Kayıtlı Kullanıcı Girişi |
|
Reklam |
Haberler |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
Ulaşılmayanı Elde Etme Arzusu Üzerine Kişisel Düşünceler okunuyor. |
|
 |
Baþlýk |
: |
Ulaşılmayanı Elde Etme Arzusu Üzerine Kişisel Düşünceler |
| Kategori |
: |
Deneme |
| Ekleyen |
: |
loverman |
| Eklenme Tarihi |
: |
17.02.2010 |
| Okunma Sayýsý |
: |
290 |
|
|
|
Yazý Ýçeriði |
| Böyle bir arzunun varlığı ve görünümleri insandan insana farklılıklar göstersede insanın psikolojik yapısında bulunan ve çeşitli duygusal ve psikolojik mekanizmalarla yakın bağlar içinde bulunan böyle bir arzunun davranışlara etkisi kişiden kişiye farklılık gösterecektir.Önce,bana göre sorgulamamız gereken şey ulaşılmayan olarak bilinçli yada bilinçsizce anlamlandırılan şeyin ne olduğudur.Böyle bir şeyin varlığı derece derece çeşitlilikler gösterebilir.Ulaşılmayan demek bana göre insanın ruhunda eksik kalan,benliğinde boşluk olarak hissedilen yerlerin,ulaşılmayana ulaşmakla doldurulma arzusudur.Bu arzu insan bilinccinin derinlerine işlemiş olabilir.Bu mantıkla ele aldığımızda bir arzu başka bir arzunun nedeni olmaktadır.Benlikteki boşluk hissi katlanılamaz derecede bir güç ise eğer,insanın bilinçsizce bunu doldurması için ,duygular yada arzular,en genel anlamıyla yardımcı ruhsal kuvvetler yardımıyla bunu aşmaya çalışması hiçte şaşırtıcı bir olgu değildir.Ulaşılmayan zamanla insanla özdeşleşir ve onun benliğinin bir parçası haline gelir.Ulaşılmayana edilen bir laf yada hakaret kişi tarafından kendisine ediliyormuş gibi algılanmaya başlar.Ulaşılmayan kişiye göre büyük bir güç olduğu için zamanla o güç kişinin benliğine yapışmıştır.Bu durumda çelişkili iki yol doğmaktadır.Ulaşılmayan kişinin artık bir parçasıdır ve kişi benliğindeki boşluğu kısmen yada büyük bir bölümünü doldurmuştur fakat işin birde gerçek yüzü vardır.Gerçeklik algısı ulaşılmayanın aslında hala ulaşılmayan olduğunu ve ona ulaşamamanın verdiği haset ve ezilme duygusunu meydana getirir.Böylece bir zorlayıcı ruhsal kuvvetten kaçmaya çalıştığımızda başka zorlayıcı ruhsal kuvvetlerle baş başa kalabiliyoruz.Nevrozların çıkış noktası burada yatıyor olabliir.Kanımca savunma mekanizmalarından doğan yan ürünler ,yanlış uyum sorunlarını doğuruyor ve farklı,acı veren ürünler ortaya çıkarıyor.Peki bunlara karşı tekrar savunmalar mı geliştiriyoruz.Burada sorulması gereken soru bu döngünün ne kadar devam edeceğidir.Bu döngü sanırım en az gerilimli hatlara ulaşılıncaya kadar devam edecektir.Konumuza geri dönelim ve ulaşılmayanın benlikle birleşmesine neden olan sebepleri analiz etmeye çalışalım.Ulaşılmayan arzusuna sebep olanlardan bana göre en önemli faktör narsisizm faktörüdür.Peki narsisizm nedir.Buradaki narsisizm genel anlamında bencillik değil,insan ruhunda doğal olarak bulunan ve en genel anlamda insanın güçsüzlüğüne karşı geliştirdiği savunmalardır.Bunlardan ikisi idealizasyon savunması ve büyüklenmeci teşhirci benlik savunmasıdır.Ve genellikle ulaşılamayan nesne,idealleştirilir ve ,idealleştirilen kişi tarafından ,ulaşılmayan nesnenin algı kümesi gerçekten uzaklaşarak bir kurtarıcı rolüne bürünebilir.Bu ister bir insan(sevgili) yada bir nesne olsun farketmez.Kişi idealize ettiği nesneye ulaşmak için çabalar durur.İdealize edilen nesne kişinin benliğinde bir güç hissi bir rahatlık olarak algılanır ve bundan sonra büyüklenmeci benlik devreye girer.Kişi benliğindeki açıklığı korumak için artık teşhircilik büyüklenmecilik yapmaya başlamıştır.Ama insan ruhu öyle komplike bir yapıdır ki bu teşhircilik bilinçdışına itilmelidir.Çünkü teşhirciliği açıkca yapmak başka ruhsal kuvvetlerin açığa çıkmasına ve rahatsız etmesine sebep olur(vicdan).Bu sebeple büyüklenmeci benlik çeşitli oyunlarla ve dolaylı yollarla diğer insanlara sergilenir.Çünkü idealize edilen nesnenin kendisi vardır artık kişinin benliğinde.Ulaşılamamıştır hala ama onun bir parçasıdır artık.Peki bu durumda ulaşılamayan olarak anlamlandırılan nesneye ulaşıldığında kişinin duygulanım ve davranışları hangi rotaya doğru sapar.Bu nokta benim için tam bir muammadır.Kişi ulaşılmayana ulaşmamak için bir bilinçdışı savunma hattı geliştirmiş olabilir ve böyle durumda insan tam bir psikolojik çatışma durumundadır.Diğer bir olasılık ise ,ulaşılmayana ulaşıldığında ve duygusal düzeyde gerçek anlamı kavrandığında kişi bir olgunluğa erişir ve ulaşılmayanın gerçek algısının yansıttığı o ezilmişlik ve asla yapamayacak olma duyguları yokolmuş ve gerçek olan ile benliğe yapılan ideal yatırım arasında bir uzlaşma sağlanmıştır.Yani artık ona ulaşamayacağını bilmenin bir acısı yoktur ruhta,sadece olgun bir benlik parçası ve davranımlar kümesi vardır.Çünkü çatışma çözülmüş ve ulaşılmayan artık duygusal düzeyde ulaşılan nesne haline gelmiştir.Ama kanımca eski değerini yitirecektir çünkü ulaşılmayanın bütün sistemi artık tanınmakta ve idealizasyon yok olmaktadır.Kişi bu noktada o alanla ilgili olgunluğa erişir diyebiliriz.. |
|
|
 |
Ulaşılmayanı Elde Etme Arzusu Üzerine Kişisel Düşünceler Yazýsýna Yapýlan Yorumlar |
|
Bu Yazýya Henüz Yorum Yapýlmamýþ Veya Makale Sahibi Tarafýndan Yorum Onayý Bekleniyor. |
|
|
 |
Ulaşılmayanı Elde Etme Arzusu Üzerine Kişisel Düşünceler Makalesine Sizde Yorum Yapmak Ýstermisiniz? |
|
|
|