Kayıtlı Kullanıcı Girişi |
|
Reklam |
Haberler |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
sonsuz aşk okunuyor. |
|
 |
Baþlýk |
: |
sonsuz aşk |
| Kategori |
: |
Hikaye |
| Ekleyen |
: |
esra ballı |
| Eklenme Tarihi |
: |
14.08.2009 |
| Okunma Sayýsý |
: |
386 |
|
|
|
Yazý Ýçeriði |
Lisedeydik. Karşı sınıfımda bir çocuk vardı, sadece bakışırdık. Belki birbirimizi seviyorduk ama cesaret edip açılamıyorduk. Birbirimizi sevdiğimiz gözlerimizden belliydi aslında bu etrafımızdakilere yansıyordu haliyle. Üniversiteye gitmek için mahallemizden ayrılmaları bir an olsun aklımdan çıkaramıyorum. Tam bir yemek yememiştim ağlıyordum hep kimseye de söyleyemiyordum. Herkes üzülüyordu bu halime bende anlam veremiyordum aslında yaptıklarıma ama seviyordum en büyük dalım o ona sıkıca tutunuyordum. Aradan üç ay geçti ama gelinde bana sorun o üç ayı nasıl geçirdiğimi. Artık üniversiteye giden bir genç kızdım işletme sınıfı öğrencisi.
Üniversite bitti, şimdi çok güzel bir işim var ve gittikçe yükseliyorum işimde de hayatım tam istediğim gibi diyebilirim ama hala aklımdan çıkmayan tek şey var Burak ilk ve son aşkım kalbimden hiç silemedim onu belki yaşanmamışlıktı benim ki ama onunla olsaydım ondan yine ayrılmazdım.
Böyle tam on yıl geçti onsuz yirmi beş yaşındayım ve annemlere artık bir damat adayı getirmem gerekiyor torun istiyorlar ve bunu her seferinde yinelemekten bıkmadılar. Bu zaman dilimi içinde hiç karşılaşmadık Burak’la. Tabi onunla sırf göz göze gelelim diye gidip oturduğumuz parka gittiğim gün. Kitap okuyordum, kafamı kaldırmamla Burak’la göz göze geldik. Allah’ım içim cız etti birden sanki sönmeye yüz tutmuş bir kor vardı yüreğimde yeniden alev aldı. Ne yapsam diye düşündüm baktım bana doğru geliyordu. Allah’ım yüreğim yerinden çıkacak.
Arkasından bir ses geldi cılız bir çocuk sesi pek anlayamadım önce belli belirsiz bir sesti, ama sonra eksiksiz duydum sesi “BABA” diyordu bir kız çocuğu Burak döndü ve el salladı. Bir anda buz kestim sanki hareketsizce kaldım bir an ama gelmeye devam ettiğini görünce irkildim, kendimi toparlamaya çalışırken bir yandan da evliymiş diye sayıklıyordum içimden. Ve geldi…
Merhaba Esra dedi.(yumuşacık bir sesi vardı hiç değişmemiş.)
‘Yanıma oturdu’
Merhaba dedim bende bu ne büyük tesadüf.
‘Bir an bekledi sonra artık sık sık görüşürüz dedi, çok sevindim ama sonra aklıma kızı geldi evliydi o.’
Ne güzel dedim usulca ondada bir burukluk vardı ama anlamamıştım nedenini benim ki belliydi evli olması çok üzülmüştüm.
Nasılsın dedi?
‘Cevap vermedim ona bakıyordum hiç değişmemiş hala aynı.’sonra;
İyiyim ya sen nasılsın dedim ve sustuk.
‘Biraz bekledi sonra devam etti;’
Değişmişsin hemde çok (tebessümle onu onayladım ), ben pek iyi değilim aslında dedi ve sustu.
