Denizin sesi... Söz gümüşse sukut altındır sözünün bir numaralı örneği. Denizin sana cevap verememesinin nedeni cevabı olmadığından değil... Konuşmuyor değil deniz. Anlayana kayalara vuruşudur cevabı denizin.
Deniz,ebedi dost. Yanındaki arkadaşın gözyaşını silmezken gözünden,deniz içine katar kendi parçası gibi. Deniz,sessizlerin sesi,nefessizlerin nefesi. Kaderin sillesini yadına yiyenlerin sarıldığı annesi. Deniz,intihar edenlerin çoğunun seçtiği ölüm yeri. Çoğuna kocaman,yumuşak,merhametli bir anne kucağı gibi. Ona sarıldığında seni bırakmayan,içine alan,ebedi derinlik. Bazen de vazgeçmek istediğinizde durup soluklandığınız ilk durak. Hepimizin,acılarının sesi,hıçkırıklarının sesi... Yaralı yürekler birbirlerini denize bırakılan seslerden tanırlar. Yaralı yürekler denizin dalgalarını kayalara vuruşundan anlarlar çarelerin çaresiz kalışını.
Kim bilir kaç kişinin sığınağı... Yanan gönülleri serinleten dalgaları. Susanların kayalara vurduğu ağıtları. Umutsuzların taktığı fazladan bir çift kanat. Yıkılan bende enkazlarımı savuran dalgaları. Kimilerinin yaslanacağı omuzu. Kimilerinin üzüntülerini yazdığı kumsalın kum tanelerini dağıtan damlaları. Kimilerinin yarınlarının karaltısının kurtuluşunun sesi. Kimi ağlayan gözlerin karıştığı ağlama duvarı. Kimilerinin koca bir okyanusta bir damla olup kayboluşu. Kimilerinin yüzüp yüzüp ulaşamadığı hayallerinin yolu. Sözün bittiği yer denizin sesi. Kısacası denizin sesi,susanların haykırışlarıdır...!
|
|