Her şey hayal etmek ile başlar. Sonrasında sıra hayalleri eyleme dökmeye gelir.
Binbir umut ile, bebeğin ilk adımlarında duyduğu heyecan ve endişeyi hissederek tohum toprağa verilir,
filizlenip semaya doğru yükselmesi beklenir. Ama ne demişler başlamak bitirmenin yarısıdır.
Paslanmış asalak beyinlere inat proje üretmek, proje üretip rafa kaldırmak yerine hayata geçirmek
her babayiğidin harcı değil artık ülkem sınırları içinde. Bir boşvermişlik havası hakim herkeste.
Sebepsiz gülümsemeler yeni dostluklara, yeni sohbetlere yol açmasın diye başlar öne eğilmiş.
Cepteki beş kuruş da harcanmasın diye eve kapanır olmuş insanlar.
İsyan ettiği mevcut sisteme başkaldırmak yerine sistemin bir parçası olmuş.
Düşüncelerini kendine söylemeye bile korkar olmuş.
En sıkı bağ olan kardeşlik tedavülden kalkmış, kardeşler bile birbirlerine düşman olmuş.
Yardımseverlik kepenk kapatmış, hal hatır sorulmaz olmuş.
Cafeler demode olmuş, laf olsun diye okullara gidilir olmuş.
Bir yastıkta kocamak sandığa, menfaat ve çıkarlar birinci sıraya konmuş(...)
Bu derece kara bir atmosferde geleceğe ışık tutmak amacıyla bir adım atılıyor.
Adımın adı Marmara Ekspres... Doğru ve tarafsız habercilik arayanların kesişme noktası…
Ekspres, takılan at gözlüklerini atıp gerçeği göstermek, toz pembe gösterilenlerin tozunu almak, gelişime açık,
bilgiye aç beyinlere ışık tutmak amacıyla yola çıktı. Yolun açık olsun Marmara Ekspres.
Mutluyum… Çünkü yepyeni bir projede rol alıyorum.
Belki başrol değil ama bu denli geniş çaplı düşünülmüş bir senaryoda figüranlık yapmak bile insanı mutlu etmeye yetiyor.
Düşünmek, düşüncelerini başka beyinlere sunmak ve bu konuda eleştiri almak çok zevkli. Bu sürecin daim olması dileklerimle… |
|