Haydi savaşa!
Bilmeden gidenlerden arta kalanlardık yalnızca. Korumaya çalıştıklarımızın ötesinde olmak ve olmamanın acısıydı bu. Ne giden memnundu ne de kalan. Peki akıllarımız nasıl üstesinden geliyordu bunun. On yaşında bir çocuk cesetinin üstünden geçen eve dönebiliyor muydu gerçekten?. Ama yine de yılmadık hiçbir zaman. Yaralarımız sardık kırpmadık gözümüzü, geride dönemedik. Ne için savaştığımızı bilmeden savaşıyorduk. Sadece denileni yapıyorduk.
Karşı tarafa düşman lakaplarıyla saldırdık.Sevdiklerimizi göremeyeceğimiz korkusuydu süngülerimiz.
Kendi korkaklığımızsa miğferlerimiz.
Tüm savaşlarda olduğu gibi kazanan kimsenin olmadığını geç anladık ama anlatamadık, anlatmadık. Hep yenilerini yolladık: kardeşimizi, sevdiğimizi, oğlumuzu; beklide hiç söylemesek de korkarak kendimizi. Sorgulamadan onca insan serildi topraklara. Bastığımız yerde feryatları dindirmeden saatlerce, günlerce, aylarca, yıllarca savaştık.Biz savaştık, ağıtlarla anıldık, sadece denileni yaptık.
Siz hiç ölü birine baktınız mı? Onu dinlediniz mi günlerce? Çaresizliğini anladınız mı ölüm bir adım uzağınızdayken?
Haydi savaşa!
|
|