Yiyemiyorum, uyuyamıyorum, nefes alamıyorum. Sanki ciğerlerim bir bombaymış, nefes alırsam patlayacakmış gibi. Yine binlerce insan ölecekmiş gibi. Nefesimi tutuyorum sonra dayanamayıp bırakıyorum ve “BOM!” bomba patlıyor. Binlerce kişi ölüyor. Onlarla birlikte ben de ölüyorum. Her yer alev alev ve ben yanıyorum. Tekrar nefesimi tutuyorum, bu sefer de aynısı oluyor. Tekrar, tekrar ve tekrar. Ciğerlerim patlıyor, insanlar ölüyor, Joseph yanıyor.
Ağlıyorum, ucuz bir otel odasında duvar kenarına büzüşüp omuzlarım sarsıla sarsıla ağlıyorum. Hıçkırıklarım neredeyse boş olan odada yankılanıyor. Duvarlar üzerime geliyor, boğuluyorum. Yatağımın yanındaki bozuk abajur küçük bir çocuğa dönüşüyor. Çocukta benimle birlikte ağlıyor. Alnının ortasında bir kurşun deliği var. Oradan kan akıyor. Gözleri yalvarırcasına bakıyor. Yardım istiyor. Ona yardım etmek istiyorum ama yerimden kalkamıyorum. Bütün vücudum kilitleniyor. Parmaklarımı dahi oynatamıyorum. Sonra çocuk yok oluyor ve ben daha şiddetli ağlamaya başlıyorum, sanki hiç durmadan ağlıyorum.
Ben Joseph, bu mektubu yazıyorum. Karşımda küçük, kırık bir ayna var. Ona baktığımda kanlanmış gözlerimi görüyorum. Bu bana o sokakları hatırlatıyor. Onlarda kıpkırmızı, kanla kaplanmış. Ve çocuklar, ölü ya da neredeyse ölü çocuklar. Onları aklımdan atamıyorum. Çığlıklar kulaklarımda yankılanıyor. Feryatlar içimi dağlıyor. Zaten ağlamaktan bitap düşmüş gözlerimden bir damla yaş daha süzülüyor. Bu gözlerde delilik görülüyor. Sanırım aklımı kaçırıyorum.
Asla anlamıyorum. Bunu neden yapıyorlar? Bunca zulüm neden? Daha ne istiyorlar? Her şeyden önemlisi geceleri nasıl uyuyorlar? Ben uyuyamıyorum. O minicik çocukları, katili oldukları minicik çocukları gördükten sonra, kendi çocuklarına nasıl bakıyorlar? Ben bakamıyorum. Ben bu iğrenç otel odasından kendi kendimi yiyip bitirirken cehennemden öncesini hatırlamıyorum. Çocuklarımın yüzünü ve biricik karımın güzel gözlerini hatırlamıyorum. Eve nasıl döneceğimi bilmiyorum.
Ben Joseph, İsrail için Gazze’de savaş muhabirliği yapıyorum. Yıkımı çıplak gözlerimle görüyorum. Ve hiçbir şey yapmıyorum. Çığ gibi büyüyen vicdan azabımın altında eziliyorum. Bu kâbusu durduramıyorum. Sol elimdeki silah ve tek mermimden başka hiçbir şeyim yok. Onları nasıl kullanacağımı biliyorum. Ben Joseph, artık dayanamıyorum…
|
|