vücudunu yakacak biçimdeydi ama sonunda kendine gelerek suyu ılıttı. Ne kadar kaldığını anlayamamıştı suyun altında ama iyi gelmişti.
Odasına giderek üstünü giyindi. Dışarı çıkıp bir şeyler yapmak istiyordu. Düşünürken evden çıktı ve arabasına bindi. Buldu, Yasmin’in üniversitesine giderek onun yanında olabilirdi. Sonra bir yerlere giderek bir şeyler yiyebilirlerdi. Sonuçta dost olmuşlarıdı.
|
|
|
 |
BEKLENMEDİK ANLAR 13. 14. 15. 16. 17. BÖLÜMLER Yazýsýna Yapýlan Yorumlar |
|
Bu Yazýya Henüz Yorum Yapýlmamýþ Veya Makale Sahibi Tarafýndan Yorum Onayý Bekleniyor. |
|
|
 |
BEKLENMEDİK ANLAR 13. 14. 15. 16. 17. BÖLÜMLER Makalesine Sizde Yorum Yapmak Ýstermisiniz? |
|
|
|