Açılış Sayfam Yap  |  Sık Kullanılanlara Ekle     

    

  Arama Motoru :

Makaleler

Haberler

Köşe Yazıları  
     Site Menü
  Anasayfa
  Forum
  Kategoriler
  En Çok Okunanlar
  Yeni Eklenenler
  Seçmeler
  Bugün Eklenenler
  Köşe Yazarları
  Haber Arşivi
  İletişim - Bize Ulaşın
      Kayıtlı Kullanıcı Girişi
  Kullanı adı :
  Şifre :
 

Yeni Üye Kayıt

Şifremi Unuttum


      Reklam
     Kategoriler
  Şiir
  Gündem
  Kişisel
  Hikaye
  Deneme
  Genel
  Felsefe
  Edebiyat
  Günlük
  Makale
  Ekonomi
  Spor
      Haberler
  Meliha Doğu 'nun 2. Kitabı Çıktı! ...
Amatör Yazarlar, löşe yazarı olan Meliha DOĞU 'nun 2. kitabı, raflarda yerini aldı.

"Başını Dik Tutan Hüzün" adı ile, Cinius Yayınevi 'nden çıkan kitapta, Umuda ve sevgiye dair öyküler ve çeşitli yaşanmışlıklar yer alıyor.

Anlatım tarzı ve içerdi ...

  Bu kitapla kızlar okullu olacak ...
'İmkansız(!) Periler...' kitabından elde edilecek gelirle Artvinli kızlar okutulacak.

Türkiye’nin en yoksul şehirlerinden Muş’ta 80 kızı okullu yapan 'İmkansız(!) Periler...' kitabı, şimdi de İngilizcesi'nden elde edilecek gelirle Artvinli kızları okutacak ...

  17'lik yazardan Aşkta Diplomasi ...
Elinizden bırakamayacaksınız!

Cinius Yayınları’ndan yeni bir eser daha kitapçı raflarındaki yerini aldı. “Aşkta Diplomasi”...

17 yaşında, henüz lise öğrenimini sürdüren genç bir yazar olan Beltan Demir’in yayımlanmış ilk eseri & ...

  Hayatı kitap oldu
Yazar Nezih Tavlaş'ın fotoğraf sanatçısı Ara Güler'in hayatını anlattığı''Foto Muhabiri'' adlı kitap yayımlandı.

Fotoğrafevi Yayınevinden yapılan yazılı açıklamada, kitabın tanıtımının Ara Güler'in 81. yaş günü olan 15 Ağustos cumartesi günü yapılacağı belirtildi.


     Diğer Haberler

  Nazım Hikmet anıldı

  Leonard Cohen geliyor

  Seksin efsanevi kitabı yeni ...

  Meliha Doğu 'nun 2. Kitabı ...

  Şair Arif Nihat Asya anılac ...

  Guinness'in 2009 baskısı çı ...

  'Gamalı haçlı' Türk yazar

  Açlığı en iyi bilen yazar ö ...

  Sesli kitaplara ilgi büyük

  DELİRME NOKTALARI 3, 4, 5.BÖLÜM okunuyor.

  Baþlýk :   DELİRME NOKTALARI 3, 4, 5.BÖLÜM
  Kategori :   Hikaye
  Ekleyen :   ...ELF...
  Eklenme Tarihi :   09.04.2011
  Okunma Sayýsý :   187

  Ortalama Puan

:

10 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 1010 UZERINDEN 10

Puan Ver? :
  Yazý Ýçeriði
3.BÖLÜM



Uçaktan indiklerinde onları bir araba bekliyordu. Willin arabanın içindeki adama teşekkür ederek anahtarları aldı. Valizleri arkaya koydu Willin. Isabel arabanın önüne oturdu onu bekledi işi bitene kadar. Willin’in işi bitince şoför koltuğuna geçti ve arabayı çalıştırdı. Arabada hiç konuşmadılar. Isabel dışarıyı isledi ve düşünmeye başladı. Ne kadar kötü şeyler görecekti ve en önemlisi gördüklerinden sonra kâbus görecek miydi? Eğer kâbus görürse Willin onun deli olduğunu düşünecekti.
Gidecekleri yere geldiklerinde Willin, Isabel’e dönüp:
“Hazır mısın? Ne göreceğini bilmiyorum ama enerji kötü olduğunu kanıtlıyor.” Dedi endişeli sesle.
Geldikleri yer terk edilmiş bir fabrika gibi yerdi. Kötü enerjiyi yoğun şekilde alan Isabel yutkundu. Kalp atışları daha da yükselmeye başladı. Willin, Isabel’in kalp atışını duyduğunda hala onun bu korkuyu atlatamadığını anladı. Aslında kendiside bu konuda başarısızdı. Yakınındaki bir kişinin başına kötü bir şey geleceğini görünce engellemeye çalışsa da bunda pek başarılı olamıyordu. Bunun sonucunda kendini suçluyordu ama bunu biraz da olsa azaltmıştı. Isabel’in kalp atışı iyice artınca Willin:
“İstersen yarın gelelim. Zaten bende kendimi kötü hissetmeye başladım.” Dedi Willin Isabel’in hissettiğini hissederek.
“Hayır, ben iyiyim sadece çok fazla kötü enerji var. Bir daha gelemeyebilirim buraya şimdi işimizi bitirelim. Tam olarak nereye gideceğiz.” Dedi Isabel gülümsemeye çalışarak ama gülümseyememişti.
“Şu taraftan bekle sana el feneri vereyim karanlık.” Dedi Willin cebinden küçük bir el feneri çıkararak.
Isabel feneri alarak bilinçsizce Willin’in kolunu tutarak yürümeye başladı. Willin, Isabel’in dokunuşuyla kendini daha da iyi hissetmişti. Burada ki kötü enerji yerine kendi enerjisi üstün çıkacaktı. Ama kendini dizginlemeyi başardı.
Isabel, Willin’in kolunu tutunca çevresine farklı ve heyecanlı bir enerji yayıldı. Afallamıştı enerjiyi hissedince ama kendine gelmeden hemen azalmıştı enerji ama yinede içine heyecan dolacak şekilde çevresinde vardı. Willin’in kolundan tutmamayı istiyordu ama kendini tutamamıştı ve bırakmak istemiyordu.
Gidecekleri noktaya geldiklerinde Isabel:
“Tam olarak bir nokta var mı dokunabileceğim?” Diye sordu.
“Bende bilmiyorum büyükbabamın başına bir şey geldiğini görünce burayı gördüm sadece.” Dedi Willin gördüğü görüntüler aklına gelerek irkildi.
“Tamam, beni bırakma lütfen kendimi tam olarak hazırladım diyemeyeceğim.” Dedi Isabel biraz utanarak.
“Tamam, merak etme seni bırakmayacağım.” Dedi Willin gülümsemeye çalışarak.
Isabel belirli bir nokta olmadan duvarlara dokunmaya başladı. Duvarlarda bir şey görememişti. Yerde birkaç pislik içinde eşyalara tiksinerek dokunmaya çalıştı. Hiçbir şey yoktu. Kırılmış bir sandalye vardı odanın ortasına doğru. Isabel ona dokunmak istemedi. Çünkü kötü enerjinin birçoğunun ondan geldiğini biliyordu. Ama dokunmak zorundaydı. Willin kolunu hala tuttuğu için şanslıydı. Sandalyeye yaklaştı ve dokundu.



“Bütün bunların neden olduğunu anlayamamıştı yaşlı adam. Yüzü kanlar içindeydi ve tükenmek üzereydi. Kendini toparlayamadan karnına bir tekme daha yedi ve adamlardan biri:
“Kızın nerde olduğunu söyle. Onu bizden uzak tutmuş olabilirsin ama onu bulacağız.” Diye kükredi.
“As-laa.” Demeyi başardı adam güçlükle. Yaşlı vücudu darbeleri kaldıramıyordu artık. Gücünü kullanamıyordu. Kalkanını çıkaramıyordu. Ansızın saldırıya uğramıştı ve bu saldırı onu hazırlıksız yakalamıştı. Kendini daha da güçsüz hissetti.
“Sana son bir şans Barbaros o kızın yerini ve ismini söyleyeceksin. O kızın yeteneği bizi daha güçlü yapacak onu istiyorum.” Dedi kızgın bir sesle.
“Sen-ce ben o ka-darr be-yinn-sizz mi-yimm Mikail? O kı-zınn nas-ıl değ-err-lii ol-du-ğuu-nu biliyorum… Ve yeri-ni as-laa ama asla söylemeye-ceğim. Ben… Beni öldürsen… Öldürsen… Bile.” Dedi Barbaros kekeleyerek.
“Şansını böyle mi kullanmak istiyorsun.” Dedi Mikail dediği adam.
“Ne… Yaparsan yap… Mikail… Ama o kızın yerini… Öğrenemeyeceksin… Bu sır benimle… Birlikte… Toprağa gidecek…” Demeyi başardı Barbaros ve karnına yeniden tekme alarak acıyla inledi.
“Sen istedin bunu David, Jake halledin işini. Barbaros iyi bir adamsın ama bu iş ve iş olunca gözüm hiçbir şeyi görmez bunu sende iyi biliyorsun. Üzgünüm diyeceğim ama bir hiç uğruna yaşamını bitiriyorsun.” Dedi adam acıyarak ve uzaklaştı oradan.
İki adam silahlarını çıkartıp kurşun yağmuruna…”





