Kayıtlı Kullanıcı Girişi |
|
Reklam |
Haberler |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
VDDK İLE ZİGANA okunuyor. |
|
 |
Baþlýk |
: |
VDDK İLE ZİGANA |
| Kategori |
: |
Kişisel |
| Ekleyen |
: |
fatma çolak |
| Eklenme Tarihi |
: |
10.02.2010 |
| Okunma Sayýsý |
: |
435 |
|
|
|
Yazý Ýçeriði |
7 Şubat 2010 Pazar günü,Verçenik Dağcılık ve Doğa sporları kulübü ile Zigana Ali Kepenek zirvesine kar yürüyüşü yaptık.
Her zaman ki gibi sabah, Rize postahanesinin önünden aracımızla hareket ettik.Yaklaşık iki saat sonra Zigana’daydık.
İlk defa görüyordum, heyecanlıydım.Her taraf bembeyazdı.Deterjan reklamı gibi olacak ama, dağları örten kar, beyazdan öte beyazdı.
Şu an adını hatırlayamadığım bir tesiste tırmanış için son hazırlıkları yaptık.Açıkçası orada işin ciddiyetini kavrayamamıştım.Yürüyüş sırasında soğuk ve rüzgarla muhatap olunca dağda giyilecek kılık kıyafetin ne kadar önemli olduğunu anladım.Kulüb sitesinde, faaliyet duyurularında gerekli uyarılar yapılıyordu zaten.Su geçirmeyecek kıyafetlerim tamamdı da kar başlığı ve gözlüğüm yoktu.Bunlar gerçekten önemli. İkide bir rüzgara kapılan atkımla cedelleşmek,yürümekten çok yordu beni.
Gözlük de önemli; saatlerce beyaza bakmak gözü yoruyor.Eve; çok güzel bir faaliyet anısının yanında birde müthiş bir göz ağrısıyla döndüm.İlginç olan, orda bu ağrıyı hissetmemiş olmam.Hamsiköy çıkışında gözlerimin acıdığını hissettim.Bunu şuna bağlıyorum:
Hamsiköyden itibaren gördüğüm karlı çam ormanlarının manzarası beni büyüledi adeta.Çok kar olmadığından çamlar tamamen karla örtülü değillerdi.Çamların dallarının kimileri kar altındayken, kimileri karı atmış güne ve güneşe merhaba diyorlardı. Yeşille beyaz elele vermiş insanı büyüleyen bir manzaraya imza atmışlardı. Zigana’ya gözüm gönlüm dolu olarak çıktım yani.Bu doluluğa, orada yaşadığım harika birkaç saati de ekleyince huzurlu bir mutluluk yaşadım.Ağrı sızı duymadım orda.Diyorum ki; kimliğimi, benliğimi Hamsiköy’de bıraktım, dönerken aldım.
Gerçekten de; bu faaliyetlerde, anı yaşıyorsun.Kendi adıma söyleyeyim; yürüdükçe,yükseldikçe; geçmişi ve geleceği aşağıda bırakıyorum.Ne geçmişin yaşanmışlığı, ne geleceğin kaygısı var.Sadece o an var.
Çok uzattım.Sadede geleyim.
Son hazırlıklardan sonra, gurubun en küçük üyesi cici kızımız Ayşen ile babasını aşağıda bıraktık, tırmanış için yola koyulduk.Başlangıçta her şey yolundaydı.Hem yürüyor hem karlar altında ki dağların fotoğraflarını çekiyordum.Çok kar yoktu. Açıkçası ben daha çok kar bekliyordum.Anlaşılan küresel ısınmadan Zigana’da nasibini almıştı.
2100 rakımda tanışma halkasını oluşturduk.Hem tanıştık, hem de Başkan, gördüğümüz dağlar hakkında bilgiler verdi bize.
Tekrar tek sıra yola düzüldük.Basmaya kıyamadığım güzellik de kar vardı.Rakım yükseldikçe, sıcaklık eksiye doğru yol aldıkça kar daha bir güzelleşiyordu.O kadar kuru kar daha önce hiç görmemiştim.Bayanlar bilir; iyi kavrulmuş irmik helvası gibi tane taneydi.Hele rüzgarın yalayıp geçmesinin verdiği şekiller vardı ki; tarif edecek cümleler kuramıyorum.Örnekler hep mutfaktan oluyor ama, benzettiğim şekli yazmadan yapamayacağım.Yaş pastanın üzerine krema süreriz ya, spatulanın izleri kalır.İşte öyle bir görüntü vardı.Çekmeye çalıştım fakat, eldivenleri çıkartınca soğuktan ve rüzgardan tekrar giymek de zorlandığım için fazla fotoğraf çekemedim.Neyse, Başkan ve Bayram bey bol bol çektiler, sitede görürüz artık.
Rüzgar başlayana kadar yürümekte hiç zorlanmadım.Hatta çok keyif aldım bile diyebilirim.Kayıp düşmelerim gözümü korkutmadı.Gurupta ki arkadaşlardan Hasan’a buradan teşekkür etmek istiyorum.Her ayağım kaydığında, “abla yardım edeyim”diyerek yardımıma koştu.Rüzgara kaptırdığım eldivenlerimi de bulup getirdi bana.
