Monoloğ. ŞANS TOPU
Neden buraya düştüğümü merak ediyorsunuz? Bende aslında neden bu hale geldiğimi çok merak etmişimdir ama iş işten geçti görüldüğü gibi. Her zaman bir hedefim vardı, hedefim bu değildi. Toplumun içine girmeye çalıştım ama toplumun içime girmeye çalıştığını fark edememiştim. Sonra toplum dışı bir fahişe olup cıktım. Kapalı bir hücrede buldum kendimi. Sizin gözünüzde de öleyim, çekinmeyin söyleyin. Ben bir orospuyum, alıştım o kötü laflara, insanların hiç çekinmeden söylediği kadar alıştım. Kendimi, zamanını bile zor hatırladığım üniversite yılında bilardo topu gibi gördüğüm pas parlak taş gibi. Karşımda peşimden koşan zevk budalalarını ise lobut, öle dizilirlerdi ki karşımda on kişi devirirdim. Birine pas vermezdim. İlk den hoşuma gidiyordu bu davranış ama sonra hoşlanmaya başladım. İçimde hiç tahmin edemeyeceğim duygular oluşmaya başladı. Sanki beni hiç terk edemeyecek duygulardı. Yada ben öle görüyordum üniversite kapısına kadar gelip de önünden dönen ilk budala benmişim ama o zamanlar duygularım gibi bende toydum. Neden? Dedim ki kendime ben okumak yerine peşimde dolaşan zengin çocuklarıyla olup da onlardan alabildiğimi alıp kıçlarına tekmeyi basmıyorum nede olsa onların oyun topu bendim, istediğim lobutu deviririm. Denedim hiç de fena değilmiş aslında birincisi, ikincisi, üçüncüsü derken bu böyle devam etti. Sonra kendimi öle bir alıştırdım ki, hayatımın geri kalan yıllarını kendimi bir basket topu gibi görmeye başladım. Herkesin avuçladığı, bir birlerine attıkları ama en heyecanlısı da sarıp sarmaladıkları bir toptum hani ara sıra olur ya oyunda bile pas atmaya çekindikleri kendi sayılarını kendileri atabilecekleri çok güzel duylulardı bunlar. Buda bunun gibi devam etmeye başladı. Bir süre sonra hayatım da hiç aklıma gelmeyen bir yükselişe geçtim. Aralarından beni kaybetmek istemeyen biriyle olmaya başladım. Ama evlilik istemedik ikimiz de hayatımızı hür yaşıyorduk. Çok zengindi zevkleri de öyle düz giden çizgiler, birden akıl almaz virajlara ve o virajları aldığımız hız, kazaya sebep olabilecek bir yaşantıya gitmeye başladı. Sonraları beni arkadaşı ile paylaşmak istedi. Ben ikiletmedim, çünkü alışkındım. Hayatımızı hür yaşayacaktık beni tenis topu gibi arkadaşına servis yaptı. Sonra o ona o da ona derken bu bir süre sonra masa tenisi hali almaya başladı hızlı hızlı yakınlaşmalar arttı derken baktım ki artık bu piyasanın ‘’malı’’ oldum. Amerikan bilardosu topu oldum genel evin sultanı her şeyimi kaybettim. Varlığımı, lüksümü, güzelliğimi başımda bir mama ( kız pazarlayan ) verdiler, o benim ıstakam oldu. ( bilardo sopası ) Beni hangi deliğe vurursa, ben o kapıyı çalıyorum. Adı çalışmak, ama emek sarf etmeden. Kaçtım ellerinden sokaklarda kaldım, ne bir ailem nede bir kişiliğim kalmıştı işte o zaman anladım çok geç kaldığımı. Geçmişte okuduğum üniversitenin kapısına geldiğimde içeri giremiyordum. Güvenlik bana öğrenci kimliğimi sorduğunda aslında kendi kimliğimi bile kaybettiğimi hatırlatıyordu. Utandım uzun zamandan beri ilk defa utandım. Arkama bakmadan koştum. Sahil kenarına geldim, cebimde simit alacak para bir para bile kalmamıştı.O simit’e verdiğim para ne kadar biliyor musunuz? Çok şaşıracaksınız, bir simit kadar kalmış kişiliğim. Takas işte orda anladım kendimi bir bez bol topu gibi görmeye, atıldığında sem sert bir şekilde uçuruluyordum, herkes den aynı sertlik. İlk sevişmeye başladığım zamanki zevkin yanında duyduğum acı Çin işkencesi gibi kalıyordu. Canım yanıyordu, zaten bir o kalmıştı, en son o. Herkes’ in gözünde sürtük gibi görülmeye başladım, ortamın malı olmuştum. Param parça olmuş bir futbol topu, şambiryeli baktığında gözüken bir futbol topu. Tekme üstüne tekme bir kuruşa bile takla atıyordum. Karşıma cıktı o unuttuğum mavi gömlek, özgürlüğü simgeleyen mavilik.(polis memuru) Yardım et dedim, kurtar beni bu hayattan. Pişman olduğum durumdan. İşte orda geldim sona, o öle bir vuruş yaptı ki, golf sopası ile ıstakasız küçücük kalmış tazeliğimle.( kendini golf topu gibi görüyor) Şimdi karşınızdayım ( der ışık kapanır)
YAZAN: Servet oğuz HANEDAN.
|
|