Isabel daha fazla dayanamamıştı ve elini çekmişti. Gördüğü görüntüler çok fazlaydı onun için. Willin ise kolunun acısından duramıyordu ama gıgını bile çıkarmamıştı. Isabel ise bıraktığı halde Willin kolunu hala sıktığını farkına varamamıştı. Gördüklerini sindirmeye çalışıyordu. Bir adamın öldürülüşünü görmüştü. Nasıl hissedebilirdi ki. Barbaros Willin gerçekten öldürülmüştü. Robert Willin şüphelerinde haksız değildi.
Kendini toparlamaya çalıştı yeniden ama hala görüntüler aklında çok taze olduğu için yapamıyordu. Sonunda kendini toparlamıştı ve Willin kolunu sert bir şekilde sıktığını fark edince:
“Ah gerçekten üzgünüm canın çok acıdı mı?” Diye sordu kısık bir sesle ve Willin’in kolunu tutmayı bıraktı.
Willin kolunu sıvazlayarak acısını dindirmeye çalıştı. Kesin moraracaktı. “Önemli değil üzülme biraz canım yandı o kadar. Bu kadar güçlü olduğunu bilseydim demir kaplatırdım koluma.” Dedi şakayla karışık. Gerçekten kadın güçlü biriydi.
“Çok üzgünüm hadi buradan gidelim.” Dedi Isabel sabırsızca.
“Tamam, sana bir şey soracağım nasıl bu kadar güçlüsün?” Dedi Willin merakla kolunu hala sıvazlayarak.
“Şey boksla uğraşıyorum. Bana iyi geliyor kötü olduğum zamanlar da.” Dedi Isabel utanarak.
“Vay canına hiç tahmin etmemiştim. Bunu öğrendiğim iyi oldu sana bundan sonra iyi davranacağım.” Dedi Willin şaşırarak.
“Hadi biran önce gidelim buradan lütfen.” Dedi Isabel burada daha fazla kalamayacağını anlayarak.
“Tamam.” Dedi Willin.
Hızlıca buradan çıktılar. Araba zaten terk edilmiş fabrikanın önünde bekliyordu. Ayak sesleri duymaya başladılar ve aceleyle arabaya koşup bindiler. Willin gaza basarak hızlıca orayı terk ettiler.



Isabel bilmedikleri iki katlı bir eve gelmişlerdi. Hala aklında ki görüntüleri atamamıştı. İsimler aklında uçuşuyordu. İçeri girdiklerinde Willin ona soran gözlerle bakmıştı.
“Şuan resimleri görmesem olur mu?” Dedi mırıldanarak.
“Biliyorum senin için zordu ama görüntüler tazeyken resimleri bakmanı istiyorum.” Dedi Willin ısrar ederek.
“Tamam, nerede resimler bakalım.” Dedi Isabel kurtulamayacağını anlayarak.
Willin resimleri getirmek için yukarı çıktı. Isabel ise salonda koltuğa oturup görüntüleri iyice aklına getirmeye başladı. Bunu yaparak gece kabus göreceğini biliyordu ama yapmak zorundaydı. Willin elinde ki fotoğrafları Isabel’e uzatarak yanına oturdu.
Isabel derin bir nefes alarak resimlere bakmaya başladı. Fazla resim yoktu zaten on ya da on beş resim vardı. Resimlere uzun, uzun bakmasına rağmen hiçbiri değildi.
Willin ise umutla bakıyordu. Zaman akıp geçiyordu ve Isabel uzun süredir resimlere bakıyordu. Sonunda:
“Bunlardan hiçbiri o adamlardan biri değil.” Dedi Isabel üzgün bir sesle.
Willin bir süre konuşmadı. Hayal kırıklığına uğramıştı. “Tamam.” Dedi sadece.
“Barbaros Willin orada öldürüldü isimlerini biliyorum.” Dedi Isabel belki isimler bir işe yarar diye.
“İsimler?” Diye sordu Willin.
“Patronun adı Mikail, iki tanede adam vardı David ve Jake. Bunlar bir şey çağrıştırıyor mu?” Dedi Isabel umutla.
Bir süre düşündükten sonra Willin olumsuzca başını salladı.







