Kayıtlı Kullanıcı Girişi |
|
Reklam |
Haberler |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
Yolun Açık Olsun Arkadaşım okunuyor. |
|
 |
Baþlýk |
: |
Yolun Açık Olsun Arkadaşım |
| Kategori |
: |
Deneme |
| Ekleyen |
: |
Cihanti |
| Eklenme Tarihi |
: |
08.05.2010 |
| Okunma Sayýsý |
: |
309 |
|
|
|
Yazý Ýçeriði |
Yolun Açık Olsun Arkadaşım
Bugün içimde yine biraz burukluk var. Ve yine ayrılık. Yalnız bu sefer durum daha farklı. Aslında, sizlere şimdi anlatacaklarımda hayatını kendi bildiği gibi, tüm sorunlarına rağmen mutlulukla, bağlılıkla, renkli, sevgi dolu, cıvıl cıvıl yaşayan bir insana veda edişim var. Evet, veda diyorum çünkü onu bir daha bu kadar sıklıkla göremeyeceğim bir yerlere gidiyor. Aramızdan ayrılıyor. Çalışma arkadaşımız, Cerenimiz..
Geçmişte yaşadığı tüm kötü günlerin ardından hayata bir perde çekerek, kaldığı yerden yaşama devam etmek isteyen birisi o. Aslında sizlere şimdi anlatacaklarımın özünde hayatımızda varlıklarıyla çoğu zaman farkında olmasak da bizler için gerçekten önemli yeri olan insanlar var.
O, sıkıntılarını bir başına göğüsleyebilen, cesur, yürekli, arkadaş canlısı bir insan. Güvenmeyi ve güveneceği kimselerle hayatını sürdürmeyi seven biri o. Kime sorarsanız sorun “ Aa, O’ mu.. Çok şeker biridir, çok severim onu..” cevabını alabileceğiniz insanlardandır. Bana göre de öyle, hatta tüm çalışma arkadaşlarıma göre de öyle birisi..
Geçen gün bizim yazıcımıza gönderdiği çıktılarını almak için gelmişti odamıza. Gözlerim takıldı gözlerine.. Bir gariplik vardı, sanki canı sıkılmıştı, o güne kadar görmediğim bir hali vardı Ceren’in. Gözlerim takılmıştı bir kere.. Çıktılarını alıp odamızdan çıkmak için dönüş yapana dek hareketlerini izliyordum. Bakışlarımı fark etti ve bana, ne olduğunu sordu. Ne gariptir ki bu soruyu sorması gereken benken o sormuştu. “Yok bir şey..” dedim. Kolundan tuttuğu kapının tam eşiğindeyken bana tekrar baktı ve çıkmaktan vazgeçip odaya geri döndü. Sabit ve düz adımlarla yanıma yaklaşarak, masamdaki not kâğıtlarımdan birinin üzerine şu cümleleri yazdı.
“ Az önce istifa ettim. Önümüzdeki hafta Cuma son çalışma günüm. ”
ve yanımdan hızlı adımlarla uzaklaşarak odamızdan ayrıldı. Belli ki bu durum daha çok yeniydi ve pek bilen yoktu. Üzüldüm üzülmesine de.. Belki de onunla hep konuştuğumuz gibi, olması gerektiği yerde olmak için eline büyük bir fırsat geçti diye düşündüm. Ama üzüldüm..
Arkadaş sohbetlerimizde konu ne zaman çocukluğumuzdan açılsa hep övüne övüne söylemişimdir. Benim çocukluğum, yaklaşık 40 hanelik ufak bir sokakta geçti. Herkesin iç içe olduğu, herkesin birbirine akrabadan bile daha yakın olduğu, tüm sevinçlerin, mutlulukların, hüzünlerin, dertlerin, acıların, tasaların birlikte paylaşıldığı, yaşandığı çok güzel bir sokakta büyüdüm.
Bir Pazartesiydi sanırım. Şimdi o günü hayal-meyal hatırlıyorum. Karşı komşumuz ve benim en yakın arkadaşım olan Seda’nın annesi Meliha teyzelere postacı amca bir mektup getirmişti. Aynı gün müjdeli haberi herkes duymuştu. Mektupta, Meliha teyzenin eşi Ahmet amca için daha önce başvurmuş olduğu işe kabul edildiği haber veriliyordu. Yalnız bir sorun vardı. Ahmet amcanın yeni işi için İzmit’e taşınmaları gerekiyordu. Aslında Meliha teyzelerin neredeyse tüm akrabaları zaten orada oturuyorlardı. Yani taşınmamak için ortada hiç bir engel yoktu. Ve o dönemlerde de var olan işsizlik sorunu taşınmalarını zaten zorunlu kılıyordu. Tabi bu habere sokağımızdaki herkes çok sevinirken, bir taraftan da üzülüyordu. Ben de üzülüyordum. Çünkü en yakın arkadaşım da gidecekti.
Sedayla biz aynı okula gidiyorduk. O benden bir yaş büyüktü. O yüzden ara sıra bana ablalık taslayarak beni kızdırmayı çok severdi. Haberi aldığımız günün ardından okulda geçirdiğimiz ilk günün ilk dersinin çıkış zilinden sonra sınıfımızın kapısında gördüm Sedayı. “Gelir misin?” diye seslenerek beni çağırdı. Yanına gittiğimde kolumdan tutarak “gel biraz dışarıda oturalım, canım sıkılıyor” dedi. Galiba anlamıştım bu can sıkıntısının sebebini. Benimde suratım asılmıştı hemen.
“Bu hafta sonuymuş..”
“Bu hafta sonu taşınıyormuşuz. Ama ben gitmek istemiyorum” dedi..
“Saçmalama Seda” dedim. “Gitmek zorundasın..!”