Birden yere bakan yüzünü bana çevirdi ağlıyordu, canım çok acıdı onu öyle görünce. Hayattan bu denli zevk alan birini öyle çaresiz gözlerle bakarken görmek Allah’ım hemde içimde ona karşı o kadar çok şey varken. On yıldır hiçbir şey değişmemişti bende ama belli ki onun hayatında çok büyük değişmeler olmuş. Kızı geldi yanımıza aynı babasına benziyor, çok güzel bir kız. Hemen kaynaştık pek yabancılık çekmedi. Ablasından bir hediye diyerek balon aldım çok sevindi. Cüzdanımı açar açmaz Burak resmini gördü ‘atmamışsın dedi’. ‘nasıl atarım o benim…’ Diyebildim sadece gerisi gelmedi sözcüklerin. Bir şey demeden bakıyordu bana “tekrar görüşeli dedi” giderken.
Tabii ki demekle yetindim arkasından bakarken. Yüzümde ıslaklık hissettim ağlıyordum onu buldum ama çoktan beni silmişti onu görmenin sevinciyle daha da ağlamaya başladım ama gülüyordum çünkü bu yaşlar mutluluktan akıyordu aslında.
Eve geldiğimde annem kapıda hazır beni bekliyordu.
‘Geç kaldın nerdeydin bu kadar saat diye biraz söylendi’
‘Bir arkadaşımı gördüm biraz sohbet ettik dedim.’ Ama annem bu didiklemeden insanı rahat bırakmaz. Anlatıp kurtulmak istiyorum bir an önce ‘Burak’ dedim usulca sonra yorgun olduğumu söyleyip çıktım odama. Duyunca tanımadı ama mahalleye geri dönmüşler diyince hatırladı nasıl unutabilir ki zaten onca şeyden sonra unutması mümkün değildi. Resmi hala cüzdanımdayken ona karşı hala bir şeyler hissediyorken nasıl unutabiliriz.
Odama çıkıp bana yazdığı ilk ve son mektubu tekrar tekrar okudum. Onsuz geçen günlerimde mektubuyla avundum hep. On yıl içinde bu mektubu kaç kez okudum kimse tahmin edemezdi. Öyle çok heyecanlanıyordum ki belkide aşktı bu yeniden canlandı kalbimde, birden kızı geldi aklıma o evliydi ve çocuğu vardı. İşte bunu yapamazdım evliyken onu sevemezdim. O an karar vermiştim onu kalbimden çıkarmaya eski bir arkadaş olarak kalacaktı yaşantımda. Bunlara kendimde inanmıyordum aslında ağlıyordum sessizce annem duymasın yoksa yine soruların biri bitmeden diğerini sorardı dayanamaz oda ağlardı canım annem benim.
Seslendi misafirlerimiz var, aşağıya gelde yemek yiyelim dedi. Ama annem benden habersiz kimseyi çağırmazdı ki. Doğruldum elimi yüzümü yıkayıp indim. Ama kapıdan giremedim burağın kızıydı burada ne işi vardı şaşkınlıktan yanındaki yaşlı kadını sonradan fark ettim, yaklaşınca kadınında annesi olduğunu anladım az yemeğini yemedik küçükken nasıl unutulur bu marifetli kadın. Bunlar düşünürken babamın sesiyle daldığım hayallerden çıktım ve sofraya oturdum. Gözüm Mine’de(burağın kızı) ama kulağım annemlerdeydi. Burağın karısını merak ediyordum ve sıra onada geldi. Fatma teyze biraz durakladı gelinin diyince daha sonra başladı anlatmaya öldü dedi ilk önce titreyen sesiyle çok dedik diyordu gitme diye tek başına doğuda göreve gidiyordu öğretmendi. Çok hevesliydi kıramadık yolladık. İki gün sonrada Burak gidecekti ama kötü haber oğluma yola çıkmadan gelmişti. Teröristler yollarını kesip herkesi öldürmüştü ama minem annesinin emanetiydi bize o yaşadı cansız bedeninde. Hastaneye gittiğimizde kucağımıza verdiler mineyi annesi onu korumak için sırt üstü yatmış orada vermiş canını yavrum Burak kimseyle konuşmaz oldu o günden sonra evle iş arasında gidip geliyor.