4.BÖLÜM



Artık yol yorgunluğu yüzünden ikisi de uyumak için odalarına çekilmişti. Isabel yatak odasında Willin ise misafir odasında yatacaktı. Isabel gördükleri yüzünden uyumakta zorlanıyordu. Bunun için işe yaramadığını bilse de uyku ilacı almaya karar vermişti. Yanında ne olur ne olmaz almıştı. Yemek yiyecek halde değildi her ikisi de. Biri hayal kırıklığı yüzünden diğeri ise gördüğü kötü görüntüler yüzündendi. Birbirlerini anladıkları için hiçbir şey demeden Willin, Isabel’in odasını göstererek yatmaya gitmişti.

Isabel uyku ilacını aldıktan sonra üstünü değiştirerek yatağa uzandı. Gördüğü görüntüleri aklından bir türlü çıkaramıyordu. Barbaros Willin kimi korumak için hayatından vazgeçmişti? Bu kız kimdi ve şuan nerdeydi. Belki bütün cevaplar ondaydı. Adamların ismini Robert Willin bile bilmiyordu. Torunundan gizlediği bir şeyler vardı ve gizledikleri şeyler yüzünden ilerleyemiyorlardı. Uykusu gelmeye başlamıştı ve eskisi gibi bir saat sonra çığlık atarak uyanmamak için dua etti ve sonunda uykuya yenik düştü.


Willin üzüntüden üstünü değiştirerek yatağın karşısında ki koltuğa oturdu. Bir şey yemek istememişti, canı istememişti. Isabel’i düşündü o da bir şey yememişti. Aslında anlıyordu onu çünkü bugün gereğinden fazla şeyler yaşamıştı. Uyku problemi çekecekti. Willin bu olaylar başına gelince bazı geceler uyuyamıyordu, uyusa bile çığlıklarla uyanıyordu. Ama bu sıralar pek olmuyordu. Doktorlar tarafından yeteneğinin delirtme noktalarından kurtulmuştu ama bu uyku probleminden bir türlü kurtulamamıştı. Aslında Hidden Cemiyetinin içinde büyümüş çok ama çok az insan bunu başarabiliyordu. Willin bunu başaramamıştı ama bu sıralar iyi gidiyordu. 32 yaşındaydı ve hala bundan kurtulmaya çalışıyordu.
Oturmaktan sıkılınca odadan çıkarak mutfaktan bir şeyler yemek için gitti. Acaba Isabel acıkmış mıdır? Diye düşündü ama saat beşti ve uyumuştur ve uyandırırsa bir daha uyuyamayacağını düşünerek kendine göre bir şeyler hazırlamak için dolaba baktı.


“Yine o fabrikadaydım ve Willin’in büyük babası yani Barbaros kanlar içinde karşımdaydı. Beni gördüğünü sanmıyorum. Ayak sesleri duymaya başladım kimin geldiğine bakacakken:
“Buradan hemen uzaklaş.” Dedi biri inleyerek.
“Sende kimsin neredesin?” Diye sordum fısıldayarak.
“Kim olduğumun önemi yok uzaklaş buradan.” Dedi kimin olduğunu anlamıştım Barbaros kafasını kaldırarak bana bakmıştı.
Yüzü kanla boyanmış gibiydi. İrkilerek geri adım attım. Mikail dediği adam gelmişti ve Barbaros’un saçlarından çekerek suratına yumruk atmıştı. Korkudan çığlık atmıştım ama Barbaros’tan başka kimse ne beni görüyorlardı nede duyuyorlardı.
“Size neden bunu yapıyorlar ne istiyorlar sizden?” Diye sordum ağlamaklı bir şekilde. Evet, ağlamaya başlayacaktım ama kendimi tutmak zorundaydım.
“Bunu bilmesen iyi olur.” Dedi Barbaros kanlar içinde bile gülümsüyordu.
Mikail sesi duyunca direk bana bakmıştı. Aman Tanrım beni görüyordu. Şimdi ne halt yiyecektim ben. Arkamdan biri beni sert bir şekilde yere fırlatmıştı. Bağırarak yere düşmüştüm. Mikail gülümseyerek yanıma geliyordu Barbaros ise “ona dokunma” diye bağırıyordu. Yanıma gelince karnıma tekme atmıştı ve eğilip saçlarımdan tutmuştu. Çığlıklar atıp “beni bırak” diyordum. Bıçağını çıkartarak gırtlağıma değdirmişti ve iğrenç derecede sırıtıyordu. Ne yapacağını anlamıştım gırtlağımı kesecekti. Bu adam çıldırmıştı. Bir işe bile yaramasa korkumdan çığlıklar atıyordum beni bırakması için.”


