Kayıtlı Kullanıcı Girişi |
|
Reklam |
Haberler |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
DOĞUM GÜNÜ okunuyor. |
|
 |
Baþlýk |
: |
DOĞUM GÜNÜ |
| Kategori |
: |
Kişisel |
| Ekleyen |
: |
quean |
| Eklenme Tarihi |
: |
17.08.2009 |
| Okunma Sayýsý |
: |
458 |
|
|
|
Yazý Ýçeriði |
21 Şubat, 1988, Pazar günü İstanbul’da bir askeri hastanede dünyaya gelivermişim diyebilmek ne kadar klişe ama ne kadar da kolay olurdu.
Dünyaya ‘gelivermek’ kadar kolay gelemedim aslında ben. Olması gereken tarihten üç hafta, hatta daha fazla, geç gelerek tıbbın sınırlarını, annem ve babamın metanetini zorladım.
Doğduğum saatlerde inceden ama keskin bir ayazla sulu kar yağıyor İstanbul’a. Pazar gününün rehavetine kapıldığımdan belki, annemin yüreğine sancılar salmama rağmen rahminde sızının zerresi yok. Ağlarken küçük tuzlu bir göl yaratan annemin bir türlü sancısı, suyu gelmiyor. Doktorlara da tuhaf geliyor durum. Neden gelmek istemez ki bir bebek dünyaya? O küçücük bebek suni sancılardan nasıl sakınabilir ki kendini o küçücük yerde? Beni yıldırmaya uğraşıyorlar; ama bendeki inat da inat hani…
Doktorlar babama, operasyona başlayacaklarını ama eksik bir ilaç-ya da her neyse- onu alıp gelmesi gerektiğini söylüyorlar. Bebek için geç olmuş olabilir; fakat onlar anneyi kurtarmayı koymuşlar kafalarına. Bir bebek ve bir anne… Doktorlar için herhangi bir bebek ve anneyiz biz. Oysa benim adım bile kondu çoktan. Siz ‘bir bebeğiniz olacak’ demeden çok önce ben zaten vardım annemin yüreğinde.
Babam kendini keskin ayazlı sulu karda dışarı atıyor. Zavallım mevsimlik deri montuyla çıkmış kış günü. Nasıl üzdüysem onu aklı başından gitmiş olmalı. Ağlamış da sulu kara saklanıp. Gidip gelirken dokuz, annemin operasyondan çıkmasını beklerken dokuz doğurmuş desek… Annemin çekemediği sancıları babam çekmiş olsa gerek beni beklerken.
Modern tıbbın bu durumda çaresiz kaldığını düşündürmüş olmalıyım herkese. Ben değil de bir mucize dünyaya gelmiş gibi anlatır annem doğumumu. Oysa dünyaya gelen eli yüzü morarmış, ölmek üzere olan bir bebek sadece. Daha kırkı çıkmadan zatürree olup annesini yine üzen… Çocukluğu boyunca marazdan kurtulmayan bir velet…
Belki mucize değil de sadece bir zamanlama problemiydi bunca zor gelmem dünyaya. Adım Duygu olacaktı, belliydi. Balık olmalıydım ki adımı layıkıyla yaşayabileyim. Sonra öyle bir saatte, gezegenler öyle bir dizilmişken doğmalıydım ki yükselenim Başak olmalıydı. Duygularından ve hayallerinden başka her şeye gözünü kulağını kapatan bir Balığı, ancak titizlikle çevresini, duygularını, hayatını düzenleyebilecek bir Başak yola getirebilirdi sanırım. Bundandır belki tüm çelişkilerim?
Nasıl bir ruh hali içindeydim ki yaşamın sınırlarını o kadar zorladım ben bile merak ederim çoğu zaman. Tembelliğimden mi bu kadar geç kalmıştım? Yok canım, havasız-susuz kalmaya dayanamazdım herhalde sebebi sadece tembellik olsa. Dünyadan bihaberken dünyaya gelmemek için inat etmiş olamam sanırım. Öyle olsa bile bugün dahi karşı koyamadığım merakıma el kadar halimle karşı koymuş olmam pek mümkün görünmüyor. Zor olursam daha kıymetli olacağıma mı inanıyordum acaba? İyi de şu yaşımda beceremiyorum zor olmayı, bir gıdım aklımla nereden bileceğim? Sezmiş olabilir miydim dünyanın nasıl hoyrat olduğunu? Dünyaya gelmeyi hak etmediğimi, ya da dünyanın beni hak etmediğini mi düşünmüştüm? Yapabilir mi küçücük bir bebek annesinin karnında bu kocaman hesapları? Sanmam!
Mucize ya da değil. Sonunda o Pazar günü geldim dünyaya.