Artık içim rahatlamıştı ama bir yandanda üzülüyordum. Burağın üzgün hali gözümün önüne geldikçe daha da kötü oluyordum. Artık kalkalım biz dedi Fatma Hanım daha erken diyerek sözünü kesti annem ama Burak gelecek işten biraz sonra bizi bulamayınca endişelenir dedi ve kalktı. Kapı çaldı hazırlanırlarken, açtığımda Burak karşımdaydı öylece baktım arkamdan onlarda geldi iyi akşamlar dedi hepimize mine koşup boynuna sarıldı hemen babasının yine gelin diyerek uğurladı annem onları. Bunlar benim hayatımda olup biten en güzel şeyler diye düşündüm içimden.
Annemle oturduk babam çoktan uyumaya gitmişti. Annemin bana bir şeyler söyliceni fark ettim ama ona fırsat vermeden ‘uykum var diyerek odama yöneldim.’ Yanağından öptüm ve odama çıktım. Büyük bir sorgudan kurtulmuşçasına sevinçliydim, anneme verilecek en ufak kaçamak cevapta onun sözlerini dinlemeye mahkûm ediyordu beni. Üstümü değiştirip hemen yatağıma uzandım ve gözlerimi kapayıp onu düşündüm.
Sabah annemin soran bakışlarıyla karşılaşmamak için kahvaltı yapmadan çıktım. Babam bu duruma pek iyi karşılık vermezdi sabah günün en önemli öğünü derdi hep ve ailenin en güzel vakit geçirdiği yerdir sofralar der. İş yerime bir saatlik yol var. Otobüse binip oturdum. Her zaman yanımda kitap vardır. Açıp okumaya başladım, arkamdan bir ses ‘Esra’ diyerek daha da yakınlaşıyordu. Döndüğümde pınar vardı. Benim hem çocukluk arkadaşım hemde sınıf arkadaşımdı çok neşeli biri yanına giden herkese dertlerini unutturan bir neşesi var. Liseden sonra üniversiteyi kazanmasına rağmen okumadı aşkı seçti ve evlendi şimdi ikizleri var biri kız biri erkek çok tatlılar. Henüz doğalı dört ay oldu. Beraber indik otobüsten, iş yerine doğru yürüdük. Onunda az aşağıda restoranı vardı öğlen yemeğe gel bekliyorum dedi. Ben işim var dememde ona bunun bir faydası yok itiraz yok geliyorsun diyerek uzaklaştı. Bir şey dememe fırsat bile vermeden.
Öğlen birkaç arkadaşımla beraber yemeğe çıktık onlarda merak ediyorlardı orayı zaten. Pınar pek sevinmicekti ama benimle baş başa kalmaktı derdi çünkü. Annemden almıştır haberleri ama olayları ilk ağızdan duymazsa rahat edemez. Oturduk yanımıza geldi pınarın suratı biraz asıktı tabi. Benimle konuşacakları vardı ve bir an önce duymak istiyordu. Çabuk geçer yüzündeki somurtkanlık hemen katıldı aramıza. Arkadaşlarım bizden ayrı sohbet ederken bana döndü artık sabırsızlanıyordu “akşam buluşalım konuşacaklarımız vardır dedi” ineleyeci bir tavırla.
Akşam sahil kenarında çay içmeye gittik. Ben oranın müptelasıyım her zaman gelirim ‘Burak bana mektubu burada vermişti dedim’ denizin sonsuz maviliğine dalarak. Pınar bir şeyler anlatıyordu ama çok az geliyordu sesi denize bakakaldım duymuyordum artık onu. Anlattıklarını gözünün içine bakarak anlatmak isterdi daha çok, etkiler insanı derdi hep. Bana da sinirlendi biraz beni dinlemiyorsun diye çıkıştı. Bende onu onaylar bir şekilde kafamı salladım. Kafamı tutup kendine doğru çevirdi ağlıyordum. Yapma dedi konuşalım biraz, önce o başladı. Bildiklerini anlattı sıra bana gelmişti ama ben hala ağlıyordum. Biraz bekledi ben konuşmayınca devam etti. Karısı dediğini duydum birden kalbimin acıdığını hissettim daha çok ağlamak geldi içimden. ‘Biliyorum’diye karşılık verdim. Peki, sen öldüğünü biliyor musun dedim. Sustu. Sonra
Biliyorum annen anlattı her şeyi ilk gördüğün günü evdeki neşeni size geldikleri günü hepsini biliyorum canım duyguların çok karışık ama… Sözünü bitirmeden ben konuşmaya başladım “Sen beni en iyi tanıyansın ben onu bekledim pınar. Bir gün geleceğini biliyordum çünkü nasıl ne şekilde olursa olsun bekledim. Sen benim bu halde olduğumu bilen birisin ve şimdi geçmiş karşıma bana onunla hayat düşünme diyorsun nasıl böyle zalimce bir teklifte bulunuyorsun bana sen benim en arkadaşım, sırdaşım, ablamsın. Ben onu seviyorum hiçbir zaman vazgeçmedim sevmekten. Anlamıyorsun dimi beklemiyorum anlamanı rahat bırakın beni artık!”