Willin kendine sandviç yapmıştı ve tam yiyeceği zaman çığlıklar duydu. Tabağına sandviçi yavaşça koyarak kimin attığı anlamak için hassas kulaklarını çığlığa odakladı. Bu kez bir inleme duymuştu. Oturduğu yerden kalkarak sesi takip etmeye başladı. Üst üste çığlıklar gelince kimin bağırdığını anlamıştı. Isabel’in odasına koşarak gitti ve kapıyı çalmadan içeri girdi. Yatağında yatıyordu ama çığlıklar atarak sağa sola oynatıyordu vücudunu. Hemen yatağın başına gelerek Isabel’i uyandırmaya çalıştı.


“Biri bana sesleniyordu ama korkudan hala bağırıyordum ve nereden geldiğini anlayamamıştım. Bıçak sert bir şekilde yanağıma bastırmıştı. Korkudan altıma etmiş gibiydim.
“Lanet olsun bırak beni.” Diye bağırdım yeniden.
“Isabelll.” Diye biri yine bağırmıştı.
Hayatımın son noktasına gelmiştim galiba. Adam hala sırıtıyordu bana ve sertçe kendine çekmişti beni. “Buradan sağ çıkamayacaksın.””




Willin sonunda uyandırmayı başaramayacağını anlayarak mutfağa koşup soğuk su alıp hemen odaya gitti. Suyu Isabel’in yüzüne döktü ve Isabel yatağından sıçrayarak Willin’in boğazından tuttu. Willin neye uğradığını şaşırmıştı ve duvara sert bir şekilde sırtını vurunca inlemişti. Isabel ise rüyanın etkisiyle ne yaptığını bilemez bir şekilde kendini savunmaya alarak karşısında ki adama saldırmıştı.
“Isabel benim Robert Willin.” Dedi Willin boğuk bir sesle. Nefes alması iyice zorlaşıyordu ve kurtulamıyordu. Isabel gerçekten bu zamana kadar kendini iyi yetiştirmişti.
Isabel birkaç saniye sonra kendine gelerek elini hemen çekti. Willin yere düşerek öksürmeye başlamıştı. Isabel, Willin’in yanına çökerek:
“Çok üzgünüm yemin ederim ne olduğunu anlamadan oldu. İyi misin? Willin gerçekten çok özür dilerim.” Dedi Isabel ağlayarak.
Willin öksürerek “özür dilemene gerek yok… Suçlu olan benim yüzüne su döktüm uyanmayınca.” Isabel’e yüzünü çevirince ağladığını fark ederek “Hey ağlama lütfen.” Diyerek Isabel’i yanına iyice çekerek sarıldı.
“Bugün bana biraz fazla geldi. Böyle geceler olurdu.” Dedi Isabel hıçkırıklara boğularak.
“Isabel ağlama lütfen biliyorum bugün üstüne çok geldim.” Dedi Willin üzgün bir sesle.
Sonra Isabel’in yüzünü kaldırarak yanağında ki ıslaklıkları sildi. Tam o zaman ikisi de birbirine çekmeye başlamışlardı. Willin kendini tutamayarak Isabel’in yanağını okşamaya başladı. Isabel ise karşısında ki yakışıklı adama hayranlıkla bakmaya başladı. Birkaç dakika önce olanları her ikisi de unutmuştu bile. Willin neler olduğunu anlayamıyordu ve çevresinde büyük bir enerji hissetti. Karşısında ki kadın onu büyülemişti adeta ve onun çekim alanına girmişti. Isabel’in içi heyecanla dolmuştu ve çevresinde onunla aynı boyutta heyecanlı bir enerfi vardı. Willin dayanamayarak Isabel’in dudaklarına yapıştı. Isabel ise istekle ona karşılık veriyordu. Artık kendilerini geri çekemeyecek bir biçimdeydiler. Willin, Isabel’i öperek kucağında yatağa doğru ilerledi.








