Bomboş bir bekleyişti benim ki, hayatın akısıydı belki de, kelimeler anlamsızca dökülüyordu dilimizden, kifayetsiz, acımasız, gaddar ve haindiler.
Gülüşüyorduk, gülüşmelerimizin altında yatan o hırsızı yakalamıyorduk, belki de yakalamak istemiyorduk. Oturuyorduk gözlerimiz aynıydı ama Dur diyen bir şey vardı ikimizde de. Durmak mümkündü elbet peki ya duygularımızı durdurabildik mi?
gülerek, konuşarak, susmayarak, susamayarak konuşan aslında hiç bir şey anlatmıyorduk, saçmalıyorduk, kendimizden kaçıyorduk evet ben benden kaçıyordum, sende senden kaçıyordun. peki hani aslolan aşk diyorduk ya?
Nerede ben göremedim. Can oluyorduk canan oluyorduk gizli, saklı, umarsızdık ya hani. aslında ortadaydı hersey. Tutmadım, dokunmadım, aslında hiç konuşmadık bile, dedim ya saçmalıyorduk işte. Sürekli birseylerle uğraşıyorduk. Çünkü kalakalmaktan, kalakalmamanın anlamsızlaştırmasından korkuyorduk ikimizde.
Asıl şimdi anlamsızlaşmadık mı? Anlamsızlığın üstüne bir anlam mı yüklemeye calısıyordu bu bakışlar?
Bu sorular ah bu sorular...
Şizofrenik bir renk gibiydim. Durgunlaşmamış bir siyah, tamamamlanmamış bir söz gibi. Böyle kalması mı daha iyiydi yoksa çekip gitmek mi?
bilemedim. Bilememekten öte bile bile bilememekti bu. Aleniydik. Ama saklandık ve gitti.
Düşümde gördüğüm ve tekrar görmek istedigim bir şeydi bu. Karanlığın içindeydi, maviydi aslında.
Ben burada değildim ya sen?
Çok merak uyandıran bir teknolojik alet gibiydi, merak uyandıran ama boştu. Hani kelimenin tam manasıyla yazmaya, söyleyeme çekineceğin hatta çekinmene bile engel olmadığın bir yalnızlıktı bu.
Görmedim değil mi? bu yolun ortasında süre gelen bu acıyı görmemezlikten gelmeli miydik? Gelmemeli mi?
cevapsız verilen cevaplar tatminkâr değildi. Aslında hiç uğramamalıydı bu sis buraya. Beraber uzun yollara düştük, o yollarda yürüdük, seviştik durmadık hiç, peki aslında buradamıydı fark etmemek elde değildi ama fark edilemedik.
Korkunun aslında sevgiden daha yoğun olduğunu fark ettim. Daha gerçekti gerçeğin ötesine gidip gelebiliyordu.
|
|