Yıllar değil, asırlar sürdü sana kavuşmam!..
Aramıza engeller, sebepsiz nefretler, uydurulan hikayeler ve yalnış anlaşılan sözler girdi.
Sen bana, ben sana yasaktık...
Asla bir araya gelmemesi gereken, kafeslere kapıtılan, kanatları kırılmış kuşlar misali...
Ben sevgisizliğe ve yalnızlığa mahküm edilen bir çocuktum.
Yıllarca ağlayıp, ''..neden, neden..'' diye sorup durdum.
Diz çöküp sevgi dilenmek istedim. Ama yapamadım.
Çünkü suçumun istenmeyen bir annenin, istenmeyen çocuğu oldunu öğrendim.
Yüreklerini sevgiye kapatmış, sadece nefretle beslenen insanlar için yapılabilecek birşey olmadığını da böylece anlamış oldum.
Beni yok sayan, üzen, hor gören ve yalanlarla boğmak isteyenleri ben de yok saydım ve hayatımdan çıkardım.
Ama bunu yaparak seni de kaybetmiş oldum.
Oysa senin hiç suçun yoktu...
Sen de en az benim kadar yalnız ve sevgiye muhtaç bir çocuktun...
Sen ve ben yalanlara, entrikalara ve yersiz nefretlere kurban edilen çocuklardık.
Büyüklerimizin yaptığı hataların bedelini biz ödemek zorunda kaldık.
Yıllarca birbirimizden habersiz yaşadık. Hatta varlığımızı bile unuttuk...
Başka başka insanlarda, başka başka sevgiler aradık. Mutlu olmaya çalıştık...
Bazen güldük, bazen ağladık... Ama hep eksik kalan bir şeyi de aramaktan vazgeçmedik...
Bir gün tesadüfen birbirimizi bulduk.
Yasaklar kendiliğinden kalktı, paslanmış kafesler açıldı... Ve biz sevgiye fazlasıyla susamış, kanayan yaralarını sarmak istercesine kırılmış kanatlarımızı birleştirdik...
O gün hayatımın en mutlu günlerinden biriydi!
Eksik olan parçamı, dünya tatlısı şirin mi Şirin kardeşimi buldum.
''..Neden bize bunu yaptınız?.. Neden bizi cezalandırdınız?..'' diye hesap sorarak zaman kaybetmeyelim olur mu?!.
Zaten yıllar değil, asırlar sürdü sana kavuşmam...
Birbirimize kenetlenelim ve asla ayrılmayalım olur mu?
SENİ SEVİYORUM ŞİRİN KARDEŞİM! |
|