Nur Topu Gibi Teröristlerimiz Oldu…
Ermenistan’la imzalanan protokolün acısı daha geçmeden, birkaç gün sonra İki ülke arasında oynanan milli maçta Azerbaycan bayrağının yasaklanması üzerine, “artık bu kadarı da fazla” diye düşünüyordum ama demek ki beterin de beteri varmış.
Dün televizyonlardan saniye saniye izledik.
Kalktılar…
Hazırlanıyorlar…
Yola çıktılar…
Geliyorlar…
Geldiler derken, nihayet nur topu gibi otuz dört adet teröristimiz oldu.
Milletçe gözümüz aydın!
Sanırsınız ki gelenler eli kanlı terörist değil de, cepheden eve dönen kahramanlar.
Şöyle bir sahne vardır.
Özellikle polisiye filmlerde çok işlenir.
Bir terörist veya katil yakalandığında veya teslim olduğunda polisin ilk sözü; “at silahını, kaldır ellerini, yere yat” şeklindedir ve ardından polis derhal teröristin/katilin üzerine çullanır ve ellerini kelepçeleyerek, sorgulanmak üzere götürür…
Bunlara bakıyoruz; alkışlar, sloganlar, konvoylar eşliğinde, “bölücü başı bebek katili lağım faresi”nin posterleri ve sözde bayrak dedikleri paçavra parçalarıyla süslü son model araçlarda, her birinin üzerinde tek tip “terörist elbisesi” topraklarımıza giriş yapıyorlar.
Dün, adına barış dedikleri bu rezilliğe bu kepazeliğe şahit olduktan sonra, yarın neler yaşanacağını kestirmek hiç zor değil.
Yeri gelmişken söyleyeyim:
Azerbaycan bayrağını “Ermeni’ler tahrik oluyor”, “barışa katkı sağlamıyor” diye yasaklayan ve toplayıp yerlere atanlar, ellerindeki paçavra parçalarıyla bu teröristleri karşılamaya gelenlere “elinizdeki bu paçavralar TÜRK milletini tahrik ediyor”, “bu yaptığınız barışa katkı sağlamıyor” diye uyarmayı düşünmüş müdür acaba?
* * *
Barış nidalarıyla karşılanan bu teröristlerin, çocuğundan kadınına, gencinden yaşlısına, basına yansıyan fotoğraflarını, tek tek ve uzun uzun inceledim. Acaba, yüzlerinde insanlık adına, barış adına en küçük bir iz, en küçük bir belirti bulabilir miyim diye.
Her baktığım yüzden, barışa bunlar mı katkı sağlayacak diye biraz daha tiksindim ve biraz daha midem bulandı…
Bütün bu yaşananlara rağmen “Mehmetçiklerimiz bu dağlarda boşuna şehit olmuş” demedim ama hırsımdan da dudaklarımı kemirdim…
Umarım bize haklarını helal ederler.
Elbette ki ABD’nin desteğinde kurulan bu çadır tiyatrosunun; yazarı-yönetmeni, oyuncusu-figüranı, canhıraş bir şekilde onları alkışlayan taraftarı-seyircisi tarihteki hak ettikleri yeri alacaklardır.
Bunu görmek için müneccim olmaya gerek yoktur.
Dünün Damat Ferit’leri, Ali Kemal’leri… bugün nasıl hatırlanıyor, bakmak yeterlidir.
|
|