Rüzgar başlayınca dengemi sağlamakta güçlük çektim.Sırt çantam keşke daha ağır olsaydı bile dedim.Çare her yerde var.Dağda da çareler tükenmiyor.Emin beyin batonları yetişti imdadıma.Hakikaten işe yarıyorlar.
Rüzgardan şikayet etmek de istemiyorum. Esmeseydi karların uçuşmasını seyretme zevkinden mahrum kalacaktım.
Rüzgar demişken dikkatimi çeken bir şeyi daha yazmak istiyorum.Bizim yürüdüğümüz yamaç da rüzgar eserken karşıki yamaçta yoktu.Karşımızdaki kayak pistinde insanlar gayet rahat kayak yapıyorlardı.
.
Zirveye varmadan kuytu bir yerde enerji amaçlı şekerli yiyeceklerden atıştırdık. Donmaya yüz tutan sularımızdan içtik.
Enerji takviyesinden sonra hedefimiz zirve idi artık.Gözümüzü zirveye dikmiştik yani.Ne de olsa orda ki dikili taşı görebiliyorduk.Bu yaklaştığımızın işaretiydi.
Bu arada, -yazmayı unuttum-dokuz kişi yola çıkmıştık ya; daha sonra o sayı altıya düştü.Üç fire ile yola devam ettik.Guruptan üç arkadaş geri dönmeyi tercih ettiler.
Ve zirve.
Rakım 2555.Ali Kemal Kepenek zirvesi.
Ali Kemal Kepenek;dağlara gönül vermiş genç bir dağcıydı.Çok istediği Rusya’da ki Elbrus dağı tırmanışından geri dönerken rahatsızlanarak vefat etmiştir.Onun anısına bu tepeye okul arkadaşları tarafından adı verilmiştir.
Tepeleri hep merak etmişimdir.Yaz aylarında, yaylalarda çıkmaya çalışmıştım fakat, yakınlarımın engellemeleri yüzünden yarıdan geri dönmüştüm.Nasip Ziganada imiş.Dağlara gönül verenleri daha iyi anladım.Meğer ne güzelmiş en tepeye çıkmak.Geldiğin yollara dönüp bakmak.Zirvede Türk bayrağı dalgalandırmak Şükretmek. Azalan oksijene rağmen nefes egzersizi yapmak.Ve bunlar gibi daha bir çok güzellik yaşanıyor, hissediliyor orda.
İyi ki; yakınlarımın “gitme, çığ altında kalırsın”gibi olumsuz telkinlerini ciddiye alıp da bu faaliyete katılmaktan vazgeçmemişim.Ecelin vaktini bilemeyiz.Nerde nasıl geleceğini de.Korkunun da ecele faydası yok.Ee, bu durumda korkarak risk almamanın da manası yok.
Bu faaliyetlerde gerekli tedbirler alınıyor zaten.Yürüyüş sırasında bir yerde çığ tehlikesi olabilir diye tek tek geçtik karşıya.Önce Başkan geçti arkadan biz katılımcılar. Çok az bir tehlike olasılığına karşı bile tedbir alınıyor yani.Tedbirden sonra da tevekkül artık.Normal yaşantımız da da bu böyle değilmi zaten. Biz tedbirimizi almakla,elimizden geleni yapmakla yükümlüyüz gerisi Allahın bileceği iş.
Buradan, geçen yıl çığ altında kalan dağcı arkadaşlara da Allahtan rahmet diliyorum.
Dağcılık sporunun yeterince tanınmadığını düşünüyorum.
Karadeniz gibi mükemmel dağları olan bir bölgede yaşamının değerini bilmeli ve hakkını vermeliyiz.
Burada;Başkan Emin beyden öğrendiğim bilgileri aktarmak istiyorum.Dünyanın hiçbir yerinde, deniz seviyesinden yani sıfır irtifadan bir anda Kaçkar gibi 3937metreye ulaşmak kolay değildir.Karadeniz orman çizgisi1800-2000 m arasındadır ve bu çizginin üstü yüksek irtifanın başlangıcıdır
İşsizlikten yakınan boşta olan gençler; kafelerde, orda burda zaman öldürenler; veya işi olup da bir hobisi olmayanlar bu spor dalıyla ilgilenebilirler. Tabii doğayı seviyorlarsa.Bu iş, doğayı sevmeden yapılmaz. Tabii bir de eğitimini almaları lazım.
Benim gibi katılımcı olarak kıyısından köşesinden de ilgilenilebilinir.
Mesela; önümüzde ki Pazar sevgililer günü. Sevgililer, eşler, o günü böyle bir faaliyete katılarak değerlendirebilirler. Hem ucuz hem sağlıklı bir program yapmış olurlar.
Yalnız olanlar da; dağlar sevdam’dır diyerek dağları ziyaret edebilirler
.
Bana böyle bir gün yaşattığı için Rabbime şükrediyorum, vesile oldukları için de Verçenik Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübüne teşekkür ediyorum.
|
|
|
 |
VDDK İLE ZİGANA Yazýsýna Yapýlan Yorumlar |
|
Bu Yazýya Henüz Yorum Yapýlmamýþ Veya Makale Sahibi Tarafýndan Yorum Onayý Bekleniyor. |
|
|
 |
VDDK İLE ZİGANA Makalesine Sizde Yorum Yapmak Ýstermisiniz? |
|
|
|