İşte böyle bir başlangıcın ardından inadına uslu, inadına sakin bir çocuk oldum ben. Sonra da durmadan, gelirken yaşattığım sıkıntıların özrünü dilercesine sessiz ve sorunsuz olmayı görev bildim. Hep bir anlayış hep bir sükûnet hâkimdir üzerimde bu yüzden. Tuhaf bir adanmışlık hali vardır özümde.
Oyunlarda kimseye görünmeden yaramaz, terbiyesiz olmam, kardeşim doğduğunda yaşadığım kıskançlığı neredeyse on beş yıl saklamam da bundandır. Bunalımlarda isyanımı, gözyaşlarımı, çığlıklarımı yatağıma yastığıma gömmem kimse görmesin diye… Sigaraya başlamam da bu yüzden kıyamet alameti gibidir ya herkes için. Dostlarıma endeksli mutluluklar yaşamam ergenken… Aşkımın huzuruna, mutluluğuna adamam gururumu…
Mutlu olabilmek için her daim bir şeylere adadım kendimi. Sanki adandıkça daha az özür dilemem gerekiyormuş gibi. Neyin özrünü dilemem gerektiğini bilmeden…
Uslu bir çocuk, sakin bir ergen, hanım hanımcık bir genç kız, aklı başında bir genç kadın…
Bu yüzden ne çocuk ne ergen
ne genç kız ne de kadın olabildim!
|
|
|
 |
DOĞUM GÜNÜ Yazýsýna Yapýlan Yorumlar |
| Üye Adý : Ali ERDEMİR |
Yorum Baþlýðý
: işte bu |
| Yorum Tarihi : 18.08.2009 |
| işte duygucum bu. bu dünyada bir insanın gerçek hisleri gibisi yoktur. hem kendi otobiyografini yaparken hemde ruh durumundan bir buket sundun bize. bu yazında senin kıskanç birisi olduğunu, bu hayatı sevmediğini, insanlara yine güvenmediğini, doktorlar gibi resmi memurların sadece işe odaklı çalıştıklarını, karşılarındakinin canlı olup olmadığının önemi olmadığını, ailene karşı gelemeyeceğini, onları ne olursa olsun üzemeyeceğini, yarım kalan bir ruh halinde olduğunu, hayatında olmasını istediğin insanların dürüst ard niyatli olmaması gerektiğini, artık güvenmek istediğni çok iyi anlattın bizlere... bu yazını sevdim bu yazında bir sen var çünkü. kendini her zaman yazdığın olayın içinde tut kendinden ver... çok fazla edebi olmamasına rağmen içten bir yazı benim içim ısındı. teşekkürler... |
|
| Cinsyet :
Bay |
| Þehir : izmir |
| Üyelik Tarihi :
24.07.2009 |
| Üye Adý : quean |
Yorum Baþlýðý
: :)) |
| Yorum Tarihi : 18.08.2009 |
bu yazıda kesinlikle ben varım. birkaç noktayı düzeltmek istiyorum sadece.
hayatı seviyorum;ama hayatı zorlaştıranlara kızgınım. insanlara-eskisi kadar olmasa da- güveniyorum;ama kırgınlıklarımı unutamıyorum.
özellikle edebi bir kaygı gütmedim bu yazıyı yazarken,öyle bir kaygıyla yeterince ben olamayacaktım sanki.içini ısıtmaya yettiyse istediğim duyguyu katabilmişim demektir.
teşekkürler...
|
|
| Cinsyet :
Bayan |
| Þehir : BALIKESİR |
| Üyelik Tarihi :
30.07.2009 |
| Üye Adý : Ali ERDEMİR |
Yorum Baþlýðý
: umutlar |
| Yorum Tarihi : 18.08.2009 |
umutlar karşı tarafın düşüncesizliğiyle tüketilirse işte böle güven sorunu yaşar insan... ne yaşadaın neler oldu bilmiyorum ama eskisi kadar insanlara güvenemiyorum diyorsun. bence güvenemiyorsan sende psiko sorunlar başgöstermiş... yani septik bir tepki haykırış... kuşku duyma ard niyet arama ki ben sende şuna eminim çok iyi bir izleyicisin... ve türkiye genelinde % 50 nin üstündesin zekanla... zekana aklına ve kendine mukayet ol.
sevgiyle kal
Ali ERDEMİR |
|
| Cinsyet :
Bay |
| Þehir : izmir |
| Üyelik Tarihi :
24.07.2009 |
| Üye Adý : quean |
Yorum Baþlýðý
: septik psycho:)) |
| Yorum Tarihi : 18.08.2009 |
tespitin tam da yerinde olmuş.umutlarımı düşüncesizlikler yüzünden yitirdim bu nedenle güven problemim var.ama inatla yeni umutlar edinmeye çabalıyorum.düşüncesizlere inat,kendime sarılarak.
