Korkakların şikayet ettiği asillerin idare ettiği körler memleketinde şaşıların padişah olduğu,kimsenin etliye sütlüye karışmadığı sadece yem sattığı,zeytinyağı atıksuyu projesinin son günlerinin yaklaştığı,süt fiyatlarındaki dengesizliğin dengesinin bozulmadığı,Tarım Kredi Kooperatiflerindeki sermaye ve kredi borçlanmalardan dolayı genel Kurulda oy kullanmayanların sayısının 900 kişi olduğu,İzmir ve Bayındır arasındaki yolun yapıldığı zaman Bayındır esnafın işlerinin bozulacağı zihniyetin halen varolduğu,bazı büfelerin kaldırıldığı halde bazılarının hiç gözle görülmediği,Dünyanın en güzel gözlüsü eşekle halen içme suyu taşındığı,BASINA SAKIN HA MALZEME vermeyin denilen şirin ve güzel memleketim.
Koskoca bir haftayı yine geride bıraktık ve tekrar sizlerle buluştuk.Şükür kavuşturana.Kavuştuk kavuşmaya ama sizlerle beraber şöle bir 20 sene öncelerine gidelim.
SENE 1990
1990 yılının Ağustos ve Eylül aylarında Ermeniler saldırılarını doğrudan Azerilere yöneltmeye başlamışlar, otobüs baskınları, yol kesme gibi terör eylemlerine kalkışmışlardır. 1990 yılı başlarında yaklaşık 186 bin Azeri, Ermenistan’dan Azerbaycan’a gitmeye zorlanmıştır. Ekim 1991’de ilk Azeri köyü Ermenilerce ele geçirilmiştir. Hocalı Katliamı, Rus askerlerinin desteğiyle 25–26 Şubat 1992’de Hocalı’ya ulaşan Ermeni kuvvetlerince gerçekleştirilmiştir. Rusya olaylarla ilgisinin olmadığını iddia etse de, Rus ordusuna ait 366. alayın 1991’in sonbaharından beri Ermenilerin safında savaştığı, alaydan kaçan dört askerce doğrulanmıştır.10 bin nüfuslu Hocalı’da olaylar sırasında yaklaşık 3.000 Azeri bulunmaktaydı. Saldırıda ölenler hakkında verilen resmi rakam 613 kişi olmakla birlikte, katledilen toplam Azeri sayısının 1.300 kişi olduğu söylenmektedir. Saldırılar sırasında Hocalı’da yaşayan Ahıska Türkleri de evlerinde yakılarak öldürülmüştür. Kadın, çocuk ve yaşlılar da dahil olmak üzere siviller katledilmiştir. Katliamın ilk gecesinde sekiz aile bütün fertleriyle öldürülmüş, 700’den fazla çocuk anne ya da babasını kaybetmiştir. Yaralılar ise 1.000’in üzerindedir.
