Birkaç gün önce bir terörist annesiyle bir şehit annesinin bir araya getirilip, birbirlerine beyaz eşarp verme merasimini ve hemen akabinde otobüslerle Kızılay meydanına getirilen ve ellerindeki dostluk ve kardeşlik kokan ,’savaşın(!)’ sona ermesini isteyen, aralara da bolca ‘Sayın Öcalan’ serpiştirilmiş basın açıklamasını okuyan terörist annelerini hep birlikte izledik.Hadi onlar canı yanmış annelerdir diyelim, ki öyledirler.Fakat aynı söylemin AKP; yani devleti, millet adına yöneten ve DTP; yani milletin birliğine açıkça tehditler savuran bir siyasi parti tarafından ortak bir çıkış noktası olarak alınması yaman bir çelişki olsa gerek.
Bir şehit annesi oğlunun şehit edilmesi karşısında ‘vatan sağolsun,bir oğlum gitti öbürü de geliyor, yüz olum olsa bu vatana hepsi feda'…diyebiliyor ve dimdik durabiliyorsa bu duruşu hiçe saymak hak mıdır? Aksine bu duruştan feyz alarak siyaset yapmak ülkemiz ve milletimiz adına daha yararlı değil midir?
Şimdi şu soruyu sormak gerekir; bir başbakan ‘artık tabutlar gelmesin’derken kime sesleniyor, şehit annelerine mi? Hiç sanmıyorum.Milletvekilerine mi? Hayır.Vatandaşa mı? Hiç değil…Bu sesleniş şüphesiz dağdaki teröriste,İmralı'daki katiledir.Aynı zamanda bunu söyleyenler daha sonra, teröristin bu açılımda muhatap kabul edilmediğini de söylemektedir.
Hepsini bir kenara bırakalım, 'albayrağa sarılı tabutlar gelmesin, yeter artık bizi öldürmeyin' diyerek adeta özür isteyen, teslimiyetin tavan yaptığı bu siyasete kimse dur demeyecek mi?Teröriste bu çağrıyı yapanlardan şehit anneleri utanırken o bölge de bizzat operasyon yapan ve bizzat personelini kaybeden asker hiç mi rahatsızlık duymuyor?
Sonuç olarak sivil otoritenin görev alanına giren ve terör örgütünün avrupa’da yaşayan beyin takımının beli bükülmeden,finansal desteği kesilmeden.İşin bütün yükünü askerin üzerine atarak ,sadece teröriste bizi öldürme demekle bu sorun pek çözülmeyecek gibi görünüyor.
|
|