Güne penceredeki perdenin arasından yansıyan güneş ile uyanmak bu kadar keyif verebilirmi insana! Zaten gülümseyerek uyanmak demek, günün geri kalanına çektiğin negetiflik filitresi demek oluyor. Çekim yasasını da dikkate alırsak, gün içindeki tüm pozitiflikleri kendimize çekmek. Evden dışarıya adım attığınız anda hissediyorsunuz değişkliği istanbul'da ki kalın kıyafetlere bir son verilmiş, eller çıplak eldivensiz, güneş gözlükleri... Ve bir kez daha gülümsüyorsunuz, hatta içinizden kahkaha atıyorsunuz sevinçten. Okul, iş veya o gun içerisinde yaptığımız zorunlu görevlerin dışında mola verme vaktine geldiğimizde kendimizi birden bire sahil kesimlerine atıoruz Istanbul'un. Tek ki o güneşin denize yansımasında oluşturduğu ışıltıyı görebilmek için, tek ki vapurlardan atılan ekmekleri martıların kapmak için verdikleri savaşı izleyebilmek için... Denizin kokusunu içimize çekiyoruz, doyamıyoruz, tekrarlıyoruz... Ve o anı mı? Evet fotoğraflandırıyoruz!
Güzellikler kadar elbette kötülükleri de oluyor, güzel havanın habercisi olan güneşi görenler direk sokaklara fırlamış gibiler. Trafik dolu, çıkılmıyor işin içinden. Alternatif yollar deniyoruz, bulan buluyor bulamayan elbette korna sesleri arasında radyosunu karıştırıyor. Akşama doğru herşey normala dönüyor, yaşam hafifliyor herkes evlerine çekiliyor. Çünkü ertesi gün hafta sonu diye düşünüyor. Onun planlarını kuruyor.
Hafta sonu mu? Çok basit aynı güzellikler devam ediyor, hadi kalkın yerinizden ve Istanbul'un sahil semtlerini ziyaret edin... |
|