Bu konu da yazmayı düşünmüyordum. Arkadaşımın “kardeşime baktığımız kızı beğenmedik; esmerdi, burnu ince ve sivriydi” diyene kadar da hiç düşünmemiştim.
Bu konu da ilmi açıklamalar yapacak bilgi donanımım yok elbet.Düşüncelerimi paylaşmak istiyorum o kadar.
Bir insan hakkında, hiç tanımadan, sırf ten rengi ve burnundan dolayı karar vermek ne derece doğru diye düşündüm.
O kişi,çok güzel ahlak sahibi olabilirdi,başkalarında olmayan herhangi bir yeteneğe sahip olabilirdi,temiz, edepli, imanlı, ileri görüşlü vs hasletleri de olabilirdi. Sırf ten renginden dolayı; başka özellikleri olup olmadığına bakılmadan sarı karta bile gerek duyulmadan direk kırmızı kart gösterildi kendisine. Nedeni; tenin rengi, burnunun eni.
Allah (c.c) Tin suresi 4.ayette: “Muhakkak ki; biz insanı Ahsen-i takvim üzere(en güzel bir surette) yarattık” buyuruyor.Allahın kelamına ekleyecek söz olabilir mi?
İnsan; kişiliği, güzel ahlakı,ilim irfanı ile çok değerli bir varlıktır.Eşrefi mahlukattır. .Her güzellik gibi yüz güzelliği de Allahın bir nimeti bir lütfudur.
Allah dilediğine dilediğini verendir.
. İnsanın; ten rengini,göz rengini,boyunun kısalığını,uzunluğunu; burnunun şeklini ağzının yapısını seçme belirleme gibi bir şansı yoktur.Haşa olamaz da.
Denilse ki; gönül bağı oluşmadı ya da moda deyimle;elektrik alınmadı, anlayacağım.Gerçi, görsellik o kadar yer etmiş ki beyinlere; elektriğin voltajı da ağzın,burnun şekline, gözün rengine göre düşük ya da fazla oluyor. Evlilik gibi kutsal bir oluşumun kuruluşunda; sırf görünen güzelliğin baz alınması ne kadar doğru diye düşünmeden edemiyorum.Ve bunu yapanların Müslümanlık konusunda mangalda kül bırakmayanlar olması da,olayın üzerinde düşünülmesi gereken başka bir yönü. Hacı amca, hacı teyze, soylarını sürdüreceği torunlarının anasının,babasının din iman hassasiyetini araştırmıyor da “aman gelinim güzel olsun”, “damadım yakışıklı olsun”telaşına düşüyor.
İslam da evlilik,dini bir vazifedir.Neslin devam etmesi için bir vesiledir.İnsanı dince günah olan şeylerden koruyan bir vasıtadır.
Kur’an ı kerim;sağlam temeller üzerine kurulmuş evliliğin hayırlara vesile olacağını bildirmiştir.
Yine, Kur’an da Rum suresi 21.ci ayeti kerime de: “kaynaşmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratıp aranıza sevgi ve merhamet koyması onun varlığının delillerindendir. Doğrusu bunda iyi düşünen kavimler için ibretler vardır.”buyuruluyor.
İslam dini,uzun ömürlü ve her bakımdan kaliteli olabilmesi için aile de eş seçimine çok önem veriyor.Kadın olsun erkek olsun,eş seçimi en çok dikkat edilmesi gereken hususların başında yer alıyor.Kurulacak yuva da sevgi,saygı,güven, sorumluluk, mutluluk gibi kavramların yanın da hatta başında din ve iman unsurunun olmasına vurgu yapıyor.
İslam dini evlenecek olanların birbirlerinin dini ve ahlaki durumlarını araştırmalarını istiyor.Müslümanın evliliği iman dairesi dışında düşünülemez.
Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki: “Kadın dört özelliği için nikahlanır.Malı için,nesebi (soyu) için,güzelliği için,dini için.Sen dindar olanı seç de huzur bul,mutlu ol.”(Buhari,Müslim)
“En güzel dünya nimeti;zikreden dil,şükreden kalp ve insanın iman doğrultusunda yaşamasına yardımcı olacak kadındır.”(Tirmizi)
Müslümanlar evlilik konusunda çok hassas olmalıdırlar.Evlilik olsun diye, evlilik yapılmasını,ya da tevhidi imandan yoksun insanlarla evlenilmesini İslam dini hoş karşılamıyor.
Evlenecek kişilerin hiç değilse her müslümana farz olan ilmihal bilgilerini bilmesi lazım.Onlarca lüzumsuz bilgiyi beyinlerde tutarken, bir kenarına da dünya ve ahıret için gerekli bilgilere de yer verilse fena olmaz kanaatimce.Evlenecek kişilerin nikah,talak,iman,hayız,nifas vb konularla ilgili birkaç kitap okumaların da da fayda vardır.İmanı şüpheye düşürecek söz ve davranışların neler olduğunu okuyup öğrenmeleri lazım ki;iman gidince nikahın da gideceğini bilebilsinler.Yine boşanmanın şakaya gelmeyeceğini, kimi sözlerin şaka bile olsa söylenilmemesi gerektiğinin ciddiyetini anlasınlar.
Eş seçiminin önemini son yıllarda hızla artış gösteren boşanma davalarıyla da ilişkilendirebiliriz.Bir yerlerde yanlış yapılıyor ki;her geçen yıl boşanan çiftlerin sayısı ikiye üçe katlanıyor.
Gözün rengine değil de; bakışına yoğunlaşılırsa; ağzın şekline değil de ondan dökülen cümlelerin içeriğine dikkat edilirse; boyun uzunluğuna kısalığına takılana kadar, o boyu oturup kalkma da nasıl kullandığına bakılırsa, eminim eş seçimin de daha isabetli kararlar verilecektir.
Yine, Mevlana’nın “ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol’sözünü şiar edinirse evlenecek kişiler; eminim çok fazla hayal kırıklığına uğramazlar.
Bütün tedbirlere, dikkatlere rağmen, evlilik de sorunlarla karşılaşılabilinir gene de.O vakit; biraz gayret biraz sabret düsturuyla;hoşgörü,anlayış iksiriyle,sevgiyle saygıyla olaya müdahale etmeli.
Ya da;
“Bu da gelir bu da geçer Ya Hu” demeli.
Eş seçiminde ve evlilikte din unsurunu ön planda tutalım derken; aşk,sevgi evlilikleri olmasın anlamı çıkarmayalım bundan.İslam meşru aşka yasak koymuyor zaten. Hz.Peygamber (s.a.v)le Hz.Hatice’nin aşk ve sevgi üzerine kurulu evliliği biz müslümanlara en güzel önektir.Hz.Ayşe hiç tanımadığı halde Hz.Hatice’yi kıskanmıştır.Çünkü Peygamber Hz.Muhammad (s.a.v) onu ölümünden sonra da sevmiştir. Anmıştır,unutmamıştır.Daha sonra Hz.Ayşe ile olan evliliğinde de Efendimizin aşk vardır, sevgi vardır.
Hz.Ayşe “beni nasıl seviyorsun” diye sorduğunda; kördüğüm gibi cevabını vermiştir Hz.Muhammed(s.a.v).
Yıllar sonra tekrar aynı soruyu sorduğun da da aynı cevabı vermiştir. “kördüğüm devam ediyor ya Aişe” demiştir.
Bize rehber olarak Peygamber yeter.Birbirlerini seven eşler, aynı zaman da Peygamberin sünnetini de yaşamış oluyorlar.Daha ne olsun.
|
|