SENE 2000
Yıl 1 Ekim 2000, TBMM, 21. Dönem 3. Yasama yılının açıldığında ABD Temsilciler Meclisi gündeminde bulunan "Sözde Ermeni Soykırımı" yasa tasarısı ile ilgili olarak bir bildiri yayınladı. Bildiride, "Türkiye Büyük Millet Meclisi, küçük siyasi hesaplar için, tarihi çarpıtarak, tek yanlı ve yanlış iddialara dayalı gerekçelerden hareketle, işin gerçek yüzünün tarihçilere bırakılması yerine siyasi alana çekilerek bir milleti rencide edecek kararlardan medet uman ve bir yasama organını bu amaçlar için kullanmaya yeltenenlerin, uzun yıllara dayanan Türk-Amerikan dostluğunu tehlikeye düşürecek girişimlerini de kuvvetle kınamaktadır" denildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yayınladığı, Meclis'de temsil edilen tüm siyasi partilerin grup başkanvekillerinin imzasını taşıyan bildiri şöyle: Türkiye Büyük Millet Meclisi, Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisinde görüşülmekte olan ve halkımızın infialine yol açan sözde Ermeni soykırımına ilişkin karar tasarısı ile ilgili gelişmeleri üzüntü ve dikkatle izlemektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Büyük Atatürk’ün işaret ettiği "Yurtta sulh cihanda sulh" ilkesine gönülden bağlıdır. Bu ilkeye bağlılığın doğal bir sonucu olarak, dünya milletleri arasında anlayış, barış ve dostluğun hâkim olacağı bir ortamın yaratılarak gelecek nesillere miras bırakılmasına hizmet etmeye çalışmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de, dünyada ve özellikle bulunduğu bölgede barış ve istikrarın tesisini ve sürdürülmesini istemektedir. Bu barış ve istikrarın ilk koşulu da ülkelerin egemenlik ve toprak bütünlüklerine saygı gösterilmesidir. Ne yazık ki, Ermenistan’ın, komşularının toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı göstermediğini, bir komşusunun topraklarını işgal altında tutmasından ve bir diğer komşusunun topraklarında gözü olduğunu anayasasına derçettiği Bağımsızlık Bildirgesinden görmekteyiz. Ayrıca, yöneticilerinin çeşitli vesilelerle yaptıkları konuşmalarda ülkemizi hedef alan açıklamaları da dikkat çekmektedir. Ermenistan yöneticilerine, seçtikleri bu yanlış yoldan vazgeçerek, Türkiye aleyhine üçüncü ülke kurumlarında sürdürdükleri girişimleri durdurmalarının ve Türkiye ile iyi komşuluk içinde yaşama yollarını aramalarının gerektiğini hatırlatırız. Bu yolu seçtikleri takdirde, hiç kuşkusuz, en başta Ermenistan halkı fayda görecektir. Tarih, ülkeler ve halklar arasında kin ve nefret duygusunu körüklemek için bir husumet unsuru olarak değil, milletler arasında hoşgörü ve anlayışın yerleştirilmesi ve geliştirilmesi için kullanıldığı takdirde insanlık için faydalıdır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, küçük siyasî hesaplar için, tarihi çarpıtarak, tek yanlı ve yanlış iddialara dayalı gerekçelerden hareketle, işin gerçek yüzünün tarihçilere bırakılması yerine siyasî alana çekilerek bir milleti rencide edecek kararlardan medet uman ve bir yasama organını bu amaçlar için kullanmaya yeltenenlerin, uzun yıllara dayanan Türk-Amerikan dostluğunu tehlikeye düşürecek girişimlerini de kuvvetle kınamaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, dost ve müttefik Amerika Birleşik Devletleri Kongresini, iki ülke arasında her alanda mevcut dünya ve bölge barışı için önem taşıyan, işbirliğine zarar verecek davranışlardan kaçınmaya da davet etmektedir.
SENE 2010
Ülkemiz olarak yaşadığımız en önemli üzütüntülerin başında gelen ABD Temsilciler Meclisi Dış ilişkiler Komitesi'nin ardından, AB ülkelerinden İsveç parlamentosunun, sözde Ermeni Soykırım" yasa tasarısını kabul edilmesi hepimizi derin üzüntülere boğdu.Sözde soykırım hikayeleri kendilerince yasalaşmış oldu.Haberler,radyo ve televizyonlar dış politikada yaşanan bu arbedenin haberlerini verirlerken dinledik,tartıştık kendimizce olmamalıydı dedik.
Biz ise bu süreçte neler yaptık acaba ?
Van Gölü’nün kıyısında yokolmak üzere olan 1086 yaşındaki Akdamar Kilisesi’nin, Türkiye turizmine katkıda bulunacağı düşünülerek restore ettik.Apartman köşelerinde misyonerlik faaliyetlerine izin vererek İncil lerin arasında dolar dağıtılmasına göz yumduk.Yani kısacası Körler memleketinde şaşıları hükümdar yaptık ki sonuç ortada.Hoşça ve akıllıca kalın. |
|