5.BÖLÜM



Isabel yavaşça gözlerini araladı. Yorgun hissediyordu kendini ama bu yorgunluk normal yorgunluk değildi onun için. Tatlı bir yorgunluktu ve o yorgunluk yüzünden rahat uyumuştu. Birden beline sarılan el aklına geldi ve dondu kaldı. Dün gece yavaş, yavaş aklına geliyordu ve aklına gelenler yüzünden ateş basıyordu. Birden aklına bütün gece olanlar aklına hücum etti.


Isabel;


Aman Tanrım ben ne yapmıştım. Bunu yapmamam lazımdı. Onunla sadece iş ilişkisi kurmam lazımdı. Ama ben ne yaptım yani biz birlikte olmuştuk. Ne yapacaktık şimdi. Onun yüzüne nasıl bakacaktım. Ya da birbirimizin yüzüne nasıl bakacaktık. Olanlar aklıma gelince ateş varmış gibi hissediyordum içimde. Aslında tuhaf ama kendimi iyi hissediyordum. Utanmıyordum bu yaptıklarımızdan. Dün gece neler olduysa olsun mutlu etmişti beni. Nasıl böyle düşüne bilirdim ki. Yanımda bir kıpırtı oldu.
Yataktan kalkacağım sırada çıplak olduğumu anlayarak utançtan kıpkırmızı oldum. Ve birden Willin’in de çıplak olduğu düşüncesiyle heyecan duydum. Tanrım neler düşünüyordum ben. Yanımda çıplak bir adam vardı ve bende çıplak bir şekilde yatıyordum onun yanında.


Willin;


Uyandığını hissetmiştim. Solukları daha kısa ve heyecanlı olmuştu. Kalbi daha da hızlı atıyordu. Dün gece ki olayları düşünüyordu büyük bir ihtimalle. Aslında pişmanlık duymam lazımdı bu yaptıklarım yüzünden ama hiç pişman değildim. Isabel’i tanıdığım kadarıyla bu yaptıklarımızı benim üstüme atmayacaktı. Kendi üstüne de alacak birisiydi. Aslında ilk baştan beri bunun olması büyük bir olasılıktı. Bunu hissetmiştim ve olmamasını sağlamamak büyük bir aptallık olurdu. Onun güçlü enerjisini hissettiğimden beri aradığım kadının bu olduğunu anlamıştım ama sorun şu ki Isabel tehlikeli biriydi.



Isabel utançtan kıpkırmızı olmuştu. Kalkacakken Willin onu kolundan tutarak yatağa yeniden çekti. Isabel ne olduğunu anlamadan Willin’in kolları arasında buldu kendini.
“Pişman değilsin değil mi?” Dedi Willin kulağına fısıldayarak.
“Ne-“ seni çıkamamıştı öksürerek “neyden?” Dedi.
“Benimle tanıştığın için ya da benimle birlikte olduğun için.” Dedi Willin dudaklarıyla Isabel’in kulağından boynuna kadar sürterek.
“Şey hayır.” Dedi Isabel daha da kızararak.
“Böyle ateş gibi olman hoşuma gidiyor.” Dedi Willin ve Isabel’i kendine çevirerek “çok güzelsin.”
“Şey... Teşekkürler.” Dedi utanarak.
“Isabel lütfen rahat olur musun? Biliyorum aramızda bir şey olmadan birlikte olduk endişeni anlıyorum. Ama ben ciddi düşünüyorum.” Dedi yavaş, yavaş Isabel’i kendine çekerek üstüne çıktı.
“Şimdi peki bunu yapmamız doğru mu?” Dedi heyecandan soluğu kesilmişti. Güçlü bir enerji bedenini sarmıştı.
“Isabel ben gerçekten ciddi düşünüyorum beni duymadın mı? Tamam, daha bir gün oldu galiba tanışalı ama aradığım kadının senin olduğunu anladım.” Dedi ve Isabel’in bir şey demesine fırsat vermeden tutkulu bir şekilde öpmeye başladı. Isabel bu olanlara şaşkındı ve karşılık vermeden duramıyordu.
İkisi için bu his ilk defaydı ve birbirlerine çekiliyorlardı. Artık bunun geri dönüşü yoktu ya birlikte olacaklardı ya da bu olaylar bitince bir daha görüşmeyeceklerdi.