Sustuk ama ben hala ağlıyordum. Kendimi biraz topladıktan sonra kalkalım dedim. Pınar bu konuşmamızdan dolayı üzgündü benimle konuşup düzelmemi sağlıcaktı ama daha beter oldu her şey. Şimdi sıra anneme geçecekti ona konuştuklarımızın çoğunu anlatacak ama anneme yetmezdi eve gidince büyük bir sorgu başlıcaktı ama yorulmuştum ve hemen uyumak istiyordum.
Eve gittiğimde babam dışarıdaydı annemle beni yalnız bırakıyordu yani. Yukarı çıktığımda isteksizde olsa kapıyı çaldım ben yoldayken pınarla konuşmuşlar belli ama hiç havamda değildim annemin konuşması sonra ya da kalabilirdi hatta biraz yumuşardı belki, kapıyı açar açmaz “hoş geldin” dedi ama suratı asıktı.” “Hoş buldum annem hemen yatıcım anne çok yoruldum bugün. Akşamda pınarla buluştuk çok yorgunum duş alıp yatıcım” dedim ve konuşmasına fırsat vermeden odama çıktım. Kapıyı kapadım büyük bir sorgudan kurtulmuş mahkûm gibi derin bir oh çektim.
Yemeğe çağardırlar üstümü değiştirip indim yemeğe.
İki sininde suratı asıktı babamda duymuştu olanları aslında tüm bunlar anlamsızdı burakla sadece bir kez karşılaştık ve olanlara bak. Devamlı görüşsek neler olur tahmin edemiyorum. Yarın yoğun bir iş günü beni bekliyordu ve tekrar uyumaya gittim.
Sabah kalkıp aceleyle çıktım. Annem seninle konuşalım biraz dedi ben toplantılarım var dedim. Ama akşam konuşalım diyince fazla üstelemedi. Aceleyle çıktım evden otobüse yetişmek için koşturuyordum birden bir ses ‘Esra’ diye bağırdığını duydum döndüğümde Burak’la karşılaştım.
Durdum koşarak yetişti bana. İşemi gidiyorsun dedi ben evet ama acele etmem lazım yoksa geç kalıcam dedim oda arabam ilerde hadi seni bırakım dedi. Bende tabi ama hızlı olucaz dedim. Oda gülerek başını salladı.
Biraz yürüdükten sonra ulaştık arabaya “neden bu kadar uzakta” diye sordum, bir şey söylemedi. Bindik ilk önce konuşmadık, daha sonra bana “resmimi atmamışsın” dedi ve cüzdanını çıkardı içinden eski, küçük bir kâğıt çıkardı ama o bir fotoğraftı hemde benim fotoğrafım şok oldum ne diyeceğimi bilemedim, sözcükler boğazıma dizildi ama bir türlü istediğim şeyleri söyleyemedim. Burak bir şey soracaktı ve ben heycenlanmıştım. Mimikleri, hareketleri, konuşması her şeyi aynıydı bu oydu benim on yıl beklediğim kişi. Cesaretini topladı ve sordu “ya sen hiç kimse oldu mu hayatında”dedi ama çok utanmıştı belli ki içi içini yiyordu bu soruyu sorup boşalttı içindeki sıra bendeydi artık sessizce benim ne diyeceğimi bekliyordu. Ben sesimi çıkarmadan oturuyordum birden içimden ne geçtiyse dilimden sözcükler dökülmeye başladı “hep sen vardın kalbimde gittiğin gün bana verdiğin mektupla bekliyordum seni ama” diyerek sordum daha fazlası ağır gelirdi ona bir şey demedim sonrasında. “ben sana verdiğim sözü tutamadım hayat engelledi beni çok şey yaşadım inan bana hiç çıkmadın aklımdan hiçbir zaman çıkmıcaksın da” dedi ve sustu yol boyunca son konuşmamız olmuştu bu. Zaten baya yaklaşmıştık “geldik burada inim sana da zahmet oldu hayırlı işler” deyip gittim.
