Gece olmuş şehrin, o kalabalık hali bir anda sükûnete bürünmüştü. Arada sırada tek tük insan geçiyor, ama şehrin loş ortamında köşeyi dönerken süzülürcesine kayboluyorlardı.
Sanki yaşam bir anda değişiyor, hayatlar yaşanmışlar karanlık içerisinde kayboluyorlardı. Parkın ortasındaki ışık biraz olsun ortalığı aydınlatıyordu. Üç kişi yaktıkları ateşin başında oturmuş saç ve sakalları birbirine karışmış, belli ki yaşamın yorgunluğu ve çektikleri sıkıntılar yüzlerine yansımıştı. Birde karşıki evin camında hafif ve titrek bir ışık görünüyordur. Öyle kör bir ışıktı ki yakınlaşmadıkça gözle görülmesi imkânsızdı. Bir ara alevlenir gibi oluyor ama yine o eski kör halini alıyordu.
Ev çok eskiydi, hatırlıyorum zamanında çok büyük ve ünlü bir konaktı. Pembe konak derlerdi. Pembe boyalı büyük çizgiler arasına beyaz boya atılmış, panjurları baklava desenli bir konaktı. Şimdi ise o hali gitmiş, yerine yanık ve kara lekeli virane bir hal almıştı. O eski neşesi o gülen yüzü yoktu, o zamanlar konağa gelen misafirlerin sayısı belli değildi, sahipleri zengin ve asil insanlardı. Her hafta sonları konakta davet verirler, tangolar, valslar çalar o sakin mahalle bir anda bir palas gibi canlanırdı. Konağın o hali halen daha gözlerimin önünden ve ritimler kulaklarımdan gitmez.
Çok fazla zaman geçmedi, daha dün gördüm. Parkta ateşin başında oturmuş insanlar gibiydi. Zayıf, uzun yüzlü, üstünde rengi siyaha kaçan ya da kirden dolayı siyahlaşmış oduncu gömleği, altında yağlanmış gibi bir görüntü sergileyen siyah kumaş bir pantolon vardı. Her zaman o camdan süzülen ışığı gelip geçerken görüyordum, ama bu kişiyi ilk defa görüyordum.
Gördüm; yalnız öyle bir hali vardı ki maddi yönden çökmüş bir hali yoktu. Buna adım gibi emindim, çünkü bir zamanlar bende böyle bir haldeydim, zaten bu acıyı çeken halinden belli eder. Kimseye görünmek istemez, kendi dünyasında yaşamak ister. Bunun adı da bence sevdanın çökerttiği büyük umutlardır.
Hep geceleri bir yerden gelirdi. Bende bir gece hiç uyumadan, nereden geldiğini görmek için tan ağarmaya yakın oluncaya kadar bir köşede gizlice bekledim, Nihayet sokağın başından göründü. Sanki her gün biraz daha hayata kahrediyor ve kendi elleri ile kazdığı çökük umutlarının içerisine kendini gömmeye çalışıyordu. Öylece kalakaldım köşede, aklımda sevda sevdalanma ile ilgili düşünceler vardı. Bir an silkindim ve bu kişi ile ilk fırsatta konuşmam gerekiyordu. Onu bu hale neyin getirdiğini öğrenmek ve onu hayata bir kenarından da olsa tekrar tutturmak için elimden ne geliyorsa yapmak istiyordum. Belki beni tersleye bilirdi, ama onun bu şekilde hayata küsmesine izin veremezdim. Bir fırsatını bulmalıyım ama nasıl diye düşünmeye başladım.
yazan orhan keskekoglu devamı var
|
|