Livaneli diyor ki her sanatçı biraz nevrotiktik,yaşadığı nevrozlar yapıtları için itici güçtür. biz psikoloji öğrencileri de diyoruz ki her psikolog biraz hastadır, o yüzden psikolojiye merak sarar,insanları görmeyi bilir.dışarıdan bakan bir öğretmen de diyor ki,psikoloji okuyanlar ya insanları çok seviyordur ya da insanlardan memnun değildir.
sebebini bilmek mümkün değil ama sanırım biraz sanatçı biraz da psikoloğum:)
iltifatın için de teşekkür ederim.
sevgiyle kal... |
|
| Cinsyet :
Bayan |
| Þehir : BALIKESİR |
| Üyelik Tarihi :
30.07.2009 |
| Üye Adý : Ali ERDEMİR |
Yorum Baþlýðý
: :) |
| Yorum Tarihi : 18.08.2009 |
| hayatın en karmaşık zamanlarında hep tek bir sorunum oldu duygu. kafamın içinden sesler duydum. yankılanmalar gördüm. bu yüzden tedavi gördüm. sonuç şu . ben deliyim :) ama ben deliliğimi bile seviyorum. geriye ket vurma hastalığına sahip olduğum için olsa gerek biraz takıkım dikkat et sana bir takarsam kafamı yandın :) sevgiyle kal. psikolog kardeş |
|
| Cinsyet :
Bay |
| Þehir : izmir |
| Üyelik Tarihi :
24.07.2009 |
| Üye Adý : quean |
Yorum Baþlýðý
: :)) |
| Yorum Tarihi : 19.08.2009 |
deli olduğunun farkında olan birisinden korkmalı mıyım diye düşündüm bi an.ama benim işimin normal insanlarla olmadığını göz önünde bulundurunca komik geliyo.
zaman zaman güzeldir deli olmak,hayatı deliliğe vurmak.
sevgiyle kal... |
|
| Cinsyet :
Bayan |
| Þehir : BALIKESİR |
| Üyelik Tarihi :
30.07.2009 |
| Üye Adý : Ali ERDEMİR |
Yorum Baþlýðý
: :) |
| Yorum Tarihi : 19.08.2009 |
| gece saat 01.00 yeni geldim arkadaşlarla dotluktadında 2 - 3çay içtik. ben delimiyim değilmiyim sadece şunu biliyorum ben bu dünyada çok küçük birdamlayım. hangi yürekleri serinletirim bilemiyorum. ama yalnızlığımın huzurunu yaşadığım kesin. bu günlerde pek olumlu gelişmeler olmamasına rağmen nedense kimseye söylemememe rağmen sanki herkes haberdar ve beni mutlu etmeye çalışıyorlar. tüm iyi düşünen yürekleri seviyorum. sağlıcakla kal... yarın günaydın yazısı isterim ona göre. (yorum değil yazı) |
|
| Cinsyet :
Bay |
| Þehir : izmir |
| Üyelik Tarihi :
24.07.2009 |
| Üye Adý : kırmızı yakamoz |
Yorum Baþlýðý
: Quean |
| Yorum Tarihi : 19.08.2009 |
| Merhaba,yazmayı sevdiğine göre okumayıda seviyorsundur eminim,Kuantumu ve R.ŞANAL Beyi araştır ve bir kitabını muhakkak oku canım.Dünyaya geç gelmen senin değil aslında annenin yada babanın korkukarından yada düşüncelirinden olduğunu anlayacaksın..ve kaç yaşında olursan ol yapamadığın yaramazlıklar ve bekletilmiş kaprisleri kıskançlıkları dilediğince yaşa:) |
|
| Cinsyet :
Bayan |
| Þehir : izmit |
| Üyelik Tarihi :
12.05.2009 |
| Üye Adý : quean |
Yorum Baþlýðý
: kırmızı yakamoz |
| Yorum Tarihi : 19.08.2009 |
tavsiyeniz için çok teşekkür ederim.
aslında yazdığım yazı psikoloji literatüründe 'doğum anksiyetesi' olarak bilinen,doğum anında yaşanan durumun ileriki yıllara etkisi olduğunu iddia eden bir kavram üzerine, bir arkadaşımla sohbetimizden kaynaklandı.biraz da astroloji ile harmanlandı.
biliyorum bütün duygular gereğince yaşanmalı;ama ne yapsam yaramaz çocuk olmayı beceremiyorum.
sevgiyle kalın...
|
|
| Cinsyet :
Bayan |
| Þehir : BALIKESİR |
| Üyelik Tarihi :
30.07.2009 |
|
|
 |
DOĞUM GÜNÜ Makalesine Sizde Yorum Yapmak Ýstermisiniz? |
|
|
|