Bugün nasıl akşam oldu benim için hatırlamıyorum bile. Geçmek bilmedi saatler, onca uğraşıma rağmen. Ardı ardına toplantılar, kafamdaki sorular… Akşam çıkış vakti kendimi eve zor attım. Eve girer girmez hemen odama çıkıp dinlendim annem yorgun olduğumu gördüğü için konuşmamız biraz daha uzamıştı. Yemeğe indiğimde ikiside gözümün içine bakıyordu. Son zamanlarda pek sohbet edemiyorduk, hatta hiç konuşmuyorduk. Babam “hazırlanın dışarı çıkı caz” dedi. Hazırlanıp çıktık. Babamın tanıdığı bir galericinin yanına gittik. Bana araba alıyorlardı çok sevindim. Aslında annem daha erken diyordu ama bu ani fikir değişikliği kafamda soru işaretleri bırakmadı da değil. Seçtik birkaç gün sonra alabilirsiniz dediler. Eve geldiğimizde ben sevinçten ne yapacağımı şaşırıyordum. Oturduk annem “artık daha az yorulursun ve kimsenin arabasına binmezsin” dedi. Anlamıştım beni Burak’la beraber görmüşlerdi. Birinin beni izlediği hissine kapılmam hiç hoş değildi hele annemin bunu yapması bana çok ağır gelmişti. Bütün sevincim kayboldu odama çıkıp yattım. Sabah kalktığımda babam yoktu annem dışarı yürüyüşe çıktığını söyledi. Ben şüphelenmiştim bir kere ama çıkarken babam kapıda eşortmanlarıyla zile basmaya hazırlanırken buldum içim ferahladı artık gözetlenmiyordum.
Bu sabah yine karşılaşırım diye biraz yavaş yürüdüm ama ne kendi vardı ne de arabası yerindeydi.
Bir iş gününü daha bitirmenin mutluluğuyla dışarı attım kendimi ve karşımda Burak elinde kocaman bir papatya demeti. Unutmamış sevdiğim çiçeği. Yanına gittim “yemeğe gidelim mi?” dedi biraz mahcup, ben hemen “tabi bu yorgunluğun üstüne tam gider.” dedim. Buketin üstünde küçük bir zarf vardı “açma dedi eve gidince açarsın”. “Peki” dedim.
Sahil kenarında yürüdük biraz, sonra yemek yedik. Allah’ım
Hayallerim gerçeğe dönüşüyordu çok mutluydum. Beni eve bıraktı annemler gördü tabii ki yolda karşılaştığımızı söyledim ve yukarı çıktım poşetin içindeki çiçekleri fark etmemeleri çok büyük bir şanstı benim için annem yemeğe diye bağırıyordu. Belliki beni beklemişler hemen üstümü değiştirip geliyorum dedim birden elime Burak’ın verdiği zarf geldi, içini açtım resmi vardı cüzdanıma koyup aşağıya indim. Ertesi sabah buluştuğumuzda bende ona yeni bir resmimi verdim. “Artık bunlara bakalım” dedi. Bende “yan yana olmak varken bunlarla yetinmeyelim artık dedim.” Bunu nasıl söylediğime bende şaşıyordum “evet öyle bir daha resimlerle avunmak yok dedi.” Artık sık sık buluşuyorduk hatta bazen mineyle bize geliyorlardı.