“Hiç de bile.. Gitmek istemiyorum, gitmeyeceğim de..” dedi.
“Akıllım, gitmeyeceksin de geceleri nerede uyuyacaksın..?” dedim.
Sustu.
Bir süre sonra başını bana çevirerek, çaresiz bakışlarla;
“Sizde kalabilir miyim?” dedi.
Çok şaşırmıştım.
“Saçmalama kızım, Meliha teyze izin vermez ki” dedim.
“Haklısın” dedi ve derse giriş zilimiz çaldı. Sınıflarımıza dönerken bana çıkışta mutlaka onu beklememi söyledi. Ben de bekledim. Evlerimize kadar birlikte yürüdük. İkimizde suspus olmuş konuşmuyorduk.
“Eve geldik..” dedim.
Her zamanki aksi tavrıyla “Biliyoruz..” dedi.
Ben tam oturduğumuz apartmana girecekken, ardımdan bir ses duydum.
“Ama ben seni çok özliceem..”
Arkama döndüğümde gözlerinden yaşlar çoktan akmaya başlamıştı bile ve sırt çantasını yere atmış bana doğru geliyordu. Birbirimize sarılıp bir süre ağlamıştık.
O andan itibaren tüm hafta boyunca her anımızı birlikte geçirmiştik. Derslerimizi birlikte yapıp, yemeklerimizi birlikte yiyorduk. Hatta geceleri uyumadan önce evlerimizin pencerelerinden mutlaka birbirimize el sallıyorduk. Çocuktuk ama dostluğun değerini bugünkü büyümüş hallerimizden bile çok daha iyi biliyorduk.
Ve hafta sonu gelip çatmıştı. Annemin oğlum kalk, Meliha teyzenler gidiyor sözüyle uyandığımı anımsıyorum. Üzerimdeki eşofmanlarımla dışarı çıkıvermiştim. Sokak sakinleri eşyalarını taşıyacak olan aracın etrafına toplanmıştı bile. Meliha teyzeler ve sokağımızın sakinleri arasında vedalaşmalar gözyaşları içerisinde sürüyordu. Seda bir kenarda tek başına bekliyordu. Beni gördüğünde hızla yanıma koşmaya başlamıştı. Yanıma geldiğinde elinde bir poğaça olduğunu görmüştüm. Poğaçasını bana uzatarak “bunu senin için yemedim” diyerek elime tutuşturdu. “Hadi ye..” dedi. O an o kadar çok üzülmüştüm ki hiçbir şey konuşamıyordum bile. “Seda gitme..” dedim. Başını eğdi ve duymazlıktan gelerek, “sana ye şu poğaçayı dedim” diyerek elimi tutup, poğaçayı azıma doğru yaklaştırdı. Bense “yemek istemiyorum..” diyerek başımı çevirmiştim. Bu sefer elimi kendi ağzına götürerek poğaçadan kendisi bir ısırık almıştı. “Bak..” dedi. “Benim boğazımdan geçti, senin de boğazından geçmeli.. Yoksa çok kırılırım”
Gözlerine baktım ve bir çırpıda yiyiverdim o küçücük poğaçayı.
Meliha teyzeler kamyona binerken, ben belki Sedayı yanlarına almayı unuturlar diye dua ediyordum. Ama unutmadılar. Ve o gün Sedayı son görüşüm olmuştu.
Bu sabah masamda çalışırken birden Ceren beliriverdi karşımda. Önüme bir poşet bıraktı. İçini açıp baktığımda en sevdiğim çöreğin olduğunu fark ettim. Bana “bugün son günüm, en sevdiğin çörekten bari son defa getirmiş olayım arkadaşım” demesiyle hatırladım Sedayı.
Çocukluğumda birileri giderken hep çok üzülür sonra da unutur giderdim. Aynı şey aslında iş hayatımızda da olmuyor değil. Sadece yaptıkları ve kişilikleri özel olan insanlar, takdir edilen kişiler ne zaman olursa olsun hatırlanabiliyor. O’nun dışında aramızdan ayrılan kim olursa olsun, ara sıra hatır arayışları, belki bir bayram ya da yılbaşında tebrik e-mailleri dışında geriye çoğu zaman hiçbir şey kalmıyor.
Ceren ‘e “bir gün mutlaka kendi işini yapmalısın” demiştim. Bana geçenlerde amacının bu olduğunu söyledi. Bence bu ayrılış ona çok daha güzel kapılar açacaktır, eminim. Ama her şeyin özünde, hayatımızda tanıdığımız insanlarla birlikte geçirdiğimiz süreç boyunca kazandığımız tüm manevi değerleri, bir gün bir daha görüşmemek üzere ayrılmış olsak bile asla kaybetmeyeceğimizi çok iyi biliyorum. Zaten unutmamıştım ama bugün bana Sedayı tekrar anımsatan kişi Ceren oldu. Yarın bir gün bana aynı duygularla Ceren’i anımsatacak yeni dostlarımın olacağına da eminim.
Bugün aynı zamanda Ceren’in doğum günü ve ben şimdi onun için düzenleyeceğimiz minik partiye gideceğim. Belki de onu hep birlikte gülümserken göreceğimiz son ana doğru gideceğim.
Kendine iyi bak Cerencim, yolun açık olsun.
Nice mutlu yıllara..
|
|
|
 |
Yolun Açık Olsun Arkadaşım Yazýsýna Yapýlan Yorumlar |
|
Bu Yazýya Henüz Yorum Yapýlmamýþ Veya Makale Sahibi Tarafýndan Yorum Onayý Bekleniyor. |
|
|
 |
Yolun Açık Olsun Arkadaşım Makalesine Sizde Yorum Yapmak Ýstermisiniz? |
|
|
|