Dün gece hasta yatarken, bu anlar son anlarım olabilir diye düşündüm.Soluk alıp verme de zorlanırken sayılı nefeslerimin tükenmekte olduğunu düşündüm.Olur ya,ömrümüzün garantisi yok, her an her yer de son bulabilir. Peki hazırmıydım ölüme.Kendimi yokladım, değildim.Ölümden korktuğumu bir kere daha anladım.Sağlıklı iken “gün bitince öleceğiz,dünyanın sonu ölüm,son durak kara toprak,sayılı nefes alırsın veremezsin,ölüm Allah’ın emri,ölüm yokluk değil”diyebiliyoruz kolaylıkla.İş ciddiyete dökülünce bu cümlelerin, o kadar da rahat söylenilemediğini anladım.Hazırlıksız olunca korkuluyor.Yol var,yolcu var, ama azık yok.
Şu an bu satırları yazabiliyor isem demek ki dün gece benim sandığım gibi gitme zamanım değilmiş.O büyük an gelene kadar da bilemeyeceğim zamanını.
Necip Fazıl demiş ya:
“Büyük randevü…Bilsem nerede,saat kaçta?
Tabutumun tahtası, bilsem hangi ağaçta?
Ölümle burun buruna gelenler “Hayatım gözümün önünden fim şeridi gibi geçti”derler ya; bana da öyle oldu.Yanlışlarımı,suizanlarımı,fevriliklerimi vb yaptıktan sonra pişman olduğum davranışlarımı düşündüm.Sonlu dünya için, kendimi ya da başkalarını üzmek doğrumuydu diye sordum kendime.
Allah (c.c)ın “ömrünü nerde, nasıl geçirdin”sorusuna verecek cevabımı düşündüm.
Mutlu, sevinçli anlarımı, sevdiklerimi düşündüm.Gerçi, rahmetli Serdengeçti’nin şiirinde dediği gibi:
Yuvamızda bomboş uçacak kuş yok.
Bağrıma basmaya evlat yok, eş yok.
Belki arkamdan ağlayacak eşim, çocuklarım yoktu ama ailem vardı.Dostlarım vardı.Manevi kızım vardı. Onların, üzülecek olmalarına üzüldüm.
.
.
Birde kitaplarımı düşündüm dün gece.Bensiz öksüz kalacaklarını,onları benim gibi kimsenin sevemeyeceğini, koruyamayacağını düşündüm.
Benden sonra kim alır onların tozlarını.Kim konuşur onlarla.Kim onlara benim baktığım gibi sevgi dolu nazarla bakar.Kim şefkatle okşar onları.Akrabada ki herkesi gözümün önünden geçirdim.Kime emanet edebilirdim onları.Belki de bencillik ama, kitaplarımı kendimden başkasına layık göremedim.
Maddi olarak, kitaplarım ve ahırete intikal etmiş aile büyüklerinin şahsi eşyalarından sakladıklarım dışında değerli bir şeyim yoktu.Ama manevi bakımdan beni mutlu eden motive eden,huzur bulduğum bir çok güzel anılarım vardı. Keşke bu anılarımın sayısı daha çok olsa idi diye hayıflandım.Bu konu da, hastalığın da vermiş olduğu duygusallıkla, sözler verdim kendime,yeni kararlar aldım.Maneviyata daha çok önem verecektim Daha çok başkalarına gösterdiğim, kendimden esirgediğim hoşgörüyü kendime de gösterecektim.Hep savunduğum, uygulamaya da çalıştığım –bulunduğun anı yaşa- felsefesini daha çok tatbik edecektim hayatımda.
Umarım kendime verdiğim bu sözleri tutabilirim. Çünkü her hasta ziyaretinden,cenaze merasiminden sonra da buna benzer kararlar alıyordum. Her şeyi kafama takmayacağım diye sözler veriyordum kendime.Ama tutamıyordum.
Bu defa kararlıyım,sözümü tutacağım.
Tabii yaşarsam.
|
|