Aradan bir yıl geçti. Çok güzel dolu dolu, bir gün gibi. Neden bu kadar hızlıydı zaman. Ama öyle bir yaşadık ki bir yılı bütün hasretliğin, özlemin acısıyla yanan kalplerimiz, artık geleceğe dönük hayallerimizle dolmuştu.
Minenin doğum günü için hazırlık yapıyoruz. Hep beraber. Annem babam bile o kadar alıştılar ki mineye görmeden yapamıyorlardı. Pastayı annem, evin süslemesini babam ve Burak, Fatma hanımla bende misafirlere ikram edilecekleri ayarlıyorduk. Minenin kreş arkadaşları ve aileleri geldiler. Babam bizim hediyelerimizi onun isteğine göre almıştı biraz hileyle de ne istediğini öğrenmişte ama. Çok mutlu oldu melek gibiydi o akşam babasından özellikle kanatlı elbise istemişti beyazlar içinde çok tatlı gözüküyordu. Sıra pasata üflemeye geldiğinde mine annemide istiyorum dedi beni göstererek çok şaşırdım ben değil herkes şaşırdı aslında ama öyle okşayıcı geldi ki sesi hemen gittim yanına babasıda yanımızda beraber üfledik mumları. O an annelik duygusunu en derinden yaşadım. Annemlerin morali bozulmadı değil ama öyle neşe saçıyordu ki etrafına meleğim, neşelendiriyordu herkesi. Böylece bitirdik akşamımızı mine uyuyana kadar bırakmadı beni. Çok seviyorduk birbirimizi hele anne dedikten sonra daha bir yakınlaştık sanki. Burak’la konuşuyorduk “ne güzel kocaman bir aile gibiyiz” dedim. Oda “neden olmasın diyerek gülümsedi.”
Eve döndüğümüzde annemle babam konuşalım dediler. Ben çok yorgun olduğumu söylesem de, çok kısa deyip geri çevirdiler. Babam başladı söze “sen ne karar verirsen ver biz senin arkandayız, bunu sakın unutma” dedi bana. Annemde ağlayarak babamın sözlerine katıldı. İlk önce anneme sonra babama sarılıp “sizi hiç üzmedim sizde beni, emin olun bundan sonrada üzmeyeceğim sizi.” Bende ağlayarak odama çıktım.
Burak’la akşam yemeğine çıktık, ertesi gün. Çok güzel şahane bir restorana, baş başa bu romantik ortam “bende bir şeylerin açığa çıkacağı gün dedi” kulağıma eğilerek.
Yemeğimizi yedik, dans ettik ve 2 kadeh şarapla noktalıyorduk geceyi. Ama büyük anın o kadehin içindeki yüzükle olacağı aklımın ucundan geçmezdi. Gördüğüm anda tutuldum sanki kımıldayamadım. Gülün dalıyla yüzüğü çıkardı ve o sihirli iki kelime geldi arkasından “BENİMLE EVLENİRMİSİN?”.
Hiçbir şey söyleyemiyordum boğazımda düğümlendi evetler.
Gözlerime bak dedi. Kilitlendim ona ellerimi ellerini içine aldı ve bekledi ben hiç olmadığım kadar mutluydum ve “evet evet bin kere yüzbinkere evet” dedim. “Çok mutluyum ve bu an hayal diye çok korkuyorum” dedim. Ağlıyordum yanıma geldi gözyaşlarımı sildi ve dudağıma bir öpücük kondurdu. Bu anı uzun zamandır bekliyordum dedi. Bende senden çok bekledim ve seni hala çok seviyorum dedim. Bende bitanem dedi ilk duymuştum bunu onun ağzından çok mutluyum allahım bozulmasın bu an hiç. Dansa kaldırdı beni sıkıca sarıldım sanki tekrar gidecek gibi geliyordu oda bana sıkıca sarılıyordu.