Willin artık kalma zamanı olduğunu söyleyerek kalktılar. Isabel hala utancından kızarmış şekildeydi. Hemen bir duşa girdi. Banyoya girmeden Willin’in küfrettiğini duydu. Hemen yanına giderek:
“Ne oldu?” Diye sordu merakla.
“Lanet olsun önlem almadım.” Dedi sinirle.
Isabel anlamıştı ne dediğini ve birden kendini kötü hissetti. Kafasında hesaplama yapma başladı ve rahatlayarak nefesini dışarı verdi.
“Sanırım güvendeyiz hastalığımın üstünden üç hafta geçti.” Dedi Isabel.
“Tamam, o zaman seninle banyoya girmemde bir sakınca var mı?” Dedi Willin, Isabel’in yanına gelerek kendine çekti.
“Şey… Eğer rahat durursan tamam gel.” Dedi kızararak.
“Ya rahat durmazsam?” Dedi sırıtarak Isabel’in burnunun ucuna öpücük kondurdu.
“Willin unuttun sanırım bir davanın üzerindeyiz ve bu ilişkimizi işimize karıştırmayalım.” Dedi Isabel gerçekleri söyleyerek.
Willin’in gülümsemesi soldu ama ciddi bir şekilde “Isabel bunu biliyorum ama senden uzak duramıyorum.” Dedi.
“Tamam, şimdilik bunu kapatalım.” Dedi ve arkasını dönerek banyoya gitti.
Willin onu takıp edecekken Isabel “sakın düşündüğümü yapma tek başıma yapsam daha iyi hemen yapar çıkarım.” Dedi ama Willin “Bugün izin günümüz bol vaktimiz var.” Diyerek Isabel’i banyoya zorla girdirdi.



Willin dışarıdan kendilerine pizza isteyerek yemek işinden kurtulmuşlardı. Şimdi ne yapacaklarını düşünüyorlardı. Aslında sesli düşünmüyorlardı ama Isabel, Willin’in bunu düşündüğünü biliyordu. Sonunda pizzaları geldiğinde yemeklerini hemen yiyerek salonda oturdular. Dün geceyi düşünüyorlardı ve şimdi ne yapılması gerektiğine karar vermeleri lazımdı.
“Şimdi biz neyiz? Daha birbirimizi tanıyalı iki gün bile olmadı.” Dedi Isabel sonunda içinde tutamayarak.
“Biliyorum ama seni sanki uzun zamandır tanıyor gibiyim. Nelerden hoşlandığını bilmiyorum ama neler hissettiklerini biliyorum. Kalbin hızlı atıyor, bana dokununca elektrik yüklüymüş gibi hissediyorsun, çevrene şehvetli bir enerji yayıyorsun ve beni sanırım seviyorsun.” Dedi Willin gülümseyerek ve acı çekercesine.
“Bunu nerden biliyorsun. Ne hissettiğimi ben bile tam anlamamışken.” Dedi Isabel şaşkınlıkla.
“Çünkü bende aynılarını hissediyorum. Isabel biriyle birlikte olduğunda onu tanıman gerekmiyor. Benim durumum ve senin durumun aynı ama birbirimizi birlikte olurken de tanıyabiliriz.” Dedi Isabel’in yanına gelerek elinden tuttu.

  DELİRME NOKTALARI 3, 4, 5.BÖLÜM Yazýsýna Yapýlan Yorumlar

Bu Yazýya Henüz Yorum Yapýlmamýþ Veya Makale Sahibi Tarafýndan Yorum Onayý Bekleniyor.

  DELİRME NOKTALARI 3, 4, 5.BÖLÜM Makalesine Sizde Yorum Yapmak Ýstermisiniz?

Sadece Sitemize Üye Olanlar Yorum Yapabilir.

Üye Ol  |  Þifre Talep


 


Yerli Yapým | Proje Network Ürünleri :
Amatör Yazarlar | Amatör Þairler