Acizane, çevremde gördüğüm insan davranışlarından bahsetmek istiyorum. İnsanlarla bir ara da olduğum ortamlarda bazan susarım –hatta mümkün olsa görünmez olmak isterim-sadece insanları gözlemlerim.Neyi ne şekil yapıyorlar,nasıl konuşuyorlar,davranışlarında ve konuşmaların da samimiyet var mı?varsa ne kadarı gerçek diye bakarım.Samimiyet ,en zor ,hatta zordan öte taklit edilemeyen bir özelliktir.Samimi kişi; doğaldır,içtendir,sıcaktır,cana yakındır,yapmacık değildir.Mimikleri bile doğaldır.Ağzını burnunu eğmez konuşurken. Gözlerini muhatabından kaçırmaz,sevgiyle saygıyla karşısındakinin gözlerinin içine bakar .
Samimiyet her zaman var olması lazım olan çok çok önemli bir davranış biçimidir.Samimiyet din de de ,dünya da da önemlidir,Peygamber(s.a.v)efendimiz buyuruyor ki;din bütünüyle samimiyettir.Kime karşı samimiyet diye sorulunca da;Allaha Kitabına, Rasulüne.imamlarına ve bütün müminlere cevabını vermiştir.(Buhari,Müslim)
Samimiyetin dışa vuruşuna içtenlik dedik ya; içte ki samimiyete de ihlas diyoruz.. Hocalar ihlasla yapılan ibadetin faziletlerini anlatır ya bizlere; hani derler ya; ibadetin özü; ihlasdır.ihlassız ibadet makbul değildir diye vaaz verirler ya.Allah kalbe ve niyete baktığı için içte ki samimiyette önemli.Demek ki dünya için de, ahıret için de samimiyet olmazsa olmazlardan.Nerden nereye geldim.Oysa ki:gözlemlediğim insan davranışlarını anlatacaktım.
Neyse konuya döneyim.
Dedim ya; ara sıra insanları uzaktan izlerim diye.Uzak derken görünen uzaklıktan söz etmiyorum ama.Demek istediğim yakınken oluşan uzaklık.
Öyle insanlar tanıdım ki; birkaç kişiliği aynı anda bünyelerin de barındırabiliyorlar. .Bir bakıyorum modern.Bir bakıyorum muhafazakar.Milliyetçi. Arada entel oluyor. Bazan da öyle bencilleşebiliyor ki;o haline, uygun bir davranış şekli uyduramıyorum..Böyle durumlarda kendi kendime diyorum ki:Sosyoloklar bunlardan birini incelemeye alsalar da böyle - ortaya karışık cinsinden olan - kişiler hakkında bir tez hazırlasalar.
Kimileri de arkasına sığındıkları diplomayla her şeyi halledebileceklerini sanıyorlar.Böyle, insanlıktan nasibini alamamış, üniversite diplomalı-hatta iki diplomalı- biriyle bir ara da bulunma şansızlığını-yada şans diyeyim çünkü ondan çok şey öğrendim.Hani Lokman hekim demiş ya;edebi edebsizlerden öğrendim diye.-yaşadım.Bir diplomanın insanı nasıl seviyesizleştirdiğini gördüm.Onun arkasına sığınarak kendine nasıl farklı roller biçebildiğine şahit oldum.Tabi böylelerine o zemini hazırlayan, ona öyle davranabileceği fikrini, bilerek ya da bilmeyerek verenlerin de o kişilerin davranış bozukluğu sergilemelerin de,sorumluluğu var diye düşünüyorum.
Bazı tipler de;sessiz,sakin,masum,süt dökmüş kedi görünümün de olurlar fakat, rahmetli babaanemin deyimiyle:bunların alacası içlerindedir, fırsatını buldukları an arslan kesilebiliyorlar.
Ah kimileri de var ki;ağızlarından Allah, Peygamber adını düşürmezler.Konuşurlarken sözlerinin arasına muhakkak bir iki ayet meali ya da hadis sıkıştırırlar.Bütün amaçları; dinleyenleri kutsal değerlerle etkilemektir.