Akşam eve geldiğimizde mine bizdeydi. Burak içeri girmedi kapıda bekliyordu mineyi alıp gidim ben dedi. Bizi konuşmamız için yalnız bırakmak istiyordu aslında. Çıktılar ben içeriye girip anneme yüzüğü gösterdim. Biraz astı suratını ama benim mutlu olduğumu görünce çabuk geçti suratının asıklığı. Babamın tepkiside anneminkiyle aynı sayılırdı. Babam “seni mutlu edeceğine inanıyorsan ve mutluysan biz her zaman arkadayız dediler.” Bu bana bir ömür yetecek gücü veriyordu zaten çok mutluydum ve bozulmasından o kadar korkuyordum ki.
Sabah Burak arabanın yanında beni bekliyordu. Üzgün bir şekilde yaklaştım. Hemen morali bozuldu. Onu öyle görmeye dayanamıyordum, asık suratım sevinç içinde gülümsemeye başladı. Neler olduğu anlattım derin bir “oh” çekti ve bana sıkıca sarıldı. Arabaya bindik “bu ay sonu evleniyoruz, ona göre hazırlığını yap dedi”. Ve devam etti “düğünden önce bir yemek vericez sonra düğünümüzde kır düğünü olacak tam senin istediğin gibi.” Birden moralim bozuldu “ya ben benim düşüncelerim”. Hemen kesti lafımı “ben sadece yerleri belirledim geri kalan bütün hazırlıklar senin hatta benim yerime birçok kararı sen vereceksin”. Çok utandım her şeyi o kadar ince düşünüyor ki hayran kaldım bu özelliğine. İş yerindekiler de çok şaşırmıştı ama hepsi benim adıma seviniyorlardı.
İşten sonra pınara uğradım. Her şeyi olduğu gibi açık net anlattım. Çok ama çok şaşırdı annenler nasıl ikna oldular, demekle yetindi ama oda çok sevinmişti sen mutlu ol bende mutlu olurum der can arkadaşım benim. Düğünün ve davetin yemekli olacağını duyar duymaz “yemekler benden” diye atıldı tabii ki tine itiraz hakkı yok.
Bir hafta da neredeyse yarısını bitirdik işin ben yarısını diyorum ama annem daha başı diyor koşturup duruyor. Nerde bir mağaza görse girip bir şeyler alıp çıkıyor. Annemle alışveriş yapmak çok yorucu ama sen tek göz ağrımsın her şeyin en iyisini alıcam tabi diyor yine devam ediyor. Pınarla gelinliği, damatlığı, davetiyeleri, menüyü yani neredeyse hepsini hallettik. Tabii ki sevdiklerimle.
İşte ömrümün hayali, beklediğim an. Evlilik günü geldi çattı. Ben beyazlar içinde minem de aynı beyazlar içinde bir oyanı bir buyanı koşuşturup duruyor. Misafirlere bakın annem gibi oldum bende deyip keyiflerine keyif katıyor. Burak damatlığın içindeyken daha da yakışıklı geldi gözüme. Allahım rüyaysa uyandırma derken, dudaklarımda onun dudaklarıyla gerçeği tattım. Çıktı babam geldi ilk kez ağladığını gördüm babamın bende ağlıyordum hemen toparladı kendini beni davetlilerin yanına götürmek için geldi. Duvağımı indirdi ve koluna girdim. Merdivenlere geldiğimizde çok şaşırdım çok kalabalıktı ve bu kalabalığın gözü iki kişide olacaktı onlardan biri bendim. Çoğu kişiyi tanıyorduk zaten, birbirimizin aileleriyle kaynaştık. Nikâh memuruna evet derken birbirimizin gözlerine bakıyorduk aynı hayalimizdeki gibi allahım nolur bu rüya bitmesin diye tekrarlarken içimden dansa kalktık. Kimse yokmuş gibi geliyordu müzik ve ikimiz vardık.
Dans ederken burnumdan bir sıcaklık geldi kandı. Oracıkta yığılmışım Burak’ın kollarına. Gözlerimi açtığımda hastanedeydim. Ama narkozun etkisi çok belirgindi konuşamıyordum gözümü açıp uykuya dalıyordum tekrar. Evimizi, yuvamı kocamı çocuğumu görüyordum ve benden uzaklaşıyorlardı allahım. Gözümü açar açmaz burağı sordum hiç kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Kendimi çok yorgun hissediyordum.
Doktor geldi başarılı bir nakil oldu dedi kocanız sizi çok seviyor diyerek ayrıldı yanımızdan. Artık suskun suratlara bakmak istemiyordum gücümü topladım bağırıp çağırdım ama çabuk pes ettim. Yarın dedi annem herşeyi anlatıcaz ama bugün olmaz sadece ağlıyordum sesim çıkmıyordu Burak nerdeydi acaba birşeymi oldu diye düşünmekten heder oldum.
Ertesi gün uyandığımda Burak saçlarımı okşuyordu. Bağırdım hani bu kez ayrılık olmıcaktı. Öyle birtanem sonsuza kadar beraberiz artık. Ağlıyorduk ikimizde. Doktor geldi ikinci hastamızda ayaklanmış dedi. Soran gözlerle bakarken elimi eline aldı sakın kendini yorma ve söyliceklerimi dinle dedi. Ben gözümden akan yaşlara aldırmadan gözlerinin içine bakarak onun söyleyeceklerini bekliyordum. Düğün gününün üzerinden tam 15 gün geçti, senin dedi ve durakladı ama devam etti böbreklerin iflas etmişti bizim elimizden bir şey gelmiyordu. Sonunda ailemizden sana uyan bir böbrek çıktı. Oda bendim. Dediği anda deliye döndüm bağırıyordum neden yaptın diyorum. Yüzümü ellerinin içine aldı seni yeni bulmuşken kaybedemezdim. Sen benim yerimde olsan yapmaz mıydın dedi ve sustu. Bende sakinleşmiştim artık ama kimseyle konuşmak istemiyordum. Küçük meleğim geldi yanıma. Anne babam seni kurtardı dedi ben ağlıyordum sarıldım sıkıca kızıma sarıldım. Burak o geldi özür dilerim çok üzdüm seni hemde bunca fedakârlığına rağmen. Sus dedi üçümüz yine beraberiz ya bana olanlar rüya geliyor sonu mutlu biten bir rüya.
Hastaneden çıktığımız gün hayatımızda yeni bir başlangıç diyerek yola devam ettik. Sonsuza kadar yetecek mutlulukla beraber…
SON
|
|
|
 |
sonsuz aşk Yazýsýna Yapýlan Yorumlar |
| Üye Adý : duygusal__xx |
Yorum Baþlýðý
: MERAK |
| Yorum Tarihi : 22.08.2009 |
| merhaba esra hanım sızı tebrık etmek ıstedım gercekten cok guzel bı anlatısınız varkı ınsanın okudukca okuyası gelıyor ama aklıma takılan bu sızın gercektende yasadıgınız bı ask mı yoksa hıkayemı karar veremedım soruma merakımı gıderırsenız sewınırım sımdıden tesekkurler ALLAH'IN RAHMETI VE BEREKETI UZERINIZE OLSUN |
|
| Cinsyet :
Bay |
| Þehir : kutahya |
| Üyelik Tarihi :
28.05.2009 |
| Üye Adý : esra ballı |
Yorum Baþlýðý
: teşekkür |
| Yorum Tarihi : 28.08.2009 |
| etkilendiğim bir yaşantı sadece ve beyendiğinize sevindim sağolun... |
|
| Cinsyet :
Bayan |
| Þehir : istanbul |
| Üyelik Tarihi :
14.08.2009 |
| Üye Adý : duygusal__xx |
Yorum Baþlýðý
: etkılendıgınız bır yaşantı??? |
| Yorum Tarihi : 04.12.2009 |
| ama ben tam olarak cvbımı alamadım yada ben anlamadım kusura bakmayın bu olayı yasadınızmı yasamadınızmı hımm sız dıyorsunuz kı bı baskasının yasantısı bu bende kaleme aldım olemı?? acaba yanlısmı anladım |
|
| Cinsyet :
Bay |
| Þehir : kutahya |
| Üyelik Tarihi :
28.05.2009 |
|
|
 |
sonsuz aşk Makalesine Sizde Yorum Yapmak Ýstermisiniz? |
|
|
|