Zenginliğin, sadece kasalarda ve banka hesaplarında sınırlı olduğunu sananlar ise gerçek zenginliğin bunlarla birlikte gönül zenginliğinde olduğunu bilmezler ve hep paradan kazançtan bahseder . Villalarından,her sene yaptıkları tadilatlardan,aldıkları araba lardan,camilere köprülere yaptıkları parasal yardımlardan konuşmaktan müthiş haz duyarlar.İsterler ki; malvarlığını ve onu nasıl kazandığını cümle alem bilsin ve ona ‘sen çok çalıştın bu yaşam standartını hak ettin’desinler.
Bazıları da; özün de ve görünümün de iyi insandırlar.Her iki dünya için de çalışırlar.İbadetlerini aksatmazlar.Zekat verir,Hacca giderler.İnsanlarla iyi geçinmenin yollarını ararlar.Ama söz konusu iş hayatı -hele de kayıp söz konusuysa,rekabet varsa – olunca; birden o, sakin güleç insan gider, yerine sinir küpüne dönmüş biri gelir.Biraz önceki kişiyle o anda ki kişinin aynı insan olduğuna inanamazsın.
Kimisi de hep şikayet halindedir.Her ne hikmetse (ona göre) hep ona yanlış yapılır,hakkı yenir,kimse onu anlamaz,o aslında herkese iyi davranır da karşılığında hep dışlanır.Düşünmez ki;bunun sebebi aslında kendisidir.Hep şikayet ediyorsa bir kişi, bu; başkalarının arkasından çok konuşuyor demek oluyor ki,böyle insanlar da pek sevilmezler arkadaşlar arasında.
Sağ gösterip sol vuranlar var ki; tehlikeli tipler.Nerde ne zaman ne yapacakları hiç belli olmaz böylelerinin.
Kendini çok akıllı sanıp, çaktırmadan karşısındakini ezmeye yada küçük düşürmeye çalışanlar da var.Görünür de güler yüzlüdür ,şendir,çağdaş!? giyinir,tesettüre yağmurluk diyerek- aklınca- alay eder, herkesi sever görünür ama,aslında kendinden başkasını sevmez, sevemez. Bu kategoride ki insanların içi ayrı, dışı ayrıdır .
Yüzüne karşı dostmuş gibi davranır da, arkanı döner dönmez de aleyhine konuşır.Hatta seni saf görmüşse –veya sen bilerek saflığı oynar da anlamaz gibi görünürsen-arkanı dönmeni de beklemez;imalarla,kaş göz işaretiyle seninle alay eder, yanında, gözünün içine baka baka.Anlarsın da onunla o olmamak için,anlamaz görünürsün ve Mevlana’nın sözünü tekrar edersin içinden ‘nice insanlar gördüm üstünde elbise yok, nice elbiseler gördüm için de insan yok.
Peygamber(S.A.V)Efendimiz böylelere münafık demiştir. Ammar bin Yasir Hz.Peygamberin(s.a) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir.
‘Kimin dünya da iki yüzü varsa ,kıyamet günün de o kimse için ateşten iki dil olur.’
Tevbe suresinde Allah(c.c): Münafık erkekler ve münafık kadınlar da birbirlerinin parçalarıdırlar.(hepsi birbirine benzer)Onlar kötülüğü emrederler,iyilikten vazgeçirmeye çalışırlar.Onlar avuçlarını yumarlar.(cimridirler)Onlar Allah’ı unutmuşlardır.Allah da onları unuttu.Hiç şüphesiz münafıklar fasıkların ta kendileridirler. Diye buyurmuştur.
Cenab’ı Hak bizi böyle olmaktan ve böyle insanlardan korusun.(amin)
Peki bu dünya da yada çevremde hiç mi samimiyetine güvendiğim,ihlasına inandığım insan yok?Olmaz mı?Çok şükür sayılarıda az denilemeyecek kadar çok.Allah nasib ederse diğer yazım da da onları anlatırım.İnşallah.
|
|